46 Takipçi | 110 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Kitap Yazar Eleştiri

Edebiyattan Sinemaya

Eğitim Öğretim

Diğer İçeriklerim (440)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (46)
19 10 2006

Palamut mevsimi / Tijen İnaltong

Cumartesi Palamut mevsimi 24/09/2005 Tijen İnaltongBir heyecan fırtınası sardı ortalığı. Yaz boyu kızgın güneş altında, türküler eşliğinde yamanan ağlar bırakılıverdi masmavi sulara. Kaşla göz arası serpilen balıklar da tezgâhlardaki yerini aldı birer birer. Satıcıların sesi kısıldı, "Gel vatandaş gel, balığın tazesi burdaaa!" demekten. Balıkçılar da pazarcılar kadar yaratıcı. Akla hayale gelmez laflar üretmişler vatandaşın dikkatini çekmek için. Hal böyle olunca, yani balık mevsimi açılıp da tatsız tuzsuz çiftlik balıklarının pabucu dama atılınca, tarifler gırla gider olmuş. Biri der palamutu ızgara yapacaksın, başkası domatesli tarifini verir, öteki kızart der. Yeter ki elde kalmasın, satılsın eylülün balıkları. Sardalyanın mevsimi geçmediyse de ancak özel yerlerde çıkacaktır karşınıza. Şöyle etli butlu, vitrini (haliyle cebi de) dolduracak balıklar olacak ki zengin göstersin. Devir zenginlik devri. Gördüğünüz resim sezon açılıp da deryanın kuzuları ortalığı sardığında Bozcaada'da, Ayazma Plajı'nda konuşlanmış Vahit'in Yeri'nde çekildi. Ne rakıyı içtim, ne balığı yedim. Rokasına bile el uzatmadım. Gözünüz kalmasın. Özenmedim de, pek toktum. Ancak bir süre sonra elinde koca bir tabak palamut tavayla yanımdan geçen garsonu görüverince duraladım. Canım çekti. Her daim balık özleyen biri sayılmam. Üstelik denizde yüzüşlerini seyretmeyi tabaktaki hallerinden daha çok severim. Aman efendim hanımlar mutlaka balık yemeliymiş, yoksa ileri yaşlarda kafaları çalışmaz, bedenleri işlemez olurmuş gibi lakırdılara fazla yüz vermem. Ancak öyle bir an gelir ki, bedenim çeker. Bu anlar birkaç yıl önce sıkça yaşanır olmuştu. O zaman Rozanne Gold'un Üç Malzemeli Beş Yıldızlı Yemekler (Oğlak) kitabını çeviriyorum. Bir somon tarifi var ki görünce içim istiyor. Sonra televizyonda en bayıldığım İngiliz aşçı Gary Rhodes çıkıyor, somonları, barbunları hafifçe unlayıp sevgilisinin elini okşar gibi fazla unundan ayırıp pırıltılı ışıkların altında tavaya bırakıyor, yutkunu... Devamı

19 10 2006

1939 YILI EĞİTMEN KURSU MEZUNLARI

1939 YILI EĞİTMEN KURSU MEZUNLARI1. HAKKI UZUN2. RIZA KAHYAOĞLU3. HALİL İBRAHİM BAL4. HURREM TEKELİ5. HAYDAR ÖZDEMİR6. ŞAKİR SEZER7. KAZIM KESKİN8. MUSTAFA GÜLER9. BAYRAM DEMİRTAŞ10. ABDURRAHMAN GÜMÜŞ11. ABDURRAHMAN BAYRAKTAR12. HASAN YAMAN13. RASİM TÜZEL14. HALİT İBRAHİMOĞLU15. MEHMET YAŞAR16. MEHMET AYVAT17. MEHMET YILMAZ18. HÜSEYİN KIRAN19. HAMDİ ERDOĞDU20. İZZET VELİ21. MEHMET KAİN22. BAHŞİŞ AKTAŞ23. MEHMET SARI24. MAHİR YILDIZ25. İZZET TEMEL26. RASİM AYDEMİR27. HÜSEYİN ŞANLI28. MEHMET ÖZTÜRK29. EMİN TÜLÜBAŞ30. HASAN KARAKAŞ31. HAKKI TUNCER32. HASAN UZUN33. HASAN AKKAYA34. İBMAİL YÜKSEL35. YAKUP ŞAHİN36. MEHMET DEMİR37. ÖMER BİLLUR38. SATI KAHYAOĞLU39. BAHADDİN TOSYALI40. HAMDİ YILMAZ41. AHMET KURT42. SERVET YALÇIN43. ALİ ŞİPAL44. SATI SELALMAZ45. ALİ OSMAN KÖKEMLİ46. AHMET DURUM47. ALİ ÇERÇİ48. MEHMET CİVCİİ49. ALİ ARBAY50. KAMİL YÜCEL51. CEMAL AYTEKİN52. MEHMET TOKALIOĞLU53. KAZIM SÜZEN54. HÜSEYİN ASLAN55. SABRİ ATALAY56. İBRAHİM SARISOY57. FEYZİ GÜNEŞ58. SALİH YILDIRIM59. AHMET BOZKURT60. ŞÜKRÜ ĞÖKSEL61. YAKUP ERDEM62. SALİH ÖZÇELİK63. AHMET AVAN64. CEMAL YILMAZ65. AKİF TİFTİKOĞLU66. ALİ ÖZTÜRK67. ŞABAN SERSEM68. SALİH PINARBAŞI69. RAHMİ ÖZTÜRK70. HİLMİ KAHRAMAN71. HASAN AKÇA72. ABDULLAH OKUR73. ALİ ÖZTÜRK74. HÜSEYİN SEZER75. MEHMET ŞAHİN76. NİZAMETTİN CAN77. SABRİ TARAKCI78. MEHMET ÖNKİBAR79. BİLAL DEMİRSOY80. ŞAKİR AYDIN81. HÜSNÜ GENÇ82. SEYİT ÖZTÜRK83. YUSUF GÜNDOĞDU84. BAYRAM MERDASLAN85. BASAN BİNAL86. HASAN ACAR87. AHMET ŞAHİN88. RÜSTEM YİĞİT89. İBRAHİM PAMUK90. İBRAHİM ÖZCAN91. MUSTAFA ÖZCAN92. RÜSTEM KILIÇASLAN93. DURSUN SARI94. SATILMIŞ GÖKMEN95. İSA BOZKURT96. HÜSEYİN HANGİR97. AHMET SARBAY98. SELAHADDİN ÇİL99. AHMET ORUÇ100. BAYRAM GÖKÇE101. NURİ YALÇINKAYA102. MUSTAFA ELMACI103. BEKİR YILDIRIM104. İBRAHİM ÖZCAN105. İSMAİL ÖZER106. ETEM CANAL107. HAMZA ŞABAN108. ALİ YÜCETAŞ109. TEVFİK ÖZKAN110. HÜSNÜ KAMİT111. MEHMET BAŞ112. ESAT YILMAZ113. MEHMET ALİ GÜLŞEN114. HAŞİM ÇANKAAYA115. İSMAİL IŞIK116. ALİ DURSUN117. MUSTAFA AVCU118. ETEM NEGİZ119. TEVFİ... Devamı

19 10 2006

93'lük Fikir Suçlusu... Muazzez İlmiye Çığ

DÜZ YAZI ORHAN BİRGİT 93'lük Fikir Suçlusu... Muazzez İlmiye Çığ ______________________________________________Salı günkü Cumhuriyet 'te Hilal Köse 'nin ''Tarih'e dava açtılar'' başlıklı haberini okuyunca, o çok sık kullandığımız deyimde söylediğimiz gibi, gerçekten ''gözlerime inanamadım'' . 93 yaşındaki, dünyaca ünlü bir bilim kadınımız, kendi alanı olan Sümeroloji dalında yıllardan beri yaptığı araştırmalara dayanarak yayımladığı bir kitabından dolayı ''halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama suçlusu'' olarak yargılanacaktı! Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı, bir muhbir vatandaşın yaptığı suç duyurusu üzerine harekete geçmiş, dünyaca ünlü Sümeroloğun, yarım yüzyıldan beri, çivi yazılı tabletleri çözerek 5 bin yıl öncesine uzanan geçmişe yolculuğundan günümüze taşıdığı gerçeklerde, yeni Türk Ceza Yasası'nın 216'ncı maddesinin 2. bendine aykırılık saptamıştı! Madde açıktı. Muazzez İlmiye Çığ , ''Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi'' olduğu için 6 ay ile 1 yıl arasında hapis cezası almalıydı. Üstelik yasa, 218. maddesinde, bu eylemleri yayın yolu ile yapan kişilere, öngörülen cezaların yarı oranda arttırılarak verilmesini de istemiyor muydu? Neymiş suçu Bayan Çığ'ın? Ünlü Sümeroloğumuz, bizim Güneydoğu bölgemizden başlayarak Mezopotamya'yı kapsayan topraklarda o 5 bin yıl öncesinin yaşamını bin bir uğraş ile çözmeyi başarmıştı. O arada Sümerlerde fahişeliğin kutsal bir iş olarak kabul edildiği gerçeğine ulaşmıştı. Tanrı adına ve gönüllü olarak bu işi yaptıklarına inanan seks işçilerinin, diğerlerinden ayrılmaları için başlarını örtmek gibi bir de gelenekleri oluşmuştu. Doğrusu Hilal Köse'nin haberinin yayımlanmasından sonra, fikir suçları üstünde duyarlılığını yakın dönemlerde belgelemiş çevrelerin hemen harekete geçerek tepkilerini açıklayacağını umdum. Önceki gün ve dün, mesela Hasan Cem... Devamı

