10 12 2012

Aytunc ALTINDAL ve ERGENEKON.

 

Aytunc ALTINDAL ve ERGENEKON.
« : Temmuz 09, 2008, 11:05:19 ÖÖ »
 
"TSK"NIN PKK"YA KARŞI OPERASYONLARIYLA İLGİLİ HESAPLAŞMA YAŞANIYOR!"
 
Ergenekon soruşturmasının yankıları, her gün çıkan yeni haberler ve onların getirdiği kafa karışıklığı ile tam anlamıyla bir bilgi kirliliği eşliğinde devam ediyor.

Soruşturmanın yürütülme biçimi, bir türlü hazırlanamayan iddianamesi ve yapılan tutuklamaların nedenleri üzerindeki sis perdesi henüz aralanmış değil.

Odatv.com olarak; Türkiye"nin gündemini sarsan Ergenekon soruşturması ve gözaltılarıyla ilgili Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal"ı aradık.

İşte Aytunç Altındal"dan Ergenekon soruşturmasıyla ilgili ezber bozan ve çok tartışılacağa benzeyen açıklamalar"¦ 

"Birincisi bu iş; Sayın Baykal "Başbakan"ın şahsi meselesidir" diyor ama bu galiba, Başbakan"ı çoktan aştı bu olay. Dolayısıyladır ki, AKP"nin içerisindeki belirli gruplar anladığım kadarıyla, çok ısrarcı davranıyorlar. Ve Türkiye"de askerle, TSK ile bir hesaplaşma yapılması gerektiği kanısındalar. Şöyle bakıldığı zaman, burada da ortaya ilginç bir tablo çıkıyor. 

Çünkü terör örgütü olmakla suçlanıyorlar ama ortada örgüt var mı yok mu belli değil, savcının iddianamesi yok, henüz bir örgütleşme nasıl yapıldığı şeklinde bir açıklama yok ama bir takım kişilerin gözaltına alınmaları ve kendilerine isnat edilen ne olduğu anlaşılmayan suçlamalar var. Örgüt mü kuruyorlar, darbe mi yapıyorlar, darbe kalkışması mı var, suikast mı planlamışlar? Nedir, ne yapacakları da pek belli değil, birçok iddia var ortada. 

Bu iddialar 1970"te, 1980"de Kenan Evren darbesi sırasında da benzer şekilde yapılmıştı birçok başka insana. Burada sağcı solcu diye de ayırmıyorum, birçok insana benzer suçlamalar yapılmıştı. Şimdi, yalnız dikkat çeken husus şu; burada gözaltına alınan rütbeli subaylara baktığımız zaman tamamına yakının PKK ile Kürtçülük hareketiyle ve her türlü bölücülük hareketiyle birinci dereceden mücadele etmiş kişiler oldukları gözüküyor. Daha küçük, adları bilinmeyen, altta yer alan isimlere bakıldığında da bunların çoğunun PKK itirafçısı olduğu görülüyor. 

Şimdi akla ister istemez şöyle bir soru takılıyor; galiba böyle bir hesaplaşma var ortada. Yani bir anlamın da TSK" ya karşı yapılan operasyonlarla ilgili bir hesaplaşma gibi geliyor çünkü dikkat edilirse şu son tutuklamalardan veya gözaltılardan sonra, PKK"nın eylemleri sıfıra indi birden bire tekrar. Durup dururken PKK gene hiçbir şekilde harekete geçmiyor. Son 10 gündür özellikle. Bu da çok manidar geliyor bana yani Apo"yu sorgulamış olan iki albay gözaltına alınıyor. Niye alınırlarmış? Belli değil, suç yok çünkü ortada, ne olduğu anlaşılmıyor. Hangi suçla suçlandıkları belli değil, ama akla böyle bir soru takılıyor. 

Bir de tabi çok önemli bir husus var. Gözaltına alınıp da ölen Kuddusi Okkır adlı bir vatandaş var. Bu şahsın, bu olayın finansörü oldu söyleniyor, meğerse adamcağız gerçekten de neredeyse yoksul denilebilecek bir kişiymiş. Adam orada, devletin gözetimi altındayken dikkat, devletin gözetimi altındayken, hastalanıyor ve ölüyor. Şimdi bu adamın hakkını kim savunacak? Bu adamın başına gelen bu hadise, bu ölüm olayı bir anlamında da bir cinayettir. Ve bu cinayetin de sorumluları bugünkü hükümetin içindedir, ister istemez. 

