"Mustafa" belgeseli tartışılıyor

30/10/2008 · Kategori: Tartisma

"Mustafa" belgeseli tartışılıyor

Can Dündar'ın senaryosunu yazıp yönettiği, Mustafa Kemal Atatürk'ün yaşamöyküsüyle Milli Mücadele'yi konu alan "Mustafa" filminin İstanbul ve Ankara galaları önceki günlerde ardı ardına yapıldı yapılmasına, ancak ardında birçok tartışma konusu bıraktı.

TIKLAYIN

Cumhuriyet Haber Portalı

 

İstanbul- Can Dündarın senaryosunu yazıp yönettiği, Mustafa Kemal Atatürkün yaşamöyküsüyle Milli Mücadeleyi konu alanMustafafilminin İstanbul ve Ankara galaları yapıldı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda gösterime giren film ardında birçok tartışma konusu bıraktı.

Ankaradaki galasında aralarında TBMM Başkanı Köksal Toptan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirelin de bulunduğu sanat ve siyaset dünyasından birçok ismin katıldığı filmin gösteriminden önce konuşan Can Dündar, zaten tartışılmayacak bir film yapmak istemediğini söyledi ve şöyle devam etti: Filmin eksiği, fazlası olacaktır. Şurası daha ağırlık taşımalıydıdiyenler olacaktır. Şunu unutmamak lazım ki 2 saatlik bir filme Atatürkü sığdırmaya çalıştık.15 yıldır üzerinde çalışılan ve Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığının Atatürk arşivlerinden yararlanılan film üzerine yapılan tartışmalar, Atatürkün tükettiği kahve, sigara ve alkol miktarı, çevresinde kimse yokken ölmesi ve evlat edindiği Abdurrahimin gerçek çocuğu olup olmadığı gibi özel konulardan, bugün hâlâ önem taşıyan siyasi konulara kadar uzanıyor. Galaya katılan siyasetçilerin yorumları ise, genellikle, Mustafa Kemali insanolarak da irdeleyen ve sorgulayan cesur bir belgesel çalışma olan filmi herkesin görmesi gerektiği yönünde.

Öte yandan Milliyet'in haberine göre CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Mustafa"yı beğenmedi. Önceki gece galasına katıldığı filmle ilgili görüşlerini yakın çevresiyle paylaşan Baykal, şu yorumu yaptı: "Can Dündar Sarı Zeybek'i yapmıştı. Şimdi 'Can Dündar 2008' olarak gördüm. Yani Türkiye'nin başta Ergenekon olmak üzere yaşadığı 2008 sürecinin yansıması olan Can Dündar yaklaşımı var."

Baykal'ın eleştirisi şöyle:  "Atatürk'ün sofrası, içki içilen, coşku bulunmayan, sanki başarısız olmuş, bıkmış, umutsuz, yalnız ve yaşlı bir adamın sofrası olarak lanse ediliyor. Atatürk günde bir büyük rakı içen, kadınlara zaafı olan birisi olarak gösterilmiş. Zaafları olabilir. Ancak, Atatürk gibi bir adamın sofrası bu resim olamaz. Atatürk'ün sofrası Cumhuriyet coşkusunun yaşandığı bir sofradır. Böyle bir filmde Atatürk için önde gelen algılama zaafları değil, eserleri olmalıydı.  Atatürk kendi döneminin tüm liderleri diktatör olduğu halde bu yönde hiçbir eğilimi olmayan bir liderdi. Hep çoğulcu demokrasi istedi.  Filmde, cumhuriyeti kurmak için birlikte hareket ettiği arkadaşlarını sonradan yemiş, onlara ihanet etmiş gibi gösteriliyor. Bunlar gerçek değil. Arkadaşlarına saygı duymuş, sevmiş ama devrimler sırasında yolları ayrılmış." 

