SGK'dan kız çocuklarına kötü haber

12/9/2008 · Kategori: Polemik

SGK'dan kız çocuklarına kötü haber

 

1 Ekim'de yeni dönem başlıyor. Çalışan emeklilere ve kız çocuklarına kötü haber var.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu’nun 1 Ekimde yürürlüğe girecek maddeleri ile sosyal güvenlik alanında yeni
bir dönem başlayacak.
Sigortacılık alanında getirilen bazı düzenlemeler göre, kendi nam ve
hesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular), iş kazası ve meslek hastalığı ile analık
halinde ayakta tedavilerde günlük kazancının üçte ikisi, yatarak tedavide ise
yarısı oranında geçici iş göremezlik ödeneği alabilecek.
Malullük aylığı için daha önce en az yüzde 66 oranında çalışma gücü kaybı
aranırken, yeni dönemde bu oran yüzde 60’a indirilecek.
İsteğe bağlı sigortalılık için daha önce SSK sigortalısında en az 3 yıl,
Emekli Sandığı iştirakçisinde en az 10 yıl sigortalılık süresi aranırken, 1
Ekimden sonra sigortalılık şartı kaldırılacak, ayrıca kısmi isteğe bağlı
sigortalılık imkanı getirilecek.
Tarım Bağ-Kur’luları ve köy muhtarlarına 15 günlük prim karşılığı 30
günlük hizmet kazanma olanağı sağlanacak. 15 günlük esas alınan prim tutarı, her
yıl bir gün artırılarak 15 yıl sonra 30 gün üzerinden prim alınacak.
Yurt dışına götürülecek işçiler için sadece kısa vadeli ve Genel Sağlık
Sigortası (GSS) kapsamı zorunlu tutulacak, dilerlerse isteğe bağlı sigortaya
devam etmeleri sağlanacak. Prim oranları yüzde 13,5-19’a düşürülerek, prim yükü
azaltılan işverenlerin uluslararası alanda rekabet güçleri arttırılacak. Bu
durumdaki sigortalıların bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri daha önce sağlık
yardımından faydalanamazken 1 Ekimden itibaren sağlık yardımı alabilecekler.

KADIN SİGORTALILAR

Başkasının sürekli bakımına muhtaç derecede özürlü çocuğu bulunan kadın
sigortalılara, 1 Ekimden sonra geçen hizmet sürelerinin dörtte birinin hem prim
ödeme gün sayılarına eklenmesi hem de emeklilik yaşından indirilmesi
sağlanacak.
Kadın sigortalılar, doğumdan sonra işten ayrılmış olmaları ve çocuğun
yaşaması şartıyla en fazla 2 defa azami 4 yıllık süreyi borçlanabilecek.
Emekli Sandığı iştirakçilerinin eş ve çocuklarına ölüm aylığı
bağlanabilmesi için en az 10 yıllık hizmet şartı aranırken, yeni dönemde 5 yıl ve
daha fazla hizmeti olan iştirakçinin ölümü durumunda hak sahiplerine ölüm aylığı
bağlanacak.
Kendi nam ve hesabına çalışanlar yüzde 20 sağlık, yüzde 20 sigorta primi
ödemekteyken yeni dönemde toplamda yüzde 40 olan prim oranı yüzde 33,5’e
indirilecek.
Cenaze yardımı, emzirme ve evlenme ödeneği almayan kendi nam ve hesabına
çalışanlara, 1 Ekimden itibaren cenaze yardımı, cenaze ödeneği ile evlenecek hak
sahibi yetim kız çocuklarına aylığının 2 yıllık tutarı evlenme ödeneği
verilecek.

