Tanzimat edebiyatının ilk kadın romancısı Fatma Aliye'nin 'Enîn'i günümüz Türkçesine çevrildi. Kitap, kadın hakları kavramını ilk ortaya koyan romanlardan biri

1/12/2005 · Kategori: Inceleme

Kitap 


Aşk üzerine inlemeler

Aşk üzerine inlemeler
Tanzimat edebiyatının ilk kadın romancısı Fatma Aliye'nin 'Enîn'i günümüz Türkçesine çevrildi. Kitap, kadın hakları kavramını ilk ortaya koyan romanlardan biri

Radikal Kitap, 02/12/2005

AYŞE BENGİ

Aldatıldığı, aşağılandığı, yediği dayağın haddi hesabı olmadığı halde 'ayrılmam da ayrılmam, kocamdan ayrılmam' diye televizyonlarda feryat edeninden, 'erkektir yapar, ben evliliğimi bozamam' diyen 'sosyetik'ine kadar birçok kadınla karşılaşıyoruz. Kimi ev kadınlığından başka bir iş bilmiyor, kimi okumuş olmasına rağmen ilk adımı atamıyor. Pek azı yeniden hayat kurabiliyor kendine.
Bugün dizilerde tartışılanlar, yüz yıl önce romanlarda tartışılıyormuş. Yüz yıldır pek bir şey değişmemiş anlaşılan. Fatma Aliye'nin yüz yıl önce kağıda döktüğü kadın kahramanlar, ne yazık ki, bugünkülerden cesur. Udi (1898) romanında kocasından ayrılıp ud dersi vererek geçinen Bedia da, Enîn'de (1910) nişanlısının aldatma girişiminden sonra onunla asla barışmayan, eğitimine kaldığı yerden devam eden Sabahat da, Muhadarat'da (1892) yazgısını değiştirmek için çabalayan Fazıla da.

Fatma Aliye kimdir?
Fatma Aliye ilk kadın romancılarımızdan. (Zehra Toska'nın ortaya çıkardığı Zafer Hanım'ın Aşk-ı Vatan (1877) kitabı varsa da Fatma Aliye, kadının toplumdaki yerini, kadın erkek ilişkilerini tartışan ilk yazar.) Fatma Aliye, Ahmet Cevdet Paşa'nın kızı. Ailesinin kimliğinin eğitiminde katkısı büyük. Ağabeyine gelen hocaların hepsinden ders almış. İlk yazın deneyimi bir çeviri. George Ohnet'nin 'Volonte'sini Meram adıyla (1889-1890) çevirmiş. Meram, 'Bir Kadın' imzasıyla yayımlanmış. Kadın bir çevirmenin varlığı edebiyat çevreleri için inandırıcı olmamış. Ardından gelen makalelerini Meram Mütercimi diyerek imzalamış uzunca bir süre kendi kimliğini açıklamamış Fatma Aliye. Eğitimine rağmen önce kendine güvenememiş çeviride:
"Kendimden bir ümidim var ise o da Fransızcayı iyi anlayabilmekten ibaret idi. Yoksa Türkçe yazdığım şeylerin iyi olabilecekleri hatırımdan bile geçmiyor idi. Yaptığım tercümenin Türkçesini Faik Paşa'nın tashih ve tezyin eyleyeceği ricasında idim. Bunu pedere dahi söyledik. Peder "Sakın ha! Buna el sürülmez." dedi. Kendisinin tashihe inayetini rica tavrıyla yüzüne baktım. "Bana da yalvarsan ben de buna kalem karıştırmam." dedi. Tuhaf şey rüya mı görüyorum diye düşünüyor idim." (Ahmet Mithat, Fatma Aliye Yahud Bir Muharrire-i Osmaniye'nin Neş'eti (1893-94) Fatma Aliye, Bir Osmanlı Kadın Yazarın Doğuşu, s. 80)
Metinde ismi geçen Faik Paşa, Fatma Aliye'nin kocası. 17 yaşında evlendiği kocası önceleri roman okumasına karşı çıkmış: "Yırtıp atmaya kadar bile davranmış. Bu hal Aliye hanımefendinin düşüncelerine uygun düşmemekte ise de pederinden sonra zevcine hürmet ve itaatle kendisini mükellef bilmesinden dolayı, sesini çıkarmayarak, romanları ortadan kaldırmış." (Bir Osmanlı Kadın Yazarın Doğuşu, s. 76)
Evliliklerinin ilk on yılında kocasından gizli kitap okuyabilen Fatma Aliye, Faik Paşa'nın bu konuda yumuşaması sonucu onun izniyle Meram'ı çevirebilmiş. Babası, çeviri yayımlandıktan sonra kızını ciddiye almış onunla çalışmaya, fikir tartışmaları yapmaya başlamış, yine bir devlet adamı olan ağabeyi Ali Sedat ise ne acıdır ki kardeşinin yazarlığını kabul bile etmemiş. Ailesinin dışında Ahmet Mithat'ın Fatma Aliye'nin edebiyat hayatında önemli bir yeri var. Ortak romanları Hayal ve Hakikat (1891), Bir Kadın ve Ahmet Mithat imzasıyla yayımlanmış. Bu romanın kadınının ağzından yazılmış bölümü Vedad, Fatma Aliye'nin, erkeğin ağzından yazılmış Vefa bölümü ise Ahmet Mithat'ın kaleminden.
İlk romanı Muhâdarât'da (1891-92) mutsuz evliliğini bitirip şehirde iş bularak yaşam savaşını sürdüren Fazıla'nın, Ref'et'de (1897) kendi çabasıyla öğretmen olan bir kızın, Levayih-i Hayat'ta (1897-98) aile, ilişkiler, sadakat konularında yazışan kadınların, Fransızca'ya da çevrilen Udi'de (1899) de yine tek başına varolmayı deneyen Bedia'nın hikâyesini anlatır Fatma Aliye. Arada mutsuz olanlar, boyun eğenler olsa da Fatma Aliye'nin kadın kahramanları azimleri, kararlılıkları, eğitimleri ile her güçlüğün altından kalkarak başarılarını bağırırlar topluma tüm romanlarında.

