07 06 2011

'Senden büyük Allah var'

'Senden büyük Allah var' |  görsel 1
CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın 9 yıllık iktidarın sonunda şımardığını savundu. 

EMRE BAYLAN

ANTALYA- Baykal, "Eskiden yeniçeriler ve halk selamlığa dolar 'Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var' diye uyarırlardı. Kimi? Padişahı uyarırlardı. Şimdi Türkiye'de böyle bir uyarıya ihtiyaç var" dedi.

CHP eski Genel Başkanı Baykal, 12 Haziran'a 6 gün kala eleştirilerin dozunu yükseltti. Baykal, seçim çalışmalarını memleketi ve seçim bölgesi Antalya'nın Gündoğmuş ve Akseki ilçeleri ve beldelerinde sürdürdü. 2 bin nüfuslu Gündoğmuş'ta 20 araçlık bir konvoyla karşılanan Baykal'ı parti minibüsü 'Efsanevi Genel Başkan' diye anons etti.

Baykal, burada yaptığı konuşmada demokrasilerde değişim ve yenilenmenin esas olduğunu söyledi. AK Parti iktidarının 9 yıldır işbaşında olduğunu hatırlatan Baykal, "Al bir 4 yıl daha sana veriyoruz demek çok yanlış olur. 9 yıldan beri ne yapacaklarsa yaptılar. Yani bugüne kadar ne yaptılarsa yine onu yapacaklar" diye konuştu. Bu süre boyunca iktidarın 'millet ekonomik sıkıntı, gençler işsizlik çekerken önce kendi yakınlarına, çoluk çocuğuna iş, kazanç imkanları, avantaj sağladığını' savunan Deniz Baykal, şunları söyledi:

"Bu çok yakışıksız bir olaydır. Devlet adamı önce halkı düşünecek, önce milletin çocuklarını düşünecek. Önce toplumu düşünecek. Önce kendini düşünürsen olmaz. Bu iktidarın önce milleti, halkı düşünmeden kendisini düşündüğü ortada. Maşallah iktidar büyüklerinin çocuklarının hiçbir sorunu yok. Bir eller yağda bir elleri balda. Alışveriş merkezlerinde en gözde dükkanlar onların, en yüksek krediler onların, kuyumcu dükkanları, sıfır KDV pırlantalar, elmaslar onların. Her türlü destek onlara. Bu yanlış. Bu dengesizliği ortadan kaldırmak lazım."

'SENDEN BÜYÜK ALLAH VAR'
Türkiye'de değişim ihtiyacı kendini açık bir şekilde ortaya koyarken demokrasinin vatandaşa da sorumluluk yüklediğini kaydeden Baykal, "'Bir dakika arkadaş' diyecek, gerekeni yapacak. Şimdi onun zamanıdır. Hepimize düşen görev bu. 'Sen çok şımardın. Senden büyük Allah var.' Eskiden yeniçeriler ve halk selamlığa dolar, 'Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var' diye uyarırlardı. Kimi? Padişahı uyarırlardı. Şimdi Türkiye'de böyle bir uyarıya ihtiyaç var" diyerek konuşmasına devam etti.

KORKU ORTAMI YARATILDI
Baykal, bu uyarı görevini vatandaşın üstlenmesi gerektiğini, devlet kurum ve kuruluşlarının Cumhurbaşkanlığı makamı dahil böylesine bir sorumluluğu üstlenmekten uzak olduğunu savundu. Baykal, Gündoğmuşlulara, "Allah'ınızı severseniz söyleyin, bugüne kadar Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu iktidarın bir tek yanlışına 'Dur' dediğinizi gördünüz mü? Peki bugüne kadar bu iktidarın bir tek yanlışı olmadı mı, her yaptığı mükemmel mi?" diye seslendi.

AK Parti'nin iktidarda kaldığı süre boyunca toplumsal korku ortamı yarattığını savunarak açaklamalarına devam eden Baykal, herkesin ağzını açamaz hale geldiğini savundu.

BAŞBAKAN İPİNİ KOPARDI
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in Meclis görüşmeleri sırasında aralarında geçen "Siz mi susturacaksınız ben mi susturayım?" konuşmasını hatırlatan Baykal, şöyle konuştu:

"Meclis Başkanı orada duruyor. Meclis'te tartışma çıkmış, Başbakan birisine ceza verilsin istiyor. Yetki, sorumluluk, yönetim Meclis Başkanı'nda. Meclis Başkanı'na diyor ki 'Sen mi ceza vereceksin ben mi vereyim?' Sen kimsin ya? Arkadaşlar böyle ülke olmaz, böyle demokrasi, hukuk devleti olmaz. 9 yıl içinde bu hale geldi. Yani şımardı artık. İpini kopardı. Eteğinden çekin bunun."

KORKU DAĞLARI BEKLİYOR
Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın işadamı İnan Kıraç'ın 'CHP birinci parti olacak' açıklamasının ardıdan yaptığı değerlendirmelerle kimsenin konuşmadığı bir ülke özlemini bir şekilde dile getirdiğini savundu. Baykal, "Bir işadamı çıktı, dedi ki, 'CHP birinci parti olacak.' Adam çıktı, 'Sen ne risk aldığının farkında mısın?' dedi. 'İşadamısın kendine gel' dedi. Arkadaş, memlekette her vatandaş haklı haksız, doğru yanlış bir tahmin söyler. Tutar tutmaz. O tahmin tutmazsa iddiaya girmiş iddiasını kaybeder. Elbisesine girmişse karşısındaki adama elbise alır. Yemeğine iddialaşmışsa yemek ısmarlar. Arkadaşlar insanlar konuşamaz hale geldi. Korku dağları bekliyor" diye konuştu.

CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal, Gündoğmuş'un ardından ilçeye bağlı Köprülü Beldesi'ne geçti. Halen yükseklerinde karın erimediği beldede Baykal, kahvede konuştu. Baykal, ilk kez milletvekili seçildiği 1973 yılında geldiği ve bir daha uğramadığı beldede, 38 yıl aradan sonra yaptığı konuşmada yoksulluğun bir devlet meselesi olduğunu söyledi. Baykal, yoksullukla mücadelenin Deniz Feneri veya benzeri derneklere havale edilemeyeceğini savundu.

OLCAY BAYKAL'I GÖRMEK İSTEDİLER
Konuşmasının ardından kahvenin yanında kendisini bekleyen kadınların yanına geçen Baykal'a seslenen beldenin kadınları, eşi Olcay Baykal'ı da getirmesini istedi. Baykal, bu isteği "Daha bugün Antalya'ya geldi" diye karşılık verdi.

AKSEKİLİLERE KENDİNİ ANLATTI
CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal, Antalya'nın Akseki İlçesi'nde, Ömer Duruk çay bahçesinde vatandaşlarla biraraya geldi. Çiftçinin borç içinde olduğunu, çiftçiliğin para kazandıran bir faaliyet türü olmaktan çıktığını belirten Baykal, "Çiftçilik kaybetmeye mahkum bir faaliyet haline geldi. Çiftçinin kazanç şansı hemen hemen hiç yok. 'Hayaldi gerçek oldu' diyor ya, gerçekti hayal oldu" dedi.

Tarıma sahip çıkılması gerektiğini anlatan Baykal, girdi fiyatlarının hızla arttığı bir ortamda en önemli politikanın bunu indirmek olacağını belirtti. Baykal, "En önemli girdi fiyatı ne? Mazot. Mazotu bir indirsek bu çiftçiye yapılacak en büyük iyilik olur" diye konuştu. CHP iktidarında mazotun 1.5 TL'den satılacağını belirten Deniz Baykal, bunun hesabı kitabı yapılmış, gerçekçi bir polikita olduğunu aktardı. Baykal, şunları söyledi:

"Şimdi bakın 'Seçim zamanı, siyasetçiler başladılar uçmaya. İşte geliyorlar, milletin oyunu alacağız diye. Yok mazot şöyle, bilmem ne böyle, birbiri ardına vaat ediyorlar' diye düşünebilirsiniz. Birileri nitekim aynen böyle söylüyor. Şimdi bakın ben 30 yıldır buralardayım. Bir günden bir güne size ben üç tane oy alacağım diye inanmadığım bir vaatte bulundum mu? İnanmadığım bir konuda size yanıltıcı açıklama yaptım mı? Yalan söyledim mi? Değerli arkadaşlarım, gün oldu birbirimize inanmadık, güvenmedik. Destek verdik vermedik. Ama bizim en çok karşımızda olan hemşerilerim de takdir ederler ki, biz daima inandığımızı söyledik. 'Deniz Baykal ne inanıyorsa onu söyler, yalan konuşmaz, boş vaatte bulunmaz, beğensek de beğenmesek de sözüne güvenilir bir siyasetçidir' der"dedi. Deniz Baykal, buradaki konuşmasının ardından seçim çalışmalarına Akseki'nin beldelerinde devam etti.(dha) 

 

Bu haberler çok mutlu etmişti
allowtransparency="" frameborder="0" scrolling="no" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.facebook.com/focushaber&layout=box_count&show_faces=false&width=80&action=like&colorscheme=light&height=65&locale=tr_TR" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; width: 100px; float: left; height: 65px; overflow: hidden; border-top: medium none; border-right: medium none">>The Economist’in AKP, Erdoğan ve AKP’li bakanlarla ilgili Türk medyasında manşetlere çıkan övgü dolu haber ve yorumlar…
06 Haziran 2011 Pazartesi, 03:08:56

allowtransparency="" frameborder="0" height="60" hspace="0" id="aswift_0" marginheight="0" marginwidth="0" name="aswift_0" scrolling="no" style="position: absolute; top: 0px; left: 0px" vspace="0" width="234">>

FOCUSHABER.COM
Türkiye’ye olan yakın ilgisi ile dikakt çeken İngiliz The Economist dergisi, son sayısında “AKP demokrasi için en ideal seçenek değil. Oyunuzu CHP’ye verin” çağrısı yapınca bir anda AKP hükümeti ve ona yakın medya tarafından hedef haline getirildi.

Hatta bu yorum, “Türkiye’yi dizayn ederek İsrail güdümünde bir iktidar oluşturma” oyununun uluslar arası uzantısı olarak değerlendirenler bile oldu.

Ancak, bu makale The Economist’in Türkiye hakkında yazdığı ilk makale değildi. Dergi, AKP’nin iktidara geldiği ilk günlerden bu yana Türkiye ile ilgili onlarca haber, yorum ve makaleye yer verdi.

