46 Takipçi | 110 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Kitap Yazar Eleştiri

Edebiyattan Sinemaya

Eğitim Öğretim

Diğer İçeriklerim (440)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (46)
02 06 2006

TAŞKÖPRÜ'DEN HABER... TAŞKÖPRÜ'DEN... KASTAMONU'DAN

Anasayfa  - "Alsah" Blogları İndexi -Ali Şahin'in Bloknotu - Ali Şahin'in Not Defteri -Dersimiz: Edebiyat - Rıfat Ilgaz Arşivi  - Taşköprü'den Bakış -  Kastamonu Net (Blogcu)  - Şiir Sayfası  - Öykü  -Sinema  - Atatürk - Edebiyat  - Roman Yazıları  -alsah / blog yazıları İndexi - Sanat ve Toplum KAS-DER'DEN ŞEHİR VE İNSAN KONFERANSI     Toplumların gelişimi bireylerin yetiştirilmesi ile olur. KAS-DER olarak bir hemşehri derneğinden öte amacımız toplumun yaşam kalitesine sahip bireylerin yetişmesine katkı sağlamaktır. Yaşadığımız yüzyıla ve de geleceğe güvenle bakan sağlıklı toplumların mevcudiyeti sivil toplum kuruluşlarının öncülüğü ile oluşabileceği bilincindeyiz.   Bu amaçla Kadıköy KAS-DER olarak “Şehir ve İnsan “ konulu bir kollekyum düzenlemekteyiz.Bu başlık altında birey ve toplum yönünden şehir bilincinin algılanması ve kültürel yapının ne yönde değişim ve gelişim gösterdiğinin sorgulanması amaçlanmaktadır.KONULAR VE KONUŞMACIL4R1. KONULARa) Göçb) Sosyal uyum ve değişim; bugünün köyden-şehir, şehirlerden köy anlayışıc) Şehirde yaşamad) Beslenmee) Bireyin gelişiminde mekan ve çevre faktörü2. KONUŞMACILAR Prof. Dr. İzzet TOR İstanbul ÜniversitesiYard.Doç.Dr. Burhan BALOĞLU İstanbul ÜniversitesiŞaban ÇOBANOĞLU Kültür Üniversitesi Öğretim GörevlisiDr. Nevra YÜCEL Beslenme Uzmanı Siyami Ersek Kalp ve Damar Cerrahi HastanesiMimar Sabri ORCAN Mimarlar Odası Anadolu Yakası BaşkanıEkrem ÖZDAMAR T.G.R.T. Spor MüdürüSüleyman Faruk GÖNCÜOĞLUKatkıda Bulunanlar: Bilimsel Destek İstanbul Şehri Kültür Tarihi Araştırma MerkeziKadıköy BelediyesiYönetim Kurulu ÜyelerimizYer: Kadıköy Belediyesi Halis Kurtçu Kültür Merkezi Göztepe/ Merdivenköy /KadıköySaat: 19:00-22:00Tarih:10 Haziran 2006Düzenleyen: Kasta... Devamı

02 06 2006

KASTAMONU: 5 TAŞKÖPRÜ: 1 / UTKU ERİŞİK

Anasayfa  - "Alsah" Blogları İndexi -Ali Şahin'in Bloknotu - Ali Şahin'in Not Defteri -Dersimiz: Edebiyat - Rıfat Ilgaz Arşivi  - Taşköprü'den Bakış -  Kastamonu Net (Blogcu)  - Şiir Sayfası  - Öykü  -Sinema  - Atatürk - Edebiyat  - Roman Yazıları  -alsah / blog yazıları İndexi - Sanat ve Toplum KASTAMONU: 5 TAŞKÖPRÜ: 1     1937'DE DOĞRUSÖZ GAZETESİNDE, KASTAMONU-TAŞKÖPRÜ ARASINDA OYNANAN KARŞILAŞMA BAKIN NASIL YER ALMIŞTI 3 Ağustos 1937 tarihli Doğrusöz gazetesinin spor sayfasında bir habere rastladım. Haberde, o hafta oynanan Kastamonu-Taşköprü maçı anlatılıyordu. Okuduğum zaman yüzümde oluşan gülümseme, bugünkü maç yorumlarıyla arasındaki ‘derin’ anlayış farkından kaynaklanan acı dolu bir gülümseme idi.Yenen takımın yerlere göklere sığdırılamadığı, yenilen takımın yerin dibine geçirildiği bugünden yetmiş sene geriye gittiğimde şunu düşündüm: Mustafa Kemal’li günler, her açıdan umut doluydu. İnsanların geleceğe iyimser bakışları boşuna değildi… Kavganın, kulüpler arasındaki ilişkilere nefret tohumları ekmeye çalışmanın ve yaptıkları spor programlarında insanî ne kadar değerimiz varsa hepsini ‘hiç’ etmenin reyting hesapları yapılırken, yetmiş yılda toplumsal yaşamımızdan kopup giden her güzellikle birlikte, sporda neler yitirdiğimizin en acı tablosuydu bu haberin ‘gizli teması’…İçinde ne ‘kıran kırana’ geçen bir mücadele anlatılıyordu ne de ‘ezelî rekabetin son düellosunda iki takımın da gol silahları susmuştu.’... Yazının aslındaki hiçbir noktalama imine ve sözcük yazım hatalarına dokunmadan, bütün güzelliğiyle içtenliğini sizinle paylaşmak istiyorum. Birilerinin ağzından hiç düşürmediği gibi, eğer ‘Futbol asla sadece futbol değildir.’ ise, buyrun…KASTAMONU-TAŞKÖPRÜ MAÇIP... Devamı

01 06 2006

SEMİH GÜMÜŞ / 2003 MART'INDAN BU YANA RADİKAL KİTAP'TA 4

Anasayfa  - "Alsah" Blogları İndexi -Ali Şahin'in Bloknotu - Ali Şahin'in Not Defteri -Dersimiz: Edebiyat - Rıfat Ilgaz Arşivi  - Taşköprü'den Bakış -  Kastamonu Net (Blogcu)  - Şiir Sayfası  - Öykü  -Sinema  - Atatürk - Edebiyat  - Roman Yazıları  -alsah / blog yazıları İndexi - Sanat ve Toplum 1- 'Kırk'ta dil ve anlam (02/06/2006)Faruk Duman'ın yazdığı altı kitabı da okumanın yol açtığı düşünceler yalnızca yazınsal yazının anlamıyla ilgili olduğu için, Kırk'ı edebiyatın dışına açılan bütün kapıları kilitleyen bir duygu içinde okuduğumu söyleyebilirim.2- Erdal Ağbi'li zamanlar (19/05/2006)Erdal Ağbi'yi ilk kez Ankara'da Büyük Sinema'nın olduğu çarşının içindeki Sergi Kitabevi'nde görmüştüm. Ben onu biliyordum, Erdal Öz'dü, öykü yazarı, hayallerimin büyük bölümünü dolduran küçük ama büyülü kitabevinin sahibiydi.3- Maceranın neresindeyiz? (05/05/2006)Marshall Berman Marksizmle Maceram kitabında, Marksizmle bütün ilişkisini aslında iflah olmaz bir modernist olarak kurduğunu açıkça belirtmiyor, ama bana kalırsa bugün yeniden anlamlandırmaya çalıştığımız Marksizm ile...4- Bir roman ne anlatır? (21/04/2006)Belli ve tam bir karşılığı olmamasına karşın, vazgeçemediğimiz sorulardan: İnsan bir romandan neler bekler? Somut beklentiler, her zaman, önce romanın ne anlattığıyla; duygusal, düşünsel beklentilerse, yazınsal yazının insanların bilişsel dünyalarına yaptığı tanımlanması güç etkilerle ilgilidir.5- Sıradan şeyler yazan sıradışı bir yazar (07/04/2006)Yazarı yücelten, görünür olmak değil, yazdığıdır. Bunun yalın bir görüngü olduğu düşünülür önce, sonra çıkar kargaşa. Şimdilerde, pırıltılı bir dünyaya gözlerini açma özlemi öne çıkıyor.6- Tahsin Yücel'i okudunuz mu? (24/03/2006)Ben kendimi bildim bileli okurum Tahsin Yücel'i. Tanıdıktan sonra, bunun, yazının çeliğiyle ku... Devamı