19 10 2006

TDK, Sözlük, CHP

TDK, Sözlük, CHP Ali PÜSKÜLLÜOĞLU ________________________________________Yeni Türk Dil Kurumu, kendisini eski TDK'nin kalıtçısı sayarak (CHP ve Atatürk' ün TDK üyeleri öyle düşünmüyor), o dönemin sözlüğünü kendince elden geçirmeye çalışıyor. Şu var ki, ''Türkçe Sözlük'' , eklemeler çıkarmalarla ve uygulanan yöntemle yeni bir kimlik ediniyor, yani artık eskisiyle pek ilgisi kalmıyor. Şimdi tek cilt olarak yayımladılar. Öncekinin yalnızca ''A'' harfinde dört yüze yakın pürüz vardı ve onları Cumhuriyet'te iki yazı, Çağdaş Türk Dili'nde de 44 sayfalık bir yazı ile göstermeye çalışmıştım. Bunun da yine ''A'' harfinde bulunan dil pürüzlerinden birkaçını bu kısa yazıya sığdırmayı deneyeceğim. İncelikli bir davranışla ve ''Türkçeye emek veren değerli sözlükçümüz Ali Püsküllüoğlu' na en derin saygılarımla'' sunusuyla gönderdiği sözlüğün bu baskısında da yanlışlar taşıdığını, yeni TDK'nin Sayın Başkanı'na duyurmuştum. Kendisi de yanlışları saptamamdan ''memnun'' olacağını söylemişti. Umarım öyle olacaktır. Yeni TDK'nin Türkçe Sözlük'ünde, yöntem yanlışları var. Bunları bir bir göstermek için kocaman bir kitap yazmak gerekir. Bence en önemli yöntem yanlışı, Batı kökenli sözcüklerin o dillerdeki yazımlarıyla ve madde başı olarak sözlüğe alınmasıdır. ''Dilimize son zamanlarda girmekte olan Batı kökenli sözler özgün biçimleriyle eğik olarak yazılmış, burada tanım verilmeyerek Türkçe karşılıklarına gönderme yapılmıştır'' denmiş. Türkçe karşılıkları varsa ve tanımları oradaysa, özgün yazımlarıyla sözlüğe almayı neden gereksemişler? Almazsınız, isteyen onlar için yabancı dil sözlüklerine bakar. Karşılıkları olsa da olmasa da, yabancı sözcükleri özgün yazımlarıyla ''Türkçe Sözlük'' adını taşıyan bir sözlüğe almak, hiç doğru olamaz. Hele kendisine Türkçeyi koruma ve kollama görevi verilmiş varsayılan bir kurumun bunu yapmasıysa hiç mi hiç... Devamı

19 10 2006

ARAYIŞ

ARAYIŞ TOKTAMIŞ ATEŞ______________________________________________________Onlar, Işığıdır Bu Yurdun ______________________________________________________Geçen yıllarda 24 Kasım Öğretmenler Günlerinde yazdığım yazılara baktım. Çoğu kez benzer şeyler kaleme almış ve hatta birkaç kez aynı yazıyı kullanmışım. Bugün de aynı şeyi yapacağım ve eski bir yazımı koyacağım. Yazının son bölümündeki rakamlarda da pek bir değişiklik yok. ''Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü, tümümüze kutlu olsun. Çektiğimiz bunca sıkıntıya karşın, 'öğretmen olmanın' onur ve mutluluğunu hiçbir şeyle değiştirmeyen meslektaşlarıma, sonsuz selamlar ve sevgiler... *** 1980 öncesinin hain senaryoları içinde, öğretmen yetiştiren tüm kurumlar faşistlerin denetimine verilmişti. Hep aynı plan uygulanmıştı. Herhangi bir eğitim kurumu solcuların denetiminde ise önce bir polis baskını düzenleniyordu. Polisin ardından ya da kimi zaman polisle birlikte MHP'nin 'tosuncukları' gelir ve sol direnişin kırıldığı ve liderlerinin toplandığı kurumu ele geçirirlerdi. Peki bu 'faşo' lara ne oldu şimdi? Çoğu, yaşamla karşı karşıya gelince eğriyi-doğruyu anladılar. Onlar da bu ülkenin çocuklarıydı ve çoğu gerçekten 'ülkücü' ydü. Kalkınmış ve adil bir Türkiye'nin sırrının nerede olduğunu anladılar. Ve şimdi, çoğuyla aynı saflardayız. *** Öğretmenlik, bir 'feragat mesleği 'dir. Bizdeki kadar vahim olmamakla birlikte, dünyanın hemen her yerinde öğretmenler, diğer kamu görevlilerine oranla düşük gelir elde ederler. Fakat özendiğimiz ve öykündüğümüz Avrupa ülkelerinde gelir farklılıkları olsa bile öğretmenler de, 'öğretmene yakışır' bir yaşam sürmeye yetecek kadar kazanırlar. Biz, bunun ilginç bir istisnasını oluşturuyoruz. Aslında bir 'mesleğin' avantaj ve dezavantajları sıralanırken 'gelir' kadar önem verilen bir başka husus, o mesleğin toplumsal itibarıdır. Ve Türk toplumu öğretmenine, hak ettiği itibarı çok fazlasıyla veren bir toplumdur. Ve bu ne... Devamı

19 10 2006

Kapılar../ İsmet Kemal KARADAYI

Kapılar../ İsmet Kemal KARADAYI_______________________________________________________ Kapıları açık değilse umudun, insanda kol kanat kırılır, güç azalır. Bu durum topluma yansımışsa orada ''genel huzur'' bozulur... Kuruluşlarıyla, devletiyle birlikte bir toplumun işleri iyi gitmiyorsa, kötü yol da giderek çoğalıyorsa, kötümserlik artar, umutsuzluk baş gösterir. Bu artış, bu baş gösteriş büyük üretimleri küçültür, toplumda büyük küçük dengesizlikler yaratır... İşte burada, iyilikçi, gerçek eleştiriler, öneriler olsun, bunları gözeten, bunlara bilimsel, nesnel bakan ve öyle uygulayan yönetimler olsun, düzeltici, düzenleyici, kurtarıcı olacaktır, olabilir... Şimdi, ülkemiz görünümlerine (bu kez büyüteç kullanmaksızın) şöyle bir bakalım: Söylev, Atatürk 'ün Bütün Eserleri, Suyu Arayan Adam, Atatürk İhtilali, Anadolu İhtilali, Kutsal İsyan, Kurtuluş Savaşı Destanı, Bir Devletin Yeniden Doğuşu, Şu Çılgın Türkler, daha nice yapıtlar... Okudukça, öğrendikçe daha çok anlıyor ve duyarlı oluyoruz. Bağımsızlık savaşının, kurtuluşun, Cumhuriyet'in hiç de kolay kazanılmadığını, eğer görebilmişsek, bizlere neleri kazandırdığını çok daha iyi biliyoruz... Ne var, kimi yanlışlıkları, aymazlıkları, sapkınlıkları; kimi ''meczup'' ları, ''müstemlekeci'' leri, değer bilmezleri, kendi Ortaçağ'larından bir türlü vazgeçemeyenleri de... İçerde: Politik amaçlı kayırma ve kadrolaşmalar... Dokunulmazlık zırhına bürünmüş suskunluk ya da kandırmacalar... Dediğim dedikçi ret ya da zorlamalar, işine geldiğini kabullenmeler... Yasaları, anayasaları, Cumhuriyet'in temel ve çağdaş ilkelerini bozmaya, değiştirmeye, bitirmeye yönelik ''ihlal'' ler... Dışardan: Parasal, siyasal ''müdahale'' ler, bir köşeye sıkıştırma, öç alma dilek ve planları... İçerde: Yan tutma çılgınlıkları, işsizler ordusu, açlık ya da yoksulluk sınırları... Örneği bol yiyicilik ve köşe dönücülükler... Cumhuriyet'in temel kurum ve k... Devamı