 

Toptan'dan sigara uyarısı

Filmi değerlendiren Toptan da "Bildiğiniz gibi Kültür Bakanımız sigaralı Atatürk fotoğraflarını hep düzelttirmişti. Filmi sinemalarda böyle göstermek gençler için sorun yaratabilir. Bunun dışında Atatürk'ün tartışılan bir takım yanlarını da ortaya koyması değişik bir açı getiriyor. Bu bence Atatürk'ün daha çok sevilmesini sağlayan yeni görüntü olarak algılanmalı. Hem cesur, hem güzel buldum" dedi.

30 Ekim 2008

Tartışmayı açarken…

12/9/2008 · Kategori: Tartisma

Tartışmayı açarken…

Devrim Sevimay / Milliyet

 

1 Eylül’de “Sol, Çıkışını Arıyor” dizisine başlarken, “Dizide okuduğunuz görüşlerle ilgili sizde oluşan kanaatleri bize gönderin, biz de sahiplerine iletelim. Hatta www.milliyet.com.tr adresinde yayınlayalım. Bu tartışmaya siz de katılın ve geleceğinize müdahale etmeye şu soruyu yanıtlayarak başlayın: Solun çıkış yolu hangisi?” demiştik...

 

Yazı dizimiz 10 Eylül itibarıyla bitti ve tartışmaya şimdi burada devam ediyoruz. Türkiye’nin en çok takip edilen gazete internet sitesi www.milliyet.com.tr de...


Sizlerden gelen e-mailleri ve dizinin toplam bir dökümünü bugünden itibaren ne zaman baksanız bulabileceğiniz serbest kürsüde yayınlıyoruz. Yayınladığımız görüşlerin içeriğine, imla hataları dahil, elbette hiç dokunmadık. Ancak okunabilirliği azaltan uzunluktakileri az da olsa kısaltmak zorunda kaldık, zira bazen sayfalarca akıp giden ve bazen de ana konudan uzaklaşan metinler geldi önümüze.
Şu ana kadar görüş ve yorum gönderenlerin arasında önemli akademisyenler, siyasetçiler, uzmanlar var, ama galiba en önemlisi de siz varsınız. Yani öğrenciler, Aleviler, Kürtler, ne Kürt ne Alevi fakat solcu olanlar, hatta solcu olmayanlar, kadınlar, erkekler, Anadolu’da yaşayanlar, yurtdışındakiler, öfkeliler, umutsuzlar, umutsuz ama vazgeçmeyenler ve hatta William Wallace’lar…


İşte bu geniş çemberi yaratan tüm siz okurlarımıza, topluca iletmek için 10 gündür beklediğimiz son cümlemize geldi sıra: Tahmin dahi etmediğimiz kadar çok sayıdaki telefon ve mektubunuzda böyle bir zamanlamayla böyle bir dizi yazısı yayınladığı için Milliyet’e olan teşekkürlerinizi aldık. Oysa asıl biz Milliyet okurlarına teşekkür ediyoruz; tartışmaktan vazgeçmedikleri için…


Şimdi buyurun solu düşünenlerin serbest kürsüsüne…

 

TARTIŞMAYA KATILAN YAZARLAR

Derya Sazak – Milliyet / Ece Temelkuran – Milliyet / Meral Tamer – Milliyet / Taha Akyol – Milliyet

Ahmet Taşgetiren – Bugün (2.9.2008) / Emre Aköz – Sabah (7.9.2008) / İhsan Dağı – Zaman (9.9.2009) / Abdullah Muradoğlu – Yenişafak (10.9.2008)

 

 

VE OKUYUCULARIMIZIN GÖRÜŞLERİ...