01 06 2006

BLOKLARIMIZDA MAYIS 2006 YAZILARI

Anasayfa  - "Alsah" Blogları İndexi -Ali Şahin'in Bloknotu - Ali Şahin'in Not Defteri -Dersimiz: Edebiyat - Rıfat Ilgaz Arşivi  - Taşköprü'den Bakış -  Kastamonu Net (Blogcu)  - Şiir Sayfası  - Öykü  -Sinema  - Atatürk - Edebiyat  - Roman Yazıları  -alsah / blog yazıları İndexi - Sanat ve Toplum BLOKLARIMIZDA MAYIS 2006 YAZILARI AlsahBloklarıİndexi 30/5/2006: "YENİ ÇERNOBİLLER İSTEMİYORUZ" / EMİNE ÖZCAN28/5/2006: KÜLTÜR, SANAT VE EDEBİYAT DERGİLERİ / WEB SAYFALARI İNDEXİ28/5/2006: CİDE VE BİR CİDE'Lİ: RIFAT ILGAZ... Nasrullah Gazetesi Haber Arşivi'nden27/5/2006: 27 MAYIS DERSLERİ / MÜMTAZ SOYSAL27/5/2006: CAĞALOĞLU'NA AĞIT / MEHMET GÜLER27/5/2006: RADİKAL KİTAP 26.05.2006 SAYISI'NDA A. ÖMER TÜRKEŞ YAKIN TARIH ROMANLARINA BAKIYOR26/5/2006: 2000’DE TÜRK SİNEMASI / CUMHURİYET-KÜLTÜR SERVİSİ26/5/2006: 1998'DE TÜRK SİNEMASI / TURHAN GÜRKAN25/5/2006: TÜRK SİNEMASI / NEJAT ULUSAY25/5/2006: OSMAN ŞAHİN VE MAHŞER / FECİR ALPTEKİN25/5/2006: RIFAT ILGAZ’IN ROMANINDAN ANADOLU PANORAMASINA / BİLDİRİ ÖZETİ / H. EMEL DİNSEVEN25/5/2006: 2006 SAİT FAİK ÖDÜLÜ (ARMAĞANI) VE ÖNCEKİLER25/5/2006: EN SEVİLEN TÜRK FİLMLERİ 14-12-200525/5/2006: TÜRK SİNEMASI ALANINDA ÖNEMLİ BİR SİTE: "http://www.turksinemasi.com"25/5/2006: BAŞLANGICINDAN BUGÜNE "ALTIN PORTALAL'IN EN İYİLERİ / Ali ŞAHİN25/5/2006: "YEDİNCİSANAT"TAN TÜRK SİNEMASI ÜZERİNE YAZILAR SEÇKİSİ / ALİ ŞAHİN25/5/2006: RIFAT ILGAZIN ŞİİRİ'NE KISA BİR YOLCULUK / BİLDİRİ ÖZETİ / MEHMET AYDIN25/5/2006: RIFAT ILGAZ 2006- KASTAMONU SEMPOZYUMU'NDAN İZLENİMLER / ALİ ŞAHİN25/5/2006: RIFAT ILGAZ SICAKLIĞI... / İZLENİMLER / BARIŞ CANOĞUL25/5/2006: RIFAT ILGAZ 2006- KASTAMONU SEMPOZYUMU'NDAN İZLENİMLER / BARIŞ CANOĞUL4/5/2006: ALİ ŞAHİN SİTE & BLOK & WEB SAYFALARI / ALSAH4/5/2006: ERMENİ İDDİALARININ HUKİKİ TEMELİ YOK / CUMHURİYET S... Devamı

19 05 2006

RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU 2

Anasayfa  - "Alsah" Blogları İndexi -Ali Şahin'in Bloknotu - Ali Şahin'in Not Defteri -Dersimiz: Edebiyat - Rıfat Ilgaz Arşivi  - Taşköprü'den Bakış -  Kastamonu Net (Blogcu)  - Şiir Sayfası  - Öykü  -Sinema  - Atatürk - Edebiyat  - Roman Yazıları  -alsah / blog yazıları İndexi - Sanat ve Toplum RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU     RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU   RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU   RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU   RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU ____________________________________________________________________ RIFAT ILGAZ SEMPOZYUMU 10-12 MAYIS 2006 ________1.SALON________________________________________________ Serkan ÇİĞDEM ve Sultan Su ESEN 09:30 - 11:10 1.OTURUM: Rıfat ILGAZ'ın Şiiri (3 YAZAR KATILMADIĞINDAN OTURUM YAPILAMADI)BAŞKAN : Yrd.Doç.Dr. Müzeyyen BUTTANRIKONUŞMACIKONUM.Şerif ONARANRıfat ILGAZ'ın Şiirlerinde Toplumcu Duyarlılık (Katılmadı) Mehmet BAŞARANRıfat ILGAZ'ın Şiir Anlayışı: Aldığı Soluğu Hak Etmek İçin Yazan Ozan: Rıfat ILGAZ(Katılmadı)Aydın ÇUBUKÇURıfat ILGAZ'da Sınıf Kavramı ve Sınıf Karşıtlığı Anlayışı (Katılmadı)Serkan ÇİĞDEMRıfat ILGAZ'ın Şiiri 11:30 - 13:10 2.OTURUM: Rıfat ILGAZ ve DilBAŞKAN : Doç.Dr. Selahattin DİLİDÜZGÜNKONUŞMACIKONUDr. Kemal ATEŞTürk Romanında Yerel Dile Yöneliş ve Rıfat ILGAZTuncer UÇAROLRıfat ILGAZ'ın Şiirinde Dize Başları, Noktalama İmleriİbrahim DİZMANRıfat ILGAZ'ın Yapıtlarında Türkçenin Kullanımı 14:30 - 16:10 3.OTURUM: Rıfat ILGAZ'ın MizahıBAŞKAN : Konur ERTOPKONUŞMACIKONUNilay YILMAZGülmece Kurumları ve Bacaksız BahriMüyesser GÜNERBir Mizah Ustası Rıfat ILGAZMehmet GÜLERRıfat ILGAZ'ın Öykülerindeki MizahZeki COŞKUNMecburi Mizahçılar - Daimi Jokerler 16:30 - 18:10 4.OTURUM: ... Devamı

19 05 2006

RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU 1

Anasayfa  - "Alsah" Blogları İndexi -Ali Şahin'in Bloknotu - Ali Şahin'in Not Defteri -Dersimiz: Edebiyat - Rıfat Ilgaz Arşivi  - Taşköprü'den Bakış -  Kastamonu Net (Blogcu)  - Şiir Sayfası  - Öykü  -Sinema  - Atatürk - Edebiyat  - Roman Yazıları  -alsah / blog yazıları İndexi - Sanat ve Toplum RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU    ... Devamı

14 05 2006

ÇOCUKLAR HAKKINDA İLGİNÇ İNANIŞLAR...

Anasayfa  - "Alsah" Blogları İndexi -Ali Şahin'in Bloknotu - Ali Şahin'in Not Defteri -Dersimiz: Edebiyat - Rıfat Ilgaz Arşivi  - Taşköprü'den Bakış -  Kastamonu Net (Blogcu)  - Şiir Sayfası  - Öykü  -Sinema  - Atatürk - Edebiyat  - Roman Yazıları  -alsah / blog yazıları İndexi - Sanat ve Toplum Çocuklar hakkında ilginç inanışlar...Zamanı gelmesine rağmen yürüyemeyen veya konuşamayan çocuklar için Anadolu'nun birçok yöresinde ilginç inanış ve adetler bulunuyor Kocaeli Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Işıl Altun, çocuğun bir buçuk yaşına geldikten sonra yürüyememesi veya konuşamamasının aileyi telaşlandırdığını söyledi.Bu yüzden birçok yörede çocuğun yürümesi veya konuşması için birtakım inanışlarla ilginç yöntemlere başvurulduğunu kaydeden Altun, çocuğun yürümesi için en yaygın inanışın ''köstek kesme'' olduğunu dile getirdi. Altun, şunları söyledi:''Bu adet gereği, çocuğun iki ayağı iple birbirine bağlanır ve sonra da bu bağ kesilir ve çocuğun yürüyeceğine inanılır. Genellikle cuma namazından çıkan birine köstek kestirilir.Orta ve Karadeniz Bölgesi'nde köstek kesen kimsenin tez canlı ve atik olması tercih edilir.Güney Anadolu'da yörüklerde, devenin çanından çocuğa su içirilir. Çocuğun iki ayağını birleştiren ipe ekmek dizilir ve bir köpeğin ekmeği yemesi sağlanır.Tekirdağ'da çocuk kolay yürüsün diye cuma günleri koltuğu altından tutularak sallanır.Sivas Diktaş, Divriği ve Küpeli'de ayağına kırmızı iplik bağlanan çocuğun önüne şeker ve üzüm konulur. İki delikanlı gelir biri çocuğun önündekileri alıp kaçar, öteki çocuğun ayağındaki ipi kestikten sonra arkadaşını kovalar.''KONUŞAMAYAN ÇOCUK İÇİNYrd. Doç. Dr. Altun, konuşması geciken çocuklar için de Anadolu'nun birçok yerinde benzer inanışlar bulunduğunu... Devamı

14 05 2006

REHA OĞUZ TÜRKKAN TAŞKÖPRÜLÜ MÜ?