19 10 2006

YAZAR VE ŞAİRLER EDEBİYAT ÖDÜLLERİNİ TARTIŞIYOR: BİR ÖDÜL ALDIM

YAZAR VE ŞAİRLER EDEBİYAT ÖDÜLLERİNİ TARTIŞIYOR: BİR ÖDÜL ALDIM HAYATIM DEĞİŞTİ (Mİ?) SERAY ŞAHİNERTürkiye'de edebiyat ödüllerinin sayısı giderek artıyor. Özellikle genç yazarlar hem tanınmak hem de kitaplarını yayınlatabilmek için bu ödüllere hayli ilgi gösteriyor. Yeni eserlerin ortaya çıkmasını teşvik etmek, edebiyata yeni isimler kazandırmak ve edebiyatta önemli yeri olan yazar ve şairlerin adını yaşatmak amacıyla verilen ödüller pek çok yeni yazarın tanınmasında etkili oluyor. Şimdiye kadar önemli ödülleri kazanmış, kimisi bu ödüllerle ismini duyurmuş yazarlara bu ödüllerin önemini ve misyonunu sorduk... Türkiye'de verilen başlıca edebiyat ödüller: Haldun Taner Öykü Ödülü, Sait Faik Hikaye Armağanı, Ya şar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri, Oğuz Atay Öykü Ödülü, Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü, Necatigil Şiir Ödülü, Orhan Kemal Roman Armağanı, Everest Yayınları “İlk Roman” Ödülü, Cevdet Kudret Edebiyat Ödülleri, Sedat Simavi Edebiyat Ödülleri, Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü, Cemal Süreya Şiir Ödülü ve Ahmet Hamdi Tanpınar Ödülleri. ENİS BATUR: TANRI KORUSUN, BİR DAHA KATILMAYACAĞIMYazar ve şair Enis Batur, 1993'te Cemal Süreya Şiir Ödülü'nü “Perişey” isimli kitabıyla almıştı. Batur, aynı zamanda Türk Dil Kurumu Ödülü Deneme Ödülü ile Altın Portakal Şiir Ödüllerinin sahibi. Enis Batur, 93'ten bu yana herhangi bir ödüle başvurmamış. Cemal Süreya ödülüne de şaire duyduğu saygıdan katılmış. Edebiyat ödüllerinin temel işlevi nedir?Türkiye'de ödül mekanizmasının kuruluşu da uygulaması da çok doğru biçimde yapılmıyor. Türkiye'de çok az ödülün maddi cephesi önemli; oysa dünyada bir yazarın bir kaç yıl geçim sıkıntısı düşünmeksizin kendi yapıtı üzerinde yoğunlaşmasını sağlayacak meblağlar söz konusu. Manevi açıdan genç insanların okur önüne çıkmasını sağlaması gibi yanları var ödüllerin. Ama uygulama bir noktadan sonra sidik yarışına dönüyor. Ayrıca bu mekanizmanın etrafında şüpheler de uyandı. ... Devamı

18 10 2006

<font color=red>BİR TAŞKÖPRÜ NOSTALJİSİ / NADİR SERDAR IŞI

BİR TAŞKÖPRÜ NOSTALJİSİ   Nadir Serdar IŞIKLI               İlk, orta ve lise yıllarımda okullar tatil olunca Taşköprü’ye anneannemin yanına gelirdim. Rahmetli benim gelmemi nasıl beklerdi hasretle. Yıl içinde dersler yüzünden,  babamın ‘’ders çalış’’ baskılarının olmadığı, sabahın köründen,  güneşin batışına kadar koşup oynadığım, kendimi bir başka güvende hissettiğim yerdi bu küçük kasaba benim dünyamda.  Bir birinden güzel cumbalı, tahta şerefeli ahşap evlerin bahçe kapılarını açtığımız zaman,  üzerindeki çanın sesi hala kulaklarımdadır. Bu devasa bahçe kapılarından içeri girdiğinizde çoğu kez bir ahır, bir samanlık, ahşaptan yapılmış çatılı su kuyusu ve kerpiç sıvalı bir ekmek fırını görürdünüz, tabiîki hıryemez ve Amasya cinsi elma ağaçları ile birlikte. Bahçelerin etrafı tahta tarabalarla çevrilmişti. Yağmur yağdığı zamanlar duyduğum toprak kokusunu hep özlemişimdir.                                                                                                                                         Kuyu kebabı, yoğurttan yapılan tereyağı, elma eğşisi, tarhana çorbası, etli ekmek, pastırma, çemen,  pastırmalı pide, tirit, kepekli undan yapılan ev ekmeği, yoğurtlu yeşil mercimek çorb... Devamı

15 10 2006

BASINDA 19.ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK FESTİVALİ (2

BASINDA 19.ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK FESTİVALİ (2005)------------------------------------------- Mustafa Sandal: Pazara Kadar (-değil, mezara kadar- diyor...) Aşkına kurban olayım,olayım Mahşere gel de, geleyim, geleyim Tek sözün yeter can feda sana Her şeyim senin,uğruna öleyim Canımı vereyim Tek söz yeter can feda sana Her şeyim senin,uğruna öleyim Canımı vereyim Pazara kadar değil,mezara kadar Gelirim senle Fizan'a kadar Ayrılmak yok en son gün bile Tarih bizi yazana kadar Sevmişim seni,vazgeçer miyim? Yerini kimse alamaz,alamaz Sen kalbimdesin,dilimde değil Bu ömrüm senin,yoluna sereyim Canımı vereyim Sen kalbimdesin,dilimde değil Yoluna sereyim,canımı vereyim TAŞKÖPRÜ'DEN MUHTEŞEM FİNAL Yazar İ.GÜRKAN YILMAZ 19'ncu Taşköprü Kültür ve Sarımsak Festivali dün gece Mustafa Sandal'ın verdiği konser ile sona erdi. Sandal'ın yaklaşık 1,5 saat sahnede kaldığı konser sırasına basın mensuplarına 10 dakika görüntü alma izni verildi. Konser sonrası havai fişek gösterileri ile de 19'ncu Taşköprü Kültür ve Sarımsak Festivaline son nokta konuldu. Kastamonu Nasrullah gazetesi,05.09.2005Son Güncelleme ( 05.09.2005 - Pazartesi ) ***** ***** *****20'NCİSİNDE BULUŞMAK ÜMİDİYLE Bu yıl 19'ncusu gerçekleştirilen ve kendinden oldukça sık söz ettiren Taşköprü Kültür ve Sarımsak Festivali bir yılını daha dün gece geride bıraktı. Perşembe günü muhteşem açılış ile başlayan Festival etkinlikleri çerçevesinde önceki gün ve dün de vatandaşlar gönüllerince eğlendiler. Cumartesi günü gündüz yağmur altında gerçekleştirilen Güzellik yarışmasında Taşköprü Güzeli Gegüm Şener; Festival Güzeli Banerüs Anna (Romanya), Sarımsak Güzeli Egele Mankeviciene (Litvanya), Pompeipolis Güzeli de Vaide Kriskute (Litvanya) seçildiler. Güzellik Yarışması öncesi yapılan İlozyonis gösterisi ise vatandaşların yüreğini ağzına getirdi. İlizyonist'in şişleri yanağının iki tarafından geçirmesi vatandaşlar tarafından meraklı gözlerle seyredildi ve ardından yabancı v... Devamı

15 10 2006

FESTİVALİN ARDINDAN (01/04/2005)

FESTİVALİ/ ARDINDAN (01/04/2005) 19.ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK FESTİVALİ/ 2 EYLÜL 2005 CUMA 2. GÜN ** 14.30: ** KÜLTÜREL VE EKONOMİK KONULARDA PANEL YER: Belediye Başkanlığı Konferans Salonu ** Oturum Başkanı: Saim ESKİOĞLU ( Balıkesir - Gönen Kaymakamı ) ** Konuşmacı: Prof.Dr.Süleyman Taban. ( Ankara Üniversitesi Toprak Bölümü Başkanı ) Konu: Sarımsakta Farklı Gübre Deneme Sonuçları ** Konuşmacı:Prof.Dr.Aykut ÇINAROĞLU ( Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi. ) Konu: Taşköprü'de POMPEİOPOLİSİN Önemi ** Konuşmacı: Prof.Dr.Salih MADEN ( Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi ) Konu: Sarımsak Hastalıkları ** Konuşmacı: Murat KARASALİHOĞLU ( Arkeolog ) Konu: Pompeiopolisin ortaya çıkartılması ve Taşköprü Turizmine etkileri. İsyankarMustafa Sandal Korkma yaklaş, hislerinleSanki bir adım attığını bilmez mi gönül?Geçer mi ömür?İstersen dağlar dağlarYerinden oynar oynarSabırsız kalbim bir tekAşkına isyankar.Sabırsız kalbim bir tekAşkına isyankar. Mustafa Sandal: Pazara Kadar (-değil, mezara kadar- diyor...) Aşkına kurban olayım,olayım Mahşere gel de, geleyim, geleyim Tek sözün yeter can feda sana Her şeyim senin,uğruna öleyim Canımı vereyim Tek söz yeter can feda sana Her şeyim senin,uğruna öleyim Canımı vereyim Pazara kadar değil,mezara kadar Gelirim senle Fizan'a kadar Ayrılmak yok en son gün bile Tarih bizi yazana kadar Sevmişim seni,vazgeçer miyim? Yerini kimse alamaz,alamaz Sen kalbimdesin,dilimde değil Bu ömrüm senin,yoluna sereyim Canımı vereyim Sen kalbimdesin,dilimde değil Yoluna sereyim,canımı vereyim Eskilerden Kalanlar... ... Devamı