- Sol, Türkiye'de niçin az gelişmiş / Prof. Dr. Yakup KEPENEK (22.Dönem CHP Milletvekili)

- AKP'yi ilerleten, işçi sınıfının gerilemesi oldu / Prof. Dr. Zehra F. Kabasakal Arat (Siyaset Bilimci ve New York Eyalet Üniversitesi Purchase College Öğretim Üyesi)

- Sendikalar ve akademisyenler bir araya gelmeli / Doç. Dr. Yıldız SERTEL (8. Paris Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi)

CHP'nin halka inebilmesi için önce tüzüğü değişmeli / Prof. Dr. Hulusi KOÇAK (CHP Üyesi/Ankara)

Türkiye'de bir sol parti olmak ya da ol(a)mamak / Arş. Gör. Hakan M. KİRİŞ (Süleyman Demirel Üniversitesi

Sol Türk halkıyla bütünleşemedi / Atila SARP (Eski Dev-Genç Başkanı)

Sol partilere büyük çağrı /Nevzat HELVACI (İnsan Hakları Kurulu Başkanı)

Solda birliğin tutkalı Aleviler olabilir / Turan ESER (Eski Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı)

Bu arayışı harekete dönüştüremez miyiz? / Dr. Özlem ANAK (İsviçre)

Türkiye işçi sınıfı iyi bir Marksistir
Deniz'lerin "Hatırla Sevgili" sayesinde anlaşılması Sol'a ders olmalı
Sol sadece Alevi - İşçi demek değil, fakir - fukara- emekli - dul- yetimdir de...
Solu toparlayacak yeni bir isim şart

Her yere altı oklu bayrak asmakla CHP'li olunmuyor
Sol birleşmezse sonumuz Fazıl Say'ın dediği gibi olacak
İki çuval kömürün pazarlığını yapan seçmeni de kazanın

Mars'a astronot gönderme ihtimalimiz bile daha fazla
Biz binlerce "William Wallece" sol partilere yalvarıyoruz
"Altı ok" desenli türban mı takalım istiyorsunuz?
Genç bir Atatürkçü'nün fikriyatı
Mevcut STK'larla bir yere varılmaz

Gençlere sadece pankart asma görevi verenlere Solcu denir mi?
Solun önündeki engel AKP değil, CHP'dir
Tembellikten kurtulmadığı sürece Sol toplumu dönüştüremez
Doğu'ya barışı getirecek lider lazım
İnsanlara iş imkanı yaratacak "Sol" vakıflar kurulsun
Hasan Bülent Kahraman çok haklı
Halkın sadaka almaktan nefret etmesi solun çıkış noktası olabilir
Marks’ı ve Darwin’i en basite indirgeyip, halka öyle anlatmalı
Sol, bu halkın Müslüman olduğunu dikkate almıyor
Yeni parti: “Vatan için birleşik parti

Sağı sol dengelemeden Türk siyasetinin önü açılmayacak
Nasıl bir sosyal demokrat parti?
Milli Piyango
CHP’de delegeler bile kadrolaştı
1 Mart tezkeresinde gördük, uygulamaya baskı yapalım

Uzun soluklu bir manifesto
Solda her başarısız deneme ümitlerimizi biraz daha azaltıyor
Sol hala tek kurtuluş umududur
Livaneli’ye eleştiri
Hedef kitle kim, asıl onu tartışalım
Türkiye soluna “Kırşehir Modeli”
İç çatışma ve komplekslerden arınmak şart
Hatalı olan AKP çizgisi değil, biziz
CHP milliyetçi olmak zorunda
Genel seçime kadar yeni lider kadrosu
Seyirci kaldığımız ölçüde yok oluyoruz
Mutsuzluk senaryolarını bırakıp örgütlenmek lazım
Solda olması gerekenler sağın kucağında
CHP, solcu değil, statükocu bir partidir
Sol duyunun buluşma noktası: Yılmaz Büyükerşen
Sendikacılık meslek olmuş durumda
Sorunları sosyal demokrat bir partiyle aşmak hayaldir
Sol iki kanattan aynı anda büyümeli
Bunalımdan çıkış için demokrasi bildirgesi
CHP için son ve inatçı bir deneme daha yapılabilir
Sol çıkış yolunu bulacak!
CHP'yi genel seçime kadar toparlamak gerekiyor
Türkiye'nin kurtuluşu sol ittifakta!
Solun çıkış yolunu bulması, Türkiye'nin bulması demektir
Karayalçın'ın diyebildiğini diyenler kalsın, gerisi gitsin

Kısa yorumlar...