O ZAMAN GÖKLERDEYDİ
Geriye dönüp bakıldığında, The Economist dergisinde yayımlanan makalelerin büyük bri çoğunluğu da Başabakan Erdoğan, AKP hükümeti, AKP’nin dış politikaları, AKP’nn ekonomi politikaları, Ergenekon soruşturması, AKP’nin kapatma davası gibi pek çok kritik konuda derginin AKP’yi destekleyen makalelere yer verdiği görülüyor.

Bu haber ve makaleleri yayımlarken, AKP’ye yakınlığı ile bilinen haber ajansları ve medyanın da en yakından takip ettiği yurt dışı yayınlarının başında The Economist geliyordu.

Dergiden yapılan alıntılar, anından Türk medyasına servis ediliyor ve bu yorumlar da AKP’ye yakın medya tarafından manşetlerden duyuruluyordu.

Ancak ne olduysa, The Economistin ‘AKP’yi otoriter eğilimler göstermekle’ suçlaması ve “Yeni CHP’ye oy verin” çağrısı yapmasıyla oldu.

Yıllarca bu övgüler karşısında "Biz kendimizi yedi düvele anlattık ama içerde bazıları bizi anlamıyor" diyen Başbakan Erdoğan da dergiye sert tepki gösterdi.

Derginin haberlerini manşetlerine taşıyan ve aralarında Anadolu Ajansı ve TRT gibi devlet kuruluşlarının da olduğu medya grupları bir anda The Economisti ‘kumpasçı’ ilan etti.

Üstelik, derginin aylar önce Kemal Kılıçdaroğlu’nu yerden yere vuran yorumunu manşet yaptıklarını da halkın unuttuğunu düşünerek!

İşte, bugüne kadar The Economist’te yayımlanan ve “AKP medyasında” manşet olan haberlerden bazıları…

21.08.2010 “Büyük Arabulucu”
İngiltere’nin itibarlı haftalık dergisi The Economist “Büyük arabulucu” başlığıyla Türkiye’yi övdü. Dergi, Türkiye’nin arabuluculuk yeteneği nedeniyle Batı ile Doğu arasında gerçek bir köprü olduğunu belirtti. Dergide ayrıca Türkiye’den birçok sorunun çözümü için arabuluculuk yapması istendiği vurgulandı ve örnekleri verildi.

25.07.2009 The Economist Davutoğlu'nu Övdü (TRT)
Dergi, Davutoğlu için "Türkiye'nin akıllı dışişleri bakanı, her yerde hassas diplomasi izlemeyi hedefliyor" ifadesini kullandı.

The Economist dergisi Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu Türkiye Cumhuriyeti’nin en etkin dışişleri bakanlarından biri olarak nitelendirdi.

The Economist, son sayısında Ahmet Davutoğlu ile yapılan bir söyleşiye yer verdi.
Dergi, Davutoğlu için "Türkiye’nin akıllı dışişleri bakanı, her yerde hassas diplomasi izlemeyi hedefliyor" ifadesini kullandı.

25:06.2010 Economist: PKK, hükümeti kışkırtmaya çalışıyor (AA)

İngiliz The Economist dergisi bu haftaki sayısında Türkiye`deki terör saldırıları ve demokratik açılım sürecini değerlendirdi.

İngiliz The Economist dergisi bu haftaki sayısında Türkiye`deki terör saldırıları ve demokratik açılım sürecini değerlendirdi. `Tıkanan açılım` başlıklı makalede, savaşın gölgesinin Kürt nüfusun yoğunlukta olduğu Güneydoğu Anadolu`ya yeniden düştüğü belirtildi.
"PKK militanları 25 yıllık savaşlarını tırmandırırken, son saldırılarda 16 kadar Türk askeri öldürüldü." diyen Economist, Halkalı`daki bombalı saldırıyı da hatırlattı. Dergiye açıklama yapan Amerikalı uzman Henri Barkey ise PKK`nın savaşı güneydoğunun dışına taşıması ilk kez gerçek bir risk." değerlendirmesinde bulundu.


Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli`nin bölgede olağanüstü hal ilan edilmesini istediğini hatırlatan dergi, saldırılar nedeniyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın üzerindeki baskının arttığı yorumunu yaptı.

Önceleri `Kürt açılımı` olarak adlandırılan demokratik açılımların militanların Habur`dan girişleri sırasında yapılan mitinglerin Türkleri hoşnutsuz ettiğini öne süren Economist, Aralık ayında 7 askerin şehit olduğu Reşadiye saldırısıyla açılımın daha da zayıfladığını belirtti.
PKK`nın, hükümetin Kürtler nezdindeki popülaritesini düşürmek için hükümeti eski baskıcı yöntemleri kullanmaya doğru kışkırtmak istediğini savunan Economist, Erdoğan`ın açılımdan taviz verilmeyeceğini, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ`un da olağanüstü hal ilan edilmeyeceğini söylediğini aktardı. Dergi, Mecliste Terörle Mücadele Kanunu`nda yapılacak değişiklikler hakkındaki görüşmelerin başladığını hatırlattı.

