Kastamonu İlçeleri: Taşköprü 3

28/12/2005 · Kategori: Inceleme

POMPEİOPOLİS

Pompeipolis'in yer aldığı Gökırmak vadisi, çok uzun ve süregelen bir geçmişe sahiptir. kalıntılar ve bulgular bu vadinin taş devrinden günümüze kadar insan yaşamına uygun bir yer olduğunu gösteriyor.

Eski Pompeiopolis şehri, Taşköprü'nün kuzeyinde, Kastamonu'nun 45 km. kuzeyinde yer alır. Zımbıllı tepesi, iki tepeden daha yüksek olanı arkapol olarak kullanılmış ve iki tepenin etrafındaki düz alan Pompeiopolis'in yerleşim alanını oluşturmaktadır. Ayrıca bir çok türbe, höyük ve Amnias vadisinde Pompeiopolis'in köylerine ait olduğu sanılan eski kalıntılar bulunmaktadır. Pompeiopolis'in sınırları kuzeyde Küre dağının güney yamaçlarına güneyde Ilgaz dağının kuzey tarafına, doğuda Halys ırmağına ve Osmancık civarına ve son olarak batıda aynı zamanda Amosttris'inde sınırı olan Pınarbaşı vadisine kadar uzanmaktadır.

Pompeiopolis M.Ö. 65/64 yıllarında Pompeius tarafından Amnias vadisinin doğu-batı yolu geçişi üzerinde Bithynia-Pontus'un iki vilayetinde bir şehir eyaleti olarak kurulmuştur.

Şehir Pompeus'dan türetilmiş olan Pompeiopolis olarak adlandırılmış ve bu isim "Pompeius'un Şehri" anlamına gelmektedir. Bu şehir için bir özellik olmalıdır.Çünkü Romalıların son dönemindeki kayıtlarından birinde, şehir "Popeus'un ülkesi" olarak yer almaktadır.

Bununla beraber Antonius bu düzenlemeleri kısmen değiştirmiş ve Pompeiopolis'i Kastamonu bölgesinin hükümdarlarına vermişti. bölge M.Ö 6-5 yıllarında Paphlagonia'nın son kralı olan Deiotanos Philadephos'un ölümünden sonra Galatio'nun Roma eyaletine bağlanmıştır. Ve Çankırı başkentti. Bu dönemde, Pompeiopolis bir Roma şehri olarak gelişti ve şehrin konumunda yardımıyla büyük bir refaha sahipti. Diğer yandan, Paphlagania'nın Eparkhies'indeki şehirler birlik kurdular ve Pompeiopolis toplanma yeri olarak seçilmişti. Büyük ihtimalle bu dönemde toplanma yeri olmasına bağlı olarak, Pompeiopolis Antoninus Pius'tan Gallienus'a kadar Paphlagonia'nın başkenti olmuştu.

Şehir, M.S. 2. yy'ın ikinci yarısında, aynı zamanda Marcus Aurelius'un da damadı olan Claudius Sevenis tarafından yönetildi. Şehri genişletmeyi denedi ve Ktistes ve Pompeiopolis'in hamisi olarak kabul edildi. Pompeiopolis Marcus Aurelius ve Lucius Verus döneminde kısa bir süre için Sebaste olarak adlandırıldı. "Paphlagonia'nın Başkenti Sebaste" bağlı bozuk paralar sadece bu iki imparator döneminde görülüyor, Lucius Venus'un ölümünden sonra bu isim yok oluyor.

Pompeiopolis'in Romalılar döneminin sonları ve Bizans döneminin başlangıcı sürecindeki tarihi sadece Piskopos listelerinden (fihristlerinden) öğrenilebilir. Pompeiopolis M.S. 6.yy'ın ortalarında sadece bir piskoposluk olarak önemli hale geldi. İranlıların ve Arapların saldırılarından dolayı Pompeiopolis'in 6. yy'ın sonlarında yada 7. yy'ın başlarında terkedildiğine inanılıyor ve insanlar adı Kız kalesi olan en yakın kalede yaşamaya başlamışlardı. Bu kalenin duvarlarının yapımındaki malzemenin Pompeiopolis'in kalınıtlarından getirildiği sanılmaktadır. Her ne kadar bölge M.S. 14. yy'a kadar Piskoposluk listesinde bir şehir olarak görülmüştür.