15 10 2006

19.ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK

19.ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK Taşköprü Sevim Tokatlı Kız Meslek Lisesi Standı'ndan...Müdür Yardımcısı Selahattin ARSLAN ve Ev Yönetimi- Beslenme Öğretmeni Alper TAŞKIN, stand görevlisi öğrencilerle... KADIN GİRİŞİMCİLER HASAN ALTAN'DAN DESTEK İSTEDİTaşköprü&#8217;nün girişimci kadınları Belediye Başkanı Hasan Altan&#8217;ı ziyaret ederek Kadın Girişimciler Derneği&#8217;nin bir şubesini Taşköprü&#8217;de açabilmek için destek istediler. Her fırsatta Taşköprü&#8217;yü tanıtmak Taşköprü ürününü piyasaya sürebilmek için çaba sarf eden Nuran Bozkurt, Şerife Matracı ve Nebahat Çolak isimli ev hanımı bayanlar çalışmalarını bir çatı altından yürütebilmek ve daha büyük çalışmalara imza atabilmek için ziyaret ettikleri Taşköprü Belediye Başkanı Hasan Altan&#8217;dan Girişimci Kadınlar Derneği&#8217;nin bir şubesini Taşköprü&#8217;de açabilmek için destek istediler. BAŞKANDAN TAM DESTEKGirişimci bayanlara maddi ve manevi her türlü konuda yanlarında olacaklarının sözünü veren Altan, &#8220;Ne istediğimizi iyi bilelim, el ele vererek her şeyin en iyisini yapabileceğimize inanıyorum, yeter ki heyecanınızı kaybetmeyin&#8221; dedi. Bir iki yıl içinde bambaşka bir Taşköprü yaratacaklarını vurgulayan Altan, böyle kadın girişimcilerin olmasından dolayı mutluluk duyduğunu ifade etti. Yer ve projede konusunda başkandan destek sözü alan bayanlar görüşmeden mutlu ayrıldılar. Kadın girişimciler görüşmenin sonunda Belediye Başkanı Hasan Altan&#8217;a tüm Taşköprülü Kadın Girişimciler adına tarihi Taş-Köprü figürünün işlendiği bir tablo hediye ettiler. http://www.kastamonupostasi.com; 09.09.2005 writeCounterLayer() KASTAMONU ve İLÇELERİNDE "ŞAPKA GÜNLERİ" 2005'ten...---------------------------------------------------------------------- Atatürk'ün Kastamonu'ya Gelişleri Şapka ve Kıyafet İnk. KutlamalarıKastamonu23-31 Ağustos Atatürk&#... Devamı

15 10 2006

Taşköprü'nün Sesi Arşivinden

Tosya- Gökçeöz Köyü İlkokulu (31.07.1970- 14.08.1974) Not: Fotoğraflar 1998 ziyaretinde çekildi...24 yıl sonra. İş arkadaşları: Ali YİĞİT, Ali ÇAKIROĞLU, İsmail YERLİOĞLU... Bir de Komşular vardı: Osman TOPAL, Kaşif KICIR... Taşköprü- Kızılcaören Köyü İlkokulu (14.08.1974- 02.05.1980) Taşköprü- Sevim Tokatlı Kız Meslek Lisesi(02.05.1980- 18.12.1998) Tamı tamına 19 Yaz... 19 Kış... Kastamonu İl Milli Eğitim'de Şube Müdürlüğü (02.02.1998- 25.08.1998) 02.02.1998 Kastamonu İl Milli Eğitimde tedvircilerden dördü, Ali- Coşkun (DEMİR),Teftiş Kurulu Başkanı İsmail TÜFEKÇİ (Çorumlu- ortada), Veli KANKO ve ben Ali ŞAHİN... Asım Tongal Beden Eğitimi Spordan sorumlu olduğundan bayramda görevli... Burda kareye giremedi... Devrekani İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (18.12.1998- 10.01.2003) Tokat- Pazar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (27.01.2003- 17.02.2004) ... Devamı

15 10 2006

TAŞKÖPRÜ SARIMSAĞI GÖRÜCÜYE ÇIKTI

TAŞKÖPRÜ SARIMSAĞI GÖRÜCÜYE ÇIKTITaşköprü Belediyesi bu yıl 1-4 Eylültarihlerinde 19. sunu gerçekleştireceği Uluslararası Taşköprü Kültür ve Sarımsak Festivali kapsamında &#8216;En İyi Sarımsak Üreticisini Seçme Yarışması&#8217; düzenledi. 71 sarımsak üreticisinin katıldığı yarışmada Taşköprü merkeze bağlı Ersil Köyü&#8217;nden sarımsak üreticisi Tevfik Kesim 20 numaralı sarımsağıyla jüriden 567 puan almayı başararak en iyi sarımsak üreticisi seçildi. ALTAN: EN SEVDİĞİM ETKİNLİK Taşköprü Sarımsak Pazarı&#8217;nda gerçekleşen yarışmaya sarımsak üreticilerinin talebinin az olduğu gözlerden kaçmazken üreticilere ve misafirlere seslenen Taşköprü Belediye Başkanı Hasan Altan&#8217;da festivalde en sevdiği etkinliğin sarımsakla direk ilişkisinden dolayı bu yarışma olduğunu belirtti. Festivallerin birlik ve beraberlik açısından gerekliliğine değinen Altan, gurbettekiyle yöredekinin kaynaşması açısından da festivallerin yaşaması gerektiğini düşündüğünü bunun içinde herkesin paylaşmasını bilmesi gerektiğini ifade etti. KATILIMIN AZ OLMASI BAŞKANI ÜZDÜ Taşköprü genelinde 2500-3000 civarında sarımsak üreticisinin bulunduğuna dikkat çeken Başkan Altan, &#8220;Bugün burada 71 üretici yarışıyor, isterdim ki bu sayı 500 olsun 1000 olsun bütün sarımsak üreticilerimiz bu yarışa katılarak bu coşkuyu yaşasın, isterdim ki çiftçim üzerine titreyerek evlendireceği kızının saçını nasıl örüyorsa bu gün de burada beyaz altın sarımsağının çocuğunun geleceği olan sarımsağını buraya getirerek görücüye çıkarsın. Çiftçimin 1 ton sarımsağından yarışmaya girecek bir bağ sarımsağı çıkmıyor mu? &#8221; şeklinde konuştu. ALTAN: KURUMSALLAŞMAYI SAĞLAYALIM Taşköprü sarımsağının dünyada rakibi olmadığını her fırsatta belirttiklerini ifaden Hasan Altan, &#8220;Sarımsağımızın dünyada ve ülkede gerektiği yeri alabilmesi için çiftçimizin bir araya gelerek kurumsallaşması gerektiğinin üzerinde durarak, 300 -500 üretici gelin bize öncülük yapın deyin belediye olarak, kaymakamlı... Devamı

15 10 2006

Taşköprü'nün Sesi Arşivinden

Atatürk'ün Kastamonu'ya Gelişleri Şapka ve Kıyafet İnk. KutlamalarıKastamonu23-31 Ağustos Atatürk'ün Seydiler İlçesini Ziyareti KutlamalarıSeydiler25 AğustosAtatürk'ün Küre İlçesini Ziyareti Kutlamaları Küre25 AğustosAtatürk'ün İnebolu İlçesini Ziyareti Kutlamaları İnebolu25-27 AğustosAtatürk'ün Devrekani İlçesini Ziyareti Kutlamaları Devrekani28 AğustosAtatürk'ün Taşköprü İlçesini Ziyareti Kutlamaları Taşköprü29 AğustosAtatürk'ün Daday İlçesini Ziyareti Kutlamaları Daday30 AğustosBÜYÜK ÖNDER 80 YIL ÖNCE BUGÜN KASTAMONUDAYDI30 Ağustos a kadar sürecek olan törenler Cumhuriyet Meydanı nda başlayacak, Kortej yürüyüşünün ardından Müze bahçesinde devam edecek Atatürk'ün Kastamonu'ya Gelişleri, Şapka ve Kıyafet İnkılabı'nın 80'nci Yıldö-nümü bugün Cumhuriyet Meydanına Çelenk konulması ile başlayacak. Cumhuriyet Meydanındaki törenin ardından Saat:11.00 de Olukbaşından başlayacak kortej yürüyüşünün ardından Atatürk'ün tarihi nutkunu okuduğu Tarihi Müze önündeki törenlere geçilecek. Buradaki törenlerde Belediye Başkanı Turhan Topçuoğlu ve Vali Mustafa Kara'nın günün anlam ve önemini belirten konuşmaları sonrası sırasıyla Atatürk'ün Kastamonu nutku, Merhum Öğretmen Cemal Koral'ın konuşmasının okunması ve Atatürk'ün cevabi veda nutku'nun okunması sonrası Sepetçioğlu ve Folklor ekibi gösterisi yer alacak. Şapka ve Kıyafet İnkılabı kutlamalarının içersinde ayrıca 9.Türk Dünyası günleri etkinlikleride yer alacak. İlk günkü programda ayrıca akşam saat:20.00 de Cumhuriyet Meydanında Dünden bugüne Şapkalar konulu defile düzenlenecek. 80'nci Yıldönüm kutlamalarının ikinci günü olan yarınki program ise Saat:14:00'deki panel ile başlayıp akşam saat 19:30 da Cumhuriyet Meydanında düzenlenecek olan Gürcistan Tiflis Halk Dansları gösterisi ile sona erecek. 30 Ağustos tarihine kadar sürecek olan kutlamalar ayrıca Kastamonu Merkez ile birlikte Seydiler, Taşköprü, Devrekani ve Taşköprü ilçelerinde de kutlanacak. ... Devamı