Reha Oğuz TürkkanHAKKINDA YAZILANLARTürkeş’in tırnakları çekilmedi Cemal A. Kalyoncu Aksiyon Sayı: 405Yönetenlerin adalete müdahale ettiği sistemlerde hayat ne kadar acı ve çekilmez oluyor, hiç düşündünüz mü? Daha sonraki dönemlerde de vuku bulmakla beraber, özellikle çok partili döneme geçinceye kadarki süreç, bunun örnekleriyle doludur Türkiye’de. Sözü şuraya getireceğim. Aralarında Nihal Atsız, Zeki Velidi Togan, Alparslan Türkeş, Reha Oğuz Türkkan’ın da bulunduğu yüzlerce kişiden özellikle 23’ünün tutuklanıp, çeşitli işkencelerin ardından yargılandıktan sonra, ancak 29 Mayıs 1945’te beraatleri ile sonuçlanan ve tarihe ‘Türkçülük Davası’ olarak geçen hadisede, haklı olan kim veya kimlerdi acaba?Olayın baş kahramanlarından biri, işkence gördüğü o yıllarda yaşı henüz 23/24 olan (1920 doğumlu) Reha Oğuz Türkkan’dır. Olayda adı geçenler, hükümeti de devirerek Türkçü bir devrim yapmakla itham edilirler. Dilerseniz, olayın aslına geçmeden önce, Reha Oğuz Türkkan (bu soyadı bizzat kendisinin teklifi ile babası almıştır) ve ailesini bir tanıyalım. Nüfustaki resmi kayda göre 3 Mayıs 1920’de, (Aslen 12 Ekim’de doğmuştur, ama tutuklanıp işkence gördüğü tarihi doğum günü olarak kayıt yaptırmıştır) büyükamcası Ziya Paşa’nın Erenköy’deki köşkünde dünyaya gelen Türkkan’ın asıl ismi Reha’dır. Bunu beğenmeyince, sonra kendisi Oğuz ismini ilave eder Reha'nın yanına.Reha Oğuz Türkkan, Kastamonu/Taşköprü’de Hacıkadızadeler olarak bilinen bir aileye mensuptur. Hacıkadızadeler, ulaşılabildiği kadarı ile altı göbektir kadılık yapan bir ailedir. Reha Oğuz’un Tire’de doğan babası Halid Ziya Bey ise, haritalara olan merakı yüzünden Tapu Kadastro Genel Müdürü olmuş, kadastroyu Türkiye’ye getirmiş bir kişidir. Reha Oğuz Türkkan, babasının amcaları kolundan Medine Müdafii Ömer Fahrettin Paşa ve Sıdıka Hanım’ın oğulları olan ve 27 Mayıs’tan sonra Adnan Menderes̵... Devamı

06 05 2006

ÇEKİN ELİNİZİ ÇOCUKLARDAN / ZEYNEP ORAL

'Kemalizm'i sorgulayanlar, bu yazıyı okusun: Çekin elinizi çocuklardan 12 Eylül askeri darbesi, sol olmasın da ne olursa olsun diyerek; gençleri 'politika dışında tutacağını' sanarak; gençliği bugünlere taşıdı. Bugünkü iktidar ise politikasını en çok kadınlar ve çocuklar üzerinden sürdürüyor. İşte okullarda dağıtılan 20 maddelik 'Neyin Bayramı?' yazısı... Daha yalın, daha açık seçik nasıl söylenebilir bilemiyorum: Çekin ellerinizi çocuklardan! Meclis Başkanı, Başbakan, Milli Eğitim Bakanı, vazgeçin çocukları kullanmaktan, kendi politikalarınıza alet etmekten! İlköğretim okul çocuklarının topluca iktidar partisinin Adıyaman İl Kongresi'ne götürülmeleri... Sonraki açıklamalarda özrün, kabahatten daha büyük ve vahim olması... İmam hatipli kız öğrencileri ''türbana özgürlük'' haykırışlarıyla gövde gösterisi yaparken; İstanbul Üniversitesi yemekhanesinin özelleştirilmesini istemeyen gençlerin polis tarafından kıyasıya dövülmesi... Adıyaman'daki rezilliğin ayyuka çıktığı günlerde, bir anne, ağlayarak, ne yapacağını bilemeyen şaşkın bir halde elindeki kâğıdı bana uzatıyordu. Çocuğu İstanbul'da Ambarlı İlköğretim Okulu'ndaydı. Bir gün teneffüste öğretmenler tüm çocukların ellerinde matbu bir kâğıt gördüler. Alıp okuduklarında neye uğradıklarını şaşırdılar. Bu kâğıt Avcılar ve Ambarlı'nın hemen hemen tüm okullarına dağıtılmış ve apartmanların girişine asılmıştı. Tepesinde koskoca harflerle ''Neyin Bayramı?'' yazılı kâğıtta şunlar yazılı. Aynen iletiyorum (imla yanlışları bana değil, yazanlara aittir.) N eyin Bayramı? 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim ve benzeri günler neyin bayramlarıdır? Bunlar Müslümanlar için birer bayram günü değil, birer kara gündür. Zira: 1- ''Devletin dini islam'dır'' maddesinin anayasadan kaldırılmasının; 2- Allah kanunlarını ve Kur'an hükümlerini kaldırmanın; 3- Şeriat'ı ve şer'iyye vekaletini lağvetmenin; 4- Hilafet&... Devamı

03 05 2006

BİR SANATÇININ ANI DEFTERİNDEN

BİR SANATÇININ ANI DEFTERİNDEN Ayşe Emel Mesci cezaevinde 3.5 yıl yatmış bir tiyatro sanatçısı. "Duvar"da onun da yaşadıkları var. Filmde doğumunu izlediğimiz çocuk gerçekte cezaevinde dünyaya gelmiş bir bebek. Mesci, anı defterini ve mektuplarını dergimize açtı. DUYGU YAZICI Canlar, Saat 22.00. Biraz önce geldim koğuşa. Behice Ana nefis bir ıspanaklı yumurta pişirmişti, afiyetle yedik karşılıklı. Sonra birlikte gazeteleri etüt ettik. Ben okuyunca daha az rahatsız olduğunu ve canının sıkılmadığını söylüyor. (...) "22.45 ajansı başladı ama koridorlarda hâlâ çocuklar koşuşuyor. Hepsi bana abla diyorlar. Bu akşam koğuşa gelirken, koridorda yolumu kestiler, birer birer gelip ellerime dizlerime sarıldılar. Benim maskotum, bu ay yaşını tamamlayan Mahir. En bakımsız şartlarda büyüyor ama öyle toraman ki, ben ona "Pehlivan" diyorum. Yapılı, gürbüz, sarışın bir bebek. Gözleri de tatlı çakır. Bana çok düşkün. Nerede görse kucağıma atılıyor. Bugünlerde çok da hasta zavallıcık. Çok şiddetli öksürüğe tutuldu. Boğmaca, çiçek aşısı yapıldı. O da fena halde kabardı, şişti. Yine de tatlı huyunu, neşesini bozmadı." Yukarıda okuduğunuz mektubun tarihi 19 Şubat 1974. Adapazarı Cezaevi'nden yazılmış. Nefis ıspanaklı yumurtayı pişiren Behice Ana, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Behice Boran. Bir yaşına basan Mahir ise Duvar filminde doğumunu seyrettiğimiz bebek. Mektubu yazan mahkûm da o günlerin genç tiyatro sanatçısı Ayşe Emel Mesci. Mesci, bize o döneme ilişkin mektuplarını, Yılmaz Güney için yazdığı anı defterini, açtı, değişik koğuşlarda çekilmiş fotoğraflarını verdi ve o günleri yeniden anlattı: Film çalışması sırasında ben, politik tutuklu rolündeydim. Aşağı yukarı kendi hayatımı oynuyordum. Çünkü benim hayatımdan önemli kesitler vardı filmde. 3.5 yıl boyunca çok sayıda cezaevi değiştirdim. Maltepe Askeri Cezaevi'nde, Selimiye hapishanesinde, Selimiye hücrelerinde, Sağmalcılar sivil koğuşunda, Sağmalcılar siyasi koğuşunda kaldım. Cezamız kesinleşince b... Devamı