Vadide olmasından dolayı o mevki civarında çok kalıntı yok ama araştırmalar şehrin çok elverişli ve geniş bir arazisi olduğunu gösterdi. Kastamonu müzesi tarafından yapılan kazılar çok sayıda çok iyi mozaik zemini meydana çıkardı ve önceki araştırmacı da burada daha fazla mozaik olduğunu söylüyor. Çok büyük şans sayılan birçok bulgu Kastamonu müzesinde var. Ayrıca, modern kasabada birçok kalıntı görülüyor ve ayrıca Taşköprü'ye adını veren köprü de bir Roma kökenine sahip.

 

TAŞKÖPRÜ BAŞTANBAŞA NASIL YANDI?

Anadolu'da emsaline pek ender tesadüf edilebilir denecek derecede güzel ve şirin bir kazamız olan Taşköprü, Zafer Bayramı günü dört saat kadar kısa bir müddet zarfında tamamen kül oldu.

O gün saat on üçe doğru, Taşköprü Kaymakamlığı'ndan Kastamonu Vilâyetine çekilen bir telgrafta; kasabada müthiş bir yangın zuhur ettiğinden, Kastamonu'daki otomobillerin derhal gönderilmesi selâmet-i memleket namına rica ediliyordu.

Bereket versin Kastamonu beldesi, memlekette itfaiye teşkilâtının yalnız mahalle tulumbalarına inhisârını muvaffak görmeyerek, kat'i bir itfaiye teşkili meselesini derpîş etmiş, iki adet otobüs getirilmiş ve icap eden itfaiye efrâdı da kullanılmaya başlanmıştı.

Vilâyet merkezinde bu müthiş haberin duyulması bir bomba gibi tesir etmiş, bayram münasebetiyle Kastamonu'da bulunan Taşköprülüler ve alâkadar Kastamonuluların hepsi otomobillerle Taşköprü'ye gitmişlerdi. Kastamonu beldesi bu feci akıbet üzerine, lüzumu kadar memur ve vesaiti ile kamyonlara binerek muavenete şitâb etmiştir.

Yangının dehşetini, kırk dört kilometre uzakta bulunan Kastamonu'dan bile semaya yükselen duman tabakasının keşâfeti sayesinde anlamak kabildi. Hatta telgraf ve telefon muhaberâtı dahi münkati olmuştu.

Otomobiller, Taşköprü-Kastamonu arasındaki mesafeyi bir saatte kat ediyorlar. Kastamonu'dan ayrılan kafile Taşköprü'ye vardığında yangın şiddetini artırarak üç

kola ayrılmış, kudurmuş bir dalga gibi önüne gelen binaları yalayıp, küle kalb ediyordu. Kazada, mahalle tulumba teşkilâtının dahi adem-i mevcudiyeti yüzünden itfaiye arabaları yetişinceye kadar bir iş görülememiş; yangın, şiddetle esen poyrazın tesiri ile alabildiğine tahribatına devam etmiştir.

Halk, bu ani afet karşısında şaşırmış ve herkes kendi başının çaresine baktığı için, bir iş görülememiş ve yangına mani olacak hiçbir tedbir alınamamıştır. Bir evi tahliye edip, eşyasını sirayet ihtimali olmayan evlere nakil etmişler, yarım saat sonra orasının da ateş aldığını görmüşler. Hatta kurtarılan eşyanın bir kısmı yığın halinde dışarıda iken bile yanmıştır.

Yangın esnasında Taşköprü'nün bir mahşerden farkı yoktu. Çocuğunu, kardeşini arayanlar, evden çıkaramadıkları ihtiyar ve hastalarını yanıp kül olmaktan kurtarmak için başkalarından istimdat edenler, evvelâ can, sonra canan fikrince hareket edenlerin vaziyeti çok feci bir manzara teşkil ediyordu. Bereket versin başta Kastamonu Valisi Mithat Bey olmak üzere, Belediye Reisi, azaları, Hilâl-i Ahmer Reisi, Fırka Kaza Mütemedi, Tayyare Cemiyeti Reisi ve daha bir çok zevat ile Kastamonulular yetiştiler de şaşkınlıktan ne yaptıklarını bile bilmemek derecesine gelen zavallı halka azami yardımda bulundular.

Getirilen itfaiye ve tulumba takımlarının azami yardımı iledir ki, sirâyet etmekte bulunan Tabakhane Mahallesi'ni olsun kurtardılar.