12 10 2006

<font color=red>SEVGİLİ DOST.. / Serdar Nadir IŞIKLI</f

Sevgili Dost.. / Serdar Nadir IŞIKLI Kategori: Ani (Mesafe olarak çok uzakta, kalben ise çok yakın olan güzel bir dosttan bir mektup aldım bugün... Dosyalarımda saklı kalmasını istemedim.. Israrlarıma dayanamadı ve yayınlanma iznini kopardım sonunda. Onu sizlerle paylaşmak istedim. Umarım çok beğeneceksiniz. A.Ş) Sevgili Dost;               Ben her sabah kalkar ilk iş olarak iki gazete alırım. Cumhuriyet ve Birgün. Kendimi bildiğim günden beri bu iki gazetenin ilki hiç değişmemiştir bizim evimizde. Ama öteki bazen Akşam olmuştur, bazen Yeni Ortam, bazen de Demokrat.               Yaşım 52. Yani hani şu insanların 78’ li dediklerinden.               Adım Nadir Serdar Işıklı.               Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi mezunuyum.               Öğrencilik yıllarımızda sorunlarımızı dile getirmek için şimdi her ikisi de rahmetli  olan Mustafa Ekmekçi ve Uğur  Mumcu Ağabeylerin yanına gidip gelirdik. O zaman Cumhuriyet Gazetesi'nin Kızılay'dan Sıhhiye’ ye giderken Zafer Pasajına varmadan bir binanın alt katında bürosu vardı. Uğur Ağabey 12 Mart zindanlarında beraber yattığı Ziraat Fakültesinden arkadaşları, Timur Erman, Nazım Aslan ve Turan Külahoğlu ile cezaevinde geçen günlerini anlatırdı bizlere.               Sonra arkadaşlarımız kurşunlanmaya başlandı. O günlerde kahpe kurşunların hedefi olmanın sebeplerinden birisi de Cumhuriyet Gazetesi okumaktı. Çünkü Cumhuriyet devrimcilerin okuduğu bir gazete idi.               “Cumhuriyet Gazetesi İstiklal Savaşından başlayıp bu güne kad... Devamı

06 10 2006

Mehmet Akif´in sesi Nasrullah`ın duvarlarında yankılandı

Mehmet Akif´in sesi Nasrullah`ın duvarlarında yankılandı Kastamonu adı ile bütünleşen, Kastamonu´ nun en başta gelen simgelerinden birisi olan Nasrullah Camii; ecdadın gücünü, ihtişamını, zerafetini ve maneviyatını en güzel şekilde yansıtmasının yanında; Türk´ ün yeniden diriliş destanın yazıldığı Kurtuluş Mücadelesi esnasında da Mehmet Akif Ersoy´ un duvarlarında yankılanan aksi sedasıyla, Kastamonu insanın kahramanlığına ortak olma onurunu da yaşamış ender eserler arasında yer almıştır 1506 yılında zamanın kadısı Nasrullah Kadı tarafından inşa edilen caminin üzerini örten dokuz adet kubbe, altı tane herkenarı 160 cm olan kare şekilli dört köşe paye üzerinde duran kemerlere bindirilmiştir. Caminin iç duvarlarını rengarenk süsleyen esma - ül Hüsna, hülefa - i raşidin ve aşere- i mübeşşere yazıları ihtişamın yanına zerafeti, heybetin yanına inceliği nakşetmiştir. Yazıların büyük çoğunluğu Kastamonu` nun değerli hattatlarından Ahmet Şevki Efendi` nin kalemine yansıyan sanatın eseridir. Cami, kubbe gövdesinde bulunanlar da dahil 40 adet pencere ile ışık almaktadır. Kuzey - batı köşesinde bulunan tek şerefeli minarenin tamamı kesme taştan yapılmıştır. Caminin banisi olan Nasrullah Kadı, Karamanlı müderris Yakup Efendi` nin oğludur. Kadı ve müderristir. İstanbul` un değişik medreselerinde müderrislik, Diyarbakır, Manisa ve Belgrad diyarlarında da kadılık yapmıştır. Gelibolu` nun şehir köyü beldesi kendisine arpalık olarak verilmiştir. Hazır cevaplılık ve nüktedanlıkta Nasreddin Hoca` ya, dünyevi işlerde İbn- i sina` ya benzetilen Nasrullah Kadı` nın Kastamonu` ya kazandırdığı sadece cami değildir elbette. Hemen caminin yanında bir tablo güzelliğiyle endamını sergileyen şadırvan da cami ile aynı tarihte inşa edilmiştir. Suyundan bir içenin ömrü boyunca Kastamonu` ya, ya yedi defa uğrayacağı, ya yedi yıl bu şehirde kalacağı inancı ne kadar gerçektir bilinmez ama, şadırvanın çağlayan suyuna uzanan ellerin şükürle dudaklara götürdüğü her yudum su da Nas... Devamı

06 10 2006

Edebiyatımızda Kastamonu

EDEBİYATTA KASTAMONU 1   Kurtuluş Savaşı’nda yöre, Anadolu’nun giriş kapısı durumundaydı. Istanbul’dan “Kurtuluşçular”a katılmaya gelenler, İnebolu-Kastamonu-Çankırı üzerinden Ankara’ ya geçiyordu. Karadeniz’den gelen cephane de bu yolla cephelere taşınmıştır. Özellikle İnebolu, daha çok bu yüzden anılara, edebiyat ürünlerine yansımıştır.   Şuara tezkiresi yazarı Latifi (1491-1582) Kastamonuludur. Yapıtında XVI. yy ortalarına değin yetişmiş şairler üstüne bilgiler vermiştir. “İkinci derecede bir divan şairi” (Necatigil, s.18) sayılmaktadır. Ayrıca, Galib Paşa (Abdülhalim) diye bilinen (?-1876) divan şairi, yöre dilini edebiyat ürünlerinde kullanmıştır. İlk kez, halk ağzıyla güldürücü, yerici gazeller yazmıştır. Türk köylü ağzını, aruz veznine uygulayarak yazdığı eseri taş-baskı tekniğiyle basıldı.   Bu Dünyadan Nazım Geçti adlı anı yapıtında Va-Nu, Kurtuluş Savaşı başların da Nazım Hikmet’le Anadolu’ya geçişlerini anlatırken İnebolu’nun bir “giriş kapısı” olduğunu, hem de “süzgeçli bir kapı” olduğunu belirtiyor. O günlerde kasaba yabancılarla doludur. Ankara’dan izin çıkarsa “geçilir”, çıkmazsa “geriye dönülür”.   Birinci Dünya Savaşı bitiminde Almanya ‘dan yurda dönen “Spartakistler”den kimileri İnebolu’dadır. Sadık Abi, Vehbi Sarıdal ve Nafi Atuf da aralarındadır. Bir araya geldiklerinde Nazım’la kendisinin yabancısı olduğu biçimde, toplumsal sorunlarla çözüm yollarını tartışmaktadırlar.   Nazım’la Va-Nü Anadolu’yu ilk kez görmenin coşkusu içindedir. Birlikte “İnebolu” şiirini yazarlar.   İki arkadaş tuttuk dağlara giden yolu Öyle yükselmişiz ki sahilde İnebolu İnce sokaklarıyla ufaldıkça ufaldı Minareler bir çizgi, camiler nokta kaldı   Evleri birbirine giren şehrin içinde Bu ne güzel memleket! Yük... Devamı

06 10 2006

Kastamonu`da eğitim rezaleti

Kastamonu`da eğitim rezaleti Kastamonu`nun İnebolu ilçesine bağlı Akgüney köyünde öğrenciler yeni eğitim öğretim yılına inşaat halindeki bir binada başladı. Akgüney köyündeki Şehit Hayrettin Taşdelen İlköğretim Okuluna, Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü teknik ekibi tarafından binada çatlaklar oluştuğu için ``oturulamaz`` raporu verildi. Bunun üzerine köydeki inşaat halindeki bir bina okula çevrildi. Duvarları sıvanmamış, pencere ve kapıları takılmamış, elektriği bulunmayan binada 3 sınıf oluşturuldu. Binaya İnebolu Endüstri Meslek Lisesi öğrencileri tarafından elektrik tesisatı yapıldı. Endüstri Meslek Lisesi mobilya bölümü öğrencileri de kendi okullarından çıkan ahşap pencereleri köye götürerek binaya taktı. Akgüney köyündeki ilköğretim okulunda sözleşmeli olarak görev yapan emekli öğretmen Mehmet Ali Özçeler ise ``Havalar henüz soğumadı. Derslerde şimdiden zorlanıyoruz. Çocuklar hasta olacaklar diye çok korkuyoruz. Burada kışı nasıl çıkaracağız bilemiyorum`` şeklinde konuştu.İNTERNETHABER 01/10/2006... Devamı

06 10 2006

En fakir 43’ncü ilçe Doğanyurt bebek ölümlerinde sekizinci

En fakir 43’ncü ilçe Devlet Planlama Teşkilatı tarafından 2004 yılında yapılan İlçelerin Sosyo Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırma sonuçlarına göre Abana 872 ilçe arasındaki gelişmişlik sıralamasında 87´inci, Doğanyurt ise 829´uncu sırada yer alıyor.Araştırmaya göre Doğanyurt Türkiye`nin sosyo-ekonomik olarak gelişmişlik açısından en fakir 43`üncü ilçesi, Kastamonu`nun da en geri kalmış ilçesi durumunda. YEŞİLBAŞ; ORTAK PAYDAMIZ DOĞANYURT2004 yılının Eylül ayından itibaren Doğanyurt Kaymakamlığı görevini yürüten Mehmet Yeşilbaş, bütün bu olumsuz göstergelerle ilgili yaptığı açıklamada ortak paydalarının Doğanyurt olduğunu söyledi. Kaymakam Yeşilbaş`ın `Kaymakamlık Stratejik Plan ve Gelişim Programı Realizasyonu&Hayata Geçen Projeler` adlı kitapta yer alan açıklaması şöyle; "Yörenin kendisine haiz ekonomik dinamiklerinin hâlihazırda mevcut olmaması, yöre halkının ciddi maddi olanaksızlıklar içerisinde olmasına yol açmaktadır. Özellikle yakın bir geçmişe kadar devam eden ekonomik krizin sonuçları ilçemizde ve köylerinde hala etkisini hissettirmektedir. Yaşanan bu süreç, yöre insanının teşebbüs gücünü olumsuz etkilemiş ve yapılması düşünülen uzun soluklu ve makul girişimlerden dahi bu kaygı nedeniyle uzak durulması yeğlenmiş ve buda gün geçtikçe var olan darboğazların daha da artmasına yol açmıştır. Bütün bu olumsuz faktörlere rağmen, ilçe merkezinin ve köylerinin harekete geçirilebilecek nitelikte ancak çok fazla üzerinde durulmamış ve işlenmemiş potansiyel kaynakları mevcuttur. Bu potansiyellerin harekete geçirilmesi durumunda bazı sektörleri canlandırma ve yöre insanı için uzun vadeli kazanç getirici faktörlere dönüştürme olanağı mevcuttur. Bu kaynakları harekete geçirme adına ilçe kaymakamlığımızca 2005 yılı başlarında Doğanyurt ilçesi Kırsal ve Kentsel Kalkınma Programı oluşturulmuş ve bu program çerçevesinde 41 adet proje hazırlanmıştır."NASRULLAH 05/10/2006 Doğanyurt bebek ölümlerinde sekizinci Bebek ölüm oranlar... Devamı

06 10 2006

Başkan Güleç kime neden kızdı?

Başkan Güleç kime neden kızdı? İnebolu belediye başkanı İdris Güleç ile genç bir inebolulu arasında Boyran.com sitesinin ziyaretçi defterinde polemik yaşandı. İşte o polemik...İLKE78`DEN LEVENT ÇAĞLAR`A : Sayin Caglar, Sanırım gereken cevabı sayın Belediye Başkanı ben de dahil olmak üzere hepimize verdi ve neler yapılmasını KIRICI olmadan mesajıyla belirtti.Tabii ki bu mesajı GÜLEÇ gerçekten kendisi mi yazdı orası da meçhul sayin çaglar,İnebolu için ben ne yapmışım sen yapmışsın zaten bu tartışma konumuz değildi ve olamaz da. Şahsın inebolu`da turizm sektöründe kendi çapında hizmet etmiş bir esnaf abinin evladısın. Ben kendimi sana çok iyi kim olduğumu açıklardım. Kimseden korkum da olmaz ki, konuya nasıl olduysa benim yazımın üstüne İdris Güleç karıştı. Sormak lazım ben ve arkadaşlarım eleştiri ve olumlu gelişmeleri İnebolu simge gazete`de yazarken bir abimiz makamında "BEN SANA GAZETEDE YAZI YAZMASINI GÖSTERECEĞİM" tehditleri atarken, sen yaşadın mı bizim yaşadıklarımızı. O şahıs bu mesajı okuyunca beni çok iyi tanır ve sana söyler. Bak kardeşim bizler gurbette sadece memleketimiz için çalışıyoruz. Sana da bir tavsiyede bulundum. Eğitim konusunda bizi neredeyse İnebolu düşmanı ilan edeceksiniz. Tekrar o kişiyle muhatap olarak İnebolu`ya olan sevgimin kaybolmasını istemiyorum. İDRİS GÜLEÇ: Selam arkadaşlar, şu an gecenin 01.30`u. ben misafirlerim geldiği için siteye girip ancak yazılanları okuma fırsatı buldum. Kendisini muhatap bile almadığım bir kişi bana bayağı döktürmüş. Seni gayet iyi tanıdım. Sana hakaret değil, makamımda yemek yedirdim. Hem de sorduğun sorulara belgelerle cevap verdim, savunma yaptığımı ve seni muhatap aldığımı da zannetme. zavallı insanlara ancak Allah yardımcısı olsun diye dua ederim. Bu mübarek günde kardeşliğin pekiştiği bir günde ben gençlere birkaç kelime abileri bir büyükleri olarak öneride bulundum. Bundan sen niye rahatsız oldun anlamadım. Yazdıklarımda ne art niyet var bir de o yazıyı benim yazıp yazamadığım gibi ... Devamı

06 10 2006

Kocaeli Üniversitesi`nin Kastamonulu öğrencileri Araç`ı gezdi

Kocaeli Üniversitesi`nin Kastamonulu öğrencileri Araç`ı gezdi Kocaeli Kastamonu Yüksek Öğrenim Derneğince organize edilen Değirmendere gezisine katılan, Kocaeli Üniversitesinin Kastamonulu öğrencileri  Değirmendere`deydi. Değirmendere`de yaşayan yazar H.İhsan Sönmez tarafından Geziye katılan öğrencilere, Değirmendere hakkında bilgiler sunuldu. Çınarlık Parkı gezdirildi. Çınarlık çay bahçesinde yapılan toplantıda; üniversite, Kocaeli, Kastamonu ve Kocaeli Kastamonu yüksek öğrenim derneğince gelecekte yapılması gereken çalışmalar ve gençlik komitesi çalışmaları hakkında düşünce alışverişinde bulunuldu. Daha sonra M.İrfan Benli`nin sahaf/ Kitabevi ziyaret edildi ve Cafe For You `da H.İhsan Sönmez yayınlanmış kitaplarından öğrencilere imzalı kitaplarını hediye etti. Daha sonra ahşap heykeller gezdirildi. Değirmendere`yi çok beğenen üniversiteliler, gezinin tamamlanmasını takiben vapurla Değirmendere`den ayrıldılar. Geziyen katılan Kastamonulu öğrenci grubu: İlknur Ünlü ( KOÜ İş ve Uğraşı Terapsisi Bölümü), Neslihan Sever ( KOÜ İş ve uğraşı Terapisi Bölümü), İlknur Zıpır (KOÜ İş ve Uğraşı Terapisi Bölümü), Nurettin Uçak ( KOÜ Bilgisayar Mühendisliği ), Çoşkun Büyükgökmen( KOÜ Hukuk Fakültesi), Yasin Ceylan ( KOÜ İngilizce Öğretmenliği ), Erhan Dolapçı ( KOÜ İngilizce Öğretmenliği ), Mesut Özden ( KOÜ Çevre Mühendisliği ), Nursel KÜÇÜKOĞLU ( Kocaeli Kastamonu Yüksek Öğrenim Derneği Görevlisi )ARAÇ HABER 05/10/2006... Devamı