Buna karşın kayıpların arttığına ve gelecek yılki seçimlerin de yaklaştığına dikkat çeken Economist, şu yorumda bulunuyor: "Erdoğan`ın daha fazla taviz vererek milliyetçi öfkeyi karşısına alması pek mümkün görünmüyor. Bunu yapsa bile, PKK çıtayı yükseltecektir, çünkü çözümün taraflarından biri olmak istiyor. Bu oluncaya dek de şiddet olaylarının sona ermesi muhtemel görünmüyor."

24 Ekim 2008 10:39 Economist: Türk ekonomisi gerilemez

İngiliz The Economist dergisi, dünya piyasalarının etkilendiği ekonomik krizde, Türkiye`nin şu ana kadar pek fazla etkilenmiş gibi görünmediğini yazdı.

Economist, `Ekonominin son 6 yılda yükselişi, Türkiye ekonomisini Avrupa`nın en büyük 6`ncı büyük ekonomisi haline getirdi. Türkiye ekonomisinin gerilemesi ihtimal dışı görünüyor.` diye yazdı.

18.07.2008 Kapatma davası için `flaş` iddia (Samanyoluhaber)

Bu haftaki sayısında Türkiye`ye geniş yer ayıran İngiliz The Economist dergisi, AK Parti hakkında açılan kapatma davasını değerlendirdi. The Economist, AK Parti`ye açılan davanın arkasında hangi güçlerin olduğunu da yazdı...

`Bayraklar, Peçeler ve Şeriat` başlıklı haberinde Economist, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın siyasi geçmişini, Türk siyasi tarihinde kapatılan siyasi partileri ve AK Parti`nin son yıllarda yakaladığı çıkışı özetledi. İslami partilerin darbe yedikçe güçlendiğine dikkat çeken Economist, bunun en güzel ve güçlü örneğinin AK Parti olduğunu yazdı.

Türkiye`nin 50 yıllık geçmişinde toplam 24 partinin kapatıldığını yazan Economist, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nin, kapatılan 24 partinin 23`ünün davasında kapatma kararının haksız olduğu taraftarı olduğunu yazdı. Davanın güçlü delillere dayanmadığını belirten Economist, suçlamaların çoğunun Erdoğan`ın ve partililerin sarfettiği sözlere dayandığını kaydetti.

`AK Parti`ye açılan davanın arkasında müdahaleci generaller var`
Ülkede olan biten gelişmelerin hiçbirinin generalleri etkilemediğini belirten Economist şöyle devam etti: `Bunların hiçbiri Türkiye`de müdahaleci genarelleri etkileyeceğe benzemiyor. Generallerin AK Parti`ye açılan hukuki davanın da arkasında olduklarına inanılıyor. Bunun dışında geçen yıl da generaller yine `e-muhtıra` vermişti. Bazı generallerin de Ergenekon adlı grubun içinde olduğu görüldü.`

Bu arada Economist, 2001 yılından sonra iktidara gelen AK Parti`nin idam cezasını kaldırdığını, kadınlara daha fazla hak tanıdığını, ekonomi alanında da Türkiye`nin önemli bir ivme yakalayarak birkaç yıl üst üste ortalama yüzde 6`dan fazla büyüme oranını yakaladığını yazdı. Haberin devamında laiklik yanlısı kesiminin aksine İslami kesimin kendini tekrar keşfetme konusunda başarılı olduğunu yazan Economist, `İslami kesim, seçmene hitap etme konusunda daha başarılı. Ancak bunu Erdoğan`dan daha başarılı yapan başka bir kişi yok.` diye yazdı.

Anadolunun on yıllar öncesine oranla daha fazla İslamcı olduğunu iddia eden Economist, `Bunun tek sebebi de on yıllar öncesine oranla Anadolu`daki Hristiyan nüfusun sürülmüş olmasıdır. Örneğin Tokat şehrinin üçte birini Ermeniler oluştururken bu sayı günümüzde çok az.` ifadelerini kullandı.

`AK Parti kapatılırsa radikallerin eli güçlenmiş olur`
Son olarak Economist, AK Parti`nin kapatılmasının ülkede İslam ile demokrasinin bir arada olamayacağını savunan laik kesim gibi radikal grupların elini güçlendireceğini, AK Parti`nin iktidarda kalması durumunda ise İslami kesimin daha da yumuşayacağı yorumunda bulundu.

18.07.2008 Economist`ten `kapatma davasına` sert eleştiri (TevhidHaber.com)

Bu haftaki sayısında Türkiye`ye geniş yer ayıran İngiliz The Economist dergisi, AK Parti hakkında açılan kapatma davasını değerlendirdi.

`Bayraklar, Peçeler ve Şeriat` başlıklı haberinde Economist, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın siyasi geçmişini, Türk siyasi tarihinde kapatılan siyasi partileri ve AK Parti`nin son yıllarda yakaladığı çıkışı özetledi. İslami partilerin darbe yedikçe güçlendiğine dikkat çeken Economist, bunun en güzel ve güçlü örneğinin AK Parti olduğunu yazdı. Türkiye`nin 50 yıllık geçmişinde toplam 24 partinin kapatıldığını yazan Economist, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nin, kapatılan 24 partinin 23`ünün davasında kapatma kararının haksız olduğu taraftarı olduğunu yazdı. Davanın güçlü delillere dayanmadığını belirten Economist, suçlamaların çoğunun Erdoğan`ın ve partililerin sarfettiği sözlere dayandığını kaydetti.