Karmakarışık bir aile
Enîn, Fatma Aliye'nin son romanı. 'Enîn'in anlamı, inleme. Kitabı çeviren ve yayıma hazırlayan Tülay Gençtürk Demircioğlu, Levayih-i Hayat'ı (Hayattan Sahneler) da günümüz Türkçesine çevirmiş. Enîn sadece Osmanlıcaya vakıf olanlar için hazırlanmamış. Kitapta, orijinal metin, Latince çeviri yazı ve günümüz Türkçesiyle diliçi çeviri yer alıyor.
Romanın başkahramanı Sabahat, iyi eğitim almış bir genç kızdır. Annesi babası ölmüş olduğundan dayısı yengesi ve kız kardeşleriyle bir konakta yaşamaktadır. Ailenin diğer üyeleri de Sabahat kadar olmasa da eğitimlidir. Dayısının oğlu Suat ile nişanlanan Sabahat etrafındaki kötü örneklerden dolayı evlilikten korkmaktadır. Nişanlısından, aldatırsa onu asla affetmeyeceğini söyleyerek aldatmayacağına dair söz alır. Sabahat'in üvey kız kardeşi Nebahat ise aldığı eğitimi içine sindirememiş, kıskanç, kötü bir kızdır. Gözü paradadır. Sabahat de nişanlısı Suat da birbirlerine ekonomik olarak bağımlı değillerdir. Her ikisi de büyük bir mirasın sahibidir. Nebahat de bu durumu çekememektedir zaten. Nebahat, Suat'ı ayartır. Sabahat nişanı bozarak ayrılır. Kötü kız kardeş ve Suat evlenirler. Sabahat ise eğitimine devam eder.
Romanda sadece dönemin sorunu olmakla kalmayıp bugüne de taşan görücü usulü evlilik, görmeden tanışmadan evlenmeyi eleştirmekte bu tarz temelsiz evlilikler yüzünden mahvolan hayatları, kadınları, erkekleri göstermektedir. Kadınların bakış açısının yanı sıra erkeklerin de tartışmaları Suat ve diğer erkek kahramanların ağzından ulaşır okuyucuya.
Enîn, Tanzimat'ın olayları dıştan anlatan "ey okur" hitabını eksik etmeyen romanlarının yanında anlatım olarak da yenilikçi. Karşılıklı konuşmalarla kolayca okunur hale getirilmiş. Karakterler tamamen siyah ya da beyaz değil Fatma Aliye'nin bu romanında. Onca kötülük yapan Nebahat yazar tarafından cezalandırılmamıştır örneğin.
Roman, üst sınıftan ekonomik derdi olmayan eğitimli kadınlarla, erkeklerin arasında geçse de kadın hakları kavramını ilk ortaya koyan romanlardan biridir. Fatma Aliye tüm romanlarında olduğu gibi bu romanında da sorunu ayrıntılarıyla ortaya koyuyor ve tartışmayı başlatıyor. Üstünden yüz yıl geçmesine rağmen tartışma hâlâ güncel.
Fatma Aliye başta Hanımlara Mahsus Gazete olmak üzere bir çok gazete ve dergide yazılar yayımlanmıştır. Romanlarının yanı sıra Nisvan-ı İslam (İslam Kadınları, 1891-92), Namdaran-ı Zenan-ı İslamiyyan (Ünlü İslam Kadınları, 1899-1901), Taaddüd-i Zevcata Zeyl (Çok Eşliliğe Not, bu konuda bir din adamının yazdığı kitaba yanıt, 1898-99) adlı kadınlara ilişkin yapıtları olan yazarın; Kosova Zaferi ve Ankara Hezimeti (1912-13) ile Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı (1912-13) adlı tarih incelemeleri, felsefe üzerine, Teracim-i Ahval-i Felasife (Filozofların Yaşamöyküleri,1899-1900) ve Tedkik-i Ecsam (Cisimlerin İncelenmesi, 1899-1900) iki kitabı da yayımlanmıştır.
Enîn, edebiyat ve kadın araştırmacılarının raflarında yer alması mutlaka gerekli özenli bir çalışma. Ayrıca yüz yıllardır süren kadının ayakta durma savaşını 'Bir Kadın'ın kaleminden okumak isteyen herkes için.

  • ENÎN
    Fatma Aliye, Çeviren: Tülay Gençtürk Demircioğlu, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2005, 586 sayfa, 20 YTL.
  • EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    0 yorum yazılmıştır

    « Önceki :: Sonraki »