06 10 2006

Taşköprü Zabıta Amirliği`nde devir teslim

Taşköprü`de Ekim ayı meclis toplantısı yapıldı Taşköprü Belediye Meclisi Ekim ayı olağan toplantısı dün gerçekleştirildi. Belediye Başkanı Hasan Altan başkanlığında toplanan ekim ayı olağan meclisi yaklaşık 1.5 saat sürdü. Belediye binasının başkanlık katındaki Encümen Salonu`nda gerçekleşen meclis toplantısının gündemini ülke genelinde Türkiye İstatistik Kurumu kontrolünde gerçekleşmekte olan yeni numarataj çalışmaları oluşturdu. Yaklaşık 1 haftadır TİK kontrolünde belediye çalışanlarının gerçekleştirdiği çalışmalarla ilgili meclis üyelerine bilgi verildi. Yeniden adreslendirme konusunda yeni isimler meclise sunulurken bir dahaki toplantıda mahalle muhtarlarının da çağrılarak konuyla ilgili olarak bilgilendirilmesi ve ortak bir çalışma yürütülmesi kararı alındı.  Mehmet TUĞCUKASTAMONU POSTASI 05/10/2006 **********************************************************   Taşköprü Zabıta Amirliği`nde devir teslim Taşköprü Belediyesi Zabıta Amiri Kemal Başak`ın geçtiğimiz günlerde emekliye ayrılmasıyla birlikte yerine aynı birimde çalışan İzzet Kartal getirildi. Yaklaşık 14 yıldır zabıta amirliği görevini başarıyla yürüten ve geçtiğimiz günlerde emekliye ayrılan Kemal Başak`ın yerine 20 yıllık belediye çalışanlarından İzzet Kartal getirildi. Konuyla ilgili olarak konuşan İzzet Kartal, 20 yıllık belediyecilik hayatında elinden geldiği kadar birim amirleri ve vatandaşa kusursuz olarak yerine getirmeye çalıştığını ve emeğinin karşılığı olarak da Zabıta Amirliği görevine getirildiğinden dolayı mutluluk duyduğunu ve bundan sonrada ekip olarak çalışmalarında daha fazla özveri göstereceklerini belirtti.  İZZET KARTAL KİMDİR? 1963 yılında Taşköprü`de doğan Kartal 2 erkek çocuk babası. Ortaokul mezunu olan İzzet Kartal, 20 yıldır Taşköprü Belediyesi`nde çalışıyor. İlk görev yeri olarak İtfaiye Amirliği`nde çalışan Kartal, 18 yıldan beri de Belediye Zabıta memurluğu görevini özveriyle yürüttü. Mehmet TUĞCUKASTAMONU P... Devamı

06 10 2006

Av. Ertan Mumcu: Önce Belediye, Şimdi de Baro

Önce Belediye, Şimdi de Baro Kastamonu´nun tanınmış avukatlarından Ertan Mumcu Kastamonu Baro Başkanlığı´nın 7 Ekim Cumartesi günü yapılacak olan Olağan Genel Kurul Toplantısı´nda başkanlığa aday olduğunu açıkladı 2004 Yerel seçimlerinde DYP2den Belediye Başkan adayı olan ve Baro’nun Son kongresinde de başkanlığa aday olan ancak seçimleri kaybeden Ertan Mumcu dün konu ile ilgili düzenlediği basın toplantısında Kastamonu`da yargının bazı sorunlarının sürüncemeden kurtarılarak zaman kaybının önlenmesi düşüncesinin kendisini aday olmaya ittiğini belirtti. Ertan Mumcu bu sorunların başında yeni adliye binasının yapımına bir türlü başlanamaması, Karabük`e kurulması planlanan istinaf mahkemesinin Kastamonu`ya alınması ve adli kadroların yetersiz olmasının başı çektiğini kaydetti. Ödeneği ayrılmasına rağmen yeni adliye binasının temelinin bir türlü atılamadığına vurgu yapan ve bu olumsuzluğa Adliye Binasına yakın yerde bürosu olan avukatların `Adliye taşınmasın` düşüncesine kapılmalarının neden olduğunu ifade eden Ertan Mumcu toplantıda yaptığı konuşmada " 7 Ekim`de yapılacak olan Baro Başkanlığı Genel Kurulunda arkadaşlarımızın teşvikleri ile Baro başkanlığına adaylığımı koyduğumu açılıyorum. Kastamonu`da yargının bazı sorunlarının sürüncemeden kurtarılarak zaman kaybının önlenmesi düşüncesi beni aday  olmaya itmiştir.  Örneğin yeni adliye binasının yapımına gündemi devamlı işgal etmiş ve ödeneği çıkarılmış olmasına rağmen kısır çekişmeler ayrıca bazı arkadaşların menfi tutumu nedeniyle bir türlü başlanamamıştır. Bu menfi tutum adliyeye yakın noktalarda bürosu olan bazı arkadaşlarımızın `adliye taşınmasın` düşüncesine kapılmaları ve yeni adliye binasının yapımına destek vermemeleridir. Adliye binasının temelinin atılmaması Kastamonu için büyük bir kayba neden olmuştur. Seçimi kazandığımız takdirde Kastamonu Adliye Sarayı`nın temelinin atılmasını ve faaliyete geçirilmesini sağlamak en büyük hedefimiz olacaktır. İkinci hedefimiz Kastamon... Devamı

05 10 2006

Sezen AKSU Şarkı Sözleri: Deli Kızın Türküsü

Deli Kızın Türküsü SUDESöz: Mazhar Alanson - Özkan UğurMüzik: Özkan UğurDAY DAHİ YA HUMNURUNDA NURUNDA NURUNDA NURUNDAHİ YAHİ YAHA BU YA DA FESTE SEBAHAHA BU YA DA FESTE SEBAHADASDİSDOSSUDE SUDE SUSUDE SUDE SUDAY DAHİ YA HUMNURUNDA NURUNDA NURUNDA NURUNDAHİ YAHİ YADAY DAHİ YA HUMNURUNDA NURUNDA NURUNDA NURUNDAHİ YAHİ YAHA BU YA DA FESTE SEBAHAHA BU YA DA FESTE SEBAHADASDİSDOSHA BU YA DA FESTE SEBAHAHA BU YA DA FESTE SEBAHADASDİSDOSSUDE SUDE SUSUDE SUDE SUDA HİYA HİYA HİYA HUMDA HİYA HİYA HİYA HUMDA HİYA HİYA HİYA HUMDA HİYA HİYA HİYA HUMYAAA HEEEY...DAY DAHİ YA HUMNURUNDA NURUNDA NURUNDA NURUNDAHİ YAHİ YAGELE GELE GEL GELGELE GELE GELE GELEGELE GELE GEL YAR GELGELE GELE GEL GELGELE GELE GELE GELEGELE GELE GEL YAR GELSUDE SUDE SUSUDE SUDE SUHA BU YA DA FESTE SEBAHAHA BU YA DA FESTE SEBAHADASDİSDOSHA BU YA DA FESTE SEBAHAHA BU YA DA FESTE SEBAHADASDİSDOSDAY DAHİ YA HUMNURUNDA NURUNDA NURUNDA NURUNDAHİ YAHİ YADAY DAHİ YA HUM MASUM DEĞİLİZSöz: Sezen Aksu - Meral OkayMüzik: Uzay Heparı - Sezen AksuKAN TER İÇİNDE UYKULARINDAN UYANIYORSAN EĞER HER GECEYALNIZLIK SEVGİLİ GİBİ BOYLU BOYUNCA UZANIYORSA KOYNUNAOLUR OLMAZ YERE ISLANIYORSA KİRPİKLERİN ARTIK HERŞEYEANNENİ DAHA SIK ANIMSIYORSAN HATTA ANLIYORSANKALBİNİ BİR MEKTUP GİBİ BURUŞTURULUP FIRLATILMIŞKENDİNİ KİMSESİZ VE ERKEN UNUTULMUŞ HİSSEDİYORSANİÇİNDEKİ ÇOCUĞA SARILSANA İNSANI ANLATIRELLER GÜNAHKARDİLLER GÜNAHKARBİR ÇAĞ YANGINI BUBÜTÜN DÜNYA GÜNAHKARELLER GÜNAHKARDİLLER GÜNAHKARBİR ÇAĞ YANGINI BUBÜTÜN DÜNYA GÜNAHKARMASUM DEĞİLİZ HİÇBİRİMİZMASUM DEĞİLİZ HİÇBİRİMİZKAN TER İÇİNDE UYKULARINDAN UYANIYORSAN EĞER HER GECEYALNIZLIK SEVGİLİ GİBİ BOYLU BOYUNCA UZANIYORSA KOYNUNAOLUR OLMAZ YERE ISLANIYORSA KİRPİKLERİN ARTIK HERŞEYEANNENİ DAHA SIK ANIMSIYORSAN HATTA ANLIYORSANKALBİNİ BİR MEKTUP GİBİ BURUŞTURULUP FIRLATILMIŞKENDİNİ KİMSESİZ VE ERKEN UNUTULMUŞ HİSSEDİYORSANİÇİNDEKİ ÇOCUĞA SARILSANA İNSANI ANLATIRELLER GÜNAHKARDİLLER GÜNAHKARBİR ÇAĞ YANGINI BUBÜTÜN DÜNYA GÜNAHKARELLER GÜNAHKARDİLLER GÜNAHKARBİR ÇAĞ YANGINI BUBÜTÜ... Devamı