03 05 2006

5 YILDIR ÜZERİNDE ÇALIŞILAN 'CUMHURBAŞKANLIĞI TARİHİ' YA

5 YILDIR ÜZERİNDE ÇALIŞILAN 'CUMHURBAŞKANLIĞI TARİHİ' YAYIMLANDI Atatürk hiç yurtdışı gezisine çıkmadı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Çankaya Köşkü tarafından yaklaşık 5 yıl önce çalışmaları başlatılan Cumhurbaşkanlığı tarihiyle ilgili kitap, Atatürk 'ün 125. doğum yıldönümünde yayımlandı. Cumhurbaşkanlığı Dışişleri Başdanışmanı ve Özel Kalem Müdürü Sermet Atacanlı , Çankaya Köşkü'nün tarihine ışık tutan ''Cumhurbaşkanlığı Tarihi'' adlı kitabı tanıttı. Çalışmalara yaklaşık 5 yıl önce başladıklarını bildiren Atacanlı, cumhurbaşkanlığı örgütünün devlet içindeki işlevi ve geleneklerinin tanıtılmasının amaçlandığını söyledi. ''Çankaya'' nın tarihine ışık tutacak ilginç ayrıntılara yer veren kitaba göre, ilk 5 cumhurbaşkanı savaşlarda yer aldı. Cumhurbaşkanlığı görevini en uzun süre yürüten Atatürk oldu. Atatürk, 15 yıl 11 gün görevde kaldı. En kısa süre cumhurbaşkanlığı görevini yürüten Turgut Özal ise 3 yıl 5 ay 8 gün görev yapabildi. Cumhurbaşkanlığı, toplam 6 ay 14 gün vekâletle yönetildi. Milli Birlik Komitesi ve Milli Güvenlik Konseyi dönemleri ise toplam 3 yıl 6 ay 11 gün sürdü. Cumhurbaşkanlarının yasaların bir kez görüşülmek üzere TBMM'ye geri gönderilmesi uygulamasının ilk örneği Cemal Gürsel döneminde yaşandı. 1963 yılından 29 Ekim 2005'e kadar bir kez daha görüşülmek üzere TBMM'ye gönderilen yasa sayısı 141 oldu. Gürsel 2, Sunay 18, Korutürk 13, Evren 26, Özal 19, Demirel 14 yasayı iade etti. Cumhurbaşkanı Sezer ise 29 Ekim 2005'e kadar 49 yasayı geri çevirdi. Bu sayı, 27 Nisan 2006 tarihi itibarıyla 53'e yükseldi. En çok yurtdışı gezisine çıkan Cumhurbaşkanı Demirel oldu. Demirel, 57 ülkeye 125 gezi gerçekleştirdi. Demirel'i Sezer izledi. Cumhurbaşkanı Sezer 37 ülkeye 49 gezi yaptı. Özal 29 ülkeye 40 gezi, Evren 23 ülkeye 32 gezi yaptı. Atatürk ise hiç yurtdışı gezisine çıkmadı. En çok yurtdışı gezi düzenlenen ülkeler ise İran, Pakistan ve Romanya oldu. Bu ülkeler 14 kez ziyare... Devamı

03 05 2006

Türkiye'mizin Laik Düzeni Saptırılamaz / Prof. Dr. Türkan SA

Türkiye'mizin Laik Düzeni Saptırılamaz Uluslararası ve ulusal toplantılarda, cumhuriyet rejimimize ve laik düzenimize tehditler savuranlar, şikâyet edenler, şeriat özlemlerini açıkça belirtenler, konum ve sorumluluklarını, içtikleri andı gözden geçirmeli ve ulusun yazılmamış ama içselleştirilmiş beklentilerini göz ardı etmemelidirler. Prof. Dr. Türkan SAYLAN ÇYDD Genel Merkezi İ slam coğrafyasındaki hangi ülkeye gitseniz ve sokakta, alışverişte, halk arasında kendinizi tanıtsanız, insanlar etrafınızı sarar, elleriyle okşarcasına dokunarak konuşurlar: ''Ah sen Türkiye'den geliyorsun, ne güzel, keşke bizim de bir Atatürk 'ümüz olsaydı!'' ve yine eklerler: ''Gel sana adı Kemal olan çocuklarımızı gösterelim, vaktin varsa dinle, Mustafa Kemal'e yakılmış bir şiirimizi okuyalım...'' Eminim, benim gibi pek çok insanımız, bu ve benzeri söylemlerle karşılaşmıştır o illerin sokaklarında, dükkânlarında, hem kıvanç hem de hüzün duymuştur bu gerçekler karşısında... Gelmiş geçmiş iktidarların ve aymaz muhalefetlerin seçim yasasını ve barajını değiştirmemeleri nedeniyle halkın yüzde 26'sının oyuyla iktidarı ele geçiren ve rejimi korumak için ant içen bazı temsilcilerimizle yandaşları ve yakınları, başörtüsü, imam hatip üzerinden, Cumhuriyet düzenimize, anayasamıza, Cumhurbaşkanımıza ve laik rejimimize açık tehdit oluşturacak eylem ve söylemlerde bulunmaktadırlar. Bu ülkede yaşayan tüm insanların canı pahasına verilen bir Kurtuluş Savaşı sonrasında belirlenen sınırlarımız içinde, çağdaşlaşma yolunda ilerleme ülküsüyle yola çıkan ve laikliği temel değerlerinin başına alan genç Cumhuriyetimizi yolundan döndürtmek, geriye ve karanlıklara götürmek hiç kimsenin başarabileceği bir şey değildir. Son yıllarda genç kızlarımız, hatta küçücük çocuklarımız üzerinden, onların başlarını örttürerek, dahası çarşaflara sokma cüretini göstererek, gösterilere, törenlere katarak, konuşmalar yaptırarak sürdürülen siyasal girişimler, laik dü... Devamı

30 04 2006

AŞK MİYOPLAŞTIRIR

AŞK MİYOPLAŞTIRIR Dış görünüm, baştan çıkarıcılık için büyük bir kozdur, ama ilişkiyi yapılandırmak için değil. Zamanla, bağlanmanın kaynağı bilinçaltı, yani görünmez mekanizmalar olur. Özdeyişler çoğu kez doğruları söyler, aşkın gözü kör olmasa bile, genellikle görüşü zedeler. Özellikle de kadınlarınkini. Kadınlar gerçekte gözlerini fiziksel ölçütlere erkeklerden daha kolaylıkla yumar gibidirler. Erkekler, aşk duygusuna öncülük eden asıl evrede güzelliğe daha duyarlı kalırlar. Onlar için kadınların güzelliği bir çeşit itibardır, kadın onların toplumsal başarısının markasıdır. Bu yüzden partnerlerinde güzelliği ararlar. Kadınlar, erkek güzelliğinin bir gerekli koz olmadığını rahatça açığa vururlar. Hatta bazıları bunun kendilerini korkuttuğunu savunurlar, herkesçe beğenilen bir erkekle yaşamak aşırı tedirginlik yaratır. Kadınlar zekâya, güce, toplumsal konuma, mizaha daha çok önem verirler ve bir ayrıntıdan ya da genel uyumdan fiziksel hoşnutluk almaya bırakırlar kendilerini. DEĞİŞKEN BİR ÖNEMLİLİK Aşk ilişkilerinde güzelliğin algılanması ve önemi yıllara göre değişir. Güzelin gücü genç yetişkinleri etkiler. Kendi kendilerini yapılandırdıkları ve tanımladıkları evreden henüz çıkmaktadırlar ve dış görünüm, bütünleşme ya da reddetmenin önde gelen öğesidir. Toplumsallaşma, bir gruba kabul edilme, karşı cinsle bağlantılarda büyük ölçüde dış simgelerin koşullandırması aracılık eder. Ayrıca bu geçiş çağında güzellik neredeyse büyülü bir karaktere bürünür, tam anlamıyla bir tılsımdır. Ergenlikten çıkışta, güzelliğe olan hayranlığımız bir çeşit safça bağlanma demektir, çünkü bedensel güzellikle ruhsal güzelliği bir tutarız. Güzellik karşısında ışığa koşan pervaneler gibiyizdir. Sonradan, değişik yaşantıların ardından, ikisi arasında güçlü bir bağlantı olmadığını anlarız. Giderek, öncelikle içsel duygulanımlarla ilgilenilir. Bir çiftin yapılanma evresinde, güzellik bir güdülenme, bir gönderme olarak yerini korur, ama güzelliğin asıl rolü başlangıçtaki çekim evr... Devamı

29 04 2006

Ermeni Belge Sahtekarlıkları 4- 5 / Türkkaya ATAÖV

Cumhuriyet 28.04.2006 Kendisine suikast düzenleyenlere bile alçaltıcı sözler söylemeyen Gazi'nin Ermenilere karşı tek sözü yoktur Atatürk'e yakıştırılan uydurma demeçler Atatürk; Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman ve İtalyan gazetecileriyle konuşmuş, çeşitli yabancı haber ajanslarına açıklamalarda bulunmuştu. Bu yayınlarda tümünün adı, tarihi ve tam metni vardır. Yabancı ve Türk yazarları da adlarıyla bilinmektedir. Tüm yabancılarla fotoğrafları da yer almaktadır. Ancak, İsviçreli sanatçı-gazeteci Hilderbrand'ın yazısına ilişkin bir tek cümle bile yoktur. Ne bir haber, ne bir fotoğraf... Bursa'dan gelip İzmir'e dinginlik içinde giren Atatürk şu alçakgönüllü açıklamayı yaptı: ''Benim naciz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.'' Karşısındakilerin umutsuz eylemlerinin içimizdeki değişiklik ateşini söndüremediğini söylüyordu. Çizdiği yolun doğruluğuna ve başarısına inanan, kendine güveni olan bir devlet adamının sözleri. Suikastı tasarlayan Ziya Hurşit 'e de çok nazik davrandı. Cumhurbaşkanı'ndan kendi lehine müdahalesini istediğinde, ''Kin güden biri değilim, ama konu şimdi adaletin elinde. Benim müdahale yetkim yok'' dedi. Hiçbir aşırılık, zorlama, hiddet belirtisi yok. Yüzünü yakından hiç görmemiş tetikçiye de kendi tabancasını vererek ''Öldürmek istediğin kişi benim; istersen vur!'' dedi. Amerikan gazetesinin onun dudağından ya da kaleminden dökülmüş kanısını uyandırmak istediği öfkeli, hırçın, giderek dengesiz denebilecek sözlerin bir kelimelik benzerini bile kullanmadı. Kaçıp bir İngiliz zırhlısına yüklediği bavullarıyla önce Malta Taç Kolonisine sığınan son Padişah Vahdettin için de yalnız ''mütereddi'' (çürümüş) sıfatını kullanmıştı. Enver Paşa için de gazetede yazılanın aksine, ''cinaî ölçüde bir ihtiras'' deyimini ağzına almamıştır. Onu alçaltacak sözlere başvurmadı; Env... Devamı

27 04 2006

POMPEİPOLİS ANTİK KENTİ SU YÜZÜNE ÇIKIYOR

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi    POMPEİPOLİS ANTİK KENTİ SU YÜZÜNE ÇIKIYOR     Kastamonu'nun Taşköprü İlçesi'nde, Pompeipolis Antik Kenti'ni ortaya çıkarma amaçlı kazı izninin Bakanlar Kurulu'ndan çıkmasının ardından, çalışmaların başlayacağı tarih de belirlendi. Ağustos ayında başlatılacak kazı çalışmalarına başkanlık edecek olan Almanya Münih Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Latife Sümerer, Kastamonu'ya geldi. Sümerer, hemen Taşköprü'ye geçerek incelemelerde bulundu. İncelemelerin ardından bir açıklama yapan Sümerer, Kastamonu'nun ilçesi Taşköprü'deki bu antik kent için 12 yıllık bir kazı çalışması planladıklarını söyledi. KENT HABER ... Devamı

27 04 2006

Ermeni Belge Sahtekarlıkları 1 / Türkkaya ATAÖV

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi     Cumhuriyet 25.04.2006 Ermeniler doksan yıldır iddialarını dünyaya kabul ettirmek için sayısız belge ve söylem uydurdular Yalanlarına Atatürk'ü de alet ettiler Son doksan yıldır, kimi Ermeni kişi ve kuruluşları, bize karşı savaşımlarını, yandaşlarıyla birlikte, hilebazlık, kandırma, uydurma yani düpedüz yalan yöntemleriyle sürdürdüler. Bu yalanların biri de Atatürk'ün ayakları dibindeki köpek yavruları yerine, bağırsakları dışarı fırlamış sözde bir Ermeni çocuğunun cesedini gösteren kurgu bir fotoğraftı . Basın ve Yayın Genel Müdürlüğü'nün Atatürk resimleri arşivinde bu fotoğrafın aslını aradım ve buldum. Sürümü yüksek olan günlük gazetemizde bu sahte resmin hemen yanında görüntünün gerçek olanı da basılmıştı. Yok edilen köpekler yerine, eğreti oturtulmuş çocuk dışında, en ufak ayrıntıya kadar tıpatıp aynıydı. Kısaca ''Ermeni sorunu'' denen karmaşa içinde çok sayıda düzmecilikler, yani yaygın deyişiyle sahtekârlıklar var. Son doksan yıldır, kimi Ermeni kişi ve kuruluşları, bize karşı savaşımlarını, yandaşlarıyla birlikte, hilebazlık, kandırma, uydurma yani düpedüz yalan yöntemleriyle sürdürdüler. Ben Ermenilerle olan ilişkilerimize 1980'e bile ulaşmadan eğildiğimde, gözüme çarpan bir dizi düzmecilik örneğiyle ilgilenmiş, önce bu çerçevede ve sayıları sonra bir hayli kabarık olan yabancı dilde küçük kitaplar yayımlamıştım. Biraz da 1920'lerden bu yana, ''meydanı boş'' bulduklarından hiçbir akademik çevrede saygınlığı olmayacak aldatmaca girişimleriyle karşı karşıya olduğumuza kuşku yoktu. Bilim ölçüleri bir yana, sıradan yayımcılığın aktöre anlayışı da ardı ard... Devamı

27 04 2006

Ermeni Belge Sahtekarlıkları 2 / Türkkaya ATAÖV

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi     Cumhuriyet 26.04.2006 Osmanlı Ermenisinin yazdığı kitap yanlış tarih ve sayılar, uydurma imzalar, çelişkili savlarla dolu Andonian'ın sahte belgeleri Aram Andonian adlı bir Osmanlı Ermenisinin kaleme alıp 1920'de Londra'da İngilizcesi, Paris'te Fransızcası ve Boston'da Ermenicesi yayımlanan kitap Talât Paşa ve resmî çevresinin soykırım buyruğu verdiklerini sözde kanıtlarla belgelemekteydi. 1920 yılı Türk ulusunun üzerinde kara bulutların en fazla yoğunlaştığı dönemdi. Bu yayınlardan o zaman heberimiz bile olmadı. Yabancıların yurdu ele geçirmelerine karşı koyma, gündemimizin birinci derecedeki baş belasıydı. Bu yayını Şinasi Orel ve Süreyya Yuca yirmi üç yıl kadar önce ele alıp Andonian'ın ileri sürdüğü sözde ''belgeler'' in biri ikisi değil, tümünün geçersiz olduğunu kanıtladılar. Ben de, gene o yıl belge hilelerini özetleyen ve kısa sürede okunabilecek ufak bir kitabı çeşitli yabancı dillerde yayımladım. Andonian herhalde bir dost çevresinin yardımıyla, büyük bir yanıltma işine girişmiş, kendinden sonra gelen kuşakları da etkilemiş, belge diye sözünü ettikleri bunları okuyacak bilgi ve becerisi olmayan milyonlarca yabancının ülkesinde arka arkaya basılmıştı. Ancak, sadrazamdan başlayarak tutuklayıp Malta Taç Kolonisi'ne sürdükleri 144 üst düzey Türk yöneticiyi suçlayabilmek için zengin Osmanlı belgeliğini uzmanlarıyla uzun süre didik didik tarayıp, yenginlerin mahkemesi de olsa, orada bile işe yarayacak gereç bulamayan işgalci İngilizler, ''belge, belge!'' diye fır döner, Amerikan bağlaşıklarına resmen ve yazıyla başvururken Andonian'ın yayınına e... Devamı

27 04 2006

Ermeni Belge Sahtekarlıkları 3 / Türkkaya ATAÖV

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi     Cumhuriyet 27.04.2006 Nemrut Mustafa Paşa'yı Atatürk yaptılar Gerçeği bilmelerine rağmen Ermeniler ve Batılılar, Mustafa adlı birinin 1920 yılında İstanbul mahkemesinde soykırımı kabul ettiği ifadeyi, isim benzerliğinden dolayı Atatürk'e yıkmaya çalışarak Türkiye'yi zora sokmayı amaçlıyorlar Paul de Véou adlı biri Atatürk'ü yitirdiğimiz yıl basılan İskenderun Felaketi başlıklı Fransızca kitabında (s. 121), Mustafa Kemal'in bu sözleri bir İstanbul mahkemesinde 20 Ocak 1920 tarihinde söylediğini yazıyordu. Yalnız biz Türkler değil, herkes biliyor ki, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ulaşan önder, eski Osmanlı başkentine artık ilk kez sekiz yıl sonra dönmüş ve görkemli biçimde karşılanmıştı. 1920'de İstanbul'da bulunmadığına tüm dünya tanıktır. Bu yanlış, Ermeni Papaz Jean Naslian 'ın 1955'te çıkardığı gene Fransızca anı kitabında, bu kez, yıl gösterilmeden ama günler ''28 Ocak'' diye geçiştirilerek gizlendi. Bunun bir yanlış olduğunu Ermeni yazar Guerguerian , Papaz Naslian 'a anlatmak istediyse de, aldıran olmadı ve anı kitabının Ermenicesi de hiç değişmeden çıktı. On yıl sonra, Jean Mécérian , Ermeni Halkının Soykırımı başlıklı iddialı yayınında tarihte bir yıllık bir indirim yaparak 28 Ocak 1919'u yeğlediğini gösterdi. Aynı yanlış Ermenice gazetelere ve dergilere taşındı, okuyucu mektuplarına girdi ve hem Sovyetler'de, hem Amerika'da basılan Ermenice süreli yayınlardan eksik olmadı. Hagop Tercimanian 'ın editörlüğünü yaptığı 1982 baskılı Kaliforniya kökenli kitapta da boy gösterdi. Yanlışın dip kökeninde şu var: İstanbul işgal altınday... Devamı