Halkın enflasyonu üç kat fazla

7/1/2008 · Kategori: Tartisma

Halkın enflasyonu üç kat fazla

Halkın enflasyonu üç kat fazla
Alt ve orta gelir grupları, gelirinin yaklaşık yüzde 35'ini mutfağa, yüzde 35'ini kiraya harcıyor.
Vatandaşın gelirinin yüzde 70'i mutfak ve konuttaki harcamalara gidiyor. Bu alandaki fiyat artışları ise yüzde 20'leri geride bıraktı. TUİK'e göre 2007 yılında tüketici enflasyonu (TÜFE) yüzde 8.4 oldu

06/01/2008 (432 kişi okudu)

RADİKAL - İSTANBUL - Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) tüketici fiyatlarında yüzde 8.4 olarak açıkladığı enflasyon oranı yıllık yüzde 4'lük hedefe göre yüzde 100'ün üzerinde bir sapmaya işaret ederken, 'vatandaşın enflasyonu' olarak tanımlanabilecek mutfakta ve kiradaki enflasyon ateşinin çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. Dar ve orta gelirlilerin gelirinin yüzde 70'ini alıp götüren gıda ve kira harcamalarındaki yıllık artışların yıllık enflasyon oranının üç katı dolayında olduğu dikkati çekiyor.
Bu arada, tüketici anketleri de alt ve orta gelir gruplarının gelirlerinin yüzde 35'ine yakınını mutfağa, yüzde 35'e yakınını da kira-konut ihtiyaçlarına ayırdığını ortaya koyuyor. Geneldeki fiyat artışlarından çok, mutfaktaki ve konuttaki fiyat artışları nüfusun yüzde 60'ını oluşturan kesimler açısından önem taşıyor. TÜİK'in ayrıntılarını kamuoyuna açıklamadığı mutfak ve barınma ile ilgili mal ve hizmetlerin 2007'deki fiyat artışları, ortalama yüzde 25'in üstünde bir enflasyona işaret ediyor.
İktisatçı Mustafa Sönmez, 130 dolayındaki gıda maddesinin fiyat artışları üstünden yaptığı analize göre, gıda fiyatlarının yüzde 13'e yakın arttığı 2007'de tüketici, et, sebze, bakliyat ve şekerde düşük fiyat artışları ile karşılaşırken ekmek, makarna, süt, peynir, yağ, narenciye, çay-kahve, sigarada yüzde 25 ile yüzde 30 dolayındaki fiyat artışları ile karşı karşıya kaldı.

Kira yüzde 20 arttı
Kira artışlarının da yüzde 20'ye yakın gerçekleştiğini kaydeden Sönmez'in analizine göre, mutfakta en çok tüketilen ekmekte 2007 fiyat artışı yüzde 19'u bulurken, makarnadaki fiyat artışı yüzde 28'in üstünde gerçekleşti. Bulgur fiyatları yüzde 26 artarken pirinçteki artış yüzde 10 olarak gerçekleşti. Süt ve süt ürünlerinde 2007'de rekor artış yüzde 104 ile beyaz peynirde görülüyor. 2007 süt fiyatları yüzde 16, yoğurt yüzde 19 arttı.