`AK Parti`ye açılan davanın arkasında müdahaleci generaller var`
Ülkede olan biten gelişmelerin hiçbirinin generalleri etkilemediğini belirten Economist şöyle devam etti: `Bunların hiçbiri Türkiye`de müdahaleci genarelleri etkileyeceğe benzemiyor. Generallerin AK Parti`ye açılan hukuki davanın da arkasında olduklarına inanılıyor. Bunun dışında geçen yıl da generaller yine `e-muhtıra` vermişti. Bazı generallerin de Ergenekon adlı grubun içinde olduğu görüldü.`

Bu arada Economist, 2001 yılından sonra iktidara gelen AK Parti`nin idam cezasını kaldırdığını, kadınlara daha fazla hak tanıdığını, ekonomi alanında da Türkiye`nin önemli bir ivme yakalayarak birkaç yıl üst üste ortalama yüzde 6`dan fazla büyüme oranını yakaladığını yazdı. Haberin devamında laiklik yanlısı kesiminin aksine İslami kesimin kendini tekrar keşfetme konusunda başarılı olduğunu yazan Economist, `İslami kesim, seçmene hitap etme konusunda daha başarılı. Ancak bunu Erdoğan`dan daha başarılı yapan başka bir kişi yok.` diye yazdı.

Anadolunun on yıllar öncesine oranla daha fazla İslamcı olduğunu iddia eden Economist, `Bunun tek sebebi de on yıllar öncesine oranla Anadolu`daki Hristiyan nüfusun sürülmüş olmasıdır. Örneğin Tokat şehrinin üçte birini Ermeniler oluştururken bu sayı günümüzde çok az.` ifadelerini kullandı.

`AK Parti kapatılırsa radikallerin eli güçlenmiş olur`
Son olarak Economist, AK Parti`nin kapatılmasının ülkede İslam ile demokrasinin bir arada olamayacağını savunan laik kesim gibi radikal grupların elini güçlendireceğini, AK Parti`nin iktidarda kalması durumunda ise İslami kesimin daha da yumuşayacağı yorumunda bulundu.


24.07.2009 The Economist'ten Türkiye'ye Övgü (TRT)
Dergi, Türkiye'yi ve dış politikasını övdü. Dergi, Clinton'un Türkiye için kullandığı "dünyanın yükselen yeni küresel gücü" tabirine de yer verdi.

İngiliz The Economist dergisi, Türkiye’yi ve dış politikasını övdü.
Dergi, Amerikan Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un Türkiye için kullandığı "dünyanın yükselen yeni küresel gücü" tabirine de yer verdi.
The Economist dergisi adeta Türkiye’yi yerlere göklere sığdıramadı.
Türkiye; Amerika, İsrail, İran, Arap dünyası ve Avrupa ülkeleriyle iyi ilişkileri olan, bölgesindeki ağırlığı sayesinde Obama’nın ilk ziyaret ettiği ve Uygur Özerk Bölgesi’ndeki olaylarda Çin’e kafa tutan ülke olarak resmedildi.
The Economist, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu da sık sık övdü.
Davutoğlu’nun Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en etkili dışişleri bakanlarından biri olduğuna dikkat çeken dergi, bakanın iki stratejisinden birinin "komşu ülkelerle sıfır problem", diğerinin ise "stratejik derinlik" olduğunu kaydetti.
"Fransa ve Almanya, Güney Kıbrıs Rum Kesmi’ne limanlarını açmayan Türkiye’yle Avrupa Birliği görüşmelerini dondurur mu?" sorusunu soran The Economist, "Türk siyasiler, Türkiye’den çok Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı olduğu görüşündeler. En son Türkiye’den geçecek Nabucco projesinin imzalanması bu inancı daha da pekiştirdi" yorumunu yaptı.


13.03.2009 The Economist'in 'Davos Çıkışı' Yorumu (TRT)
İngiliz The Economist dergisi, "Erdoğan'ın Davos çıkışı, ABD'nin İslam dünyası açılımında işe yarayabilir" yorumunu yaptı.

Ekonomi ve siyaset çevrelerinde saygınlığıyla tanınan İngiliz The Economist dergisi, Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki çıkışının diplomatik yararları olabileceğini yazdı.
The Economist dergisinde yayınlanan analizde, "Davos çıkışı Erdoğan’a Obama yönetimi nezdinde bir zarar vermemiş gibi. Aksine, Amerika’nın Müslüman dünyasına uzanmak istediği bir dönemde Sayın Erdoğan’ın popülaritesi yararlı olabilir" görüşü dile getirildi.
Dergi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkisi için "Diplomatik olmayan bir patlamanın, diplomatik yararları" yorumunu yaptı.

The Economist, Başkan Obama’nın gelecek ay Avrupa gezisi çerçevesinde Türkiye’ye de gelerek, yönetimindeki ilk 100 günde bir Müslüman ülkesini ziyaret etme sözünü tutmuş olacağını yazdı.
Bir Amerikan başkanının ilk kez Yunanistan’dan önce Türkiye’yi ziyaret edeceğine vurgulayan dergi, bunun; Türkiye’nin öneminin teyidi ve Avrupa Birliği üyeliğine destek mesajı olarak yorumlandığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Tahran ziyaretine de atıfta bulunan dergi, İran dini lideri Ali Hameney’in ilk defa NATO üyesi bir ülke liderini kabul ettiğine dikkati çekti.