EMEKLİLİKTEN SONRA ÇALIŞMA, ASKERLİK BORÇLANMASI

SSK kapsamında 1 Ekimden önce sigortalı olan ya da emekliliği hak edenler
için, emeklilik sonrası çalışmaya devam etmeleri durumunda yüzde 30 oranında
sosyal güvenlik destek primi ödenecek.
Bu oranın yüzde 7,5’ini çalışan, geri kalan kısmını işveren karşılayacak.
Ayrıca yapılan işin niteliğine göre yüzde 1-6,5 iş kazası ve meslek hastalığı
primi yine işveren tarafından ödenecek. Çalışan isterse, sosyal güvenlik destek
primi yerine diğer sigorta kollarının primlerini ödeyip emeklilikteki aylığını
artırabilecek.
1 Ekimden sonra sigortalı olup emekliliği hak eden birisi sosyal güvenlik
destek primi ödeyerek çalışamayacak. Emekli bir sigortalı çalışmak istediğinde
emekli aylığı kesilecek.
Bağ-Kur kapsamında emekli olup yine Bağ-Kur kapsamında iş yapan kişiler,
emekli aylığı kesilmeden yüzde 12 oranında sosyal güvenlik destek primi ödeyerek
çalışabilecek. Bu oran, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren her yıl 1
puan artırılarak yüzde 15’e çıkacak.
Askerlik borçlanması 1 Ekimden önce daha avantajlı olacak. Mevcut
uygulamada askerlik borçlanması için borçlanılacak her bir ay için asgari ücretin
yüzde 20’si tutarında ödeme yapılması gerekiyor. 1 Ekimden sonra bu oran yüzde
32’ye yükselecek.
Ayrıca borçlanma miktarının ödenmesine ilişkin sürede kısaltılacak.
Mevcut uygulamada ödemeler 6 aya kadar taksitle yapılabilirken, yeni uygulamada
ödeme süresi 1 ayla sınırlı olacak.
Emekli aylıkları artık enflasyonun değişim oranı kadar artırılabilecek.
Emekli aylıklarının hesaplanmasına ilişkin kazançların güncellenmesinde, 1
Ekimden sonraki çalışılan süreler için gelişme hızının yüzde 100’ü yerine yüzde
30’u dikkate alınacak.

YIPRANMA HAKKI KALKACAK

Halen çalışmakta olan tüm sigortalıları kapsayacak şekilde, iş kazası ve
meslek hastalığı nedeniyle yüzde 25 ve daha yukarı oranda sakat kalan işçilere
bağlanan gelirlere uygulanmakta olan alt sınır kalkacak. Böylece 1 Ekimden sonra
sakat kalan işçiye ödenecek gelir, 1 Ekimden önceki miktarın önemli oranda
gerisinde kalacak.
Gazeteciler, matbaa işçileri, gemi adamları, uçuş personeli, kaynakçı,
şeker sanayi çalışanları, posta dağıtıcısı gibi meslek gruplarının "yıpranma
hakkı" olarak bilinen fiili hizmet süresi zammı kaldırılacak.
Sendika ve konfederasyonların başkan ve yönetim kurulu üyelerinin zorunlu
sigortalı sayılması nedeniyle bu kişiler için de prim ödenecek.
Kamuda çalışan işçilere yapılan ilave ödemelerden de prim kesintisi
yapılacak, diğer ödemeler de prime tabi olabilecek.
Çalışan ya da kurumdan aylık alan çocuksuz dul eşe bağlanacak ölüm aylığı
oranı yüzde 75’ten yüzde 50’ye düşecek.
İşçiler için malullük ve ölüm aylığını hak etmek için 5 yıllık
sigortalılık süresini doldurmak ve 900 gün prim ödemiş olmak şartı, halen
çalışmakta olanları da kapsayacak şekilde 10 yıllık sigortalılık süresini
tamamlamış ve 1800 gün prim ödemiş olma şeklinde yeniden düzenlenecek.
Kocanın, ölüm aylığı için prim gün sayısına ilişkin şartı taşımaması
durumunda askerlik hizmeti borçlanılabilirken, 1 Ekimden sonra askerlik
borçlanmasıyla ölüm aylığı bağlama durumu ortadan kalkacak.

SAĞLIK HİZMETLERİNDEN YARARLANMA ŞARTLARI

GSS ile tüm vatandaşlar sağlık riskleri ve sağlık harcamaları yönünden
güvence altına alınacak. Ülkede ikamet eden tüm kişiler (vatansızlar ve
sığınmacılar dahil) GSS’den yararlandırılacak.
Bağ-Kur’luların sağlık hizmetlerinden yararlanmaları için gerekli olan
240 günlük prim gün sayısı 30 güne indirilecek. Böylece çiftçiler ve esnaf,
sigortalı olduktan 1 ay sonra sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek.
Mevcut uygulamada Bağ-Kur’luların, sağlık hizmetlerinden
yararlanabilmeleri için hiç prim borçlarının bulunmaması gerekirken, 60 günlük
borcun bulunması halinde bile sağlık yardımlarından yararlanmaları imkanı
getirilecek.
Ayrıca iş kazası, meslek hastalığı, acil haller gibi durumlarda,
Bağ-Kur’lunun sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi için, borcunun olup
olmadığına bakılmayacak.
SSK’lıların sağlık hizmetlerinden yararlanması için gerekli olan 90 ve
bakmakla yükümlü oldukları için gerekli olan 120 günlük prim gün sayıları 30’a
indirilecek.
Sağlık hizmetlerinden yararlanılabilmesi için 1 yıl içinde 30 gün prim
ödeme şartında, askerlik, grev gibi nedenlerle geçen süreler son 1 yıl hesabında
dikkate alınmayacak.
İşten ayrılan sigortalılar, prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın 6 ay
süreyle sağlık hizmetlerinden yararlanabilirken bu süre 90 güne düşecek.

KADEMELİ SAĞLIK PRİMİ

Aile içindeki kişi başı geliri asgari ücretin 1/3’ünden az olanların,
vatansızlar ve sığınmacıların, 65 yaş veya özürlü aylığı, şeref aylığı, vatani
hizmet aylığı, terörle mücadele aylığı alanların, harp malullerinin, Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından bakılan çocukların, köy
korucularının, dünya ve olimpiyat şampiyonlarının Genel Sağlık Sigortası primleri
devlet tarafından karşılanacak.
Çalışması nedeniyle sigortalı olmayan veya ailesinde sigortalı
bulunmayanlardan, aile içindeki kişi başına geliri; asgari ücretin 1/3’ü ile
asgari ücret arasında olanlar 24 YTL, asgari ücret ile asgari ücretin iki katına
kadar olanlar 73 YTL, asgari ücretin iki katından fazla olanlar 146 YTL ödeyerek
sağlık hizmetlerinden istisnasız yararlanabilecek.
Bu uygulamaya geçiş sürecinde Yeşil Kart uygulaması 2 yıl daha devam
edecek, bu sürenin sonunda yürürlükten kaldırılacak.

KIZ ÇOCUKLARININ DURUMU

18 yaşından küçükler, herhangi bir şart aranmaksızın sağlık
hizmetlerinden yararlanabilecek. Bu kapsamdakiler, 18 yaşından sonra ise kendi
adlarına veya anne-babaları üzerinden GSS kapsamında olmaya devam edecek.
1 Ekimden sonra 18 yaşını dolduran kız çocukları anne-babalarının sağlık
yardımından yararlanamayacak. Ancak, halen 18 yaşından büyük olup anne-babasının
sigortalılığı nedeniyle sağlık hizmetlerinden yararlanmakta olanların, çalışma ve
evlenme gibi hallerle durumları değişmezse bu hakları da sürecek.
Bağ-Kur’lu hastanın yol ve refakatçi giderleri Sosyal Güvenlik Kurumu
tarafından karşılanacak. Mevcut uygulamada, sadece SSK ve Emekli Sandığı
mensuplarının yol ve refakatçi giderleri kurumca karşılanıyor.
İsteğe bağlı sigortalılık uygulamasında da değişikliğe gidilecek. Mevcut
uygulamada, isteğe bağlı sigortalı olabilmek için SSK’da 1080 gün (3 yıl), Emekli
Sandığı’nda 3 bin 600 gün (10 yıl) çalışmış olmak gerekiyor. Ayrıca emekli olana
kadar da sağlık hizmetlerinden yararlanılamıyor. Yeni düzenlemeyle isteğe bağlı
sigortalı olabilmek için gerekli olan çalışma şartı kaldırılıyor. Artık dileyen,
isteğe bağlı sigortalı olabilecek ve sigortalı olduğu sürece sağlık
hizmetlerinden yararlanabilecek. Bu düzenlemeyle, part­time (kısmi zamanlı)
çalışanlar ile usta öğreticilere de ay içinde eksik kalan günlerini isteğe bağlı
olarak tamamlayabilecek.
Yurt içinde yapılamayan tetkikler yurt dışında yapılabilecek.

KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ KURUMCA KARŞILANACAK

Aşılar, kanser tarama testleri gibi kişiye yönelik koruyucu sağlık
hizmetleri de ilk defa sağlık sigortası kapsamına alınarak Sosyal Güvenlik Kurumu
tarafından karşılanacak.
Her yaştaki GSS’lilerin diş protez bedelleri Sağlık Hizmetleri
Fiyatlandırma Komisyonunca tespit edilecek fiyatlar üzerinden karşılanacak.
Sağlık hizmeti sunucularının alabilecekleri fark ücretine sınırlama
getirilecek. Hastaneler, belirlenen fiyatın en çok yüzde 30’u kadar fark ücreti
alabilecek. Kamuya ait sağlık hizmeti sunucuları ise sadece otelcilik hizmeti ve
istisnai sağlık hizmetlerinden fark ücreti alabilecek, bunun dışındaki sağlık
hizmetlerinden fark ücreti alamayacak.
Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşmesi bulunsun ya da bulunmasın bütün
sağlık hizmeti sunucuları, acil hallerde, vatandaşlardan herhangi bir fark ücreti
talep edemeyecek.
Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu, tıp eğitimini, hizmet
basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak
sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı
sınıflandırabilecek.
Ayaktan tedavilerde 2 YTL katılım payı alınacak. Birinci basamak sağlık
hizmetlerinde bu katılım payını almamaya ya da daha düşük miktarlar tespit etmeye
kurum yetkili olacak.
Kurum, devlet hastaneleri ve üniversite hastanelerinde yapılan
muayenelerde ise sevkli olarak başvurulup başvurulmadığı dikkate alınarak katılım
payı tutarını yarıya indirebilecek veya 5 kat artırabilecek.
Katılım payı alınmayacak kişi ve haller ise şöyle:
-İş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına tutulan genel sağlık
sigortalısı,
-Askeri tatbikat ve manevralarda sağlanan sağlık hizmetleri,
-Afet ve savaş hali nedeniyle sağlanan sağlık hizmetleri,
-Aile hekimi muayeneleri,
-Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri,
-Kurumca belirlenen kronik hastalıklar,
-Kurumca belirlenen hayati öneme haiz ortez, protez, iyileştirme araç ve
gereçleri,
-Organ, doku ve kök hücre nakline ilişkin sağlık hizmetleri,
-Sağlık hizmeti alan genel sağlık sigortalısından veya bunların bakmakla
yükümlü olduğu kişilerce, sağlık hizmetinin gerçekten alınıp alınmadığının,
sigortalı ile hak sahiplerinin malullük, iş göremezlik raporlarında belirtilen
rahatsızlıklarının mevcut olup olmadığının kurum tarafından tespiti için yapılan
sevkler nedeniyle,
-İstiklal Madalyası verilmiş bulunanlara, şeref aylığı alan kişiler ile
bunların eşlerinden,
-Vatani hizmet tertibi aylığı alan kişiler,
-Nakdi tazminat ve aylık bağlanılanlar,
-Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre
korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz faydalanan kişiler,
-Harp malullüğü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında
aylık alanlar,
-Vazife malulleri,
-Harp okulları ile fakülte ve yüksek okullarda, Türk Silahlı Kuvvetleri
hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken askeri öğrenci olanlar ile
astsubay meslek yüksek okulları ve astsubay naspedilmek üzere temel askerlik
eğitimine tabi tutulan adaylar,
-Polis Akademisi ile fakülte ve yüksek okullarda, Emniyet Genel Müdürlüğü
hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken Emniyet Genel Müdürlüğü
hesabına okumaya devam eden öğrenciler.

"Sarımsak Festivali Ne Demek ?"

28/11/2007 · Kategori: Polemik

"Sarımsak Festivali Ne Demek ?"

Belediye seçimlerine az kaldı ya gene kaldırım savaşları başladı. Her yerde kaldırım taşları sökülüyor yerine yenileri konuyor.

Bunu yapmayan belediye de yok gibi. Ancak kadırımlara saldıran bu belediyelerin iktidarda kaldıkları süre içinde hiç bir iş yapmadıklarını görürsünüz. Ne çöp doğru dürüst toplanmıştır, ne trafiğe el atılmıştır, her yanı pislik götürmektedir. Sandığın ortaya çıkmasına çeyrek kala bu belediye başkanları, belediyeciliğin ne olduğunu hala kavrayamadıklarından kaldırımlara saldırırlar. Bir de tabii yandaşlara en kolay para aktarımı bu kaldırımlardan geçer.

Kaldırımları granitten yapan, mozaik döşeyenlere de raslamadık mı? Hele çevre yoluna çıkan yan yolların kenarındaki yaya yollarını altı ayda bir kazıp kaldırım döşeyenler yok mu? İnsanı çıldırtmak için birebir.

Hem kaldırım taşları sökülürken ve yeniden döşenirken araçların yolunu iyiden iyiye daraltıyorlar hem de hiç kimsenin zaten kullanmadığı bu yaya yollarına milyonlar döküyorlar! İstanbul "un taşı toprtağı altın demişler ya bir zamanlar! Kaldırımları unutmuşlar! Asıl altın değerinde olan habire değiştirilen bu kaldırımlar! Konu iş bilmeyen Belediye Başkanlarından açılmışken bir de şu Festivallere bir bakallım. Özellikle Anadolu "da moda oldu.

Her hafta bir Belediye bilmem ne festivali düzenliyor. Adına düzenlenecek festival bulunamadı mı, Kastamonu "da olduğu gibi, "Sarmısak Festivali" düzenleniyor! Yahu gözünüzü seveyim, sarmısak festivali ne demek kardeşim? Niye sarmısak adına festival düzenlenir? Hani utanmasalar "cacık festivali", "soğanın cücüğü festivali", "hıyar festivali" falan da gelecek birbiri ardına. Bu festivallerde bir de konser koşulu var.

Belediye hoparlörlerinden, genellikle de cırtlak sesli biri, avaz avaza "sahnelerin, televizyonların ve de tiyatroların, hatta beyaz perdenin ünlü yıldızı Mualla Taklaatar Ham"fendi bu akşam Belediye Çay Bahçesinde...

Cacık Festivali"nin son gecesinde sizlerle ol"cak !" diye ünler durur. Kimse bilmez kimdir bu hanım, niye şarkı söylemek gereğini duymuştur, Belediye Başkan "ı ve "danışmanları" onu nereden bulmuştur? Daha önemlisi bu her yıl yinelenip duran "cacık festivali" halka kaça patlamaktadır? Dedim ya belediye seçimlerine az kaldı. Sandık başına gittiğinizde şu kaldırım savaşcılarıyla cacık festivali düzenleyenlere gereken yanıtı vermek sizin elinizde.

Aziz Üstel/Star

28.11.2007

Yüzde 40’ları bulması hayal

17/7/2007 · Kategori: Polemik

Yüzde 40’ları bulması hayal
CHP milletvekili Bülent Tanla, AKP’nin yüzde 40’ları bulmasının hayal olduğu görüşünde...

Pek çok seçimde sonuçları en doğru tahmin eden, hatta bazen virgülüne kadar oy oranlarını bilen eski araştırmacı, CHP milletvekili Bülent Tanla, AKP’nin yüzde 40’ları bulmasının hayal olduğu görüşünde... Ona göre tek başına iktidar olması bile çok zor. “Eğer iktidar olursa da burun farkıyla olur” diyor...

MECLİS aritmetiğine gelince... Tanla, son haftanın bu seçimlerde kritik öneme sahip olduğuna vurgu yapıyor. Hatta Meclis aritmetiğini bile değiştirecek kadar. “AKP, CHP ve MHP çok rahat barajı aşar. Son günleri iyi değerlendiren bir parti daha Meclis’e girebilir. Ya DP ya da Genç Parti” diyen Tanla, ekliyor: “Bence ikisi de aynı şansa sahip!”

Her seçim öncesi, her parti, işine gelmeyen bir anket sonucu gördü mü, hemen günah keçisi ilan eder araştırma şirketlerini... Milletin de her anket sonucunda kafası karışır. Bir anketle diğeri arasında dağlar kadar fark olduğunu görünce... Sonra seçim olur, o toz dumanda, hükümet kurulur, anketler ve sonuçları kimse kıyaslamaz.

Bülent Tanla, bugüne kadar tahminleriyle seçim sonuçlarını tam 12’den vurmuş bir isim. Artık araştırma şirketi yönetmiyor, ama hâlâ siyasetin içinde. Buna rağmen serde araştırmacılık olduğundan olsa gerek, tarafsız tespit ve tahminlerini sürdürüyor. Tıpkı bundan tam iki yıl önce, ’2007 genel seçimlerini etkileyecek en önemli faktör cumhurbaşkanlığı seçimleri olacak’ tahminini yaptığı gibi. Yine bu seçimlerin gidişatını belirleyen milliyetçiliğin yükselişine vurgu yaptığı gibi... Tabii ki daha önceki seçimlerdeki tahminlerini de hatırlatmak gerek. İşte Demirel’i iktidara taşıyan 1991 seçimlerinde, hem de DYP adına yaptığı seçim anketi sonucunda ortaya çıkan rakam... Tanla, DYP’nin alacağı oyu tam tamına bilmiş; yüzde 27... Bu, bir araştırma şirketi için büyük bir başarı, ama Tanla’nın başarıdan öte tespitleri de var; 1987 seçimlerinde ANAP’ın oyunu, ondalığıyla tahmin etmesi. Tanla, “ANAP, yüzde 36.3 demiş” ... Kimileri “Hadi canım, bu kadar da detaylı tahmin olur mu?” diye düşünmüş. Bal gibi olmuş...

Bu hafta çok kritik!

Böyle nokta vuruşları yapmış biri olmasına karşın Tanla, yine de iddialı konuşmaktan uzak duruyor. Çünkü bu seçimlerde son hafta çok kritik ona göre. ““Önümüzdeki üç-beş gün pek çok şeyi, hatta bırakın oy oranlarını Meclis aritmetiğini bile değiştirebilir” diyor. Ne gibi? Mesela Meclis’e fazladan bir partinin daha girmesi gibi... Tanla’nın tahmini, Meclis’e büyük olasılıkla üç partinin, yani AKP, CHP ve MHP’nin gireceği yönünde... “Ama son hafta bir atakla dördüncü bir parti de bu üçlüye katılabilir” diyor. Bu sürprizi yapabilecek iki adayı var; DP ve Genç Parti... Her ikisine de eşit şans veriyor.

Bülent Tanla ile bu zorlu seçimi konuşurken bize Tanla’nın görüşlerine en çok değer verdiği siyaset bilimci Prof. Yılmaz Esmer de eşlik etti... Sadece seçim sonuçlarını tahmin etmeye yoğunlaşmadık, aynı zamanda Türk siyasetinin de analizini yaptık. Tanla ile Esmer’in fikir teatisi, karşılıklı soruları ve eleştirileri, söyleşiyi çok daha derin kıldı.

Bağımsızlar AKP’yi vurur

Bu seçimlerde Meclis aritmetiği nasıl olur? Kimler barajı aşabilir?

Prof. Yılmaz Esmer: Kendi kafamda tereddütü olmayan sonuçları söyleyeyim. 1- AKP’nin milletvekili sayısı düşecektir. Ne olursa olsun düşecektir. Yüzde 38-40 oy alsa bile düşecektir. Bunun iki sebebi var. Birincisi, malum Güneydoğu’dan gelecek olan bağımsızlar... Ama daha da fazla etkileyecek olan, üçüncü partinin yani MHP’nin barajı geçecek olması. Zannediyorum artık o konuda da bir tereddüt yok. Gerçi bazı araştırmalar hâlâ yüzde 9,5 gibi sonuçlar veriyor olsa da, sanıyorum ki 23 Temmuz sabahı Meclis’te en azından 3 partinin olduğunu göreceksiniz. Bağımsızlar hariç...

Peki MHP’nin Meclis’e girecek olması en çok hangi partiyi etkiler?

Tabii en fazla AKP’yi etkileyecektir. En çok milletvekili şu anda AKP’de olduğu için... Bu bir aritmetik meselesi. Geçen seçimlerde iki parti barajı geçtiği için milletvekilleri onların arasında dağılmıştı. Nasıl dağılmıştı? 3’te 2, 3’te 1 oranında... Şimdi azalma da tabii oyların nasıl dağıldığına bağlı. Birçok faktör var ama ben kabaca yine bu durumun milletvekillerini 3’te 2, 3’te 1 oranında etkileyeceğini düşünüyorum.

Oyların dağılımına da bağlı olacak dediniz...

Evet. Güneydoğu’da CHP’nin pek milletvekili olmadığı için, oradan bağımsız olarak Meclis’e gidecek milletvekilleri AKP’nin sandalyelerinden alacak. Bağımsızların belki 4’te 3’ü AKP’den gidecek. Yani Güneydoğu’dan seçilecek olan milletvekilleri AKP’ye eksi olarak yazılacak. Mesela oradan 25 milletvekili gelirse bağımsız olarak Meclis’e, AKP’nin kaybı 17-18 milletvekili gibi olur.

Peki AKP yüzde kaç oy alır? Yüzde 40’lara ulaşabilir mi?

Bülent Tanla: Bu soruya cevap verebilmek için önce şunu konuşmamız lazım. Bir kere Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 2002-2004 ve 2007 seçmen sayıları değişti.

Y.E.: Ve öyle bir değişti ki, tuhaflıklarla değişti.

B. T.: Ben bunu Meclis’te de dile getirdim, 2002’de Türkiye’nin seçmen sayısı 41 milyon 407 bin. Mahalli seçimlerdeki seçmen sayımız ise 43 milyon 550 bin. Resmi açıklamadır bu. Bugünkü TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) rakamlarına göre 2002 ile 2007 arasında 18 yaşını geçen seçmen sayısı 4 milyon 437 bin artmış olmasına rağmen, 2007 yılında seçmen sayımızın 42 milyon 533 bin olarak açıklanması, geçtiğimiz iki seçime göre seçmen sayımızın dramatik bir biçimde azaldığını göstermektedir. Buradan çıkan sonuçlara bakarak diyorum ki, AKP’nin bu seçmen sayılarıyla yüzde 40’lara ulaşabilmesi mümkün değildir. İddia ediyorum, bu ihtimal istatistiki olarak sıfır değildir ama sıfıra en yakın değerdedir.

Biraz açabilir misiniz bunu?

AKP’nin yüzde 40’lar düzeyinde oy alabilmesi için, 15 milyon civarında seçmenden oy alması gerekmektedir. Oysa 15 milyonluk bir seçmen havuzu görünmemektedir. Dolayısıyla bazı araştırmalarda iddialı olarak ortaya konan yüzde 40’ları bulma ihtimali son derece zayıftır AKP’nin.

Y.E.: Peki siz seçimlere katılımı nerede tahmin ediyorsunuz?

Ben katılımın çok yüksek olacağı kanaatindeyim. 2002 seçimlerinde 41,5 milyon seçmenin 31 milyon 500 bini sandığa gitmiş, yani katılım yüzde 79,1 olmuş. Ama 2002 seçmen kütüklerinden 3,5 milyon seçmen silindi. Yani yokmuş bu seçmenler. O zaman Yüksek Seçim Kurulu ve TÜİK’in açıkladığı katılım oranları doğru değil. Şimdi baktığınız zaman o zamanki katılım yüzde 85.3’müş. Yani ya katılım yanlış ya da seçmen kütükleri.

O zaman bir kişi, iki yerde birden mi kullanmıştır oy?

Hayır. Seçmen mükerrermiş. Yani Yılmaz Esmer iki kez yazılmış. Yüksek Seçim Kurulu, bunları güncelleştirmek için adreslere gittiği zaman, ikinci Yılmaz Esmer’i bulamamış. Veya kendi açıklamaları bu, memurlar devamlı tayin edildiği için hem eski yerlerinde hem yeni yerlerinde iki kere yazılmışlar. Şimdi Yüksek Seçim Kurulu bunları temizleyerek bu seçimlerde doğru seçmen kütükleriyle seçimin yapılacağını belirtiyor. Bu azalmaya böyle açıklık getiriyor.

Yani mükerrer oy kullanılıp kullanılmadığını bilmiyoruz.

Evet. Maalesef bilemiyoruz. Bu hukuki bir sorun, eğer böyleyse hem 2002 hem de 2004 seçimlerinin yok sayılması lazım... Buradan yola çıkarak sorunuzu cevaplamak istiyorum; ben katılımın yüzde 90’lara ulaşacağını, çok yüksek bir katılımın olacağını düşünüyorum.

Y.E.: Bu çok ciddi bir rakam. Bence katılım bu kadar yüksek olmaz...

Göreceğiz. Sonuç olarak, AKP 2002 seçimlerinde 10 milyon 800 bin, 2004 seçimlerinde 13,5 milyon oy almış. Bugünkü siyasi dinamiği göz önüne alarak mutlak değerlerde alacağı oylardan hesaplayarak, yüzde 40’lara ulaşması mümkün değildir diye gözüküyor. Seçmen sayılarının değişmiş olmasından dolayı bu rakama ulaşmaları çok zor. AKP’nin gücünü muhafaza ettiği gerçeği ortada. Ama yüzde 40’ları bulması hayal. Tek başına iktidrar olması bile çok zor. Burada iktidar partisi olarak seçime gitmesinin ve çok büyük maddi fonları seçimler için kullanmasını da gözönüne bulundurmak gerekiyor tabii...

GENÇ PARTİ YA DA DP BARAJI AŞABİLİR! O ZAMAN AKP MUHALEFETE DÜŞER

Sizce dördüncü bir parti barajı aşabilir mi? Demokrat Parti ya da Genç Parti mesela?

B.T: Bu son hafta çok kritik. İkisi de barajı aşabilir.

İkisinin birden barajı aşma ihtimali var mı?

Sanmıyorum. Biri aşabilir.

Peki hangisine daha çok şans tanıyorsunuz?

Ben, ikisini de eşit şansta görüyorum.

Peki hocam ya sizce?

Y. E.: Benim için sürpriz olur dördüncü parti.

B. T.: Bence dördüncü bir partinin Meclis’e girmesi demokrasi açısından da yararlı olur. O zaman AKP hiçbir şekilde tek başına iktidar olamaz. Zaten dediğim gibi yüzde 40 oy almaları ihtimal dahilinde bile değil. Böylece dört partinin de seçimi kazanarak Meclis’e girmesi durumunda AKP de iktidardan muhalefete düşer. Muhalefet partileri arasındaki yerini alır.

DP, DYP olarak kalsaydı kesin Meclis’teydi!

Sizce ANAP ve DYP’nin birleşememesi Demokrat Parti’nin geleceğini nasıl etkiledi?

Y. E: Tahmin edemeyecekleri kadar olumsuz etkilediler birbirlerini. ANAP tamamen saf dışı kaldı. DYP de ciddi biçimde etkilendi.

B.T.: Bakın, eğer bir birleşme olsaydı Demokrat Parti’nin baraj sorunu hiç olmazdı.

Y.E.: Hiç olmazdı, katiyyen olmazdı.

B.T.: Hatta bu birleşme serüvenine girmeselerdi Sayın Ağar’ın ve DYP’nin de baraj sorunu olmazdı. Mehmet Ağar yapılan yanlışın bedelini ödüyor şimdi.

Y.E.: Aynen katılıyorum. Bu birleşmeye hiç teşebbüs etmeselerdi DYP’nin baraj sorunu olmazdı.

B.T.: Kendi kendilerini ayaklarından vurdular.

CHP’NİN MİLLETVEKİLİ SAYISI DA DÜŞECEKTİR

Bazı hesaplara göre, AKP’- nin yüzde 40 oya ulaşabilmesi için, geçen seçimde aldığı oyun tümünü ve yeni seçmenlerin de yüzde 90’ının oyunu alması gerekiyor...

Y.E.: Evet ama geçen seçimlerde başka partilere oy verenlerden de AKP’ye kayma olmuş olabilir. Sizin dediğiniz şunu varsayıyor ki, 2002 seçimlerindeki oyu aynen duruyor, ama hiçbir yerden ilave oy almadı. Oysa onu bilmiyoruz.

B.T:. Araştırmalarda sizin dediğinizin olma ihtimalinin zor olduğunu gösteren bir sonuç var. Çünkü CHP de, yani biz de oyumuzu artırıyoruz, MHP de oyunu artırıyor. Yani baktığınız zaman, MHP yüzde 8’den yüzde 15’e gelmiş. Bu çok ciddi bir sıçrama. Yüzde 100’e yakın. AKP’nin yüzde 40’a varabilmesi için, 2,5 milyon daha oy alması lazım. Peki hem AKP alacak, hem MHP alacak, hem de CHP alacak. Ama bu havuzda bu kadar oy yok.

Peki AKP tek başına iktidar olabilir mi?

B. T: Ben AKP’nin tek başına iktidar olma ihtimalini çok zor görüyorum. Bırakın yüzde 40 oy almasını! Belki at yarışı tabiriyle, burun farkıyla iktidar olabilir. Hatta ben AKP’nin 300 milletvekilliğinin üzerine çıkma ihtimalini bile çok zor görüyorum. Olmaz demiyorum ama. Çünkü katılım oranlarını kestiremiyorum. Oyları artabilir. Bu AKP için de öyle, bizim için de öyle... Ancak iki partinin milletvekili sayıları da ciddi biçimde düşecektir.

Haber: Mine Şenocaklı

Kastamonu Adaylarından Seçim Vaatleri...

23/6/2007 · Kategori: Polemik

Şebnem Kısaparmak'tan seçmene pancar sözü...

      Turan KURT/KASTAMONU, (DHA)

       DEMOKRAT Parti (DP) Kastamonu birinci sıra milletvekili adayı Şebnem Kısaparmak, sanatçı eşi Fatih Kısıparmak ile birlikte seçim bölgesinde sivil toplum örgütleri ve seçmenlerle bir araya geldi. Pancar Kooperatifi Başkanı Hikmet Çalık ile de görüşen Kısaparmak, “Sesinizi duyurmak için gerekirse meclise şeker pancarıyla çıkarım'' dedi.
      Nasrullah Meydanı'nda vatandaşlarla görüşen Kısaparmak, burada büyük ilgi gördü. Büyüklerin ellerini öpen Kısaparmak, toplanan kalabalıkta bulunanlarla da tek tek tokalaştı. Bu arada vatandaşlar Kısaparmak ile fotoğraf çektirmek için adeta birbirleriyle yarıştı. Kısaparmak daha sonra Pancar Kooperatifi Başkanı Hikmet Çalık ve ardında da Şeker-İş Sendikası Başkanı Hamdi Kaya'yı ziyaret etti.
      Üretici ve çalışanların sorunlarını dinleyen Kısaparmak, “Allah izin verir de meclise girersek şeker pancarı üreticileriyle ilgili sıkıntıların çözümü için çalışmalar yapacağım. Çiftçimizin kalkınması için güzel fikirlerimiz var. Çiftçiye mazotu 1 YTL diyorlar ya, biz ondan da düşük olması için yeşil mazot vermeyi ve teşviklerle desteklemeyi istiyoruz. Kaçak et yapanların tekerine çomak sokarız. Sesinizi duyurmak için gerekirse meclise şeker pancarı ile çıkarım yeter ki bana destek verin'' dedi.

« Önceki :: Sonraki »