02 10 2006

Tarihi evler turizme açılıyor

Taşköprü Belediyesi ilçede bulunan tarihi konakları restore ettirerek pansiyon ve otel olarak hizmete açacak.   Tarihi evler turizme açılıyor HAYRİ ARSLAN Taşköprü Belediyesi, ilçede bulunan tarihi konakları turizme kazandırmaya hazırlanıyor. Geçen aylarda 3000 yıllık tarihiyle gün yüzüne çıkarılması için Pompeiopolis antik kentinin kazı çalışmalarına başlanması ve kısa sürede geç Roma dönemine ait villa bulunmasıyla birlikte turist akınına uğrayan Taşköprü'de, yerli ve yabancı turistlerin konaklaması amacıyla Taşköprü Belediyesi ilçede bulunan tarihi konakları restore ettirerek pansiyon ve otele çevirecek. İlçede 132 adet tescilli tarihi bina ve konak bulunuyor. Sivil mimarlık yapısı bakımından oldukça zengin ve Safranbolu evleriyle benzer özellik teşkil eden tarihi Taşköprü evleri ve konaklarını turizme kazandırmak amacıyla Taşköprü Belediyesi atağa kalktı. Geçen aylarda Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın çıkarmış olduğu yasa ile özellikle şahıslar üzerinde bulunan taşınmaz kültür varlığı kapsamındaki sivil mimarlık örneklerinin restorasyonuna hız verilmesi çalışmaları kapsamında sivil mimarlık yapısı bakımından oldukça zengin olan Taşköprü'de de belediyenin girişimiyle önemli adımlar atıldı. Proje kapsamında 50 adet konak sahibi ile görüşen Taşköprü Belediyesi, konak projelerinin hazırlanması için bakanlığa başvuru yaptı.Geçen aylarda bir konağı satın alan belediye restorasyon çalışmalarına başlarken 2 yıldır örnek bir çalışma yürüten girişimci kadınlar derneğine çalışma ve satış mekânı yapmayı planlıyor. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Taşköprü Belediye Başkanı Hasan Altan , ''Ülke kültürümüzün korunması adına yapmış olduğumuz bu çalışmada restore edilen kimi konaklar da sahip olduğumuz kültür yelpazemizin çeşitli odaklarını gösteren turizm merkezleri haline dönüşmesine önayak olacaktır'' dedi.   Cumhuriyet 02.10.2006... Devamı

01 10 2006

ARİF SAĞ

1945 yılında Erzurum'un Aşkale ilçesi Dağlı Köyü'nde dünyaya gelir. 3-4 yaşlarından itibaren kendisini babasının değirmeninde bulur. Müzikle ilk tanışması burada olur. Sanatçı bu süreci şöyle anlatır;   "Tek bir ses, suyun sesi. Su altta pervanelere vurur. Pervanenin dönerken çıkardığı ses ve bir de iki taşın birbirine sürtmesinin sesi birbirine karışır. O sesi değiştiren tek yabancı unsur vardır. O da kocaman, şakşak denen ağaçtır. Ağacın üzerine nal çakarlar. Taş döndükçe ona sürter, ara sıra taşın çakılları değer, şangır şungur sesler çıkarır. Yani düz sesi bir ritimle, değişik seslerle bozar. Değirmende bu sesleri sürekli dinlemek zorundasınız. Taşlar devamlı döner ve şakşak dediğimiz ağacın üstündeki o nalların sesi değirmen taşına müzikte duyduğun ritmi verir. Ve orada hayal kurarsın, rüya görürsün... Orkestralar yönetirdim orda kendimce. Müziği ben oradan hatırlıyorum. Müziğe kafamı taktığım, müzikle diyalogu kurduğum yıllar o yıllardır..."   Değirmentaşı ve su sesinin uyumu Arif Sağ'ın dinlediği ilk orkestradır. 5 yaşında kavalla, 6 yaşında ise gramofon ve plakla tanışır.   Bağlamayla 7 yaşında iken Erzincan'da 'Kumaş Dede'nin dükkanında tanışır. Burası öyle bir dükkandır ki bağrında Davut Sulari, Aşık Daimi, Ali Ekber Çiçek, Aşık Beyhani, Kemter Yusuf v.b. yetiştirmiştir. 14 yaşına kadar aşıklık geleneğini öğrenip deyişler söylemeye başlayan sanatçı, sonraki yıllarda İstanbul'a gelir ve Aksaray Musiki Cemiyeti'nde Nida Tüfekçi'nin öğrencisi olur.  Bu dönemlerde müzikal altyapısını oluşturma dönemidir. 1960 ve 70'li yıllar Arif Sağ için müzikte arayış yıllarıdır. Arif Sağ'ın, bu dönemin toplumsal hareketlerinin müzikle bağdaşan yanlarından çok, piyasadaki ve resmi kurumlardaki müzik uygulamal... Devamı

01 10 2006

Tarihi Taşköprü evleri turizme açılıyor

Tarihi Taşköprü evleri turizme açılıyor Taşköprü Belediyesi, ilçede bulunan tarihi konakları turizme kazandırmaya hazırlanıyor. Geçtiğimiz aylarda 3000 yıllık tarihiyle gün yüzüne çıkarılması için Pompeiopolis Antik Kenti’nin kazı çalışmalarına başlanması ve kısa sürede geç Roma dönemine ait villa bulunmasıyla birlikte turist akınına uğrayan Taşköprü’de yerli ve yabancı turistlerin daha rahat konaklaması amacıyla Taşköprü Belediyesi ilçede bulunan tarihi konakları restore ettirerek pansiyon ve otele çevirecek. Halen ilçede 132 adet tescilli tarihi bina ve konak bulunuyor.SAFRANBOLU EVLERİYLE BENZER ÖZELLİKTESivil mimarlık yapısı bakımından oldukça zengin ve Safranbolu evleriyle benzer özellik teşkil eden tarihi Taşköprü evleri ve konaklarını turizme kazandırmak amaçlı olarak Taşköprü Belediyesi atağa kalktı. Geçtiğimiz aylarda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın çıkarmış olduğu yasa ile özellikle şahıslar üzerinde bulunan taşınmaz kültür varlığı kapsamındaki sivil mimarlık örneklerinin restorasyonuna hız verilmesi çalışmaları kapsamında sivil mimarlık yapısı bakımından oldukça zengin olan Taşköprü’de de belediyenin girişimiyle önemli adımlar atıldı.        Proje kapsamında 50 adet konak sahibi ile iletişime geçen Taşköprü Belediyesi, konak projelerinin hazırlanması için bakanlığa başvuru yaptı.  GİRİŞİMCİ KADINLARA YER  Geçtiğimiz aylarda şahsa ait bir konağı satın alarak restorasyon çalışmalarına başlayan belediye burayı ilçede 2 yıldır örnek bir çalışma yürüten girişimci kadınlar derneğine çalışma ve satış mekanı yapmayı planlıyor.     TURİZM POTANSİYELİ ARTACAK Konuyla ilgili konuşan Taşköprü Belediye Başkanı Hasan Altan, “Ülke kültürümüzün korunması adına yapmış olduğumuz bu çalışmada restore edilen kimi konaklar da sahip olduğumuz kültür yelpazemizin çeşitli odaklarını gösteren turizm merkezleri haline dönüşmesine ön ayak olacaktır” şeklinde konuşt... Devamı

23 09 2006

Yoksulluk ve şiddet ilişkisi... / Şükran SONER

Yoksulluk ve şiddet ilişkisi... ZEYNEP ORAL Şiddetin tırmanışıyla ekonomik uçurumun büyümesi arasındaki kaçınılmaz bağ gibi birbiriyle iç içe geçmiş durumda. Diktatör Saddam, Bush yönetimine Irak petrol pastasından daha büyük pay verseydi Irak'ta bütün bunlar olur muydu acaba? Irak'ın işgali için icat edilen, kanıtlanamayan, sonradan yalan olduğu anlaşılan tüm gerekçeler yine de ileri sürülür müydü? Bakın Suudi Arabistan'a, ABD ile paşa paşa geçiniyor! Biliyorsunuz değil mi, bugün dünyadaki toplam silah satışlarının yüzde 75'i yoksul ülkelere yapılıyor. Bu toplam silah satışının yüzde 86'sı BM'deki beş daimi üyeye, yani Fransa, İngiltere, Çin, Rusya ve ABD'ye ait... Bugün yeryüzündeki tüm silahlı çatışmalarda, etnik kavgalarda, kitle güçlerinin çarpışmasında, ev içi, aile içi şiddette, hedef tahtasında olan hep kadınlar. Savaşlar, çatışmalar, isyanlar, hâlâ kadın bedenleri üzerinden yapılıyor. Cezalandırmalar, öç almalar, intikam seferleri de öyle... Kadınlar kendi bedenleri üzerinde söz sahibi değiller. Kadının hâlã yeri yok... Savaş dışı zamanlarda (ki o zamanlar giderek azalıyor ya da yok oluyor), politik ve ekonomik yapılanmalarda, hükümetlerde, ulusal ya da uluslararası karar alma mekanizmalarında, dünyanın gelişim ve barış süreçlerinde, güç dengelerinin oluşmasında kadının hâlâ yeri yok. Savaş dönemlerinde ise kadınlara düşen rol, savaş uğruna, vatan uğruna, toprak uğruna, petrol uğruna, vb. uğruna feda edilecek çocuklar doğurmak ve onları yetiştirmek, yani ''annelik'' (tercihan erkek anneliği, asker anneliği)... Savaş dönemlerinde kadına bir rol daha düşüyor: Galip gelenlere, yenilenler adına bedel ödemek! Bu bedeli bedenleriyle ödüyorlar. Cinsel tacize uğrayan, tecavüz edilen bedenleriyle, korumaya çalıştıkları ruhlarıyla... Evdeki şiddetin bir uzantısı olan silahlı çatışmalarda, kadınlar, kadınların bedenleri, katılmadıkları, onaylamadıkları, başlatmadıkları savaşlarda, savaş aracı olarak k... Devamı