13:11.2009 Türkiye`de barışa hiç olunmadığı kadar yaklaşıldı (Cihan Haber Ajansı)

İngiliz The Economist dergisi, Türk hükümetinin, muhalefetin `ihanet çığlıklarına` a kulağını tıkamış bir şekilde, uzun süredir devam eden Kürt sorununu çözmek için cesur hamleler yaptığını yazdı.

Açılım kapsamında `taş atan çocuklar`ın cezalarının azaltılmasını ya da ertelenmesiyle ilgili tasarıya dikkat çeken The Economist, `Tasarı geçerse, bu çocuklar artık yetişkinler için kurulan mahkemelerde yargılanmayacak, Bu da PKK`ya katılabilecek işsiz Kürt gençlerin radikalleşmesini engelleyebilir.` diye yazdı.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu`nun Irak`ın kuzeyindeki Bölgesel Kürt Yönetimi`ni ziyaret eden ilk Türk bakan olduğunu ve Erbil`de konsolosluk açma niyetini açıkladığını hatırlatan dergi, `Daha kısa süre öncesine kadar Türkiye`de generaller Kürt bölgesini işgal etmekle tehdit ediyor; Barzani`de buna karşı koyacağını ilan ediyordu.` ifadelerine yer verdi.
The Economist, açılım sürecinde şehit aileleri ve gazilerin tepkileri ve Diyarbakırspor`a yönelik olumsuz tezahüratlara da dikkat çekti.
Türklerle Kürtler arasındaki duygusal ayrışmanın coğrafi bölünmeye yol açma riskinin ciddi olduğu yönündeki görüşleri aktaran The Economist`te şu ifadelere yer verildi: Gerçekten de hükümetin Kürt politikası risklerle dolu. Mesela PKK`nın kent terörüne geri dönmesi örneğin, generallere zayıflamakta olan nüfuzlarını yeniden öne çıkarma bahanesi verecektir. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, halihazırda yumuşak Kürt politikasına genel çerçevesiyle destek veriyor. Ordunun hükümeti devirme planları yaptığını ortaya çıkaran skandallar kendisini savuna pozisyonunda kalmaya itti.``

The Economist, hükümeti, demokratik açılımın yalnızca Kürtler için değil, bütün etnik kökenlerden ve her mezhepten Türk vatandaşları için tasarlandığını göstermek gibi zor bir görevin beklediğini yorumunu yaptı.

26:02.2010 Darbe ihtimali `sıfır`a yakın (CİHAN Haber Ajansı)

İngiliz The Economist dergisi Türkiye gündemini okuyucularına aktarmaya devam ediyor.

Dergi, geçtiğimiz günlerde aralarında kuvvet komutanlarının da bulunduğu yaklaşık 50 kişinin gözaltına alınması olayını değerlendirdi.
Türk generallerin on yıllarca korku ve saygıyla anıldığını yazan dergi, bu isimlerin bugünlerde acınacak durumda oldukları yorumunu yaptı. Balyoz planı çerçevesinde aralarında kuvvet komutanları ve üst rütbeli subayların bulunduğu yaklaşık 50 kişinin gözaltına alındığını hatırlatan The Economist, Çetin Doğan`ın bu planın arkasında yer alan baş aktörlerden biri olduğuna inanıldığını aktardı.
Haberde, İlker Başbuğ`un şimdiye kadar hükümetle daha çok uzlaşmacı bir tavır içinde olduğu, ancak çok sayıda üst rütbeli askerin gözaltına alınmasıyla sonuçlanan son operasyonun büyüklüğünün, hükümetle Genelkurmay arasındaki uzlaşmacı havayı ortadan kaldırabileceği ifade ediliyor.

Şu sıralarda Türkiye`nin, askeri darbenin yaşandığı 1980`li yıllara oranla daha karışık bir hale geldiğini yazan The Economist, şu yorumda bulundu: `Buna karşın Türkiye`de bir askeri darbe ihtimali artık sıfıra yakın. İlker Başbuğ`un da aralarında bulunduğu temkinli generaller, AK Parti gibi popüler bir hükümeti devirmenin ordunun tüm popülaritesini de ortadan kaldıracağının farkında.`
The Economist dergisi, AK Parti hükümetinin HSYK`nın kararından sonra bu kurumun yapısını değiştirme sinyalleri verdiğini ancak böyle bir tasarının Anayasa Mahkemesi`nden geri döneceğini kaydederek, `Türkiye`nin yeni bir anayasa olan ihtiyacı günden güne büyüyor.` ifadesini kullandı.

 

28. 05.2010 The Economist'ten Kılıçdaroğlu'na eleştiri (Yeni Şafak)

The Economist dergisi, 22 Mayıs günü yapılan CHP kongresinde parti lideri seçilen Kılıçdaroğlu'nun yaptığı konuşmayı değerlendirdiği yazısında, "Dış politika konusunda Kılıçdaroğlu'nun tüm söyledikleri 'Çin ve Hindistan'a daha fazla önem vermelidir' sözlerinden ibaretti." yorumunu yaptı.
The Economist dergisi, CHP'de liderlik değişimini ise bir soruyla değerlendirdi: "Parti liderini değiştirdi, peki bu lider partiyi değiştirebilir mi?"
Kılıçdaroğlu'nun liderliğe seçilmesinin Türkiye'de laik kesimi umutlandırdığını yazan dergi, CHP'nin uzun süredir AK Parti'ye karşı koyabilecek alternatif bir lidere ihtiyaç duyduğunu, AK Parti'nin ise karşı konulmaz oy gücüyle bazılarınca 'diktatörlüğe gidiş' olarak görüldüğünü aktardı.
CHP'nin son 15 yıldan fazladır iktidar olamadığını yazan The Economist, "Bunun nedenlerinden biri de AK Parti'nin çıkardığı reformları sürekli engelleyen Deniz Baykal.
Her işe karışan Türk generallerin sıkı bir destekçisi olan Baykal koltuğuna sıkıca bağlıydı. Kaset skandalının ardından sağ kolu olan Önder Sav'ın Kılıçdaroğlu'nu desteklemesinin ardından Baykal liderlik yolu kapandı." ifadelerine yer verdi.
The Economist, Kılıçdaroğlu'nun kongrede yaptığı konuşmayı eleştirerek, kendisi Kürt ve Alevi olmasına karşın ne Kürt ne de Alevilerin sorunlarına değindiğini, dış politikada ise sadece Çin ve Hindistan ile ilişkilerin daha fazla geliştirilmesi gerektiğini söylediğine dikkat çekti.

30.01.2009 The Economist'ten Ergenekon yorumu (Yeni Şafak)

İngiliz The Economist dergisi, Ergenekon soruşturmasını değerlendirdiği bu haftaki yeni sayısında, "Savcılar, Ergenekon olayını ne kadar derinleştirirse Türkiye'nin yakın geçmişindeki karanlık olaylar ortaya çıkacak ve Türkiye gerçek demokrasiye geçişte büyük bir adım atmış olacaktır" yorumunu yaptı.
The Economist, örgütün üzerine gidilmesinin aynı zamanda Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne tam üyelik konusunda daha uygun bir ülke konumuna getireceğine dikkat çekti.
"Komplo Teorisi" başlığını kullanan The Economist, Ergenekon davasının başlamasından bu yana Türkiye'de bazı çevrelerin bunu İslami kesimin orduyu zayıflatma planı olarak gördüklerini yazdı. Geçtiğimiz yıl emekli bir askerin günlüklerinden Erdoğan'a suikast ve darbe planlarının ortaya çıktığını vurgulayan dergi, bunu emekli Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün önlediğini, en son geçtiğimiz günlerde Emekli Albay Abdülkerim Kırca'nın intihar etmesiyle ordu ile hükümet arasındaki tansiyonun yeniden yükseldiğini yazdı.

Ergenekon'un varlığını artık eski başkakanların bile kabul ettiklerinin altını çizen The Economist, şu yorumlara yer verdi: "Generaller, Ergenekon davası sırasında bulunan deliller nedeniyle biraz utanmış gibi hissediyorlar. Geçtiğimiz günlerde yer altında bulunan cephanelikler, olayın gerçek olduğu anlamına geliyordu. AB karşıtı olan ve İran ile Rusya'ya daha yakın olmayı isteyen grubun ortaya çıkması, ordu içinde de farklı bölünmelerin olduğunu ortaya çıkardı. Ordunun sessizliği, hükümet ile ordu arasındaki yapılmış bir anlaşmaya da işaret olabilir"


24.07.2009 The Economist: `Türkiye, yükselen bir küresel güç` (CİHAN)

İngiliz The Economist dergisi, bu haftaki sayısında Türkiye`nin dış politikasına geniş yer ayırdı.

Türkiye`nin dışarıdaki gücü için `babalarından kalma rüya` tabirini kullanan dergi, Ankara`nın Arap dünyası, İsrail, İran, Amerika ve Avrupa ülkeleriyle iyi ilişkiler içinde olduğunun altını çizdi. The Economist, Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton`un Türkiye için kullandığı `dünyanın yükselen yeni küresel gücü` tabirine dikkat çekti.
İran`daki seçimlerin hemen ardından Türkiye`nin Mahmud Ahmedinejad`ı kutlayan ilk ülkelerden biri olduğunu vurgulayan derginin haberinde, bunun, Türkiye`nin bazı kesimlerce batı dünyasına sırtını döndüğüne yönelik bir işaret olarak algılandığını yazdı.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu`nun, `İnsanlar sadece olayların bir yanını görüyor` sözlerine dikkat çeken The Economist, şu yorumu kullandı: `Türkiye`nin İran ile olan iyi ilişkileri, Batı dünyasının da işine yarıyor. Örneğin İngiltere`nin Tahran Büyükelçiliği`nde göz altına alınan İngiliz diplomatların serbest bırakılmasındaa Türkiye`nin payı büyüktü. Bunun yanı sıra Amerikalı askerler tarafından 2007 yılında Irak`ta yakalanan 5 İranlı diplomatın da serbest bırakılmasında da Türkiye`nin payı yine büyük`

The Economist, Türkiye`nin İsrail ile de ilişkileri iyi olan nadir Müslüman ülkelerden biri olduğunu, Uygur Türkleri konusunda Çin`e kafa tuttuğunu, ve bölgesinde ağırlığı olan bir ülke olması hasebiyle Amerikan Başkanı Obama`nın ziyaret ettiği ilk Müslüman ülke olduğunu yazdı.