25 04 2006

Panayır Zamanı / Mümtaz TİFTİK

ocak 2006 PANAYIR ZAMANI Mümtaz TİFTİK (*)Göl Anadolu Öğretmen Lisesi Md. Yrd.KASTAMONU   Taşköprü Kastamonu'nun en büyük ilçelerinden birisi olup Gökırmak havzasında yer almaktadır. İsmini Romalılar zamanında yapılmış ve hâlen kullanılmakta olan taş köprüden almaktadır. Ekonomik olarak zengindir. Burada kendir, şeker pancarı ve sarımsak yetiştirilir. Bu yüzden 60'lı yıllarda bir hafta süren panayırlar düzenlenir sosyal hayata hareketlilik gelirdi. Şu an aynı ilçede sarımsak festivali düzenlenmektedir.   Tablo: Mümtaz Tiftik   Yazın bitmesiyle birlikte günler kısalmaya, güneş ışığının etkisi azalmaya başlamıştı. Kasabanın ortasında bir gerdanlık gibi pırıldayan Gökırmak artık hüzünleniyordu. Bu yıl geçen yıldan daha az gelen leylekler çoktan göçmüş yuvaları boş kalmıştı. Ağaçların yaprakları sararmaya, sokak aralarından odun testerelerinin sesleri yükselmeye başlamıştı. Kadınlar evlerin arka bahçelerinde imece usulü tarhanalar karmaya, pazardan alınan, bağbozumundan getirilen domateslerle salça yapmaya, turşular kurmaya başladılar. Cumhuriyet Meydanının köşesinde kestaneci kestaneleri kavurmaya, pazaryerinde Balıkçı Hamdi palamutları çifti 2.5 liradan satmaya başlamıştı. Çocuklar sokaklarına dönmüştü Kimi topaç çevirirken kimi misket yuvarlıyordu. Akşam üstleri ise Kuştepesi'nden bırakılan çubuklu uçurtmalar gökyüzünü süslüyordu. Kısacası tüm bu olanlar yaz mevsiminin bittiğini anlatır gibiydi. Okulların açılmasına az bir süre kalmıştı. Yeni heyecanlar çocukların gözlerinden okunuyordu. Ben de okulun açılmasını dört gözle bekliyordum. Bunun nedeni, okulu çok sevmem değildi, okulların açılışından birkaç hafta sonra kasaba çıkışında kendir işleme fabrikasına giden yolun her iki tarafına kurulacak panayırdı. Panayır bir hafta sürer, bu bir hafta boyunca çevre il ve ilçelerde üretilen ne varsa burada sergilenirdi. Sergilerin düzenli olması için belediye yolun sağ tarafına düzenli dükkânlar y... Devamı

17 04 2006

KÖY ENSTİTÜLERİ ÜZERİNE... / Hami KARSLI

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi    KÖY ENSTİTÜLERİ ÜZERİNE... Hami KARSLIEmekli Yazın Öğretmeni Bir zamanlar Türk Ulusu nisan ayında iki bayram yaşardı. Bunlardan birisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış günü olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı, diğeri ise dünya ölçütünde bir eğitim girişimi ve yurt kalkınması deneyiminin yasal olarak başlatıldığı 17 Nisan Bayramı idi. Ancak 60 yıldır, yani 1946 yılından bu yana her 17 Nisan’da duyduğumuz burukluk ve acı, Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı’nda yeterince sevinç duymamıza engel olmaktadır. Sömürücü, gerici düzenin tahammül edemeyip kapattığı Köy Enstitüleri’nin amacı, özellikleri, işleyişleri ve kapanış nedenleri hakkında çok şey söylendi,onlarca cilt kitap, binlerce yazı yazıldı,belgeseller çekildi. 2006 yılının 17 Nisan’ında bunları bir kez daha yinelemek, her zamandan daha fazla önem taşıyor. Çünkü bugünkü Türkiye tablosuna baktığımızda gördüğümüz manzara insanın içini acıtmakta ve “Acaba 17 Nisan’da yakılan aydınlanma ateşi söndürülmeseydi,bu manzara aynı mı olurdu?” sorusu aklımıza gelmektedir. Ülkemizi yönetenlerin tüm yaldızlı laflarına karşın Türkiye çok zor günler yaşamaktadır.  IMF’nin dayattığı politikaları  uygulamakla övünenlerin,kör inançları eleştirel akla tercih edenlerin,Atatürk aydınlığından korkanların ülkemize ve ulusumuza nasıl ihanet ettiklerini,bu ülkenin gerçek yurtseverleri  tiksintiyle izlemektedirler. Bir büyük düşünür politikayı, “ekonominin yoğunlaşmış ifadesi” şeklinde tanımlar. Eğer bir ülkede vergi gelirleri -bırakın borçlarımızın ana paralarını- faizlerini bile ödemeye yetmi... Devamı

17 04 2006

ABDURRAHMANPAŞA’NIN 121.YILI

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi    ABDURRAHMANPAŞA’NIN 121.YILI     Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi Mezunlar Derneği (KLD), okulun kuruluşunun 121. yıl kutlamaları çerçevesinde ilk etkinliği 02 Nisan 2006 Pazar günü gerçekleştirdi. Mecidiyeköy Profîlo Kültür Merkezi'nde bu sezon oynanan ve büyük ilgi toplayan "Dönme Dolap" isimli tiyatro oyununa İstanbul'da bulunan lise mezunları katıldı. Hemşerimiz, sanatçı Cihan Ünal ve partneri sanatçı Berna Laçin'in rol aldıkları oyunun bitiminde, mezunlar adına KLD Yönetim Kurulu tarafından sanatçılara çiçek ve yöremizde "poğ" diye tanımlanan "ağırlama" hediyeleri sunuldu. Yöremizin el sanatları ve yöresel yiyeceklerden oluşan "poğ" sanatçıların beğenisini kazandı. Cihan Ünal sahnede seyircilere hitaben yaptığı konuşmada Taşköprülü olduğunu, Abdurrahman paşa Lisesi'nin Anadolu'da kurulan ilk lise olduğunu ve bu yıl 121'inci kuruluş yılını kutladığını, bununla gurur duyduğunu söyledi. KLD Başkanı Fehmi Altıkulaçoğlu'nun organizesiyle gerçekleştirilen etkinlikte, kapalı gişe oynayan oyun için salonu dolduran yüzlerce seyirciye, Kastamonu'dan getirilen Kastamonu simidi ve Kastamonu çekme helvası salon çıkışında sunuldu. Altıkulaçoğlu "Tiyatro için aylar önce bilet aldık. Dönme Dolap , kapalı gişe oynayan bir oyun.Hemşerimiz Cihan Ünal ile birlikte Berna Laçin hanımefendiyi de kutluyorum .Çok başarılılar.121.Yıl kutlamalarına böyle bir sanatsal etkinlikle başladığımızdan dolayı çok mutluyuz” dedi. KLD, 121.Yıl kutlama etkinliklerini sürdürecek. KASTAMONU GAZETESİ ... Devamı

15 04 2006

‘Sarımsağa Destek Artmalı’

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi     Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi    ‘Sarımsağa destek artmalı’03 Eylül 2005 Cumartesi ANKARA - “İnsanlar yaşadıkları yerlerin potansiyellerini ayağa kaldırmalı. Ata diyarını bırakıp gitmemeli” diyen Taşköprü Belediye Başkanı Hasan Altan, bu yıl 19.’su düzenlenen Taşköprü Sarımsak ve Kültür Festivali’nin uzun yıllardır başta İstanbul olmak üzere dışarı göç veren Taşköprü’yü yeniden cazibe merkezi haline getirmeye başladığını anlattı. İhlas Medya Ankara Grup Başkan Yardımcısı Murat Odabaş’ın hazırlayıp sunduğu TGRT HABER TV’de yayınlanan “Ankara’nın Gündemi” programı, bu yıl 19.’su düzenlenen Uluslararası Sarımsak ve Kültür Festivali’nin ilk gününde Kastamonu Taşköprü’ye misafir oldu. 14 yıldır Taşköprü Belediye Başkanlığını yürüten Hasan Altan, Taşköprü Kaymakamı Recep Soytürk ve sarımsak üreticisi Mehmet Tuncay’ın konuk olduğu programda Taşköprü sarımsağı ister istemez en önemli konu idi.‘Sıra turizmde’1991’den beri 14 yıl ve 4 dönemdir belediye başkanı seçilmesini, kendisine verilen vekaleti hizmete dönüştürmesine ve Taşköprü’yü ayağa kaldırmak için uğraşmasına bağlayan Hasan Altan, “İnsanlarımızı kucaklamaya çalışıyoruz. Onlar da sağ olsun bizi kucakladı.... Devamı