Çünkü hiçbir suçlamaya tabi olmadan, sanıyorum 9 ay mı, 10 aydır mı ne, cezaevindeymiş bu adam. Neyle suçlandığını bilmiyor, ne olduğunu bilmiyor, bu bir cinayettir. Ve bu cinayet maalesef ve maalesef devletin gözetimi altındayken olmuştur. Bu nedenledir ki, özellikle bu olay, bu Kuddusi Okkır olayı, bu hükümeti yerinden sarsabilecek kadar önemli bir hadisedir. Dünyanın başka bir yerinde olsa bu hadise hükümet anında gider. 

Anında istifa etmek zorunda kalır,Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı hepsi istifa etmek zorunda kalırlar,dünyanın her yerinde. Böyle şey olur mu ya? Bir adamı atacaksın içeri, adam hasta, kanser hastası ve ölecek ve sen diyeceksin ki, e ne yapalım daha biz iddianame hazırlayamamıştık hakkında, iddianamesini göremeden gitti. Yani 10 ay geçmiş aradan, bu adam neyle suçlandı? Neydi bunun meselesi? Hiç, tek kelime yok. 

Öte yandan şu son Ergenekon olayı, başka olayları da göz ardı ettirdi. Neydi bunlar? Fethullah Gülen"in bizzat Amerika"da açıklanan CIA bağlantıları. Bu bağlantılar, bakın hiç konuşulmuyor, yazılmıyor, çizilmiyor artık. Hiç, bunlar üzeri hemen örtüldü, geçildi. Neymiş, bir Ergenekon hikâyesi var ortada. Benim gördüğüm kadarıyla bu olayda, bir rövanş varsa bu rövanş dediğim gibi belirli bir kesimin, AKP içerisindeki belirli bir kesimin TSK ile şu ya da bu şekildeki bir hesaplaşma isteğidir. Bundan kaynaklanıyor. Ama sonuçta ne olacaktır? Sonuçta yargıya intikal ettiği için de o sonucun ne olacağını yargı söyleyecektir. Ama ben böyle bir örgütün, Türkiye^de darbe yapabileceğini düşünmek komik olmaktan öte yani hakikaten trajikomik bir durum. 

Siz İstanbul"da bir darbe yapmaya kalkıyorsunuz. Diyelim ki birileri bir darbe yapmaya kalkıştı, bu ordu değil, ordu dışından birileri darbe yapmak istiyor. Kardeşim sadece İstanbul"daki bankalara ve banka şubelerine el koymaya kalksan 1400 kişiye ihtiyacın var. Silahlı olacak bu adamlar da. Böyle zırva olur mu ya? Böyle komik bir şey olur mu? Böyle bir komik darbe modeli olabilir mi? Mümkün mü? Onun için bunlar hiçbir şekilde ciddiye alınamayacak olan iddialardır. 

Mahkemelerde de bunlar yargılanacaklardır ve yargıları ne çıkarsa onu göreceklerdir ama gördüğüm kadarıyla bunun biraz daha devamı da olacaktır sanıyorum. Bazı iş adamlarına da yani, bazı iş adamlarını da gözaltına alırlarsa hiç şaşırmamak gerekir çünkü buna bir de finansör bulmak gerekiyor. Buldukları, finansör dedikleri adamcağız meğerse yoksul denebilecek kadar mütevazı bir hayat süren bir adamcağızmış. O finansör olmadığına göre bunun finansörleri kim? E bakalım herhalde orada da bir şeyler çıkacaktır ortaya, durum bu. 

Bunun Türkiye içinden planlanıp yürütüldüğü kolluk gücü meselesidir. Ama esasta baskın şimdi hep bir Soros olayı anlatılır. Efendim işte Soros gitti, Gürcistan"da yaptı, orada yaptı, burada yaptı, Ukrayna"da yaptı denir. Oradaki model ile bu uymaz gibi gözüküyor ama Türkiye"nin bünyesine en uygun olan şekli bu. Onun için bunun bir de dış desteği ve dış tarafı olması gerekiyor. Burada bu planlayıcılar, burada bu işi yürütenler başka ama "master mind" denilen olay, bunun arkasındaki kafa diyelim buna veya bunun arkasındaki planlayıcıların ben Türkiye"den olduklarını sanmıyorum. Türkiye dışındaki bazı mihraklardır. Çünkü hedef TSK, dikkat! Burası çok önemli. Hedef TSK olduğu için bunun Türkiye içinden planlandığını sanmıyorum. Çok büyük bir risktir bu. Böyle bir olayı yapmak, böyle bir olayı gerçekleştirmek, Türkiye"nin içinden olmaz, bu mutlaka dış destekle yürütülen bir operasyondur. 

