46 Takipçi | 110 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Kitap Yazar Eleştiri

Edebiyattan Sinemaya

Eğitim Öğretim

Diğer İçeriklerim (440)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (46)
04 11 2010

Mustafa Balbay'dan 'Zulümhane'

Mustafa Balbay'dan 'Zulümhane' Demir parmaklıklar ardından Ergenekon! Mustafa Balbay'ın Silivri toplama kampının spor salonundan bozma duruşma salonunda ve hapishane kısmının F-12 koğuşunda kaleme aldığı Silivri Toplama Kampı-Zulümhane adlı kitabı yayımlandı. Balbay kitapta Ergenekon davasını, yargılama sürecini ve demir parmaklıklar arkasındaki yaşamları anlatıyor. Gamze AKDEMİR Mustafa Balbay... Cumhuriyet gazetesi yazarı ve eski Ankara Temsilcisi... Gazeteci... Sanık... 12 Haziran 2007 tarihinde Ümraniye'de bir gecekonduda bulunduğu belirtilen el bombaları nedeniyle başlatılan Ergenekon soruşturması kapsamında 1 Temmuz 2008'de gözaltına alındı. Mahkemece serbest bırakıldıktan 8 ay sonra 5 Mart'ta savcıların talimatıyla yeniden gözaltına alındı. Gazetecilik faaliyeti kapsamındaki çalışmaları ve notlarından hareketle 'Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs' suçlamasıyla 6 Mart'ta tutuklandı. Yasalara aykırı biçimde fiili tecritte, 609 gündür ikinci Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu... 609 gündür 'açık' adresi: TC Adalet Bakanlığı, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampusu!.. Suçu: Gazeteci olmak...   İDDİANAME GÖLGESİNDEKİ SİLİVRİ GEZEGENİ Silivri gezegenini ve Balbay'ın 'sanık' ve 'gazeteci' kimlikleriyle okuduğunu ifade ettiği 'İddianame'yi daha iyi anlamak adına kitaptan şu satırbaşlarında şunları yazıyor Mustafa Balbay, 'Bu zulüm değil midir?' diye sorarak: - Biraz nefeslenince koğuşun enini boyunu ölçtüm. Tek ölçü adım ve yere döşenen karolar. İkinci kata çıkıp demir kapıdan koğuşa girince 5 karo genişliğinde koridor var. Sağda yan yana üç oda. Devamında ortak yaşam alanı denilen bölüm ... Devamı

30 10 2010

Kemik Erimesine Karşı Zeytinyağı

Kemik Erimesine Karşı Zeytinyağı   Kemik gelişimine yardımcı olması: İçerdiği E, A, D, ve K vitaminleri, çocukların ve erişkinlerin kemik gelişimine yardımcı olması, kalsiyum kaybını engelleyerek kemikleri güçlendirmesi bakımından zeytin oldukça önemlidir. Zeytin, yaşlılara da özellikle tavsiye edilmektedir; çünkü sindirimi kolaydır ve minerallerle vitaminlerin vücutta kullanılmasına yardımcı olur. Ayrıca minerallerin kemiklerde çökmesini sağlayarak kalsiyum kaybını da engeller. Kemikler organizmanın mineral yapılarının deposunu oluşturur ve kemiklerde mineral birikimi olmadığı takdirde kemik erimesi gibi ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan zeytinin iskelet sistemimiz üzerinde çok olumlu katkısı vardır. Yaşlanmayı önlemesi: Zeytinyağının içerdiği vitaminler, hücre yenileyici özelliklere sahip oldukları için, yaşlılık tedavisinde de kullanılır, cildi besler ve korurlar. Besinlerle beraber bedenimize "serbest radikal" denilen bazı maddeleri de alırız. Zeytinyağı, başta E vitamini olmak üzere, içerdiği çok sayıdaki antioksidan maddeyle bu zararlı maddelerin vücudumuzda neden olduğu tahribatı önler, hücrelerimizi yeniler, doku ve organlarımızın yaşlanmasını geciktirir. Tansiyon düşürücü: Archives of Internal Medicine dergisinin 27 Mart 2000 tarihli sayısında yayınlanan bir çalışma, zeytinyağının yüksek tansiyona olumlu etkisini bir kez daha vurgulamaktadır. Ayrıca zeytin ağacının yaprağı ile tansiyon düşürücü ilaçlar yapılmaktadır. İç organlara faydaları: Zeytinyağı mide asidini azaltarak mideyi gastrit ve ülser gibi hastalıklara karşı korur. Bunun yanı sıra safra salgısını harekete geçirerek, sindirimin en mükemmel hale gelmesini sağlar. Safra kesesinin boşalma ... Devamı

05 06 2010

Önder Sav İle Röportaj / 2. Bölüm

CHP Genel Sekreteri Önder Sav’la Gandhi Kemal’in doğuş hikâyesini konuşmaya devam ediyoruz. İlk bölüm Türkiye’de tam anlamıyla gündem yarattı.   Gün içinde onlarca haber portalı, internet gazetesinin manşetlerinden düşmeyen Sav röportajının ilk bölümü milyonlarca kişi tarafından okundu.   Şimdi, olay yaratan röportaj kaldığı yerden devam ediyor…Birinci bölümde Sav’ın Baykal’la yollarını nasıl, hangi koşulda ayırdığını, Kılıçdaroğlu’na nasıl karar verdiğini Gandhi Kemal’in doğuş hikayesi başlığıyla ele almış, Kılıçdaroğlu’nun adaylık açıkladığı 17 Mayıs Pazartesi günü öğle saatlerine kadar olan süreci ayrıntılarıyla ele almıştık.   RÖPORTAJIN İLK BÖLÜMÜ İÇİN TIKLAYINIZ...   Bugün, yani ikinci bölümde ise 17 Mayıs günü öğleden sonradan, 18 Mayıs Salı günü yapılan il başkanları toplantısının sonuna kadar yaşanan kritik saatlerde olanları kaleme alacağız.   Partinin Genel Sekreteri olarak il başkanları üzerinde zaten belirli bir gücü olan Önder Sav’ın bir gün içinde, gücünü ikiye katlayarak 77 il başkanına ulaşıp, Kılıçdaroğlu’nu tek adaya dönüştürürken, Baykal’a ‘aday değilim’ açıklaması nasıl yaptırdığını göreceğiz.         İŞTE SAV’IN AĞZINDAN GANDHİ KEMAL’İN DOĞUŞ HİKAYESİ (2)   ÜMİT YALDIZ: Ve olaylı MYK’da sizi istifaya davet edenleri Parti Meclisi’ne davet edip bir anlamda meydan okudunuz. Amacınız neydi?   ÖNDER SAV: Neden dedim onu biliyor musun? Parti meclisinde onları ben tasfiye edeceğim de ondan. Hayır, gaza gelip PM’yi toplasala... Devamı

06 06 2010

Önder Sav İle Röportaj / 1. Bölüm

  Tarih 6 Mayıs 2010… Saat gece yarısını geçiyor. İnternet ortamına düşen bir kaset, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Cumhuriyet Halk Partisi’nin tepesine adeta bomba gibi düşüyor. Partiyi 1992’de yeniden kuran yarım asırlık tecrübe, 18 yıllık Genel Başkan Deniz Baykal, şok kasette, uzun yıllar özel kalem müdürlüğünü yapan, 2007’de de Ankara Milletvekili seçilen Nesrin Baytok’la birlikte görülüyor. CHP’ye düşen kaset bombasının etkisi kamuoyunda çığ gibi büyürken, yapılan montaj, komplo açıklamaları kafi gelmiyordu. Olayın şokunu üzerinden atamayan partililer, önce liderleri Baykal’a sahip çıkma içgüdüsü geliştirse de, komplonun, olayın büyüklüğü ortaya çıktıkça durum kontrolden çıkıyor, kaset komplosu CHP’nin üzerine karabasan gibi çöküyordu. Kasetin yayılmasını engellemeye yönelik alınan adli önlemler kar etmezken, üç gün Angora evlerindeki konutuna kapanıp sessizliğe bürünen Baykal’ın dördüncü gün yaptığı istifa açıklaması da akan kanı durdurmaya yetmiyordu. Üç günlük suskunluğun ardından 10 Mayıs’ta kameralar önünde, kasete montaj, olaya komplo diyen, suçu AKP’nin, Başbakan’ın üzerine atıp Pensilvanya’daki Fethullah Hoca’ya selam çakan Baykal’ın ‘dönebilirim’ mesajıyla dolu istifası, işleri iyiden iyiye Arap saçına döndürüyor.    AKP’nin suskunluğunu bozup ağır ‘belaltı’ yüklenmelerini bizzat Başbakan Erdoğan ve kurmayları üzerinden geliştirdiği, parti içindeki Baykal muhaliflerinin, sahip çıkma içg&uu... Devamı

27 05 2010

Kentinizi okur musunuz?