Limon zam rekortmeni
Ette fiyatlar, 2007'de, tüketici için teselli kaynağı oldu. Balık ve tavukta, fiyat artışı bir yana, fiyat gerilemesi olurken, dana eti fiyatları sadece yüzde 4 arttı. Ayçiçeği yağı yüzde 30 artarken, margarinde yüzde 8.5 artış oldu. Tereyağı fiyatlarında ise yüzde 25'in üstünde artış görüldü.
Sebze fiyatlarının 2007'de üründen ürüne farklılık gösterdiği, genelde gıda grubundaki yüzde 12.7'lik artışın altında seyrettiği görülüyor. Limon fiyatları rekor düzeyde, yüzde 107 artmış görünürken lahanadaki artış yüzde 26, havuçtaki artış yüzde 21'in üstünde gerçekleşti. Sebzede domates fiyatları yüzde 10, ıspanak yüzde 4, patates, soğan yüzde 9 artmış görünüyor.
2007'de narenciye fiyatları çok arttı 2007'de portakal fiyatları yüzde 34, mandalina yüzde 63 artarken elma fiyatları yüzde 13'e yakın artmış, muz ise ucuzlamış. Kuruyemişte fındık fiyatları yüzde 19, ayçiçeği yüzde 21, leblebi fiyatları yüzde 16 arttı.
Bakliyatta, kuru fasulye yüzde 14, nohut yüzde 7 dolayında fiyat artışı gösterirken mercimekteki artışın yüzde 30'u aştığı, diğer bakliyattaki artışın da yüzde 47'yi geçtiği görülüyor.

2007'de tiryaki yandı
Salça fiyatlarının yüzde 18 dolayında arttığı 2007'de, zeytin fiyatları yüzde 3 artış gösterdi. Şeker yüzde 2, baldaki fiyat artışı ise yüzde 29'a ulaştı. Çay fiyatları 2007'de yüzde 13 artarken kahvedeki artış yüzde 19'u buldu.
Sigara tiryakileri açısından 2007 yüzde 21'lik zam demek. Rakıdaki artış yüzde 7'de şaraptaki artış yüzde 9'da kaldı.
Alt ve orta gelirli ailelerin bütçesinde yüzde 35 dolayında yer tutan konut giderlerinde de 2007 için yüzde 8.4 olarak ilan edilen ortalama enflasyonun çok üstünde bir enflasyon yaşandı. TÜİK'e göre, 2007'de kira giderleri yüzde 18'e yakın artış gösterdi. Ailelerin su faturasının yüzde 22'yi aştığı 2007'de, tüp fiyatları da yüzde 17.5 arttı. Elektrik ve doğalgaz fiyatlarının 2008'e ertelendiği 2007'de kömür fiyatlarında artış, yüzde 6 olarak gerçekleşti.



Ücretli yine yoksullaştı
İktisatçı Mustafa Sönmez, 2007 yılı için yüzde 8.4 olarak açıklanan tüketici fiyat artışının (TÜFE), mutfakta ve kirada, özellikle alt ve orta gelirli grupların tüketim sepetlerindeki ürünler açısından çok farklı olduğunu belirterek, geçen yıl mutfaktaki enflasyonun yüzde 25'lere yaklaştığını, kiradaki artışın da yüzde 20 seviyelerini zorladığını söyledi. Sönmez, "Gelirlerini bu yüksek fiyatlar ölçüsünde artıramamış olan ücretli, memur ve diğer alt orta gelirli kesim için 2007 yine bir yoksullaşma yılı olmuş görünüyor" değerlendirmesi yaptı.

Pompeipolis`in kanalları kuzeyden geliyor

14/9/2007 · Kategori: Tartisma

Pompeiopolis’te Jeofizik çalışmaları başladı

Taşköprü İlçemizde bulunan ve geçtiğimiz yıl kazı çalışmalarına başlanan Pompeiopolis Antik Kenti`nde jeofizik çalışmaları da başladı.

Münih Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Latife Summerer başkanlığında yürütülen ve geçtiğimiz temmuz ayında ikinci sezonunun başladığı kazı çalışmasına yeraltında bulunan mimari kalıntıları belirlemek amacıyla jeofizik ekibi de dahil oldu.     


 


Kazı başkanı Latife Summerer`in kazı programı kapsamında Pompeiopolis`teki ilk jeofizik çalışmasını dünyaca ünlü Alman jeofizikçi Dr. Jörg Fassbinder yürütüyor.


 


Kazı başkanı Prof. Dr. Summerer`de, kazılarının ikinci yılında yaptıkları bu jeofizik çalışmalarının ileriki aşamalar açısından kendilerine yol göstereceğini ve manyetik dalgalarla Pompeiopolis Antik Kenti`nin bu yıl 10 hektarlık alanını tarayacaklarını söyledi.