Şu anda dikkat edin, birileri malı götürmekte. Birileri böyle karanlık dönemlerde çok para kazanır, bu bir. İkincisi, sosyolojik bir şey tespit yaparsak, Türkiye2de sermaye el değiştiriyor, sermaye el değiştirdi. Tabi diyor ki, mademki sermaye el değiştirdi, artık bundan sonra gücü de sermayeye, yeni sermaye kimdeyse o temsil etmelidir deniyor. BirFethullah Gülen"in 25 milyar doları yönettiği söyleniyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti"nin bütçesi 1980"lere kadar 25 milyar değildi yav.

Dolayısıyla, bir kişinin yönettiği örgütteki paraya bakın siz. Bu sermaye el değiştirdiği içindir ki, güç de bizde olmalıdır diyorlar. İşte mesele bu. Bu arada bir de, parti kapatma ortaya çıktı, bu parti kapatma ortaya çıkınca da Ergenekon patladı. Ha bundan sonra da devam eder mi? Eder. Ergenekon bir olur, iki, beş olur bilmem ne, yeni bir isim buluncaya kadar. Yeni bir isim bulurlar, bu defa da Engerek olur, öyle gider bu. Türkiye"nin kaderi böyledir. 

Yav bunlar masal. Tıpkı şeye benziyor bu; efendim, Taliban diye bir örgüt var, Afgan Dağları"nın bir yerinde, sakallı bir herif var, Ladin diye, bir mağaraya girmiş, düğmeye bir basıyor, Amerika"da her şey havaya uçuyor.Böyle bir zırvaya inanıyorsanız, buradaki Ergenekon zırvasına da inanırsınız. Yani, bunlar böyle fantastik öyküler gibi. Burada not tutmuş da, ötekinin hakkında Türkiye"de herkes herkesin hakkında not tutuyor ya. Yani burada niye not tutuldu, niye not tutulmadı diye bir şey yok. Buna dikkat edin, Türkiye^de sermaye el değiştirdi. El değiştirdiği için de artık yeni sermayenin sahibi biziz, gücü de biz yönetiriz diyorlar.

Olay bu. Türkiye"nin özelliği, dünyanın en istikrarlı istikrarsızlaştırılan ülkesi olmasıdır. Türkiye, istikrarsız olduğu için istikrarlı bir ülkedir. İstikrarsızlık bizim yani tıynet, tabiatımızda vardır demek istiyorum. Biz istikrarlı bir şekilde istikrarsızlık üretebilen insanlarız." 
******************
Ergenekon Davasını altüst edecek soru:
Ya el konulan CD"lere sonra delil eklendiyse.
Yeni CMK"ya, "Elektronik ortamdaki kayıt veya bilgisayarlara el konulacak ise yedeği alınır, adli makamlar veya polisce mühürlenip kişiye veya avukatına verilir" hükmünü koydurtan CHP"li Tacidar Seyhan, el konulan CDve bilgisayarlara "geçmiş tarihli" bilgi eklenebileceğini belirterek, açık konuştu:"Yedeği alınmadığı için, el konulan veriler, delil olmaktan çıktı."

CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan"ın, Ergenekon soruşturması sırasında el konulan binlerce sayfalık bilgisayar verisini delil olmaktan çıkaracak iddiası ortalığı karıştırdı. TBMM Teknoloji Komisyonu Üyesi, Endüstri Mühendisi ve Bilgisayar Yazılım Uzmanı Tacidar Seyhan, yeni CMK hazırlanırken 134"üncü maddeye bu konudaki hükmü kendisinin koydurduğunu belirterek, CHP"deki bilgisayar kayıtlarının önlem olarak yedeklendiğini de söyledi.
Devamı:
http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=_Ya_el_konulan_CDlere_sonra_delil_eklendiyse__188354_1&Newsid=
 
Soruşturmada savcılığın iddialarını dayandırdığı birçok bilgisayar kaydının delil sayılmaması olasılığı, ortalığı karıştırdı
Bünyamin YIL / ADANA, DHA
Yeni CMK’ya, "Elektronik ortamdaki kayıt veya bilgisayarlara el konulacak ise yedeği alınır, adli makamlar veya polisce mühürlenip kişiye veya avukatına verilir" hükmünü koydurtan CHP’li Tacidar Seyhan, el konulan CDve bilgisayarlara ’geçmiş tarihli’ bilgi eklenebileceğini belirterek, açık konuştu:"Yedeği alınmadığı için, el konulan veriler, delil olmaktan çıktı."

CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan’ın, Ergenekon soruşturması sırasında el konulan binlerce sayfalık bilgisayar verisini delil olmaktan çıkaracak iddiası ortalığı karıştırdı. TBMM Teknoloji Komisyonu Üyesi, Endüstri Mühendisi ve Bilgisayar Yazılım Uzmanı Tacidar Seyhan, yeni CMK hazırlanırken 134’üncü maddeye bu konudaki hükmü kendisinin koydurduğunu belirterek, CHP’deki bilgisayar kayıtlarının önlem olarak yedeklendiğini de söyledi.

Yedeği alınmalıydı

Seyhan, 4 Aralık 2004’de kabul edilen 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 134. maddesine göre, hakim ya da savcı kararıyla elektronik ortamdaki kayıtlara veya bilgisayarlara el konulacak ise yedeğinin alınması, bu yedeğin de adli makamlarca veya polis tarafından mühürlendikten sonra kişiye veya avukatına verilmesi gerektiğine işaret etti. Tacidar, Seyhan şunları söyledi:

Polis esrar koyardı

"3 yıl önce CMK görüşülürken, şeytan dürttü. Bir zamanlar polis, kabadayıları ıslah etmek için cebine esrar koyar, baskı yapıp bırakırdı. Şimdi bu baskıyı siyasi irade altındaki polis, elektronik ortamdaki bilgileri delil göstererek yaratabilir. Bu düşünce ile, CMK 134. maddeye ısrarımla bir ek yapıldı. Bu konuda uzman olduğum için iktidar beni kırmadı, daha doğrusu önce kendileri için korktular.

Eski tarihli bilgi konabilir

Amacım şuydu; el konulduktan sonra bilgisayarlara veri, geçmiş tarihli kayıt yerleştirmek mümkün. Polis bana yedeğini vermeli ki, daha sonradan bir yerleştirme veya kayıp olup olmadığını bileyim, kendimi savunabileyim. Bu hakların, gözaltı sırasında, Polis Salahiyetleri Kanunu’na göre kişinin yüzüne okunması lazım. Ancak Ergenekon soruşturmasında öğrendim ki; gözaltında bulunan hiçbir sanığın bilgisayarlarına el konulduğunda yedeklemesi yapılmamış.

Nasıl ispatlanacak

Şimdi benim bilgisayarıma bir dosya eklerlerse, mesela çete kurduğuma dair, haberleşmelerimi içeren veya bir isim listesi. Bunu nereden bileceğim? Bilgisayar tarihi geriye alınabilir. Geriye aldım, bir dosya kaydettim, çıktım, tarihi değiştirdim. Eski tarihli dosya o eklemeyle kaldı. Nasıl ispatlayacağım, elimde yedek yok? Yedeğim olsa derim ki; ’Gözaltında yedeğini vermişlerdi, sonradan oraya koymuşlar, itiraz ediyorum’ diye.

Bilgiler delil olmaktan çıktı

Seyhan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ne Mustafa Balbay’da, ne Sinan Aygün’de yedekleme yapılmadığı için.iddiam şudur; elektronik ortamda elde edilen bilgilerin hepsi delil olmaktan çıkmıştır. Çünkü polis, CMK’ya göre görev ve salahiyetlerini yerine getirmemiştir. Böyle ciddi, 13 aydır süren bir soruşturmada bu işi unutulmuş diye geçiştirmek saflık olur. Muhasebe kayıtlarında yolsuzluk yapan manav Ali efendinin bilgisayarını almıyorsun ki. Siyasi iktidarı yıkmaya yönelik bir çete kurulduğunu ortaya atıyorsun, bu iddialarla tutuklamalar yapıyorsun, demokrasinin tehdit altında olduğunu söylüyorsun, Avrupa’yı ayağa kaldırıyorsun."

252
0
0
Yorum Yaz