Kentinizi okur musunuz? Mavisel YENER Kentler sürekli genleşirken, kuşatıcı nitelikteki popüler kültür öğeleri baskısını sürdürüyor, diye yakınıyoruz hep. Bu baskıyı azaltmak çocuklara kent, tarih ve çevre bilinci kazandırmakla olası. Bu alanda yazınsal yapıtlardan yararlanmak, çocukları heyecanlandıracak kent kitaplarıyla buluşturmak önemli. Kuşkusuz, bu tür kitapların bir amacı ve işlevi var, eğer yalnızca o işlev açısından bakarsak didaktik olduklarını düşünebiliriz. Ama bu işlev tekil olmadığında, çoğalan katmanlarla başka işlevler de yüklendiğinde, eğlendirici, sürükleyici, iyi bir dille yazılmış yazınsal bir yapıt olduğunda, 'didaktik' yaftasını boyunlarına asmak haksızlık olur. Bu yazımda üç kent kitabına değineceğim. Başodanın Gizemi, Efes-Arının Gizemi ve Nail Çakırhan Evleri Boyama Kitabı. 'Boyama kitabının nesini anlatacaksın?' demeyin. Arkeoloji ve Sanat Yayınları hem büyük bir değerbilirlikle hem de geleceğin büyüklerine sevgi ve saygıyla hazırlamış bu kitabı. Yıldız Cıbıroğlu, Nail Çakırhan'ın kendi yaptığı taslaklardan ve fotoğraflardan yararlanarak yapmış çizimlerini. Kitabın başında, Oktay Ekinci ve Nezih Başgelen'in yazısı var. Çocuğuna bu kitabı alan yetişkinlerin çok yararlanacakları bu yazıda Nail Çakırhan'dan, Akyaka ve geleneksel mimarimizin güzelliklerinden söz ediliyor. Çakırhan'ın, ülkemizin ilk kadın arkeologlarından olan eşi Prof. Halet Çambel'le birlikte Akyaka köyünde oluşturdukları 'cennet' anlatılıyor. Mimarlığımızın efsane ismi Nail Çakırhan'ın evlerini boyayan çocuklar evlerin bacalarına, çatılarına, ilginç cephelerine renkler vururken belki de yepyeni ilgi alanları bulacaklar kendilerine. Okulöncesi dö... Devamı

27 05 2010

Türkçe Günlükleri

Türkçe Günlükleri FEYZA HEPÇİLİNGİRLER 13 MAYIS PERŞEMBE Emre Yazman Türkçe konusunda çok titizdir. Benim gözümden kaçan noktalar onun dikkatinden kaçmaz. Bu kez, üzerinde hiç düşünmediğim bir konuya değinmiş. 'Farklı anlamları olan, ama genellikle birbiriyle karıştırılan' sözcüklerden 'nasılsa'yı, 'nasıl olsa' yerine kullandığımı söylerken sözcüklerin anlamını açıklamış: ''Nasılsa'da, normal koşullarda olmazdı, ama gene de oldu, oluverdi anlamı var. Yerine rahatlıkla 'nasıl olduysa' da kullanılabilir yani. 'Nasıl olsa'nın anlamı ise bana 'zaten'e çok yakın gibi geliyor.' Emre Yazman'ın söylediği tümceyi günlüklerde aradım buldum: 'Günümüzün hızlı temposunda, zamanınız kısıtlıysa bir öyküyü okur bırakırsınız. Her yeni okuma, yeni bir başlangıç, yeni bir sevinç olacaktır nasılsa.' TDK'nin Türkçe Sözlük'ü doğruluyor Yazman'ı. Nasılsa: Herhangi bir sebeple veya bilinmeyen bir sebeple: 'Araba tam duracağı sırada nasılsa sol tekerlekler küçük bir hendeğin içine kaydı' (O. C. Kaygılı). Nasıl olsa: Her durumda, er geç: 'Ölüm nasıl olsa gelecek diye düşündü' (M. Ş. Esendal). Son zamanlarda en çok kullandığım sözlük olan Kubbealtı Lügatı'na da baktım. 'Nasılsa'nın ikinci anlamı, benim kullandığım anlam gibi geldi bana. Yoksa yanılıyor muyum? Nasılsa: 1. Herhangi bir sebeple, bilinmeyen bir sebeple, nasıl olduysa: 'Kendi nasılsa kurtulmuştu' (Ömer Seyfettin). 2. Ergeç, elbette, şüphesiz: 'Nasılsa gelecek', 'Nasılsa bir gün görüşeceğiz.' 3. Ne şekilde i... Devamı

27 05 2010

Metin Altıok 2010 Şiir Ödülü

Metin Altıok 2010 Şiir Ödülü Bir ozan adına şiir ödülü koymak, hem bir başka ozana el vermek anlamına gelir, hem değişik yönleriyle onu yeniden anımsamış oluruz. Behçet Necatigil ile Ceyhun Atuf Kansu şiir ödülleri ailelerinin desteğiyle gelişme gösterdi. Melih Cevdet Anday şiir ödülüne bir ilçe belediyesi öncülük etti. Bunların hepsi de bir ozanın unutulmamasına yol açan olumlu gelişmeler. Yeni bir ozan için böyle ünlü bir ozanın ödülünü kazanmak ayrıca onur vericidir. Çağdaş şiirimizde belirgin iz bırakan, yaşadıkları zaman içinde birer bilge-ozan kimliği kazanan bu ozanlar adına şiir ödülü konmasaydı unutulacaklar mıydı? Bir bayrak yarışı gibi şiirin elden ele geçmesi, acıları yatıştıran bir umut ışığı oluyor. Bu yıl üçüncüsü verilen 'Metin Altıok 2010 Şiir Ödülü'yle şiirin gücüne olan umudumuz daha bir pekişti. MUSTAFA ŞERİF ONARAN Metin Altıok, Behçet Aysan gibi 2 Temmuz 1993'te Madımak Oteli yangınında öldürülmüştü. Behçet Aysan bir hekimdi. Kendini kurtarmayı erteleyerek nice ozanı o yangından kurtaran bir hekim. Ona Türk Tabipleri Birliği sahip çıkarak adına bir şiir ödülü düzenlemişti. Metin Altıok Şiir Ödülü'nü 'Kırmızı Yayınları' üstlendi. Fahri Özdemir 'Kırmızı Yayınları'nı kurarak yayıncılıkta büyük bir atılım gerçekleştirdi. Özellikle Çağdaş Türk Şiiri'yle Dünya Şiiri'ne geniş yer vererek şiirin gücünü gösteren bir yayıncı oldu. Belki de Enis Batur gibi bir yayın danışmanı olmasaydı böyle geniş kapsamlı bir yayın çalışmasına girişilmezdi.   İKİ YALNIZLIK Me... Devamı

20 05 2010

'Görüntülerdeki Baykal ve Baytok Değil'

  'Görüntülerdeki Baykal ve Baytok Değil'   Baykal ve Nesrin Baytok'a Ait Olduğu İddia Edilen Ve İnternette Yayınlanan 'Kasetle' İlgili Yeni Belgeler Açıklandı. Deniz Baykal ve Nesrin Baytok'a ait olduğu iddia edilen ve internette yayınlanan 'kasetle' ilgili yeni belgeler açıklandı. Görüntüleri inceleyen Ulusal Kriminal Bürosu, videodaki kişilerin Baykal ve Baytok olmadığı kanaatine vardı. Baykal, bu işi incelemek üzere bir ekip oluşturdu. Londra ve Türkiye'de ofisi olan Ulusal Kriminal Bürosu kaseti inceledi ve bir rapor yazdı. Avukatlar, görüntülerle ilgili raporları sorumluların yakalanması için savcılığa gönderdi. GÖRÜNTÜLERDEKİ BAYKAL VE BAYTOK DEĞİL Görüntüleri inceleyen Ulusal Kriminal Bürosu yöneticisi Uğur Kurtulan şunları söyledi: Sayın Deniz Baykal'ın görüntüsünün analizini, anomalilerin tespitini, ayrıştırılmasını raporlanmasını istediler.İddia edilen bir cinsel olaya giriştiği iddia edilen sayın Deniz Baykal'ın vücudunun morfolojik izleriyle, bizim elimizde sayın avukatı tarafından tespit edilen ve elimizde bulunan Sayın Baykal'ın mayolu resimleri, ayrıca Nesrin Baytok'un, TBMM'deki muhtelif yan yana oldukları ve videolardan alınan resimler tarafımızdan incelendi.Sayın Deniz Baykal'ın bu olayda, sayın Nesrin Baytok'la ilişkinin olmadığı düşüncesindeyiz. Burada montaj kullanılmak suretiyle, bu görüntünün biz kriminal incelememizde modifikasyonla değiştirildiği kanaatindeyiz. GÖRÜNTÜLER MONTAJ Birinci odadaki kişilerin sayın Deniz Baykal'ın olduğu varsayımı üzerine bir analiz yapıldı. Oysaki birinci bölümdeki varsayılan kişinin de, birinci böl... Devamı

20 05 2010

Hepar Başkanı Pamukoğlu: 'Terörü 365 Günde Bitireceğim'

  Hepar Genel Başkanı Emekli Tümgerenal Osman Pamukoğlu: 'Terörü 365 Günde Bitireceğim'   HAK ve Eşitlik Partisi (HEPAR) Genel Başkanı emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, partisinin il başkanlığı ve Taşköprü ilçe teşkilatının açılışını gerçekleştirmek üzere geldiği Kastamonu'da, terörü 365 günde bitireceğini, 12 Eylül'de yapılacak referandumda ise 'ret' oyu kullanacağını açıkladı.   HEPAR Genel Başkanı Osman Pamukoğlu, partisinin Kastamonu il başkanlığı binasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kastamonu'da partisinin İl Başkanı İsmail Yüce, Merkez İlçe Başkanı Erkan Gaybandıoğlu, Kadın Kolları Başkanı Nazan Gürses ve diğer partililerle bir süre görüşen Pamukoğlu yaptığı açıklamada, terörü 365 günde bitirebileceğini söyledi. Genel seçimlere hazırlandıklarını belirten Osman Pamukoğlu, terör konusunda 7 yıldır kitaplar yazıp anlattığını ve yüzlerce programa katıldığını belirterek, teröre destek veren siyasi dinamiklerin önünün kesilip, dağları 365 günde bitireceğini iddia etti. Bunun insanlara şaşırtıcı geldiğini ifade eden HEPAR Genel Başkanı Pamukoğlu, ôBu şaşırtıcı geliyor, 26 yıldır bitmeyen bu iş nasıl oluyor da 365 günde bitecek diye. Herkes nasıl yaptığımızı görecek. Bu diplomasi ile ilgili dışarı ve içeriye karşı stratejilerimizle ilgili biz hazırız. 365 günde dağların altını üstüne getiririz, milisler dahil. Benim yıllardır söylediğim bir şey, bizim için pratik bir şey. Dağlarda kimin nerede, ne yaptığı ve ne olduğu belli. Yolu izi değişmez, yapacakları değişmez. Şaşırtıcı gelebilir ama bizim için bu pratiktir" dedi. REFERANDUMDA RET 12 Eylül'de gerçekleştirile... Devamı

20 05 2010

Gençlerin öyküsünden öykünün gençliğine...

Gençlerin öyküsünden öykünün gençliğine... Genç öykücülerle ilk kitaplarını yayımlayan her yaştan öykücünün çıkışında insanı heyecanlandıran bir yan var' Tomurcuğunu patlatıp taçyaprağının ilk kıvrımını güneşte yelpazelendiren çiçek, taçyaprakları dökülürken topluiğne başı gibi silme eriğe duran ağaç ya da burnunun ucunda bu yaprakla birlikte gün gün boy atan sivribiber fidesi' Dizlerini henüz doğrultamamış kuzu, gözlerini açamadan annesini emen yavru, bebeğin ilk ağlayışı, emekleyişi, elbette gülüşü' Her gün yenilerini karşıladığımız bu genç öykücülerden hangileri ileriki yıllara kalır, hangileri öykü bahçemizin hazan yaprakları arasında savrulur gider, kim bilebilir bunu' Ama başını uzatan her genç öykücünün kalıcı olmasa da, adım atışıyla birlikte bu alana bir erke eklediği, bunun bir ölçüde öykünün kuramsal bağlamda gençleşmesine yol açacağı göz ardı edilebilir mi? M. SADIK ASLANKARA Peki geçmişte öykücülüğümüzden içeri adım atan genç yazarlar, sonraki yıllarda ne yapıyor, nasıl gelişme gösteriyor? Olgunlaşmak üzereyken tam, dalında kuruyup kalıyor mu öyle ham meyveler gibi? Başkaları bir yana, kendilerine karşı da devrim yapabiliyorlar mı, yoksa bir örnek kendilerini kopyalayan seri öykü üreticilerine mi dönüşüyorlar süreç içinde? Bu açıdan ben, gençlerin ilk öykü verimleri kadar sonraki yıllarda öykücülüğümüz içinde sürdürdükleri serüvenlerini de çok heyecan verici buluyorum doğrusu' Öykücülerin... Devamı

20 05 2010

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN!

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN! DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI,             Ulusal önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü doğumunun 129. yılında anarken, Ulusal Kurtuluş mücadelemize önderlik yapmak üzere Samsun’a çıkışının 91. yıldönümünü de kutluyoruz.             Birinci Dünya Savaşı’nın galibi emperyalist devletlerin ülkemize yönelik küstah saldırılarına karşı, ulusumuz, amansız bir ölüm kalım mücadelesine başlamıştı. İleri görüşlü ve sağlam bir stratejiye sahip bir önderlikten yoksun olan bu mücadele, zafer için gerekli siyasi ve askeri önderliğe Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı ile kavuşmuştur.             Bizi yok etmek isteyen “emperyalizme ve kapitalizme” karşı yürütülen bu destansı mücadelenin parolası “Ya İstiklâl, Ya Ölüm!”, amacı da ulusal egemenlik esasına dayalı bağımsız bir Türk devleti kurmak olmuştur.             Bağımsızlık yerine “büyük” devletlerin mandası altına girmeyi savunanların, saray ve çevresinde yuvalanmış olan işbirlikçilerin bütün baltalama çabaları, girişilen mücadeleyi yolundan döndürmeye ve başarısızlığa uğratmaya yetmemiştir.             Emperyalizm tarafından ezilen ve sömürülen bütün uluslara esin kaynağı olan bu büyük ulusal mücadele, emperyalizme ilk yenilgisini yaşattıktan başka, Lozan Antlaşması ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla taç... Devamı