 


Jeofizik çalışmasından temel beklentilerinin şehir planını ortaya çıkararak, yerin altındaki bina, mabet, cadde, villa, hamam ve tiyatro gibi arkeolojik yapılara ulaşmayı hedeflediklerini belirten Summerer, bu yıl 10 gün sürecek olan jeofizik çalışmalarının önümüzdeki yılda devam edeceğini ifade etti.
<******>



 


Dr. Jörg Fassbinder`de Pompeiopolis Antik Kenti`ni çok beğendiğini, dünyanın dört bir tarafında çalışmalarda bulunduğunu fakat jeofizik çalışması için en uygun yerlerden birinin Pompeiopolis`in olduğunu dile getirdi.



 


Bunun nedenini ise ölçüme mani herhangi bir yeni binanın olmamasına bağlayan Fassbinder, Taşköprü`de ölçüm yaptıkları magnetometre aletinin de dünyadaki benzerleri arasında en hassaslarından biri olduğunu ve yerin 3-4 metre derinliğine kadar tespit edebildiğini vurguladı.


 


Her gün yapılan ölçüm görüntülerini akşamları izleyerek yorumlamaya çalıştıklarını söyleyen Dr. Fassbinder, asıl jeofizik raporunun önümüzdeki aylarda net olarak açıklayacaklarını belirtti.   


 

Cengiz Muhziroğlu/kastamonuajans

06.09.2007

***********************************************************

 

Pompeipolis`in kanalları kuzeyden geliyor

Taşköprü Belediyesi, bu yıl 21.sini gerçekleştirdiği Uluslararası Kültür ve Sarımsak Festivali kapsamında ilçenin kültürel zenginlikleriyle ilgili panel düzenledi.

Taşköprü Belediyesi Konferans Salonu`nda gerçekleşen panelin oturum başkanlığını Taşköprü Kaymakamı Ayhan Kartlı yaptı.

Panelde konuşan Pompeiopolis kazı ekibinde görevli Dr. Alexander von Kienlin, Pompeiopolis Antik Kenti`nin mimari yapısı, kalıntılar ve geçtiğimiz hafta yapılan jeofizik çalışmaları hakkında vatandaşları bilgilendirdi.

Geçtiğimiz hafta yapılan jeofizik çalışmalarının Taşköprü ve Pompeioplis Antik kenti açısından önemine değinen Dr. Kienlin, çalışmalar neticesinde pazar yeri, tiyatro ve mabet bulunduğuna dikkat çekti.

Yapılan açmalar sonucunda da elde edilen bulgular neticesinde Pompeiopolis`in su kanallarına da ulaşıldığını bu kanalların Zımbıllı Tepesi`nin kuzey kesiminden geldiğini tespit ettiklerini ifade etti.

Panelde bir konuşma yapan kazı başkanı Münih Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Latife Summerer`de geçtiğimiz yıl başlayan ve bu yıl ikincisi devam eden Pompeiopolis kazıları hakkında genel bir bilgi verdi.

Jeofizik çalışmaları kapsamında 6 hektarlık alanın ölçüldüğünü ölçümlerden gayet iyi sonuçlar aldıklarını belirten Summerer, Pompeiopolis`in zengin bir tarihe sahip olduğunun da altını çizdi.

Panelin ikinci kısmında ise Kastamonu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Taban ve Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü`nden Dr. Gülay Beşirli Taşköprü yöresinden yetiştirilen sarımsakların selenyum içerikleri ve sarımsak ekim nöbetleri hakkında üreticileri bilgilendirdi.

Panelin sonunda konuşmacılara Belediye Başkanı Mustafa Günay ve Kaymakam Ayhan Kartlı tarafından teşekkür plaketi verildi.

Mehmet TUĞCU/Taşköprü

07.09.2007

« Önceki :: Sonraki »