15 04 2006

SİNOP'A YAPILMASI KARARLAŞTIRILAN NÜKLEER SANTRAL BAŞTA SİNO

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi     Cumhuriyet 16.04.2006 Eyleme hazırlanan Nükleer Santral Karşıtları, Çernobil'in etkilerinin silinmediğini hatırlattı 'Ecelsiz ölüm istemiyoruz' ERDOĞAN ERİŞEN ORDU - Sinop'ta kurulması düşünülen nükleer santrala karşı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler 'in memleketi Ordu'da da AKP dışındaki siyasi partiler ile tüm sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek platform oluşturdular. Platform sözcüleri, Karadeniz'de her aileden olduğu gibi Bakan Güler'in ailesinden de birçok kişinin Çernobil nedeniyle kansere yakalanarak yaşamını yitirdiğini belirterek ''Ecelsiz ölüm istemiyoruz'' dediler. Ordu'da AKP dışındaki tüm siyasi partilerin de aralarında bulunduğu 68 sivil toplum örgütünün temsilcilerinin katılımıyla ''Nükleer Karşıtı Platform'' kuruldu. Platformun Ordu Belediye Meclisi Salonu'nda düzenlediği toplantıya katılan Sinop Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü Hale Oğuz da yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi. Oğuz, nükleer santralın sadece Sinop ve çevresi için bir tehlike olarak düşünülmesinin yanlış olduğunu belirterek ''Radyasyonun erişim mesafesi en az 1200 kilometredir. Bu nedenle Sinop eşittir Ordu, Sinop eşittir Trabzon, İstanbul, Zonguldak, Giresun, Rize, Ankara, kısaca Türkiye'dir'' diye konuştu. Oğuz, Başbakan'ın İstanbul'da düzenlenen Sinoplular gecesinde Sinop Üniversitesi'nin müjdesini verirken coşkulu alkış esnasında araya ''Nükleer merkezi de Sinop olacaktır'' sözünü ekledikten sonra salondan ayrıldığını vurgulayarak ''Hemşerilerimiz ola... Devamı

06 04 2006

...KASTAMONU CUMOK ÇAĞRISI...7 Nisan 2006'da Kastamonu Mesle

  Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları     KASTAMONU CUMOK ÇAĞRISI7 Nisan 2006 / Cuma 14:30-18:00 "Kara günler yeniden gelip çattı" Korkuya yer yok!.. Yılgınlık hiç gerekmez!.. Nihayetinde, Ulus Dağı'na çıkılacak! Ve yine bir ateş yakılacak!.." Konuğumuz,ULUS DAĞINA DÜŞEN ATEŞ , 58 GÜN , SİVİL ÖRÜMCEĞİN AĞINDA KİTAPLARININ YAZARIMUSTAFA YILDIRIMKonu: Büyük İşgal Planı ve SavaşımYer: A.Ü. Kastamonu Meslek Yüksek Okulu Konferans Salonu İletişim:0505 257 33 680536 683 32 890535 779 36 00 Yurttaşlarımızı ve Cumhuriyet Okurlarını katılmaya çağırıyoruz."Sen Gelmezsen Bir Eksiğiz"                                                                 Kastamonu Net (Blogcu)... Devamı

31 03 2006

... TAŞKÖPRÜ FAKÜLTE İSTİYOR...HABER... HABER... HABER... HABER.

  Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  TAŞKÖPRÜ FAKÜLTE İSTİYOR     Kongrede konuşan Taşköprü Belediye Başkanı Hasan Al-tan, özelleştirme sonrası ilçede kapanan fabrikaların ekonomik gerilemeye neden olduğunu, ancak özelleştirmenin de ülkenin geleceği açısından zaruret arzettigini söyledi. Bugüne kadar kimsenin cesaret edemediği özelleştirmelerin cesur insan Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde gerçekleştirildiğini ifade eden belediye başkanı Hasan Al-tan, Asar Göleti ve Kara-dere Barajı'nın bu yıl içersinde bitirilmesi için söz aldıklarını kaydetti. Son günlerde Taşköprü'ye fakülte kurulmalı diye kulisler yapıldığını, Kastamonu'nun büyük ilçelerinden biri olan Taşköprü'nün fakülteden payını alacağını vurgulayan Altan, "Bu memlekette 35 yıldır politika yapıyorum. Ilgaz' ı deleceğiz, üniversitesizi kurduk geldik diyenler oldu. Bunların hiç birinin aslı çıkmadı. Onlarda AKP gibi yürütmenin basındaydılar. Ama bu hükümet üniversiteyi kurdu" dedi. Taşköprü'deki tarihi dokunun gün yüzüne çıkartılacağını, kazı için rekli olan iznin alındığını da ifade eden Altan, önümüzdeki aylarda kazı ekibinin ilçelerine geleceğini kaydetti. AKP Milletvekili Musa Sıvacıoğlu da yaptığı konuşmada fakülte konusunda ihtiyatlı konuşmaya gerek olmadığını, kendilerinin de Taşköprü'ye fakülte kurulması için gerekti desteği vereceklerini söyledi. AKP Milletvekili Sinan Özkan ise, Taşköprü'de yaptığı konuşmada ilçeye organize sanayi bölgesi kazandırmayı hedeflediklerini belirtti ve Sıvacıoğlu gibi fakülte kurulması konusuna destek olacaklarını vurguladı. Fakülte kurulması konusu AKP Tosya ilçe kongresindeki konuşmalarda da gündeme geldi. Her iki milletvekili d... Devamı

28 03 2006

SARIMSAK İÇİN OLMAZSA OLMAZ 3 ŞART NE ?

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  SARIMSAK İÇİN OLMAZSA OLMAZ 3 ŞART NE ?     Kastamonu Ticaret Borsası tarafından organize edilen ve Taşköprü Sarımsağının masaya yatırıldığı toplantı önceki gün Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin Ankara'da ki toplantı salonunda yapıldı.Toplantıya Kastamonu Ticaret Borsası Başkanı Sedat İşeri, Milletvekilleri Musa Sıvacıoğlu ile Mehmet Yıldırım, Taşköprü Belediye Başkanı Hasan Altan, Ankara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Süleyman Taban, Ziraat Odası Meclis Başkanı Serdar İzbeli, Kooperatifler Başkanı Erol Akar ve çok sayıda davetli katıldı.Toplantıda Taşköprü Sarımsağında Bilinçli Üretim, Toprak Laboratuarı ve Saklanma Depoları konuları üzerinde duruldu. Açılış konuşmasını yapan Ticaret Borsası Başkanı Sedat İşeri, "Başkent'te Sarımsağımız için neler yapabiliri en yetkili ağızlarla konuşmak için burada bir araya geldik. Bizim sarımsağımız kupon kumaş gibidir, bir başka benzeri asla yoktur"dedi. İşeri'nin ardından Kastamonu Milletvekili Musa Sıvacıoğlu bir konuşma yaptı. Sıvacıoğlu ise şunları söyledi; "Sarımsağımızı turşu kurulan ürün olmaktan kurtarıp, bu ürünü ülkemizin her köşesine satmamız gerekmektedir. Önce bir patent almalıyız, sarımsakta artık marka olmalıyız ve Sarımsak Borsasını kurmalıyız. Bunun için trilyonluk mali porte gerekiyor. Ama bu işleri yapmalıyız, bu hususta bizlerin ne yapması gerekiyorsa ben varım."Toplantıya katılan bir diğer milletvekili Mehmet Yıldırım ise konuşmasına "sarımsak üretimini en iyi bilen bir arkadaşınızım" sözleriyle başladı. Yıldırım konuşmasını şöyle sürdürdü; "Benim ailem, yüksek tahsilim dahil beni sarımsak dan kazandıkları paralarla okuttular. Meclise gideli de dışardan g... Devamı

27 03 2006

Reha Erdem, Korkunun ecele faydası yok!

Korkunun ecele faydası yok! Reha Erdem, mümkün olsa her gün bir film yapacak kadar istekli ve hevesli bir sinema âşığı. Aşağıda 'Korkuyorum Anne'de Işıl Yücetürk (ortadaki). Fotoğraf: Serkan TaycanYazarlarReha Erdem, yeni filmi 'Korkuyorum Anne'de, "insan nedir?" sorusuna, yine sorular sorarak cevap arıyor Radikal2 19/03/2006 NAZAN ÖZCAN (Arşivi) Zor konuşuyor dedikleri için ahlar vahlar ediyoruz ya, kadere boyun eğmek lazım. Üstelik sabahın körü. Ya hiç konuşmazsa? Reha Erdem'in kapısında bekliyoruz. Korkuyu çaktırmıyoruz ve görüyoruz ki, dedikoduların hepsi külliyen yalan. Gayet keyifli konuşuyor, her soruya ayrıntılı cevaplar veriyor, sallamıyor. Ufak tefek, 45'indeymiş ama ancak 35 gibi gösteriyor, son derece beyefendi tavırlı, güleryüzlü bir adam. Esprileri ve güleryüzüyle aslında tam da bu hafta vizyona giren filmi 'Korkuyorum Anne' gibi. Reha Erdem, bu üçüncü filminde "insan nedir ki?" sorusunu soruyor. Hafızasını kaybeden taksi şoförü Ali, babası Rasih, komşusu Neriman, Neriman'ın oğlu Keten, kocası olmadan çocuk doğurmaya niyetlenen İpek, onun kiracısı Ümit, küçük Çetin ve mahalle kasabı üzerinden. Bunu yaparken de hiç öyle koca koca felsefi laflar etmiyor. Son derece sade ve düpedüz mizahla yapıyor bunu. Filmden ağzınız kulaklarınızda çıkıveriyorsunuz. Derin ve temiz bir nefes almış gibi. İnsan gibi diyelim ya da. "Zor bir filmdi, filmin motoru olan bir hikâye yok. Mesel filmi aslında. İçinde bir sürü öykücükler vardı ve sonunda şaka gibi duran, bir yüzük hikâyesi vardı. Filmi paketlemek için" diye anlatıyor Reha Erdem. Meselin sonu masalsı olmuş tabii. O masalsılığı yaratmak için çekim yaptıkları evlerin içindeki duvar kağıtlarını bile İtalya'dan getirmişler. Masal durumu mekânda olduğu gibi zamanda da fark ediyor. Hem bugün hem değil gibi. "Bugün ama gündelik bugün olmayan bir zaman o. Her zaman aslında. Bütün filmlerimde yapmaya çalıştığım şey". Sirkin içinde Filmin talihi de biraz zamana... Devamı

27 03 2006

Yaşama Yurdum: Kütüphanem / FERİDUN ANDAÇ

BELLEK KUTUSU   ''Kapalı bir dünya değildir kütüphane, gelin görün ki üzerinize kapanır. Elinizin altında tek bir kitap bile olsa, ötekilere açılmaktan bir aşamadan sonra kurtulma olanağınız yoktur: Ondandır, çoğu zaman, kişi bu dipsiz ölçekli haritada kendi hareket alanını sınırlamayı yeğler, içine düştüğü beldenin ufuk çizgilerine doğru olanaksız seferler düzenlemeye kalkışmaz.'' Enis Batur   HAYATIN ÖTE YAKASI FERİDUN ANDAÇ Yaşama yurdum: Kütüphanem Kütüphanemin tutsağı olduğumu söylemeliyim önce. Dört-beş mekâna yayılan kitaplarımı/arşivimi bir araya getirip labirentimsi raflara taşıyıp tasnif edince, yılların birikimi bir anda baş dönmesi yaşattı bende. Bunca şeyi bir araya getirme sabrı, çabası akıl alacak gibi değildi. Tutsaklığımın adını koyamıyordum. Zamanlar arası yolculuğa çıkmayı bırakmış, kopmuş, uzaklaşmıştım. Yalnızlaşma... Belki de güvencini yitirmeydi bu!.. Çok uzun sürmedi... Yaşamaevim-yazıevim-çalışmayerim arasında bölünerek gene beni sarıp sarmalayan kitap mekânları kurdum. Çalışma yerimdekileri kütüphane düzeneğine göre biçimlerken, karşıma çıkan otuz bin kitaplık birikimin tamı tamına kırk küsur yılda oluştuğunu düşündüm. Yazıevime hiç kopamadıklarımı, başucu kitaplarımı taşıdım... Yaşamaevimde ise çalışma seyrimdekilere, gene kopamadığım bazı yazarların yapıtlarına, sözlüklerine yer verdim. Kitaplarla süren yolculuk Mekân değişimi, oluşturduğum her bir atmosferin çağrısı ben yazı/okuma yolunda verimli kılıyor. Biriktirmek için yola çıkmadığım kesindi. Çünkü okuma çabası zamanla bir uğraşa dönüşünce, siz de, ister istemez, kitabı hayatınızın ayrılmaz birer 'nesne' si olarak görmeye başlıyorsunuz. İçselleşen bir durum bu. Sizi kendine çekenlerin ayrımına varmanız, önünüzdeki alanı da giderek genişletiyor. Doğrusu benim kitaplarla süren yolculuğumda kütüphaneler en gözde yerlerim olmuştur. Ama beni oraya götüren duygunun oluşup gelişmesinde yaşadığım ortam, insan ilişkileri hep belirleyicilik k... Devamı

24 03 2006

Taşköprü'de Basın / Ali ŞAHİN

Taşköprü'de Basın / Ali ŞAHİN (İnceleme-Araştırma Taslağı) ________________________________________ TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete.Tek Sayı / 30 Ağustos 1950. İlk sayısından sonra çıkmamıştır. Sahibi ve Mesul Müdürü: Şem'i DALAY; Mücadele Matbaası. Kastamonu. İlçenin ilk gazetesi. Başlık altında: "Halkın Dili, Hakkın Dili" Çarşamba günleri çıkar siyasi gazete olduğu yazılıdır.28x41 ebadında, fiyatı 5 kuruş.TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete. (6 Mart 1959- 22 Nisan 1960) Sahibi ve Mesul Müdürü: Ergin TÜFEKÇİ; Doğrusöz Matbaası. Kastamonu. Çarşamba günleri çıkar. 28x41 ebadında, 4 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 5 kuruş.TAŞKÖPRÜ'DE UYANIŞ: (5 Mart 1969- 5 Mayıs 1969) Sahibi: TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) adına; A. Cahit ARIKAN, Yazı İşleri Müdürü: Zeynel YURTSEVEN. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Genç fikirli demek, gerçek fikirli demektir. K. ATATÜRK" yazısı bulunmaktadır. 41x57 ebadında, 6 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş.GÖKIRMAK: Haftalık gazete. (13 Mart 1970- ../.. 1974).Sahibi: Mahmut ESKİ, Ziya SEZEN(Kısa bir süre sonra ayrılmıştır); Mesul Müdürü: Halit TERZİOĞLU. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Haftalık Siyasi ve kültürel gazete" yazısı bulunmaktadır. 35x50 ebadında, 5 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş.TAŞKÖPRÜ'NÜN SESİ: 15 Günlük gazete. (1 Ağustos 1975- ../../ 1988) Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Numan ÖZDEMİR. Yeni Kastamonu Matbaası. Kastamonu. Başlığın altında: "Siyasi ve Kültürel gazete. 15 günde bir Cuma günleri çıkar" yazılıdır. 308. sayıdan itibaren gazete el değiştirmiş, Numan ÖZDEMİR, gazeteyi Eczacı Metin BAKIRCI'ya devretmiştir. İlçenin en uzun ömürlü gazetesi olma özelliğini taşıyan TAŞKÖPRÜ'NÜN SESİ gazetesinin bütün sayıları tam olarak Taşköprü İlçe Halk Kütüphanesinde mevcuttur.GÖKIRMAK: (Taşköprü Belediyesi). 1993 Sahibi: Taşköprü Belediyesi adına: Hasan ALTAN. Genel Yayın Yönetmeni: Muzaffer YILDIZ. Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ersin TABAKER. Damla Grafik Tesisleri. Başlık altında "Taşköprü Belediy... Devamı

24 03 2006

Söyleşiler

Söyleşiler   Kem Gözlere Anadolu Product Code : zBK982342DS664Author : Elif ŞafakISBN : 9757857296Publisher : Evrensel Basim YayinPublished : Istanbul, March 1994Pages : 95This product is currently unavailable. Kem Gözlere AnadoluElif Safak'in öyküleri, mitolojinin, masalin ve tarihin içeriginin, halkin günlük yasami içindeki özdesligi üzerine kurulmustur. Bu büyülü bilesim, daha ilk adimda, öykülerin adinda kendini duyurur: Mezopotamya Sarisi, Yedi Damla Diyar-i Bikr, Topal Kartallara Tarihsiz Avcilar...Denilebilir ki bu öyküler, olup bitenin henüz bu anlama ve anlatma biçimlerinden birine girmeden önceki hallerini, hareketin bütün canliligini ve karmasasini henüz üzerlerinde tasidiklari o ilk ani yakalama heyecanidir. Nesnenin henüz imgesini salivermedigi, herbirinin digeri yerine, ayni gerçekligi ayni etkiyle kalabaligin içinde dolastirdigi o ilk an... Mete Çubukçu:"Ben hep eve dönünce ağlarım..." Söyleşi: Hakan Gülseven, Radikal Cumartesi, 9 Nisan 2005"Bağdat bombardımanının ikinci günü, bir Yunanlı kameramanla Filistin Oteli'nin önüne çıkmıştık; daraldık çünkü, herkes acayip gergindi. Sabaha kadar ve gün boyu bombardıman devam etmişti. İşte o akşamüzeri otelin önünde biraz oturduk. 'Bugün kızımın yaşgünü,' dedi, 'Gidemiyorum. Ama sonunda buradan canlı çıkacağım ve kızıma gideceğim.' Acayip kötü oldum, tüylerim diken dikendi. 'Buradan canlı çıkabilecek miyiz?' diye sormaya başlıyorsun hakikaten. Meselâ bir sabah Filistin Oteli'nin çok yakınına acayip bir bomba düştü. Öyle bir uyandım ki, otel isabet aldı sandım. O sırada sabah ezanı başladı. Hava hâlâ karanlık... Kilitlenip kaldım. Ne kamera alabiliyorum elime, ne çekim yapabiliyorum. Öyle boş boş bakıyorum, bir yer yanıyor ve ezan ... Devamını okumak için bkz. Yiğit Değer Bengi:"Ne ejderha ne şövalye!" Söyleşi: Emel Ernalbant, Birgün, 5 Nisan 2005Yorumlu erkek haritası, her geçen gün alfebeden bir harfi söyleyemeyen adam, sperm savaşçıla... Devamı