`DAVUTOĞLU, EN ETKİLİ DIŞİŞLERİ BAKANLARINDAN BİRİ`
Haberinde sık sık Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu`nu metheden The Economist, Davutoğlu`nun Türk Dış Politikası`nın mimarlarından biri olduğunu yazdı. Davuoğlu`nun Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en etkili dışişleri bakanlarından biri olduğuna dikkat çeken The Economist, `Davuoğlu`nun stratejisi iki temel üzerine kurulu. Bunlardan biri `komşu ülkelerle sıfır problem`, diğeri ise `stratejik derinlik` ifadelerine yer verdi. Haberde, `Türkiye, her ne kadar Osmanlı İmparatorluğu`ndan ayrılan ülkelerle sıkı işbirliği içine girmiş olsa da, bunlardan hiç biri ülkeyi Avrupa Birliği`nden uzaklaştırmadı` denildi. Davutoğlu`nun, Fransa ve Almanya`nın Türkiye`ye karşı takındığı tavırlardan etkilenmediğini yazan The Economist, Davutoğlu`nun, `Bunlara kızmak, şikayet etmek yerine bu ülkelerle iş birliğine gitmeliyiz` sözlerine yer verdi.
`Fransa ve Almanya, Güney Kıbrıs Rum Kesimi`ne limanlarını açmayan Türkiye`yle Avrupa Birliği üyelik görüşmelerini dondurur mu?` sorusunu soran The Economist, `Türk siyasiler, Türkiye`den çok Avrupa`nın Türkiye`ye ihtiyacı olduğu görüşündeler. En son Türkiye`den geçecek olan Nabucco projesinin imzalanması bu inancı daha da pekiştirdi` yorumunu yaptı.

`TÜRKİYE`NİN STRATEJİK KONUMU, BİR KEZ DAHA GÜCÜNÜ KANITLADI`
Türkiye`nin stratejik konumunun, bölgesinde istikrar için bir güvence olduğuna işaret eden The Economist, Amerikan askerlerinin Irak`tan çekilmesi için geri sayım başlarken, Türkiye`nin Arap ve Kürt kökenli topluluklar arasında çıkması muhtemel bir çatışmayı önlemeye çalıştığını yazdı.
Son olarak Davutoğlu`nun ABD ile son derece iyi ilişkilere sahip oldukları yönündeki açıklamalarını haberine taşıyan The Economist, batılı bir diplomatın, `Ne zaman olay Türkiye-Ermenistan ilişkilerine gelse, her zaman kazanan taraf Türkiye oluyor` sözlerini aktardı.

24.10.2008 The Economist: Türk ekonomisi gerilemez (Yeni Şafak)

İngiliz The Economist dergisi, dünya piyasalarının etkilendiği ekonomik krizde, Türkiye'nin şu ana kadar pek fazla etkilenmiş gibi görünmediğini yazdı. Economist, "Ekonominin son 6 yılda yükselişi, Türkiye ekonomisini Avrupa'nın en büyük 6'ncı büyük ekonomisi haline getirdi. Türkiye ekonomisinin gerilemesi ihtimal dışı görünüyor." diye yazdı.The Economist, global krizin Türkiye'ye olan etkilerini ele aldı. Dünya ekonomisinin 2000'li yıllarda krizin başında olduğu dönemlerde özellikle Türkiye'nin etkilendiğini yazan Economist, döviz kuru ve bankacılık sektöründeki krizin bunu tetiklediğini vurguladı. Ancak, dünya piyasalarının yine etkilendiği bu seferki krizde, Türkiye'nin şu ana kadar pek fazla etkilenmiş gibi görünmediğini yazan Economist, "Türk ekonomisi tehlikelere göründüğünden daha açık olabilir." ifadesini kullandı. Türkiye'nin artık dışardan mali yardım arama görünümünden çok uzak olduğuna dikkat çeken Economist, şu değerlendirmeyi yaptı: "Hükümet IMF ile olan resmi ilişkisini Mayıs ayında bitirdi. Hazineden sorumlu Bakan Mehmet Şimşek de bunu gururla duyurdu. Ancak Şimşek, bu gururun pişmanlığını yaşayabilir."

"TÜRK EKONOMİSİNİN GERİLEMESİ İHTİMAL DIŞI"
Türkiye ekonomisindeki olumlu gelişmelerin altını çizen Economist, "Sermaye yeterlilik oranı yüzde 17.5 ile yüksek seviyede. Nufus artışı talebi karşılayabiliyor. İhraç malları şimdi daha fazla çeşitlilik arzediyor. Kamu borçları gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 74'ü iken bu oran şimdi yüzde 34'e düştü. Döviz rezervi 80 milyar dolara yükseldi. Türkiye ekonomisinin son 6 yılda yükselişi, ekonomiyi Avrupa'nın en büyük 6'ncı büyük ekonomisi haline getirdi. Türkiye ekonomisinin gerilemesi ihtimal dışı görünüyor."


 

 

21
0
0
Yorum Yaz