14 05 2010

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Roman Zamandizini (1872

      Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Roman Zamandizini (1872 1999) / Kronoloji Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 2 (1930- 1939)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 3 (1940- 1949)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 4 (1950- 1959) / Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 5 (1960- 1969)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 6 (1970- 1979) / ALi ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini Taslağı 7 (1980- 1989)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini -Taslak- 8 (1990- 1999) / Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini -Taslak- 9 (2000- 2006) / Ali ŞAHİN 2004'TE ROMAN Ali ŞAHİN 2005'TE ROMAN Ali ŞAHİN 2006'DA ROMAN Ali ŞAHİN 2007'DE ROMAN Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 2 (1930- 1939)/ Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ 1930 BENİCE, Ethem İzzet: Aşk Güneşi 1930 GÜNTEKİN, Reşat Nuri: Yaprak Dökümü 1930 GÜZİDE SABRİ: Hicran Gecesi 1930 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Kolsuz Kahraman 1930 MORKAYA, Burhan Cahit: Aşk Politikası 1930 SAFA, Peyami: 9'uncu Hariciye Koğuşu 1930 YESARİ, Mahmut: Bağrıyanık Ömer 1930 YESARİ, Mahmut: Kırlangıçlar 1931 BAŞAR, Şüküfe Nihal: Yakut Kayalar 1931 DERVİŞ, Suat(Baraner): Emine 1931 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Savcı Bey 1931 MORKAYA, Burhan Cahit: İzmir'in Romanı 1931 NAYIR, Yaşar Nabi: Bir Kadın Söylüyor 1931 ORTAÇ, Yusuf Ziya: Kürkçü Dükkanı 1931 SADRİ ERT... Devamı

28 03 2010

KASTAMONU’DA “KÖY ENSTİTÜLERİ SEMPOZYUMU”NUN PROGRAMI BELLİ OLDU

KASTAMONU’DA 14-18 NİSAN 2010 TARİHLERİ Arasında Gerçekleştirilecek “KÖY ENSTİTÜLERİ SEMPOZYUMU”NUN PROGRAMI BELLİ OLDU Kuruluşunun 70. Yılında Bir Toplumsal Değişim Projesi Olarak KOY ENSTİTÜLERİ SEMPOZYUMU PROGRAMI   09:00 Sempozyum Kayıt 11:00 Açılış Konuşmaları 12:00 Yemek Arası Salon 1 14:00 Kızılçullu - Emin Soysal Oturumu Oturum Başkanı: Prof. Dr. Kemal Kocabaş Öğr. Gör. Ahmet Özer "Büyük Eğitimci Tonguç'a Göre Aydın" Mimar Ali Salman "Tongııç ve Köy Enstitüleri" Emine Azboz "Bir Eğitim Devrimcisi Tonguç" 15:00 Ara 15:30 Kepirtepe-Nejat İdil Oturumu Oturum Başkam: Mehmet Başaran Arş. Gör. Ahmet Emre Ateş "Johann Heinrich Pestalozzi'nin Eğitim Anlayışının Köy Enstitüleri ve İsmail Hakkı Tonguç Üzerine Etkisi" Yrd. Doç. Dr. Selda Polat-Kevser Oğuz "İsmail Hakkı Tonguç ve Köy Enstitüleri" Yrd. Doç. Dr. Zübeyir Bütüner "Eğitim Devrimcisi İsmail Hakkı Tonguç ve Köy Enstitüleri"   14 Nisan 2010 Çarşamba Salon 2 14:00 Çifteler - Remzi Özyürek Oturumu Oturum Başkam: Talip Apaydın Emin Arık-Öğr. Gör. Anıl Çokgürşes "Kastamonu Göl Köy Enstitüsü Özelinden Köy Enstitüleri Sistemine Bir Bakış" Fikri Uzun "Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün İlk Yurt Gezisinde Kastamonu Göl Köy Eğitmen Kursu Denetimi ve Köy Enstitülerine Giden Yolun Başlangıcı" Muzaffer Bıyıklı "Bir Yaratıcılık Örneği: Göl Köy Eğitmen Kursunda Tuğla Sorununa Çözüm" 15:00 Ara 1... Devamı

28 03 2010

Barış Manço ve Cem Karaca Kardeş mi?

Barış Manço ve Cem Karaca kardeş mi? Barış Manço ve Cem kara kardeş! Müzikal anlamda değil, gerçekten kardeşler! Hayda dedirten iddianin delilleri yabana atılır türden değil. Barış Manço ve Cem kara kardeş! Müzikal anlamda değil, gerçekten kardeşler! Hayda dedirten iddianin delilleri yabana atılır türden değil. Yıllar sonra bir mektupla ortaya çıkan sırrı, Cem Karaca`nın eşi de doğruladı!YENİ Anayasa tartışmalarını da, futbolda şike soruşturmasını da gölgede bırakacak, Türkiye gündemine bomba gibi düşecek bir iddia... Anadolu Rock müziğinin iki efsanevi ismi Cem Karaca ile Barış Manço kardeş mi? Bu çarpıcı iddia, Cem Karaca`nın Almanya`da olduğu yıllarda senelerce yanında kaldığı ev arkadaşı İbrahim Hızlı`nın kaleme aldığı özel bir mektupla gündeme geldi. Cem Karaca`nın eşi İlkim Karaca ise iddiayı şu sözlerle doğruladı: "Evet, Cem bana Barış Manço`nun ağabeyi olduğundan bahsetti.`` Barış Manço`nun Belçika`da yaşayan ağabeyi Savaş Manço ise, şu açıklamayı yaptı: `Cem`in DNA`sıyla benimkini karşılaştırsınlar... Olmaz olmaz diye bir şey yok." İlk duyulduğunda gözleri fal taşı gibi açtıran, "Bu kadarı da ancak Türk filmlerinde olur`` dedirten bu müthiş iddia, ilk olarak elimize geçen `özel` bir mektupla gündeme geldi. 15 Şubat 2007 tarihli 6 sayfalık mektup, Almanya`nın Köln şehrinden gönderilmişti. Mektubu kaleme alan kişi ise Cem Karaca`nın 1979 yılından 1987 yılma kadar Almanya`da geçirdiği günlere şahitlik eden, evinde kaldığı yakın dostu, ev arkadaşı İbrahim Hızlı`ydı. Hızlı`nın iddiasına göre Cem Karaca`nın kendisinden 2 yaş büyük bir ağabeyi vardı ve bu kişi de tüm Türkiye tarafından tanınıyordu. Cem Karaca`nın eşi İlki... Devamı

20 12 2009

Onlar, Türkiye Tarihinin Canlı Tanıkları

Onlar Türkiye tarihinin canlı tanıkları. Yıllardır bu tanıklıklarını kitaplara döküyorlar. Onlar için durmak ölmek demek...   Yaşamak için yazmak gerek... RASİH NURİ İLERİ Rasih Nuri İleri, Doğan Apartmanı’ndaki dairesinde karşılıyor bizi, sehpasında elinden yeni bıraktığı, açık bir kitap. Duvarları dayısı Abidin Dino ve onun için arkadaş, bizim için adları ve ünlü resimleriyle tanıdığımız pek çok ressamın tablolarıyla dolu. Kapalı kapıların ardındaki odalar, boydan boya kütüphanelerle kaplı. Zaman zaman anlattıklarının belgesini göstermek için açıyor kapıları. Onun üretme gücünü diri tutan da bu kitaplar, belgeler. “Aslında bir nesil meselesi bu” diyor, “Yazmam gereken birçok şey var. Belgeleri sadece bende olan birçok konu var ve onları tespit edebilecek sadece ben varım. Böyle olunca yazmak gerekiyor. Gerçi artık pek kitap okunmuyor”. Kurucusu ve mütevelli heyeti üyesi olduğu Sosyal Araştırma Vakfı’ndan (SAV) son iki senede sekiz kitabı çıkmış İleri’nin. Başka yayın evinden çıkan kitapları da var, çünkü SAV’dan çıkan kitapları için bir para almıyor, ancak geçinmek için kazanmak da şart. 89 yaşında, ama şu an iki-üç kitap üzerinde çalışıyor. “Birinci Türkiye İşçi Partisi’nin tarihini 2-3 cilt olarak çıkartacağım” diyor. Yanıtlarken, araya anekdotlar, fıkralar serpiştirmeyi seviyor İleri. Bu kitabı yazmasını sağlayacak arşiviyle ilgili de bir hikâyesi var... TİP’in genel sekreteri olduğundan belgelerin ikinci nüshasını saklamak, bütün genel kurul zabıtlarını tutmak ona düşüyor. O da bir vasiyet yazarak, bütün arşivini TİP’e hibe ediyor. Ancak 12 Mart’ta TİP’in bütün belgeleri devlet tarafından yakılıyor. İkinci bir vasiyet yazıyor, bu sefer talihli DİSK. Derken, İleri’nin deyimiyle 12 Eylül’le “DİSK’in de canına okunuyor”. “Şimdi düşünüyorum” diyor, “acaba bir vasiyet daha yazıp bu sefer de AKP’ye mi hibe etsem arşivimi, belki o da kapanır”. İleri’ye göre şimdiye kadarki en iyi eseri, 69’da basılan “Atatürk ve Komünizm”. Kitap üç dört sene önce tekr... Devamı

25 11 2009

'6 yıllık cumhuriyet', '79 yıllık cumhuriyet'e k

 '6 yıllık cumhuriyet', '79 yıllık cumhuriyet'e karşı   Mustafa MUTLU; Vatan; 13.03. 2009   Başbakan il il dolaşıp hep aynı metni okuyor; “79 yıllık cumhuriyet” tarihinde yapılmayanları yapmakla övünüyor... Duble yollardan, konutlardan, üniversitelerden söz ediyor... ***Türkiye’de cumhuriyet 29 Ekim 1923’te ilan edilmedi mi?En son 29 Ekim 2008’de cumhuriyetin 85’inci yılını kutlamadık mı?O zaman nedir bu “79 yıllık cumhuriyet?” Basit: 2002 yılında iktidara geldiler ya, kendilerinden önceki dönemi kastediyor...Böylece, Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu yıllar da dahil, AKP’den önceki tüm iktidarlarla kendi dönemlerini kıyaslıyor. ***“79 yıllık cumhuriyet”i bilmem ama Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk 79 yılında yapılanları bilirim...Aslında sen de bilirsin Başbakan Erdoğan!Çünkü o 79 yılda yapılanları “sata sata” yaptın, yapacaklarını... Tıpkı mirasyedi evlat gibi!2002’yi geçelim; sonuna doğru iktidar oldunuz...2003’te Taksan’ı, Gerkonsan’ı, Taşucu Tersanesi’ni, Merinos Halı’yı komple, Sümer Holding’i, Seka’yı, THY’nin, TEKEL’in varlıklarını parça parça 188 milyon dolara...2004’te Esgaz’ı, Eti Bakır’ı, DİV-HAN’ı, Bursagaz’ı, Amasya Şeker’i, Eti Gümüş’ü, Eti Krom’u, Çayeli Bakır’ı, Kütahya Şeker’i, Eti Elektrometalürji’yi tamamen, TEKEL’i, THY’yi, Sümer Holding’i arsa arsa 1.3 milyar dolara...2005’te Ataköy Turizm’i, Ataköy Otelcilik’i, Ataköy Marina’yı, Eti Alüminyum’u, Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı, Türk Telekom’u ve Adapazarı Şeker Fabrikası’nı 8.2 milyar dolara...2006’da TÜPRAŞ’ı, ERDEMİR’i, Başak Sigorta’yı, Karadeniz Bakır’ı, TEKEL’in ve Sümerbank’ın taşınmazlarını, THY’nin hisselerinin önemli bir bölümünü 8.1 milyar dolara...2007’de Halk Bankası’nın hisselerini, TEDAŞ’a, TEKEL’e, PETKİM’e ait taşınmazları 4.2 milyar dolara...2008’de PETKİM’i, TEKEL SİGARA’yı, Türk Telekom’un elde kalan hisselerini, diğer kamu kuruluşlarının arsalarını, binalarını 6.2 milyar dolara... 2009’un ilk iki ayında Başkent ve Sakarya Elektrik’i 1.8 milyar dolara...SİZ SATMADI... Devamı

20 10 2009

Tayyip Erdoğan’ın Ulusal Kimlik Sorunu... ATAOL BEHRAMOĞLU

Tayyip Erdoğan’ın Ulusal Kimlik Sorunu... ATAOL BEHRAMOĞLU CUMARTESİ YAZILARI/Cumhuriyet 10 Ekim 2009ATAOL BEHRAMOĞLUTayyip Erdoğan’ın Ulusal Kimlik SorunuGünümüz Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ulusal kimlik konusunda kişisel bir sorunu olduğu kanısındayım.Buna “Türk”lükle ilgili bir sorun da denebilir.Yazıya başlamadan önce internete girip “Tayyip Erdoğan ve Türklük” yazdığımda karşıma çıkan malzeme bolluğu beni şaşırtı.Demek ki insanlarımız uyumuyor diye düşündüm.Ya da bu uyur gezerler toplumunda uyumayanlar da var.Fakat şimdilik, internetteki malzeme bolluğunu meraklısına duyurmuş olmakla yetinerek, ben kendi düşüncelerimi açıklamaya çalışayım.***Şunu öncelikle saptayalım.Bütün Cumhuriyet tarihimiz boyunca “Türklük” ve “alt kimlik” kavramlarını bir arada telaffuz eden ilk ve tek kişi Tayyip Erdoğan’dır.Benim kuşağım, bizden önce Cumhuriyetin ilk kuşakları ve bizden sonrakiler, Türklüğü bir alt kimlik (etnik aidiyet) olarak değil, bir ulusa, bir tarihe, bir kültüre aidiyet olarak öğrenmiştik. Bu toplumu oluşturan bütün etnik aidiyetleri (etno-kültürel özellikleri koruyarak) ulusal bütünlük içinde birleştiren bir kavramdı bu.Şimdi eğer Tayyip Erdoğan’ın “tez”i kabul görür ve anayasadan başlayarak bütün ulusal belgelere işlenecek olursa, ortaya yeni bir ulus tanımı çıkmış olacak.Ulusal eğitim felsefesi de buna göre biçimlenecek.Böylece Türkiye Cumhuriyeti (adının başında Türkiye sözü hâlâ kalacaksa) ortak bir ulusal aidiyetin değil, tıpkı eski Yugoslavya gibi, farklı ulusal aidiyetlerin gevşek dokulu birlikteliği olacak. Gevşek dokulu, çünkü (Türklük de içinde olma... Devamı

18 05 2009

Sarmısaklı Osmanlı Yahnisi

Sarmısaklı Osmanlı yahnisiFaruk Tabak yüzünden saatlerce sarmısak ayıklamış kişilerden biri de benim. Bir zamanlar üşenmeyip arada sırada yaptığım sarmısaklı yahniyi artık hiç yapmadığımı fark ettim. Bu tarif Faruk’un bulduğu tarif miydi bilemiyorum, çünkü yemeği onun anlattığı gibi ezberden yapıyordum. Kimyon yerine tarçın koyduğumu hatırlıyorum. Bu reçeteyi ise tarihçi Özge Samancı 1844 tarihli “Ahçıların Sığınağı” kitabından uyarlamış. Tarifin özgün hali ise en sonda.2 orta boy soğan, halka halka doğranmış, 1 tepeleme çorba kaşığı tereyağı, 800 gr. kuzu eti (2-3 cm büyüklüğünde küp şeklinde doğranmış), 40 diş sarmısak (Faruk’a göre çok daha fazla), 2 çorba kaşığı üzüm sirkesi, ½ çay kaşığı karabiber, ½ çay kaşığı kimyon, tuzSoğanları pembeleşinceye kadar yağda kavurun. Tencerenin dibine kuzu etlerinin yarısını döşeyip üzerine bir kat sarmısak dizin ve geri kalan etleri üzerine kapatın. Tencereye kavrulmuş soğanı, kimyon, karabiber ve sirkeyi ekleyin ve üzerini geçecek şekilde su koyun. Ateşe oturtun ve tencere kaynamaya başladıktan sonra altını iyice kısın. Etler yumuşayıncaya kadar en az bir saat pişirin. Pişmeye yakın en son tuzunu ilave edin. “Bir miktar et doğrayıp badet-tathir bir miktarını tencereye dizip ve sarmısağın kökünü kesip ve üst kabuğunu soyup bir kat sarmısak ve bir kat et dizip tamam oldukta bir kaç baş soğanı miktar-ı vafi yağda kızartıp lahmın üzerine dökeler ve üzerine birkaç fincan sirke ve biraz su koyup tuz ve biber ve kimyon dahi ihmal olunmaya. Badehu kızarınca pişirip sahanlara taksim birle tenavül buyuralar.” Melceü’t-Tabbahin (1844), s.30, no.6 Dergi 15.03.2009... Devamı

17 05 2009

YİTİK ŞİİR

YİTİK ŞİİR şiiri yitik ozangezecek gün boyu çarşı pazar tokları geçip açları görecek sigarası sönmüşse bir hamalın ortak olacak efkarınabir gülücüğe karşılıkyüreğini verecek sevgi omzumuzda yük özlemler gölgesini yitirmiş dağ ufacık köpük dalgalaryanılgı mı ihanet mi ne sayarsan güzelliğini yarınlarınçocuklara çok gördük Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 33)... Devamı

12 05 2009

KASTAMONU GÖLKÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARININ 2009 BULUŞMASI

KASTAMONU GÖLKÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARININ 2009 BULUŞMASITARİH: 20-21 Haziran 2009 YER: KASTAMONU         SAAT:  PROGRAM:10.00 Buluşma Halk Eğitimi Ek Binası (23 Ağustos İlköğretim Okulu Bahçesi).11.00 Atatürk ve Şerife Bacı Anıtına Çelenk Konulması11.15 – 12.30 Şehir İçi gezi13.00 – 14.00 Öğle Yemeği ( Göl Anadolu Öğretmen Lisesi )14.00 – 15.30 Eski Okulun gezilmesi15.30 Söyleşi  (Jandarma Tabur Komutanlığı Konferans Salonu)19.30 Toplu Akşam Yemeği  (Öğretmen evi) AlsahBlog... Devamı

15 02 2009

Arşiv: AlsahBlog/TaşköprüdenBakış 2005

AlsahBlog/TaşköprüdenBakış• Arşiv31/12/2005: Yeni Yıl Mesajı: Tüm Blogcu "Okur-Yazar"ların...31/12/2005: Konya'da Müfettiş Skandalı: Ethem Gürsu29/12/2005: “Vaadedilmiş Topraklar”/ Dursun ÖZDEN29/12/2005: E- Devlet/ Gerekli Linkler28/12/2005: Kastamonu İlçeleri: Taşköprü 628/12/2005: Kastamonu İlçeleri: Taşköprü 528/12/2005: Kastamonu İlçeleri: Taşköprü 428/12/2005: Kastamonu İlçeleri: Taşköprü 328/12/2005: Kastamonu İlçeleri: Taşköprü 228/12/2005: Kastamonu İlçeleri: Taşköprü 128/12/2005: Kastamonu’da reçete yolsuzluğu27/12/2005: 'YİĞİT' OLUYOR: İnebolu'ya, ‘Yiğit İnebolu’ Adı Önerildi.27/12/2005: Vergi İadesi İçin SON 25 GÜN23/12/2005: Öyküde Kuşaklar Arası İlişkiler/ A. Alper AKÇAM22/12/2005: PERADAKİ CESUR GLADYATÖR: HÜSEYİN ÖZBEK/ H. İhsan SÖNMEZ22/12/2005: DESTURSUZ BAĞA GİRENLER/ H. İhsan SÖNMEZ21/12/2005: BLOGCU LİNKLERİM20/12/2005: Değinmeler/ Ali ŞAHİN20/12/2005: Anadolu'nun yatılı umutları- Devrekani Şenlik YİBO/ Ebru TOKTAR19/12/2005: Ölümünün 20. yılında Abdülkadir Bulut/ Ali F. BİLİR19/12/2005: AB'nin Garip Bakışları? / Cumhuriyet18/12/2005: Uzmanlar uyarıyor: 'Çağın buluşu' hasta etmesin17/12/2005: Taşköprü ve Kastamonu Linkleri16/12/2005: 14 Kasım Dünya Diyabet Günü'nde Global Diyabet Yürüyüşü düzenleniyor10/12/2005: Taşköprülü Şairler: 2 İbrahim TENEKECİ/ KIRKI ÇIKMAMIŞ SEVDAMIZA ŞİİR8/12/2005: RIFAT ILGAZ VE HABABAM SINIFI8/12/2005: Orhan Kemal'in "Cemile" ile İlgili Bir Mektubu6/12/2005: Rüyalarla ./ Deniz SOM (Cumhuriyet 06.12.2005 )6/12/2005: Tartışmalar 3/ Hasan Cemal- İlhan Selçuk6/12/2005: Tartışmalar 2/ Hasan Cemal- İlhan Selçuk6/12/2005: Tartışmalar 1/ Hasan Cemal- İlhan Selçuk5/12/20... Devamı

23 12 2008

İşte 2009'un vergileri

İşte 2009'un vergileri 1 Ocak 2009'dan itibaren emlaktan cep telefonuna, pasaporttan notere kadar herşey zamlanıyor.Değerli kağıt bedelleri, 1 Ocak 2009'dan geçerli olmak üzere yüzde 14,3'e varan oranlarda artırıldı.Buna göre, pasaportlar için bu yıl 81 YTL olan değerli kağıt bedeli, yüzde 11,1'lik artışla 90 TL'ye yükseldi. Bu yıl 35 YTL olan sürücü belgeleri için de 2009'da yüzde 14,3'lük artışla 40 TL bedel ödenecek. Nüfus cüzdanları için ödenecek bedel ise değişmedi. 2009 yılında da nüfus cüzdanı belgesi için 3 TL ödenecek.1 Ocak 2009 tarihinden geçerli olmak üzere değerli kağıt bedelleri şöyle:   -Noter kağıtlarıNoter kağıdı 3,00 TLBeyanname 3,00 TLProtesto, vekaletname, re'sen senet 6,50 TL-Pasaportlar 90,00 TL-Yabancılar için ikamet tezkeresi 90,00 TL-Nüfus cüzdanları 3,00 TL-Aile cüzdanları 30,00 TL-Sürücü belgeleri 40,00 TL-Sürücü çalışma belgeleri 40,00 TL-Motorlu araç trafik belgesi 40,00 TL-Motorlu araç tescil belgesi 30,00 TL-İş makinesi tescil belgesi 30,00 TL-Banka çekleri 2,00 TL.EMLAK VERGİSİNE TABİ DEĞERLER YÜZDE 6 ORANINDA ARTACAKEmlak vergisine tabi değerler, 1 Ocak 2009 tarihinden geçerli olmak üzere yüzde 6 oranında artacak.Maliye Bakanlığının Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğine göre, emlak vergisine tabi değerler yeni yılda yüzde 12 olan yeniden değerleme oranının yarısı kadar yükselecek.Bu çerçevede, 2008 yılına ait birim değerler yeni yılda yüzde 6 oranında artış görecek.MOBİL TELEFON ABONELİĞİNDE ALINAN MAKTU VERGİ 31,1 TL'YE YÜKSELECEKMobil telefon aboneliğinin ilk tesisinde (operatör değişiklikleri hariç) alınan maktu vergi, 1 Ocak 2009'da yeniden değerleme oranı çer&cced... Devamı

21 12 2008

Bu rapor ezberleri bozuyor

Bu rapor ezberleri bozuyorMeğer Anadolu'daki modernleşme görüntüleri ne kadar aldatıcıymış...Ruşen Çakır “Türkiye’de Farklı Olmak” başlıklı araştırmanın sonuç bölümü, “Türkiye’yi anlamak isteyen herkese Anadolu’yu ’görmelerini’ salık veriyoruz. ’Turist’ olarak değil” diye başlıyor ve Anadolu kentlerindeki modernleşme görüntülerinin ne kadar aldatıcı olduğu anlatılıyor... Cuma günü, “Türkiye’de Farklı Olmak: Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler” başlıklı 183 sayfalık araştırmanın ürküttüğünü, çünkü gençlerin, kadınların, Alevilerin, çoğunluğun hoşuna gitmeyen farklı yaşam tarzı tercihi olan kesimlerin şikayetlerini okuyunca insanın içini derin bir ürpertinin kapladığını söylemiştik. Aradan geçen iki günde bu konuda yazılıp çizilenler, bu raporun, son zamanların moda tabiriyle birçok konuda “ezber bozduğunu” da bizlere gösterdi. Birkaçını ele alalım:Soros ezberiCumhuriyet Gazetesi Cumartesi günü “İşte değişen Türkiye” başlığıyla raporu manşete taşıdı. İlk bakışta bunda şaşırtıcı bir şey yok. Laiklerin ötekileştirdiğini gösteren bir rapor tabii ki Cumhuriyet’in hoşuna gidecektir. Ancak bu araştırmanın Boğaziçi Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar Projesi’ne ek olarak Açık Toplum Enstitüsü tarafından desteklenmiş olduğu hatırlanınca -ki Cumhuriyet de bu bilgiyi birinci sayfadan okurlarına duyurdu- işin rengi değişiyor. Zira bilindiği gibi Açık Toplum, Amerikalı işadamı George Soros tarafından finanse ediliyor. Yine bilindiği gibi, Cumhuriyet Gazetesi’ni yönetenler, birçok köşe yazarı ve doğal olarak çok sayıda Cumhuriyet okuru, Türkiye&rsq... Devamı

21 12 2008

Emekli maaşından sağlık kesintisi yapılır mı?

Yahya Arıkan   - Yaşamda Mali ÇözümEmekli maaşından sağlık kesintisi yapılır mı?SSK’den 1980 yılında emekli oldum. Özal döneminde çıkarılan yasadan yararlanıp süper emekli olmama karşın çok küçük bir emekli aylığı almaktayım. Bunları kabullenmek zorunda olduğumu öğrendim. Sorunum başka… 2007 yılı Nisan ayında aylığımdan 30 YTL kesildiği halde üzerinde durmadım. Bu yıl nisan ve mayıs aylarında yine aynı miktarda kesintiler yapıldı. Bu kesintilerin yasal dayanağı olup olmadığını öğrenmek ve haklarımı aramak istiyorum. Bunun için ne yapmalıyım? Nasıl ve nereye başvuru yapmalıyım? Sevgi YalçınMayıs ayında 588,23.-YTL emekli maaşı, 23,53 YTL ek ödeme ve 4,69.-YTL sosyal yardım zammı yatmakta olup 25,17.-YTL kesinti yapıldı. Yapılan kesintinin nedeni, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği gereğince, gelir ve aylık alanlar ile bunların bakmakla yükümlü oldukları eş, çocuk, ana ve babaların poliklinik muayene ücreti ile ilaç katılım payları gelir ve aylıklardan, ilaç katılım payı miktarının gelir ve aylıklardan fazla olması durumunda ise kurumla sözleşme yapmış serbest eczane tarafından kişiden tahsil edilmesinden kaynaklanmaktadır. Yani, yapılan kesintinin nedeni poliklinik muayene ücreti ile ilaç katılım payı kesinti miktarlarıdır.  EMEKLİ SANDIĞI EMEKLİSİ HANGİ DURUMDA PRİM ÖDERBen Emekli Sandığı emeklisiyim. Şu anda üç ayrı apartmanın/sitenin dışarıdan ücretli yöneticiliğini yapıyorum. Sitelerden 300, 250 ve 200 YTL net aylık ücret alıyorum. Bu sitelerle ayrı ayrı, günde bir saat (ayda 30 saat veya 4 tam gün) hesabıyla sözleşme yaptım. Sorum şu: Ben bu sitelerden aldığım ücrete göre her biri için ne kadar destek primi ödemek zorundayım. Ş.Şadi SaraçEmekli Sandığı emeklisi olup SSK sigort... Devamı

30 10 2008

Yayıncılığa adanmış bir ömür önceki gün son buldu. Edebiyat düny

30/10/2008 ‘Sosyalist kültürün bir yapı taşıydı’ Nihat İlbeyoğluYayıncılığa adanmış bir ömür önceki gün son buldu. Edebiyat dünyası Hüsamettin Bozok’u kaybettiEdebiyat ve sanat dünyası, önceki gün yazar ve yayıncı Hüsamettin Bozok’u yitirdi. Ülkemizde toplumcu düşünce ve sanatın gelişmesine büyük katkı sunan Bozok’un cenazesi bugün, Merter Veysel karani Camisi’nden kaldırılıp aile mezarlığının bulunduğu Silivrikapı Mezarlığı’na defnedilecek. Görüşlerini aldığımız bazı şair ve yazarlar, Bozok’un sosyalist kültür geleneğinin oluşmasındaki katkılarına dikkat çekerken, onun yol gösterici kişiliğinin çok önemli olduğunu belirtti. Tevfik Taş: Ülkemizde sosyalist kültür geleneğinin oluşmasında yapı taşlarından biridir Hüsamettin Bozok. Yeditepe Yayınları pek çok yazarı bize kazandıran yayınevlerinden biridir. Varlık’la kıyasladığımızda Hüsamettin Bozok’un, işin sosyalizme daha yakın bir tarafında durduğunu görürüz. Çok iyi, aklıselim işler yaptı. O bakımdan son derece saygın bir adamdı. Ne var ki Türkiye’nin yazarları ve yayıncıları, Hüsamettin Bozok’a karşı o kadar vefalı mı bilemiyorum. Ahmet Say: Hüsamettin Bozok bizim kuşağın, yani ‘30’lu ‘40’lı yıllarda doğmuş olan kuşağın yol göstericisidir. Yayınladığı Yeditepe adlı dergiyle edebiyatın yaygınlaşması bakımından büyük hizmetleri olmuş bir yayıncıydı. Varlık’la hemen hemen aynı yıllarda başa baş yayın yaptı Hüsamettin Bozok. Yeditepe’nin Varlık’tan ayrılan tarafları şunlardı; Varlık Dergisi daha çok küçük bürokratlara, hatta köy öğretmenlerine kadar uzanıyordu. Belki kitlesi bu yüzden daha fazlaydı. Yeditepe dergisi ise daha çok ente... Devamı

30 10 2008

"Mustafa" belgeseli tartışılıyor

"Mustafa" belgeseli tartışılıyorCan Dündar'ın senaryosunu yazıp yönettiği, Mustafa Kemal Atatürk'ün yaşamöyküsüyle Milli Mücadele'yi konu alan "Mustafa" filminin İstanbul ve Ankara galaları önceki günlerde ardı ardına yapıldı yapılmasına, ancak ardında birçok tartışma konusu bıraktı.Cumhuriyet Haber Portalı İstanbul- Can Dündar’ın senaryosunu yazıp yönettiği, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamöyküsüyle Milli Mücadele’yi konu alan “Mustafa” filminin İstanbul ve Ankara galaları yapıldı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda gösterime giren film ardında birçok tartışma konusu bıraktı.Ankara’daki galasında aralarında TBMM Başkanı Köksal Toptan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in de bulunduğu sanat ve siyaset dünyasından birçok ismin katıldığı filmin gösteriminden önce konuşan Can Dündar, zaten tartışılmayacak bir film yapmak istemediğini söyledi ve şöyle devam etti: “Filmin eksiği, fazlası olacaktır. ‘Şurası daha ağırlık taşımalıydı’ diyenler olacaktır. Şunu unutmamak lazım ki 2 saatlik bir filme Atatürk’ü sığdırmaya çalıştık.” 15 yıldır üzerinde çalışılan ve Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’nın Atatürk arşivlerinden yararlanılan film üzerine yapılan tartışmalar, Atatürk’ün tükettiği kahve, sigara ve alkol miktarı, çevresinde kimse yokken ölmesi ve evlat edindiği Abdurrahim’in gerçek çocuğu olup olmadığı gibi özel konulardan, bugün hâlâ önem taşıyan siyasi konulara kadar uzanıyor. Galaya katılan siyasetçilerin yorumları ise, genellikle, Mustafa Kemal’i ‘insan’ olarak da irdeleyen ve sorgulayan cesur bir be... Devamı

28 09 2008

Kitaba dönüşen tezler

Kitaba dönüşen tezlerBir ozan ya da yazar üzerine hazırlanan tezler kitaba dönüşürken yeni bir düzenlemeye geçilir. Artık tezde aranan ölçütleri değiştirip kitabı daha bağımsız duruma getirmek, öğrenci kimliğinden kurtarmak gerekecektir. Usta yazar ayrıntıdan bütüne bakmayı bilir. Tasavvuf anlayışında bu gerçek 'damlada denizi görmek' diye yorumlanır.Mustafa Şerif OnaranCumhuriyet / Kitap- Eleştiri anlayışında ayrıntıların önemi yadsınamaz. Ancak, ayrıntılara takılıp da bütünü göremeyenler, tez konusu edebiyatçıyı bize tanıtamazlar. Yapıtlarıyla bütünleşen edebiyatçıyı tümüyle ele aldığımız zaman onun insan yönleri de ortaya çıkacak, böylece onu yakından tanımış olacağız. Bu bakımdan tez çalışmalarında bütüne bakmak alışılmış bir yöntemdir.Kuşkusuz öğrenciye görmeyi öğreten bir tez öğretmeni vardır. Ama öğretmen ancak yöntem bakımından yardımcı olabilir. Tezi hazırlayan, ayrıntıları yorumlayarak nasıl bir bütüne varacağının birikimi içinde olmalıdır.Yoksa bütün çalışmaları 'yığma' olarak kullanmak bize o edebiyatçıyı tanıtmaz. Değişik yorumlardan yola çıksa da, kendine özgü bir sonuca varabilen araştırmacı bize de görmeyi öğretebilir.Yeniyetme bir araştırmacının değerlendirmesi yeterli midir? Artık onun yargılarını mı kullanmak gerekcektir?Bir araştırmacı kendince bir çözüme varırken nice yazarların yorumundan yararlanacak, okurlara da bir bakış açısı getirmeye çalışacaktır.Tezlerden kitaba dönüşen, zaman zaman yeniden gözden geçirdiğim, yer yer altını çizerek ayrıntılar üzerinde durduğum 4 çalışmayla ilgili izlenimlerimi kısaca belirtmek istiyorum.Bu çalışmaların her birini ayrı ayrı tanıtmak gerekse de, ben, a... Devamı

15 09 2008

Taşköprü Sarmısağı Roman Ödülü!... 10 Eylül 2008 Çarşamba

10 Eylül 2008 ÇarşambaTaşköprü Sarmısağı Roman Ödülü!...Zaman gazetesinden bir haber sunuyoruz:Yarışmadan romancı çıkmadıEverest Yayınları'nın 'gizli romancılara' şans tanımak ve Türk edebiyatına yeni isimler kazandırmak amacıyla bu yıl üçüncüsünü düzenlediği 'Everest Yayınları İlk Roman Yarışması'nda ödüle değer dosya bulunamadı. Seçici kurulu Oya Baydar, Latife Tekin, Cemil Kavukçu, Semih Gümüş ve Hasan Ali Toptaş'tan oluşan yarışma, 2009 yılında da gerçekleştirilecek.(Kaynak: Zaman)Yukarıdaki haberi okuyunca, biz de, "Taşköprü Sarmısağı Roman Ödülü" vermeyi kararlaştırdık. Kim baş kahramanı sarmısak olan bir roman yazarsa, ödüle katılabilir. Ödüle katılanlar; birincilik, ikincilik, üçüncülük yada özendirme ödülü beklemesinler. Biz, katılan herkese bir demet sarmısak armağan edeceğiz. Dileyen, her bir baş sarmısağı bir yakınına verip cacık yaptırabilir; dileyen de oturup tümünü kendi şapur şupur yiyebilir!... Gönderen tiyatroyun zaman: 05:02 http://tiyatroyun.blogspot.com/2007/06/bir-tiyatro-hastasi-nazim-hikmet.html... Devamı

12 09 2008

Tartışmayı açarken…

Tartışmayı açarken…Devrim Sevimay / Milliyet  Habere yorum yaz Arkadaşına gönder Sitene ekle Sayfayı yazdır1 Eylül’de “Sol, Çıkışını Arıyor” dizisine başlarken, “Dizide okuduğunuz görüşlerle ilgili sizde oluşan kanaatleri bize gönderin, biz de sahiplerine iletelim. Hatta www.milliyet.com.tr adresinde yayınlayalım. Bu tartışmaya siz de katılın ve geleceğinize müdahale etmeye şu soruyu yanıtlayarak başlayın: Solun çıkış yolu hangisi?” demiştik... Yazı dizimiz 10 Eylül itibarıyla bitti ve tartışmaya şimdi burada devam ediyoruz. Türkiye’nin en çok takip edilen gazete internet sitesi www.milliyet.com.tr de...Sizlerden gelen e-mailleri ve dizinin toplam bir dökümünü bugünden itibaren ne zaman baksanız bulabileceğiniz serbest kürsüde yayınlıyoruz. Yayınladığımız görüşlerin içeriğine, imla hataları dahil, elbette hiç dokunmadık. Ancak okunabilirliği azaltan uzunluktakileri az da olsa kısaltmak zorunda kaldık, zira bazen sayfalarca akıp giden ve bazen de ana konudan uzaklaşan metinler geldi önümüze. Şu ana kadar görüş ve yorum gönderenlerin arasında önemli akademisyenler, siyasetçiler, uzmanlar var, ama galiba en önemlisi de siz varsınız. Yani öğrenciler, Aleviler, Kürtler, ne Kürt ne Alevi fakat solcu olanlar, hatta solcu olmayanlar, kadınlar, erkekler, Anadolu’da yaşayanlar, yurtdışındakiler, öfkeliler, umutsuzlar, umutsuz ama vazgeçmeyenler ve hatta William Wallace’lar…İşte bu geniş çemberi yaratan tüm siz okurlarımıza, topluca iletmek için 10 gündür beklediğimiz son cümlemize geldi sıra: Tahmin dahi etmediğimiz kadar çok sayıdaki telefon ve mektubunuzda böyle bir zamanlamayla böyle bir dizi yazısı yayınladığı için Milliyet’e olan ... Devamı

12 09 2008

SGK'dan kız çocuklarına kötü haber

SGK'dan kız çocuklarına kötü haber  1 Ekim'de yeni dönem başlıyor. Çalışan emeklilere ve kız çocuklarına kötü haber var.Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 1 Ekimde yürürlüğe girecek maddeleri ile sosyal güvenlik alanında yeni bir dönem başlayacak. Sigortacılık alanında getirilen bazı düzenlemeler göre, kendi nam ve hesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular), iş kazası ve meslek hastalığı ile analık halinde ayakta tedavilerde günlük kazancının üçte ikisi, yatarak tedavide ise yarısı oranında geçici iş göremezlik ödeneği alabilecek. Malullük aylığı için daha önce en az yüzde 66 oranında çalışma gücü kaybı aranırken, yeni dönemde bu oran yüzde 60’a indirilecek. İsteğe bağlı sigortalılık için daha önce SSK sigortalısında en az 3 yıl, Emekli Sandığı iştirakçisinde en az 10 yıl sigortalılık süresi aranırken, 1 Ekimden sonra sigortalılık şartı kaldırılacak, ayrıca kısmi isteğe bağlı sigortalılık imkanı getirilecek. Tarım Bağ-Kur’luları ve köy muhtarlarına 15 günlük prim karşılığı 30 günlük hizmet kazanma olanağı sağlanacak. 15 günlük esas alınan prim tutarı, her yıl bir gün artırılarak 15 yıl sonra 30 gün üzerinden prim alınacak. Yurt dışına götürülecek işçiler için sadece kısa vadeli ve Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamı zorunlu tutulacak, dilerlerse isteğe bağlı sigortaya devam etmeleri sağlanacak. Prim oranları yüzde 13,5-19’a düşürülerek, prim yükü azaltılan işverenlerin uluslararası alanda rekabet güçleri arttırılacak. Bu durumdaki sigortalıların bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri daha önce sağlık yardımından faydalanamazken 1 Ekimden itibaren sağlık yardımı alabilecekler.KADIN SİG... Devamı