Yangın nereden çıktı?

Yangın, Karasaid Mahallesi'nde emval metrukeden inen bir muhâcirin iskânına tahsis edilen evden çıkmıştır. Kaza eseri olduğu ve evin delik bacasından yükselen kığılcımların, yakınında bulunan samanlığa düşmesi yüzünden çıktığı söylenmektedir. Yanan mebâni, sekiz yüz hane ile üç yüz dükkândan ibaret zan ve tahmin edilmektedir.

Mebâni resmiyeden hangileri yandı?

Bunların içinde mebâni resmiye olarak hükümet, jandarma, belediye, telgrafhane, Kız Mektebi ve Ziraat Bankası binaları da vardır. Mebâni resmiyeden yalnız kaza harici denecek kadar uzakta bulunan Askerî Şube ile merkezî bir yerde ve pek açıkta bulunan Erkek Mektebi binaları kurtarılabilmişti. Adliye Dairesi de dahil bulunduğu halde, yanan daire-yi resmiyeden en ufak bir kâğıt olsun çıkarılamamıştır.

Adliye Dairesi evrakını bir kısmı çıkarılmış ve hükümet bahçesinin bir köşesine yığılmış ise de, bilâhare ateş oraya da sirayet ederek bu evrak ve defteri de yakmıştır. Hükümetin bu durum katında hapishane de bulunuyordu. Fakat mapuslar yangından kurtarılarak taht-ı muhâfazaya alınmıştır. Ziraat Bankası'nın yalnız evrak ve kasaları kurtarılabilmiştir.

Yangından müvelled zarar herhalde, üç milyondan fazla tahmin edilmektedir. Kurtarılan mahalle iki yüz haneye tecavüz etmiyor. Bu da on beş sene önce yine bir yangın ile baştanbaşa yanmış, yeniden yapılmağa başlanmış ve henüz ekserisi tamamlanamamış binalardan mürekkep bir mahalledir.

Yangında nüfusça zâiyat dahi vardır. İki çocuğuyla bir ihtiyar kadının yandığı söylenmektedir.

 

KAYA MEZARLARI

Kalekapı Kaya Mezarı: Taşköprü'ye 17 km mesafedeki Donalar (süleyman) Köyü'ndedir. Bu mezar ilk defa, Prof. R. Leonhard tarafından bulunmuştur. Köyde, Karadere denilen oldukça derin bir vadi vardır. Kaya mezarı bu kalenin çıkışında bulunan müstakil ve yüksek bir kayanın tesfiye olunan 10 x15 metrelik kısmına oyulmuştur. Alınlığın düz hattı yoktur. Meyilli kirişler yirmi derecelik bir açı ile birleşmişler ve bu suretle kabartmaları çerçevelemişlerdir. Mezarın önünde iki sütunlu bir kiriş yeri vardır. Donalar Köyü Kaya Mezarı'nın önemli özelliklerinden biri de, alınlığın tepesindeki kartal, arslan, boğa ve öküz kabartmalarıdır. Bu kabartmaların ve mezarın, yapılan incelemeler sonucunda M.Ö. yedinci yüzyılda Paflagonyalılar tarafından yapıldığı zannedilmektedir.Urgancı Kaya Mezarı: Urgancı Köyü'nün yukarısındadır. Geriden bakıldığı zaman giriş yerinde vaktiyle iki sütun bulunduğu izlerinden bellidir. Giriş yerinin arkasında bir oda içinde üç tane ölü sediri bulunduğu söylenmektedir. Alınlığı aşınmıştır.

Aygır Kalesi Kaya Mezarı: Ağcıkişi Mahallesi'nin batısında, kuzeyden güneye doğru uzanan Aygır Kayası denilen kayalara oyulmuştur. Kayanın 8 x 6 metrelik kısmı tesfiye olunmuş ve giriş yeri buradan açılmıştır.

Giriş yerinin sağ tarafı zamanla yıkılmış, sütunların bir kısmı uçmuş, alınlık üçgenin yukarı tarafı da yok olmuştur. Alınlığın düz hattında bulunan silmelerin, kaideden başka bütün mezar tesisatını çerçevelediği görülmektedir. Giriş yerinin tavan ve duvarları düzdür. Tavanla yan duvarların birleştiği yerlerde yuvarlak silmeler vardır. Sütunların yuvarlak ve yukarı doğru inceldiği, dört köşe bir tabla üzerine iyonik tarzda yapılmış birer başlık bulunduğu anlaşılmaktadır. Başlıkların dış yüzüne bakan tarafları oturmuş hayvan hissini vermektedir. Odada; bir tane ölü sediri, tavanda; kapıdan karşıki duvara doğru iki tane yuvarlak taş kiriş vardır. (M.Ö.) 6. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Direkli Kaya Mezarı: Alasökü Köyü'nün Eşek Deresi bölgesinde eni ve yüksekliği 8 m Olan bir kayaya oyulmuştur. Önünde tek sütunlu bir giriş yeri vardır. Sütunun altında dört köşe bir kaide ile bunun üzerinde yuvarlak bir silme bulunmaktadır. Yuvarlak olan sütun yukarı çıktıkça kalınlaşmaktadır. Mezar odası; oval, kapısı; kare şeklinde, tavanı; tonozludur. Sağ tarafında bir tane ölü sediri bulunmaktadır. (M.S.) 1. yüzyılda Romalılar zamanında yapıldığı zannedilmektedir.

Bademci Kaya Mezarı: Bademci Köyü'nün üst tarafında uzanan kayalara yerden 30 m yükseklikte oyulmuştur. 1,5 m en ve boyundaki kısım tesfiye olunmuş ve buraya mezar yapılmıştır.

Pompeipolis Nekrepolü: Romalılar çağında, Taşköprü'nün Paflagonya eyalet merkezi zamanına ait kaya mezarları, köydere mevkiinde olan Hobu Kayası ve diğer kayalarda toplanmış bulunmaktadır. Bunların tavanları ekseriyetle tonozlu, bazen kubbemsi olup içlerinde ölü sedirleri vardır. Mezarlar meyilli yerde olduğu için içleri toprakla dolmuştur.

Hobu Kayası Mezarı: Bu mezar Taşköprü'nün Kuzey doğusunda, Çay Cevher Köyü'ndedir. Dikdörtgen biçimindeki kapısı zamanla bozulmuştur. Mezar odasının boyu; 1,65 m, eni; 1,80 m, yüksekliği de; 1,85 m'dir. Sağ yan duvarında yine bir raf bulunmaktadır. Tavan beşik örtüsü şeklindedir.

 

TARİHİ KALE VE TÜNELLER

Kızlar Kalesi: Taşköprü'nün doğusunda tabii bir tepenin üzerindedir. Etrafındaki sur ve burçlar moloz taşı, tuğla ve harçla yapılmıştır. Üzerinde boyu; 100 m, eni; 40 m bir düzlük vardır. Romalılar zamanında yapıldığı sanılmaktadır.

Mazhar Oluğu Kalesi: Mazhar Oluğu Köyü ile Alisaray köyleri arasında tabiî bir tepenin üzerine yapılmıştır. Tepesinde 3x25 m bir düzlük vardır. Moloz taştan yapılan bu kale kendiliğinden yıkılmış vaziyettedir. Güneyinde yerin altına doğru bir yol olduğu söylenmekte ise de; yol bu gün kapanmış durumdadır.

Kaya Tünelleri: Donalar Köyü'ndeki Kale Kapı Kayaları'ndadır. Bu kayanın tam tepesinde bulunan tünel at nalı şeklindedir. Eni; 2,20 m, Yüksekliği; 2 m'dir. 50 derecelik bir meyille kayanın içine doğru gitmektedir. Tünelin üzeri tonozludur. 0,35 cm yüksekliğindeki taş merdivenler zamanla aşınmıştır.

İkinci tünel bu kayanın doğusunda olup içi dolmuştur.

Üçüncü tünel de bu büyük kayanın karşısındaki kayalara oyulmuştur.

Kılıç Kaya Tüneli: Kornapa Köyü'nün kuzeyinde bulunan dağın üzerindedir. Ağız tarafı at nalı şeklindedir. Eni; 2 m, yüksekliği; 2,30 m olup; üzeri tonozludur. Tünel, 45 derecelik meyille kıvrımlar yaparak yerin altına doğru gitmektedir.

KAYNAK: Taşköprü Belediyesi Web Sitesi-     

http://www.taskoprubelediyesi.com                                                                   (Sürecek)

                                          Taşköprü'den Bakış

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »