Batı Karadenizin Şirin ilçelerinden Biri: Taşköprü 1

19/6/2007 · Kategori: Inceleme

...HOŞGELDİNİZ...

Güzel ilçemiz Taşköprü ' ye hoşgeldiniz. Herşey Taşköprü için sloganını hedef haline getirmiş olan Belediyemizin resmi web sitesi, yeni haliyle hizmetinize sunulmuştur. Sizlere layık olmaya çalışan Belediyemiz, gelişen teknolojiyle birlikte gelişerek hizmetlerine devam edecektir. Bu aşamada sizlerden gelen istek ve şikayetler bizim için çok değerlidir. Web sitemiz için de sizlerden değerlendirmeler bekliyoruz.

 

Güzel ilçemiz Taşköprü'de yaşanaları, yapılan her türlü aktiviteyi sitemizden öğrenebileceğiniz gibi, Türkiye'den ve tüm Dünyadan önemli haberlere de ulaşabileceksiniz. Paylaşmak istediklerini "Forum" umuzda paylaşacak, öğrenmek istediklerinizi soracak, hasret kaldıklarınızla sohbet edip özlem giderebileceksiniz. Taşköprü Belediyesi olarak tekrarlıyoruz..............................................................:"Herşey Taşköprü İçin"

...TAŞKÖPRÜ...

İlçeye adını veren Taşköprü,Gökırmak üzerinde ve ilçe girişinde bulunmaktadır.68,58 m uzunluğunda ve yedi gözlü tarihi köprünün bu gün altı gözü açık olup bir gözü köprünün giriş tarafındaki yolun altında kalmıştır. M.S. 1366 yılında Yağmur Beyin oğlu Ali Bey tarafından Kastamonu Emîri Adil Beyin oğlu Celâlettin Bayezıt (Kötürüm Bayezıt) adına yaptırılmıştır.

 

 

Taşköprü, insanlık tarihi boyunca değişik uygarlıkların kurulup yok olduğu bir yöre olmuştur. Sırasıyla, Gasgallar, Etiler, Dorlar, Paflagonyalılar, Kimerler, Lidyalılar, İranlılar, Kapadokyalılar, Helenler, Pontuslar, Bitinyalılar, Romalılar (Bizanslılar), Danişmendliler, Çobanoğulları ve Osmanlılar bu yörede hüküm sürmüşlerdir. Romalılar Paflagonyayı zaptettikten sonra komutan Pompe'nin ismine izafeten burasına Pompeiopolis demişler ve Paflagonya eyaletinin merkezi yapmışlardır. Taşköprü Romalılar zamanında (M.S.1,2,3)' üncü yüzyıllarda çok haşmetli bir şehirdi. Zımbıllı Tepesi Akrapol olarak kullanılıyordu.

TARİHÎ ÖZELLİKLER

Romalılar, Paflagonya'yı zaptettikten sonra komutan Pompe'nin ismine izafen burasına (Pompeiopolis) demişler ve Paflagonya eyaletinin merkezi yapmışlardır. Bizans imparatoru Konstantine, Porp Pompoipolis adının Pompe'den geldiğini kabul etmez. Bu zat popular (halka mahsus) Bizans grekçesinde kaba bir şaka manasına gelen (pompe) kelimesinden iştikak ettiğini söyler. Taşköprü, Romalılar zamanında M.S. 1.2.3. üncü yüzyıllarda çok haşmetli bir şehirdi. Zımbıllı Tepesi akropol olarak kullanılıyordu. Eyalet valisinin sarayı, mabet ve ileri gelenlerin evleri burada idi. Taşköprü, 1211 yılında Selçuklu Emîri Hüsamettin Çoban tarafından fethedilmiş, Osmanlılar zamanında kadılık olarak idare edilmiş, 1868 yılında ilçe olmuştur. Taşköprü, insanlık tarihi boyunca değişik uygarlıkların kurulup yok olduğu bir yöre olmuştur.Sırasıyla: Gasgallar, Etiler, Dorlar, Paflagonyalılar, Kimerler, Lidyalılar, İranlılar, Kopadokyalılar, Helenler, Pontuslar, Britanyalılar, Romalılar (Bizanslılar), Danişmentliler, Çobanoğulları, Candaroğulları ve Osmanlılara geçmiştir.İlçe halkının, Oğuzların Kayı boyuna mensup oldukları yerleşim yerlerindeki Avşar, İregür, Çetmi, Çavundur, Seki ve Kayı gibi köy isimlerinden anlaşılmaktadır.

 

 

KISA TARİH

Romalılar, Paflagonya'yı zaptettikten sonra komutan Pompe'nin ismine izafen burasına (Pompeiopolis) demişler ve Paflagonya eyaletinin merkezi yapmışlardır. Bizans imparatoru Konstantine, Porp Pompoipolis adının Pompe'den geldiğini kabul etmez. Bu zat popular (halka mahsus) Bizans grekçesinde kaba bir şaka manasına gelen (pompe) kelimesinden iştikak ettiğini söyler. Taşköprü, Romalılar zamanında M.S. 1.2.3. üncü yüzyıllarda çok haşmetli bir şehirdi. Zımbıllı Tepesi akropol olarak kullanılıyordu. Eyalet valisinin sarayı, mabet ve ileri gelenlerin evleri burada idi. Taşköprü, 1211 yılında Selçuklu Emîri Hüsamettin Çoban tarafından fethedilmiş, Osmanlılar zamanında kadılık olarak idare edilmiş, 1868 yılında ilçe olmuştur. Taşköprü, insanlık tarihi boyunca değişik uygarlıkların kurulup yok olduğu bir yöre olmuştur.Sırasıyla: Gasgallar, Etiler, Dorlar, Paflagonyalılar, Kimerler, Lidyalılar, İranlılar, Kopadokyalılar, Helenler, Pontuslar, Britanyalılar, Romalılar (Bizanslılar), Danişmentliler, Çobanoğulları, Candaroğulları ve Osmanlılara geçmiştir.İlçe halkının, Oğuzların Kayı boyuna mensup oldukları yerleşim yerlerindeki Avşar, İregür, Çetmi, Çavundur, Seki ve Kayı gibi köy isimlerinden anlaşılmaktadır.

 

COĞRAFÎ ÖZELLİKLER

Kastamonu merkezine 42 km uzaklıkta bulunan Taşköprü,kuzeyde Çatalzeytin ve Türkeli,güneyde Tosya,doğuda Hanönü ve Boyabat ilçeleri,batıda Kastamonu ile çevrilidir.Kuzeyde Yaralıgöz Ormanları'ndan, güneyde Ilgaz Dağı eteklerine kadar 80 km, doğudan batıya doğru, Boyabat ve Sakız Köyü'nden Kastamonu Gölveren Köprüsü'ne kadar 70 km genişlik ve uzunluktadır. Yüzeyi, 1,752 km 2 olan Taşköprü'nün belediye hududu: Doğuda; Kaba Deresi, Hazinedaroğlu Köyü, Emerce Mezarlığı'nı takiben Gökırmak, Ağcıkişi Ormanı'nı takip ederek Elekçi Deresi ve Cinlibayır. Kuzeyde; Aygır Kürüzü'nü takiben Küplüpınar, Öteyüz ve Açıkoluk. Güneyde; Kirazlıpınar, Örhenli Yolu, Çevik Değirmenleri, Derice Yarı, Kurbantepesi ve Alisaray Yolu ile çevrilmektedir. Bu sınırlar içersindeki sahanın yüzölçümü 480 hektardır.İlçenin kuzey ve güneyindeki arazi dağlık ve ormanlıktır. Gökırmak Vadisi'nin iki yanı hafif dalgalıdır.Yalnız Gökçeağaç bölgesi özel bir durum arzetmektedir. Bu kesimde kuzey düzlük ise de diğer kısımlar oldukça sarp ve ormanlarla örtülüdür. Taşköprü'nün kuzeyindeki Çangal Dağı 1585 m, doğusundaki Elek Dağı 1540 m, güneybatısındaki Kiraz Dağı 1465 m, güneyindeki Saraycık Dağı 1350 m, batısındaki Obrucuk Dağı ise 900 m yüksekliğindedir. Bu geniş dağları örten ormanlar işletmeye çok müsait bulunmaktadır.İlçenin 126683 hektara varan ormanlarından, 54,574 hektarlık kısmı öteden beri korunmuş ve ulu birer orman haline gelmiştir. Bu ormanlarda mevcut ağaçlar, ilin diğer ormanlarında olduğu gibi; Çam, Köknar, Kayın, Meşe, Kavak ve Ihlamur ağaçlarından oluşur. İlçenin akarsuları arasında en mühim olanı Gökırmaktır. Bu ırmak; Daday, Kastamonu, Karasu, Alpagut, Ağçıkavak, Çit, Çakmak, Çana, Karadere, Hamzaoğlu, Küre ve Kavakpazarı Çayları ile birleştikten sonra Boyabat yönüne doğru devameder. Irmağın iki tarafındaki geniş araziye, birçok bent ve kanallarla hayat verilmekte ve bu sayede kendir, sarımsak, şekerpancarı, tahıl ve bakliyat gibi toprak mahsulleri alınmaktadır. Bölgenin içme sularından başka; Elek Dağı civarında Demirci Müezzin Köyleri'nde maden suları da vardır. İlçede, bakır, krom, demir ve kömür gibi madenler olduğu tespit edilmiştir.

 

İklim:

Taşköprü iklimi orta halde ve yumuşaktır. Sıcaklık, Kasım ayında sıfıra düşmekte ise de; kışın çok şiddetli soğuk olmamaktadır. İlçenin Kastamonu- Boyabat yolu hiçbir zaman kapanmaz. Köylerde de her mevsim ulaşım yapılabilir.İlçenin baharı çok sevimlidir. Sonbaharı ise bambaşka bir güzellik arzeder. 22 Hazirandan itibaren hararet yükselirse de boğucu bir hal yoktur. Kuzeyden ekseriya serinletici bir hava akımı duyulmaktadır.

 

İlçe, ara sıra tabii afetlerle de karşılaşmaktadır. 1893'te kısmen yanmış olan Taşköprü, 1927'de yeni baştan yanarak bir kor yığını haline gelmiştir. Şimdiki ilçe 1927'den sonra yeni baştan kurulmuştur. 1939, 1972 ve1998 yıllarında Gökırmak ve kollarının kapladığı alana yağan çok şiddetli yağmur neticesi, korkunç sel suyu baskını olmuş; ırmağın iki yanındaki arazi baştanbaşa sular altında kalmış ve büyük miktarda maddi zarar olmuştur. Ayrıca, 1943 depremi Taşköprü ve çevresinde de bütün şiddetiyle hissedilmiştir. Binaları iyi yapıldığından ilçede fazla tahribat olmamıştır. Sadece bir kısım eski bina ile iki minare hasara uğramıştır.

 

TARIM ÜRÜNLERİ

1. Sarımsak: Sarımsak, ilçenin en önemli tarım ürünlerinin başında gelir. Bu ürün ilçenin simgesi haline gelmiştir. Dünyanın en kaliteli sarımsağını yetiştiren ilçede yıllık sarımsak üretimi 20.000 tona ulaşmaktadır.

Taşköprü'nün kültürünü ve tarım ürünlerini ülke içinde ve ülke dışında tanıtma

amacıyla, her yıl eylül ayının ilk haftasında “ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK FESTİVALİ” adı ile bir festival düzenlenmektedir.

İlki 1987 yılında ulusal nitelikte düzenlenen festivale, 1988 yılından itibaren uluslararası bir hüviyet kazandırılmıştır. Festival süresince yerli ve yabancı halk oyunları ekiplerinin gösterileri, yağlı güreşler, at yarışları, cirit gösterileri ve ünlü sanatçıların konuk olduğu müzik şölenleri gibi geniş ve çok yönlü etkinliklere yer verilmektedir.

Festival, üretilenin tüketiciye yeterince ulaşabilmesi için, tanıtımın öneminin idraki ile yapılmaktadır. Taşköprü'nün simgesi olan Beyaz Altın (sarımsak) bu festival vasıtası ile daha geniş halk kitlelerine duyurulacak, daha çok tüketilecek ve böylece emek değer bulacak, sarımsak üreticisi alın terinin karşılığını alarak yarına daha güvenle bakacaktır. Ayrıca geçmişine, kültürüne ve toprağına bağlı Taşköprü insanı, kendi bağrından çıkan, kendi yetiştirdiği insanları ile bu festival vasıtası ile kucaklaşıp hasret giderme imkânına kavuşacaktır.

Festival sırasınca en iyi sarımsak üreticilerine ödüller de verilmekte, gelen konukların Taşköprü'nün meşhur konukseverliği ile ağırlanıp, iyi intibalarla ilçeden ayrılmaları sağlanmaktadır.

2. Pancar: Pancar da ilçe tarım ürünleri içinde önemli bir yere sahiptir. Kastamonu'ya bağlı Kastamonu Şeker Fabrikası'nın ihtiyacı olan pancarın çok büyük bir bölümü Taşköprü ilçesinden sağlanmaktadır.

3.Kendir: Seka Kastamonu Müessesesi ve Sümerbank Taşköprü Kendir Sanayii Müessesesi'nin hammadde ihtiyacı bu üründen sağlanmaktadır. Son yıllarda fazla gelir getirmediği için ekimi azalmıştır. Ayrıca; geçmiş yıllarda kendirin lifinden önemli ölçüde urgan imalatı yapılmaktaydı. Yine son yıllarda bunda da bir azalma görülmektedir.

Bu ürünlerin yanı sıra tahıl üretimi de ilçede yaygın olarak yapılmaktadır. Tahıldan elde edilen saman da, bu üretimi yapan köylere ekonomik açıdan yarar sağlamaktadır.

 

SARIMSAK

Eski Türklerde, savaş öncesinde askerlere ve kına gecesinde de damatla geline sarmısak yedirilirmiş. Bunun nedeni sarmısağın güç verdiğine ve cinsel isteği artırdığına inanılmasıymış. Günümüzde ise sarmısağın kansere ve başka birçok hastalığa karşı antibiyotik işlevi gördüğü iddia ediliyor. Eczanelerde de acısız ve kokusuz sarmısak tabletleri şifa verici diye satılıyor.
Yüzyıllardır insanoğlunun ilaç niyetine kullandığı mucizevi bitki sarmısak, son yıllarda yeniden keşfediliyor. Gerek doğal beslenmeye dönüş akımı gerekse klinik araştırmalar sarmısağın değerini artırmış durumda. Tarih boyunca bazen tanrılara özgü bir nektar, bazen de vampirlere ve kötü ruhlara karşı "nazarlık" olarak kullanılan sarmısağın insan sağlığına yararları, şimdi bilimin mikroskobu altında...

Trakya ve Anadolu'nun pek çok yerinde üretilen sarmısağın şifa dağıttığı ve özellikle tansiyon için köylülerin ceplerinde mutlaka birkaç diş sarmısak bulundurdukları bilinir. Sarmısaklı yemekler, turşular, çemen ve özellikle sarmısaklı cacık, Türk mutfağının vazgeçilmez yiyeceklerindendir. Taşköprü'nün selenyumu bol ve kumlu topraklarında ve de özel iklim koşullarında yetiştirilen iri dişli, parlak, dayanıklı (en az bir yıl bozulmadan kalan) ve diri Taşköprü sarmısağı, şifalı bitkilerin başında geliyor.
Anavatanı Orta Asya olan sarmısağın tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Lokman Hekim ve Evliya Çelebi'nin kitaplarında da, sarmısağın mucizevi bitki olarak şifa dağıttığı yazmaktadır. Nitekim, Amerika'da yayımlanan The New York Times Magazine de geçtiğimiz günlerde şu başlığı attı: "1000 yılın en iyi bitkisi kutsal sarmısak." Yazıda, insanlık tarihi kadar eski olan sarmısağın protein, kalsiyum, fosfor, demir, A, B, C vitaminleri ile zengin bir besin kaynağı olduğu vurgulanıyordu. Sarmısağın içeriğindeki anti - oksidantlı maddeler sayesinde kansere karşı etkili bir bitki olduğu da belirtiliyordu.
Evet, eskiden acılı ve kokulu diye uzaklaştığımız sarmısak artık kokusuz ve tatlı yeni versiyonu ile sağlıklı yaşamımızın bir parçası olarak gündemimizde yer alıyor.

Bilim adamları sarmısağın faydalarını şöyle sıralıyor: Sigaranın zararlı etkilerini azaltır. Zehirlenmeye karşı etkilidir. Kansere karşı en şifalı bitkidir. Kan pıhtılaşmasını önler. Damar sertliğini azaltır. Sivrisinek ve böcekleri uzaklaştırır. Sinir sistemini ve kan dolaşımını düzenler. Gribi ve nezleyi önler. Güç ve enerji verir. Cinsel gücü artırır. Diğer bitkilerden 58 kat fazla kalsiyum içerdiği için, uzun ömürlü ve mikrop öldürücü etkisi ile de antibiyotik özelliği göstermektedir.

 

 

                                                                                     (Sürecek)

Batı Karadenizin Şirin ilçelerinden Biri: Taşköprü 4

19/6/2007 · Kategori: Inceleme

ADETLER

Düğün Adetleri:

Gız görme:

Gız görmiye gidilecek eve haber virilü. Gız görmiye gidecek oğlan tarafı gomşulândan da bi gaç kişi alıp gız evine giderle. Giderken de bi dolama (hediye) götürülü. Dolamada elişi yazmalarınan (baş örtüsü) datlu (şeker,çukulata) olu.

Gız evi de gelecek misafirle üçün hazırlanu , yimekle yapılu. Gız tarafından gomşula da çağrulu. Misafirle gelü. Gelin olacak gız misafirlare gâve dağudu sôna bi köşede durar. Görücüle (erkek tarafı), gâveleni içerken gızı iyice süzerle. Götüdükleri baş örtüsünü gıza virülerse yede gızıñ başına örterlerse gızı beğenmişle dimekdü. Eyer gız tarafı gızlânı vimek isdemezlerse dolamayı hiç açmadan geri yollarla.

Ev görme:

Gız görmeniñ garşulû ev görmedü. Bogez gız tarafı oğlan tarafınıñ durumlânı görmiye gelüle. Oğlan tarafı da hazırlanu; yimekle yapulu, tömüzlük yapulu. Gız tarafına iyi görünülmiye çaluşulu. Gız tarafı memnun galusa söz kesme üçün gün alınu.

Gız isdeme- Söz kesme- Şelbet içme-Nişan:

Bundan sôna iki tarafda birbirini beğendiyse galan sıra söz kesmiye gelü. Oğlan tarafınıñ böyükleri köylênden bi gaç tenede uslu alıp gız isdemiye giderle. Gız tarafı, gelen misafirlere çay gâve ikram ider. Gızı isdiyecek kişi söze başlar: “Allah'ıñ emri peygamberimiziñ gavliynen gızınız ........ oğlumuz .......... istiyoz” dir. Bundan sôna gız tarafı hemen bi cevap vimez. Bi düşünelim, gısmetise olu dirle. Bundan sôna söz alunusa şerbet içilü. Şelbet içme gonu gomşu herkeze haber virilü. Şelbet öyle namazından sôna içilü. Namazın bitdükden sôna imam, gızınan oğlanıñ arasında Allah rızasu üçün sözü kesmiş olu. Şelbet içme bazıkire gızınan oğlan evinde de olu. Oğlan eviniñ şelbeti ıccak olu: “Gelin, eve ısınsın diye”. Gız eviniñ şelbeti soğuk olu: “Gız, evinden soğusun diye”.

Bundan sôna nişan dakulu; nişan dakuldukdan sôna arada bi bayram varısa, oğlan tarafı gız tarafına bayramlık götürü. Gurban bayramıysa gurbanlık götürü.

Ceyiz kesme:

Şelbet içmeden sôna, geline alınacak eşyalânan, damadınan geliniñ yakınlarına alınacak dürüle üçün beraberce çarşuya gidülü. Alınacak eşyâla alınu. Bunlarıñ parasını oğlan tarafı virü. Bunuñ üçün bazıkiren ânaşmazlık da olu.

Dâ sôna duğün gününü gararlaşdurula. Duğüne gelecekle okunu (davet edilir). Okunmuyanla duğüne gitmez. Bundan sôna oğlan tarafı gız tarafına masrafla üçün erzak yollar.

 

EL SANATLARI

Kastamonu ve yöresi geleneksel el sanatları yönünden çeşitlilik ve zenginlik gösterir.Her ne kadar son yıllarda şehirlere sürekli göçler , teknolojik gelişmeler , hızlı ve ucuz üretim el sanatlarının giderek azalmasına karşın yine de Kastamonu ve çevresinde geleneksel el sanatlarının yaşadığını görmekteyiz.İşte bunlardan birkaçı:

Kastamonu ve İlçelerinin en yaygın gelir getirici olan el sanatı Çarşaf Bağı özellikle yerli dokuma "sarı kıvrak" yatak çarşaflarının iki uzun kenarına veya dört kenarına pamuk ipliğinden alet kullanılmaksızın kadınların parmak uçları tırnakları marifetiyle düğümler atılarak yapılan süslemelerdir.


Cide,Şenpazar,Küre,Azdavay,Pınarbaşı ilçelerinde keten dokumalarına rastlanılmaktadır.Düz ve renkli dokuma olarak yatak çarşafı,en böze (kadın iş önlüğü,başörtüsü.peşkir, göynek) dokumalarına sık olmasa da rastlanmaktadır. Tosya ilçemizdeki tela imali giyim sektörünün ihtiyacı için yaşamaktadır.Düz, beyaz tiftikten iç kuşağı ve renkli üç dilim kuşağı, hamam kesesi Türkiye çapında aranmaktadır.
Kastamonu Merkez , Daday ve Devrekani ilçelerinde düz beyaz patiska bez üzerine , ıhlamur ağacı üzerine elle oyma veya kabartma olarak yapılmış bitkisel , geometrik motif işli , değişik boyutlarda ki ahşap kalıpların özel hazırlanmış tek renkli boyaya batırılıp basılması suretiyle Sofra Bezi "sini bezi" yapılmaktadır.

 

 

 

 

 

Taşköprü ' nün Geleneksel Kıyafetlerinden Birkaçı...

 

 

 

 

                                                        TÜRKÜLER

 

GIZ SAÇLARIN İKİ GAT

IRMAK KENARINDAN GELÜR GEÇERSİN

Gız saçların iki gat (yar yar yar aman)
Bir gatını bana sat (ninna ninna ninna vay)
Gız seni alır gaçarım (yar yar yar aman)
Bir gece de bizde yat (ninna ninna ninna vay)

Hop ninnayı ninnayı
Gel oynayı oynayı

Gız saçın sallanıyor (yar yar yar aman)
Ardınca bağlanıyor (ninna ninna ninna vay)
Şu gelen kimin yari (yar yar yar aman)
Keyfimce sallanıyor (ninna ninna ninna vay)

Hop ninnayı ninnayı
Gel oynayı oynayı

Gız saçını öreyim (yar yar yar aman)
Seni nerde göreyim (ninna ninna ninna vay)
Başlığın parasıynan (yar yar yar aman)
Yedi tarla süreyim (ninna ninna ninna vay)

Irmak kenarından gelür geçersin
Sağuru sağuru tütün içersin
Ne beni alırsın ne de geçersin

Yandım anam yandım yandan bakana
Ganım gurban olsun cigaramı yakana

Irmak kenarından geldim de geçdim
Boyunu boyuma ölçtüm de geçdim
Güzel seni güzel diye seçdim de geçdim

Yandım anam yandım kınalı dağlar
İkeli koynunda bir gelin ağlar

Irmak kenarında testin mi vardı
Beni öldürmeye kastin mi vardı
Yar benden habersiz dostun mu vardı

Yandım Allah yandım yandırma beni
Yalan söyleypte kandırma beni

ŞU BOYVAD'ID YOLUNCE DE

DERE KENARINDA YILDIZ IŞILAR

Şu Boyvad'ın yolunce de
Suyu saldım pirince
Bir incecik ter dökdüm de
Yar yanına varınca

Bahçelerde tomurcag da
Ne yumuşaksın yumuşak
Beni deli ediyor da
Ag entereli uşag

Gaya gunduzu musun da
Şafak yıldızı mısın
Eğil bir yol öpeyim de
Padişah gızı mısın

Gidene bak gidene de
Boyu benzer fidene
Mevlam sabırlar versin de
Gizli sevda çekene

Dere kenarında yıldız ışılar
Yüreğime düştü acı gurşunlar
Hiç halimden bilmiyo zalım gomşular

Yandım canım yandım yandım çileli dağlar
İkeli böğründe bir gelin ağlar

Dere kenarında pahla böğrümce
Hamamdan geliyo gelin görümce
Dünyalar hep benim oldu yari görünce

Yandım canım yandım yandım çileli dağlar
İkeli böğründe bir gelin ağlar

SABAH OLUR GÜNEŞ
DOĞAR BACADAN
MUALLİM

Sabah olur güneş doğar bacadan
Öğlen olur çocuk gelir hocadan
İlahi çocuk sensin beni gocadan

Anam beni niye verdin çocuğa
Oynar oynar daş doldurur goynuma

Sabah olur çaruğunu giyemez
Öğlen olur yemeğini yiyemez
Akşam olur gel gezelim diyemez

Anam beni niye verdin çocuğa
Oynar oynar daş doldurur goynuma

Ben giderken ekinleri göğüdü
Açıldı mı yaylaların söğüdü
Emmimgilde delikanlı yok muydu

Anam beni niye verdin çocuğa
Oynar oynar daş doldurur goynuma

Muallim olacaksıñ muallim
Sararıp solacaksıñ a yârim
Ben müfdüye danışdım muallim
Sen benim alacaksıñ a yârim

Gel muallim ellere ellere
Basduramam yellere muallim
On beşimde yâr sevdim muallim
Sevdirmedim ellere ellere

Gel muallim yanıma yanıma
Ganım gaynar ganıña ganıña
Muallim hasdayımış muallim
Çorbası tasdayımış a yârim
Açdım bakdım yorganı muallim
Azıcuk hasdayımış a yârim

Gel muallim ellere ellere
Basduramam yellere muallim
Pençirenin altına muallim
Boya çalayım boya a yârim

Yoldan geçen yârime muallim
Sarılsam doya doya a yârim
Gel muallim ellere ellere
Basduramam yellere muallim

 

 

 

BİR TÜRKÜ/ BİR ANI:

 

Bir Taşköprü Türküsünün "Ben"deki Etkileri/ Ali ŞAHİN

Kategori: Anı

SABAH OLUR GÜNEŞ DOĞAR BACADAN

Sabah olur güneş doğar bacadan
Öğlen olur çocuk gelir hocadan
İlahi çocuk sensin beni gocadan

Anam beni niye verdin çocuğa
Oynar oynar daş doldurur goynuma

Sabah olur çaruğunu giyemez
Öğlen olur yemeğini yiyemez
Akşam olur gel gezelim diyemez

Anam beni niye verdin çocuğa
Oynar oynar daş doldurur goynuma

Ben giderken ekinleri göğüdü
Açıldı mı yaylaların söğüdü
Emmimgilde delikanlı yok muydu

Anam beni niye verdin çocuğa
Oynar oynar daş doldurur goynuma


Kaynak Kişi:
Adı soyadı: Emine Bekdemir.
Doğum yeri ve tarihi: Beyköyü, (1937).
Mesleği: Ev hanımı.
Tahsili: Okuma-yazması yok.
Derleyen: Ahmet Bekdemir.




Bu türküyü ilk kez dedemin annesinden Elif ninemden dinledim. O 1958-59 gibi öldüğüne göre demek ki olsam olsam 5-6 yaşlarımdaymışımdır; yılını bilemediğime göre daha küçük de olabilirim... Evin önünde taş toprakla oynadımı anımsıyorum, o sıra bir esin gelmiş olacak nineme bu türküye başladı ama bana söylüyor, anlıyorum...

Söz tam nakarat kısmına geldi:

"Anam beni niye verdin çocuğa
Oynar oynar daş doldurur goynuma"

Çocukluk işte o zaman uzun entari vardı üztümüzde demek ki daha da küçüğüm... Tabii koynumda da taşlar... Buraya kadar iyi de bir dize daha eklemişti o, belki de aslında var:

"... Günahları anasının boynuna..."

der demez taşı yapıştırıyorum kadıncağıza, alnına geliyor tam, bir kan , bir kan.. Çocukluk işte ne olduğunu anlayamıyorum ama o zaman evin gözdesiyim, babamın önceki eşinden olan çocuklar ve 2. Dünya Savaşı yıllarında Erzurum'da askerliğini yaparken ölen rahmetli amcamın çocuğu durmamış küçükken ölmüşler...
Kimin haddine bana "kaşının üstünde gözün var" demek... Halil Ağa (Dedem) napar adamı? Anne sevgisi büyük nine sevgisine ağır basmış ve anne yüzünden küçük yaşta büyük nine katili olmaktan kıl payı kurtulmuşum...

Bu olay bende hep bir vicdan sızısı yaratır, her anımsadığımda... Bir yerlerime bir şeyler sokulur hep... Oysa Elif Ninemi de çok ama çok severdim; annemle ikisi arasında tercih yapınca anne sevgisi daha ağır basmış demekki diyorum şimdi düşününce...

O'ndan kalan tek yadigar Nüfus Cüzdanından kopup düşmüş tek kara çarşaflı resimdi, durup duruyordu bir yerlerde ama sanırım 14.08.1974 Yazıhamit köyü yangınında yandı mı kayıp mı oldu yok... Basit gibi görünen "bir suret" zamanla dünyaya bedel oluyor o resim için neler vermezdim şu anda...
Ali ŞAHİN (
http://www.e-kastamonu.net)


                                                                                    (Sürecek)

Batı Karadenizin Şirin ilçelerinden Biri: Taşköprü 6

19/6/2007 · Kategori: Inceleme

SPOR

TAŞKÖPRÜ 'DE SPOR

FUTBOL
 

   TAŞKÖPRÜ SPOR KULÜBÜ

      1937  yılından beri faaliyet gösteren  kulübümüz, Kastamonu’nun köklü  kulüplerindendir.Kastamonu’daki  liglere en fazla branşta katılan tek takımıdır.Genç ve öğrenci potansiyeli en fazla olan ilçemizdir.Yaklaşık 5000 öğrencisi vardır.Her çocuğa ve gence yeteneklerine göre spor yaptırılmaya çalışılmaktadır.Üç tane kapalı spor salonu vardır.Bulardan bir tanesi  750 seyirci kapasitelidir. Nizami çim futbol sahası, çim futbol antreman sahası ve iki adette toprak futbol sahası bulunmaktadır.İki yüzün üstünde futbol branşında sporcusu vardır.Futbolda büyükler, A genç, B genç, Yıldızlar katagorilerinde lige katılmıştır.Küçüklerde ise Kastamonu ligi kurulamadığından yakın ilçe olan Boyabat ile özel maçlar yapılmaktadır.Beş yıldır Hentbol branşında ilimizi temsil etmekteyiz.Deplasmanlı ligden birinci lige namağlup, Birinci ligden süper lige ise bir yenilgi ile birinci lig şampiyonu olarak yükseldik.Süper ligde dev bütçeli takımlarla mücadele ettik .Talihsiz bir şekilde iki defa yendiğimiz takım ligde kaldı, biz bir puan farkla ligden düştük.Yılmadık ve tamamı Kastamonulu gençlerden oluşan bir takımla zorlu deplasman gurup maçları oynayarak, gol averajı ile birinci lig şampiyonluğunu kaçırdık ve lig ikincisi olarak süper lige çıktık.Ligin ismi birinci lig A katagorisi olarak değiştirildi.Şimdi bu ligde 8. hafta maçlarımızı yaptık 5 puanla 8. sıradayız.Rakiplerimiz Ankara Milli piyango, Çankaya belediyesi, Polis akademisi koleji, Halkbank, Beşiktaş, Bursa Nilüfer belediyesi,Trabzon belediyesi, İzmit büyük şehir belediye, Bafra belediyesi, İzmir Büyük şehir belediye ve İzmir Altınordu belediyesidir..Hentbolde yine gençler, yıldızlar, minikler ve küçükler katagorilerinde liglere  katılıyoruz.Yıldız milli takıma bir sporcu ve B yıldız milli takım gelişim kampına iki sporcu vermekteyiz. Voleybolda Büyük erkekler ve Küçük kızlarda lige katılmaktayız.Basketbolda ise büyük erkekler  ve gençlerde liglere katılmaktayız.Briç takımımız il dışında yapılan turnuva ve yarışmalara katılarak hem ilimizin hem de ilçemizin ismini duyurmakta ve reklamını yapmakta.Santranç takımımız santranç birinci liginin kapısından dönmüştür.Yine yeni açmış olduğumuz teakwondo branşında kayıtlarımız başlamıştır.

                        Taşköprüspor  Kastamonu’da  kendi tapulu lokal binası olan tek kulübüdür.

    Adres:Taşköprüspor kulübü lokali 37400

                                                                                                  Yıldıran YÜKSEL

                                                                               TAŞKÖPRÜSPOR KULÜBÜ BAŞKANI

            Tel:    0 366 4174949
                      0 366 4174900
            Faks: 0366 4173353


2001- 2002 Sampiyonu

Taşköprüspor'lu Murat gol kralı!

2001-2002 Kastamonu l.Amatör Küme Futbol Liginde en çok gol atan futbolcu

Taşköprüspor'un genç santraforu B.Murat oldu. Taşköprüspor'un bu sezon oynadığı toplam 13 maçta 27 gol atma başarısını gösteren B.Murat geçtiğimiz hafta Taşköprüspor'un kendi sahasında oynadığı İhsangazispor maçında tam 5 gol birden atarak gol sayısını 27'e çıkardı.  
Kastamonu l .Amatör Küme A ve B Grubunda bulunan tüm takımların içersinde en çok gol atan takım   unvanına da sahip olan Taşköprüspor bu sezon 13 maçta 49 gol atarak  maç  başına 3.8 gol ortalaması ile  Kastamonu Amatör liglerinin de en golcü takımı unvanına sahip oldu.  
Taşköprüspor'un 17 yaşındaki genç golcüsü B.Murat İse maç başına attığı 2.1 gol ile Kastamonu liglerinin en fazla gol atan futbolcusu oldu.B.Murat için Taşköprüspor antrenörü Ceyhan Gültekin geleceğin çok büyük yıldız adaylarından olduğunu söyledi.  
Murat'ın 1-2 yil daha tecrübe kazanması gerektiğini belirten Gültekin, “Taşköprü gol makinasinı yetiştirdi” dedi.  

 

HENTBOL


Antrenör:Hüsnü Şinaforoğlu / Başkan:Mustafa Turan

Adres: Taşköprü Kulübü Lokali Taşköprü/Kastamonu
Kuruluş Tarihi: 2002-09-22
Renkleri: -
Telefon: 03664174949
Faks: 03664172621

BİRAZ DA NOSTALJİ

______________________________

 

KASTAMONU: 5 TAŞKÖPRÜ: 1 / UTKU ERİŞİK

Kategori: Nostalji

Kaynak: Taşköprü'den Bakış

KASTAMONU: 5 TAŞKÖPRÜ: 1

 

 

1937'DE DOĞRUSÖZ GAZETESİNDE, KASTAMONU-TAŞKÖPRÜ ARASINDA OYNANAN KARŞILAŞMA BAKIN NASIL YER ALMIŞTI


3 Ağustos 1937 tarihli Doğrusöz gazetesinin spor sayfasında bir habere rastladım. Haberde, o hafta oynanan Kastamonu-Taşköprü maçı anlatılıyordu. Okuduğum zaman yüzümde oluşan gülümseme, bugünkü maç yorumlarıyla arasındaki ‘derin’ anlayış farkından kaynaklanan acı dolu bir gülümseme idi.


Yenen takımın yerlere göklere sığdırılamadığı, yenilen takımın yerin dibine geçirildiği bugünden yetmiş sene geriye gittiğimde şunu düşündüm: Mustafa Kemal’li günler, her açıdan umut doluydu. İnsanların geleceğe iyimser bakışları boşuna değildi… Kavganın, kulüpler arasındaki ilişkilere nefret tohumları ekmeye çalışmanın ve yaptıkları spor programlarında insanî ne kadar değerimiz varsa hepsini ‘hiç’ etmenin reyting hesapları yapılırken, yetmiş yılda toplumsal yaşamımızdan kopup giden her güzellikle birlikte, sporda neler yitirdiğimizin en acı tablosuydu bu haberin ‘gizli teması’…

İçinde ne ‘kıran kırana’ geçen bir mücadele anlatılıyordu ne de ‘ezelî rekabetin son düellosunda iki takımın da gol silahları susmuştu.’...

Yazının aslındaki hiçbir noktalama imine ve sözcük yazım hatalarına dokunmadan, bütün güzelliğiyle içtenliğini sizinle paylaşmak istiyorum. Birilerinin ağzından hiç düşürmediği gibi, eğer ‘Futbol asla sadece futbol değildir.’ ise, buyrun…



KASTAMONU-TAŞKÖPRÜ MAÇI
Pazar günkü maçta Kastamonu kulubu 5-1 galip geldi.
Kastamonu spor kulubu bu pazar günü ilk defa olarak Kastamonu’da kazalar kulüplerile temasa geldi, şimdiye kadar vilâyet harici kazalarla veya diğer vilâyetler kuluplerile maçlar yapılmıştı fakat, kendi kazalarındaki kuluplerle hiç maç yapmamıştı.
Taşköprü spor kulübünün müracaatı üzerine eksersiz kabilinden bir maç yapmasını kabul etmiş ve o gün saat 4 de bu maç başlamıştır.
Evvelceden bu maçın yapılacağı bilinmiyordu. Pazar günü maç yapılacağı şûyu bulunca kalabalık bir seyirci kitlesi sitadı doldurmuştu.
Saat 4 ü çeyrek geçe Taşköprülüler sahaya çıktılar, halk Taşköprü’nün kıymetli takımını hararetle alkışladı. Ondan sonra Kastamonu takımı da alkışlar arasında sahaya geldi. Mutat merasim bittikten sonra Ateş İbrahim’in hakemliği ile maç başladı.
Takımlar şu suretle yer almışlardı:
Taşköprü takımı:
Kaleci Necdet, sağ bek Celâl, sol bek Nihat, orta haf Suat, sağ haf Mustafa, sol haf Adil, sağ açık Fahir, sağ iç Ömer, santırafor Hüsnü, sol iç Muhlis, sol açık Nejdet
Kastamonu takımı:
Kaleci Orhan, sağ bek Karabit, sol bek Kudret, sağ haf Ahmet, orta haf Adnan, sol haf Ali, sağ açık Ali, sağ iç İzzet, santırafor Fevzi, sol iç Kadir, sol açık Mustafa
Oyun canlı bir şekilde başladı. Saha bir gün evvel yağan yağmurlardan birikmiş sular içindeydi. Bilhassa sahanın bir tarafı göl gibi idi. İlk dakikalarda topun bu göle kaçması şevki ve heyecanı kırmıştı. Bir taraftan da bu gölcükler belediye tanzilatçıları tarafından temizlendi. İlk haftayımın 30. dakikasında Taşköprülüler Kastamonululardan hiç de aşağı olmadıklarını gösteriyorlardı. Hele Kaleci Necdet üstü üstüne birçok golleri kurtarıyordu fakat yavaş yavaş hakimiyet Kastamonululara geçiyordu. 35.dakikada İzzet, Taşköprü kalesine ilk golü yaptı ve birinci haftayım Kastamonuluların bir golleri ile neticelendi.
İkinci haftayımda rüzgâr vaziyeti Kastamonuluların lehineydi. Sahanın ıslak olması dolayısı ile top çok ağırlaşmıştı. Buna rağmen iki taraf da galibiyeti elde etmek için var kuvvetleri ile çalışıyorlardı. Taşköprülüler 5-10 dakika geçer geçmez yorgunluk eseri göstermeğe başladılar. Kastamonulular bu fırsatı kaçırmadılar. 15. dakikada yine İzzettin bir şuüytle ikinci golde Taşköprü kalesine girdi. Bu gol üzerine Taşköprülüler son kuvvetlerile hücuma geçtiler ve Hüsnü’nün bir ortalayişile Muhlis topu aldığiyle Kastamonu kalesine soktu. Taşköprülüler bu suretle ilk ve son gollerini yaptılar. Bundan sonra bilhassa Kastamonulular daha ziyade canlı oynamaya başladılar, hele sol iç Mustafa bu haftayımın sonunda bütün gençlik kudretini gösteriyordu. Üç defa üst üste yapmış olduğu gollerle Taşköprülülerin manevi kuvvetlerini sarstı ve oyunun sonu Kastamonuluların hâkimiyeti altında ceryan etti. Hâkem düdüğü çalarken Kastamonulular 5, Taşköprülüler 1 gol yapmış bulunuyordu. Taşköprülüler ilk çıkışları gibi oyuna devam edilebilselerdi Kastamonuluların bu kadar gol yapmalarına imkân bulunmıyacaktı.
Bu gösteriyor ki, Taşköprü Kulubu henüz yeni açıldığı için, idmanlı değildir. Buna rağmen oyunları mütekâmil bir oyuncu gibi oynadılar. Hariçte ilk maç yaptıkları için bu netice yine memnuniyete şayandır. Bu maç bize Kastamonuluların herhangi bir yetişğin futbol takımiyle çekinmeden karşılaşabileceği kanaatını verdiği gibi Taşköprülülerinde iyi yetişecek bir takım olduğunu kanaatını getirtti.


UTKU ERİŞİK

FESTİVAL

Taşköprü'nün kültürünü ve tarım ürünlerini ülke içinde ve ülke dışında tanıtma amacıyla, her yıl eylül ayının ilk haftasında “ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK FESTİVALİ” adı ile bir festival düzenlenmektedir.

İlki 1987 yılında ulusal nitelikte düzenlenen festivale, 1988 yılından itibaren uluslararası bir hüviyet kazandırılmıştır. Festival süresince yerli ve yabancı halk oyunları ekiplerinin gösterileri, yağlı güreşler, at yarışları, cirit gösterileri ve ünlü sanatçıların konuk olduğu müzik şölenleri gibi geniş ve çok yönlü etkinliklere yer verilmektedir.

Festival, üretilenin tüketiciye yeterince ulaşabilmesi için, tanıtımın öneminin idraki ile yapılmaktadır. Taşköprü'nün simgesi olan Beyaz Altın (sarımsak) bu festival vasıtası ile daha geniş halk kitlelerine duyurulacak, daha çok tüketilecek ve böylece emek değer bulacak, sarımsak üreticisi alın terinin karşılığını alarak yarına daha güvenle bakacaktır. Ayrıca geçmişine, kültürüne ve toprağına bağlı Taşköprü insanı, kendi bağrından çıkan, kendi yetiştirdiği insanları ile bu festival vasıtası ile kucaklaşıp hasret giderme imkânına kavuşacaktır.

Taşköprü'nün Sesi Arşivinden

15/10/2006 · Kategori: Inceleme

Atatürk'ün Kastamonu'ya Gelişleri Şapka ve Kıyafet İnk. Kutlamaları
Kastamonu
23-31 Ağustos

Atatürk'ün Seydiler İlçesini Ziyareti Kutlamaları
Seydiler
25 Ağustos

Atatürk'ün Küre İlçesini Ziyareti Kutlamaları
Küre
25 Ağustos

Atatürk'ün İnebolu İlçesini Ziyareti Kutlamaları
İnebolu
25-27 Ağustos

Atatürk'ün Devrekani İlçesini Ziyareti Kutlamaları
Devrekani
28 Ağustos

Atatürk'ün Taşköprü İlçesini Ziyareti Kutlamaları
Taşköprü
29 Ağustos

Atatürk'ün Daday İlçesini Ziyareti Kutlamaları
Daday
30 Ağustos





BÜYÜK ÖNDER 80 YIL ÖNCE BUGÜN KASTAMONUDAYDI

30 Ağustos a kadar sürecek olan törenler Cumhuriyet Meydanı nda başlayacak, Kortej yürüyüşünün ardından Müze bahçesinde devam edecek Atatürk'ün Kastamonu'ya Gelişleri, Şapka ve Kıyafet İnkılabı'nın 80'nci Yıldö-nümü bugün Cumhuriyet Meydanına Çelenk konulması ile başlayacak. Cumhuriyet Meydanındaki törenin ardından Saat:11.00 de Olukbaşından başlayacak kortej yürüyüşünün ardından Atatürk'ün tarihi nutkunu okuduğu Tarihi Müze önündeki törenlere geçilecek. Buradaki törenlerde Belediye Başkanı Turhan Topçuoğlu ve Vali Mustafa Kara'nın günün anlam ve önemini belirten konuşmaları sonrası sırasıyla Atatürk'ün Kastamonu nutku, Merhum Öğretmen Cemal Koral'ın konuşmasının okunması ve Atatürk'ün cevabi veda nutku'nun okunması sonrası Sepetçioğlu ve Folklor ekibi gösterisi yer alacak. Şapka ve Kıyafet İnkılabı kutlamalarının içersinde ayrıca 9.Türk Dünyası günleri etkinlikleride yer alacak. İlk günkü programda ayrıca akşam saat:20.00 de Cumhuriyet Meydanında Dünden bugüne Şapkalar konulu defile düzenlenecek. 80'nci Yıldönüm kutlamalarının ikinci günü olan yarınki program ise Saat:14:00'deki panel ile başlayıp akşam saat 19:30 da Cumhuriyet Meydanında düzenlenecek olan Gürcistan Tiflis Halk Dansları gösterisi ile sona erecek. 30 Ağustos tarihine kadar sürecek olan kutlamalar ayrıca Kastamonu Merkez ile birlikte Seydiler, Taşköprü, Devrekani ve Taşköprü ilçelerinde de kutlanacak.
http://www.nasrullahgazetesi.com, 23.08.2005



NASRULLAH MEYDANINDA KONSER ZİYAFETİ

Belediye tarafından 8 yıldır yapılmakta olan ve bu yıl 9'ncusu düzenlenecek olan Türk Dünyası Günleri bugün Nasrullah Meydanında düzenlenecek törenlerle başlayacak. Saat:15.00 de Nasrullah Meydanında düzenlenecek törenle açılacak olan Türk Dünyası günlerinin ilk günkü etkinlikleri arasında sırasıyla Saat 15.30 da Nasrullah Meydanında Kitap Sergisi açılışı, Saat 16.00 da Avrasya Kültür Sanat Birliği Merkezi Derneği sanatçılarının hazırlamış olduğu Resim sergisi Belediye Başkanlığı Halkla İlişkiler salonunda açılacak. İlk günkü program Saat 21.00 de Cumhuriyet Meydanında düzenlenecek olan Funda Arar ve Hatice konseri ile sona erecek. 9'ncu Türk Dünyası Günlerinin ikinci günü ise sabah etkinliğe il dışına gelen misafirler için kültür gezisi düzenlenmesi ile başlayacak. Geceki panel ile sona erecek yarınki programın ardından 9'ncu Türk Dünyası Perşembe günü Belediye Düğün Salonunda gerçekleştirilecek Sünnet Şöleni ve Akşam Kışla Parkında düzenlenecek Türkiye Dünyası Müziğinden örnekler ile sona erecek. http://www.nasrullahgazetesi.com, 23.08.2005






80.YILDÖNÜMÜNDE ATATÜRK'ÜN
KASTAMONU VE İNEBOLU SÖYLEVLERİ (NUTUKLARI)
--------------------------------------------------------

Atatürk'ün Kastamonu Söylevi
(30 Ağustos 1925)

Efendiler!

Meşhudatımın en kıymetli kısmı bu güzel mıntıkanın samimi halkının çok münevver ve çok geniş ve yüksek bir zihniyet sahibi olmalarıdır. İtiraf etmeliyim ki bu seyahatimden evvelki malümatım , meşhudatımın hasıl ettiği kanaatlerden çok başka idi. Muhterem mebuslarınız Ali Rıza Bey, Mehmet Fuat Bey gibi zevat bulunmasaydılar, sizi mümkün olduğu kadar olduğunuzun aksine tanımak için çalışanlar ezhanı teşvişte kim bilir ne kadar ileri gitmeğe muvaffak olacaklardı. Asarı fi’liyesini memnuniyetle görmekte olduğum ali telakkiyatınız bittabi bir anda, bir günde tekevvün edemezdi. (....)
Devamları İçin TIKLATINIZ
***************

Atatürk'ün İnebolu Söylevi
(27 Ağustos 1925)

Hanım ve Bey Arkadaşlarım ;

Bana huzuru nezihanenizde söz söylemek fırsatını bahşettiğinizden çok bahtiyarım. Bunun izin size sureti mahsusa da teşekkür ederim. Derekap ilave etmeliyim ki, İnebolu’nun muhterem halkı beni çok samimi kabul etti; hakkımda kalbi tezehüratta bulundu. Bunun bende tevlit ettiği memnuniyet hislerini Belediye Dairesinde ve Hükümet Konağında bilvesiyle söylemiştim.Fakat burada huzurunuzda bir defa daha bu memnuniyetimi ve samimi teşekküratımı ifade etmek benim için çok zevkli bir vazifedir.Müsaadenizle onu ifa edeyim :(....)
Devamları İçin TIKLATINIZ




Kastamonu'da 'Şapka' Günleri...
------------------------------------

Bu yazın en sıcak günlerindeki en çekici gündemi ''plajlardaki donlu, entarili İstanbul sakinleri'' oluşturdu. Kentin 40 yıl aradan sonra yeniden açılan ünlü plajlarındaki ''uygunsuz kıyafetler'' , kimilerine göre ''yoksul Anadolu halkının denizle buluşması'' nı simgeliyor...

Oysa, okula okul kıyafetiyle, işe iş kıyafetiyle, yatağa da yatak kıyafetiyle girmek nasıl ki para pul gerektirmiyorsa denize de herkesle birlikte deniz kıyafetiyle girmek bir ''zengin'' lik gösterisi değil, bir uygarlık davranışı...

Nitekim Atatürk 'ün gerçekleştirdiği ''devrim'' ler arasında ''Şapka ve Kıyafet Devrimi'' nin bu nedenle özel bir önemi var.

25 Ağustos 1925'te Kastamonu 'ya gelen Atatürk, 2 gün sonra İnebolu'ya geçiyor ve şimdi valilik tarafından restorasyonu ihale edilen 3 katlı bir taş konağın balkonundan halka ''şapka'' sını gösteriyor. Aynı konuşmanın önemi ve içeriği Nutuk 'ta da şöyle yer alıyor:

''Ulusumuzun başından cehalet, gaflet ve gerici zihniyetin, ilerleme ve uygarlık düşmanlığının markası gibi sayılan fesi atarak; yerine tüm uygar dünyaca başlık olarak kullanılan şapkayı giymek ve bu şekilde Türk ulusunun, uygar dünyadan zihniyet bakımından hiç de farklı olmadığını göstermek bir zarurettir...''

İşte bu sözlerle gerçekleşen ve ''kafa'' nın dışını değil ''içi'' ni çağdaşlaştırmayı hedefleyen bir devrimin üzerinden tam 80 yıl geçtikten sonra, plajlardaki görüntüler sıradan bir ''yoksul ve cahil halk'' söylemiyle nasıl yorumlanabilir?

''Muhafazakâr'' lıkla uygarlık arasında öylesine bir çatışma yaşanıyor ki çıplaklığı en uygun şekilde örtebilen mayoyu ''inançlarına aykırı'' bulan erkek ve kadınlar, ıslak vücutlarının tüm girinti ve çıkıntılarına ''streç'' gibi yapışmış uzun beyaz donları ve ince elbiseleri ile sözde ''kapalı'' olduklarını sanabiliyorlar...

İstanbul'un inadına
Kastamonu Valisi Mustafa Kara , bu yıl Şapka ve Kıyafet Devrimi günlerini bir haftaya yayılan etkinliklerle anacaklarını söyleyince, aklımıza bu güncel tartışma geldi.

Ulusumuza ''giysi kültürü'' nün önemini ve değerini yeniden anımsatmak için, bu etkinliklere başta ÇYDD ve ADD gibi dernekler olmak üzere, ''Anadolu aydınlanması'' nın değerini bilen tüm kuruluşların üyeleriyle de katılmaları anlamlı olmaz mı?

Hem de öyle bir program yapılmalı ki İnebolu'da Atatürk'ün ''Bu şapkadır'' dediği tarihsel yapının tam önünde, tüm katılımcılar ve İnebolulular ''mayo'' larıyla denize girmeliler. Ulusal basın, İnebolu kumsalındaki ''çağdaş Türkiye'' nin fotoğraflarını da yine birinci sayfalarda basmalı. Televizyonlar, İstanbul plajlarındaki görüntülerin ''tersini'' yaşatanları ve düşüncelerini tüm ülkeye, hatta dünyaya yayımlamalı...

Coşkuya siz de katılın
Aslında, Karadeniz kıyılarının güzelim yerleşmelerini ne kendimiz yeterince tanıyoruz ne de yabancılara tanıtıyoruz...

Örneğin, yapımı yıllar önce tamamlanmasına rağmen ''açılmadan kapanan'' , tüm Batı Karadeniz bölgesi için de gerekli Kastamonu Havaalanı 'nı, bölge turizmini canlandırmak üzere hiç değilse yaz aylarında hizmete sokmayı bile hâlâ önemsemiş değiliz...

Kastamonu Valisi Mustafa Kara'yla bu gibi konuları ve ilin, ilçelerinin geleceğini belirleyecek yatırımları konuştuk. Valimiz öylesine dolu ve öylesine heyecanlı ki anlattıkları ile gözlemlerimize, gelecek yazılarımızda yer vereceğiz...

Şimdilik şunu yeniden belirtelim ki önümüzdeki salı günü (23 Ağustos) başlayacak olan ''Şapka Devrimi Kültür Haftası'' , Atatürk'ün 80 yıl önce ziyaret ettiği ilçelerin tümünde düzenlenen etkinliklerle gerçekleşecek. Siz de aynı günlerde Kastamonu 'yu, İnebolu 'yu, Devrekhane 'yi, Küre 'yi, Seydiler 'i, Daday 'ı, Taşköprü 'yü bu tarihsel coşkularında yalnız bırakmayın.

Cumhuriyet Devrimi 'nin bugün her zamankinden daha fazla gereksinim duyduğumuz uygarlık kazanımlarını, Kastamonulularla birlikte yaşadıktan sonra, mayonuzu giyin ve Karadeniz'in serin sularında aydınlık geleceğe doğru kulaç atın....

Cumhuriyet 21.08.2005
ÇED KÖŞESİ / OKTAY EKİNCİ
oekinci@cumhuriyet.com.tr



MEB'ndan ÖĞRETMEN ALIMI
-------------------------------
Başvurular: 10-24 Ağustos 2005
-------------------------------

MEB 10 bin öğretmen alacak
--------------------------------

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) alacağı 10 bin 509 öğretmen için başvurular, 10 Ağustos Çarşamba günü başlayacak.

Milli Eğitim Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, 10 bin 509 kadroya, ilk atama, açıktan ve açıktan ilk atama yoluyla öğretmen alınacak. İlk atama yoluyla atanacaklar için 10 bin 299, açıktan ve açıktan ilk atama yoluyla atanacaklara da 210 kişilik kadro ayrıldı. Öğretmenlik İçin Atama Kılavuzu, bakanlığın internet adresinde (http://personel.meb.gov.tr) yayımlanacak. Adaylar, 10-24 Ağustos tarihleri arasında başvurabilecekler. Atama yapılacak branşlar ve kontenjanlar şöyle:

Almanca (50), Beden Eğitimi (400), Bilgisayar (400), Biyoloji (10), Coğrafya (20), Din Kültürü ve Ah. Bilg. (520), El Sanatları (20), Elektrik (30), Elektronik/Telekomünikasyon (40), Felsefe (50), Fen Bilgisi (650), Fizik (10), Fransızca (20), Giyim/Hazır Giyim/Moda T. (40), Görme Eng. Sınıf Öğrt. (10), İHL Arapça Meslek Dersi (30), İHL Meslek Dersleri (20), İngilizce (1400), İş Eğitimi (Ticaret) (8), İş Eğitimi (Ev Ek.) (90), İş Eğitimi (İş Tk. Eğt.) (130), İşitme Eng. Sınıf Öğrt. (20), Japonca (1), Kimya (10), Kuaför/Cilt Bak. ve Güz. (40), Makine Ressamlığı (10), Matbaa (2), Matematik (103), Matematik 1 (İlköğretim) (1000), Mobilya ve Dekorasyon (30), Muhasebe Grubu (150), Müzik (150), Nakış (80), Okul Ön./Çocuk Gel. ve Eğt. (500), Rehber Öğretmen (250), Resim-İş/Resim (30), Resim/Grafik (5), Rusça (10), Sanat Tarihi (5), Seramik (2), Sınıf Öğretmenliği (1638), Sosyal Bilgiler (500), Tarih (150), Tekstil (2), Tesisat Teknolojisi (5), Trikotaj (10), Türk Dili ve Edebiyatı (100), Türkçe (1300), Zihin. Eng. Sınıf Öğrt. (248).
(Cumhuriyet gazetesi, 06.08.2005)







Devrekani ve Tosya'da Festival:
-------------------------------------

TUĞBA ÖZAY TOSYA'DA ARAÇLARA PİRİNÇ DAĞITACAK

Ülkemizde pirinci ile ünlü Tosya, 25-28 Ağustos tarihinde yapılacak 8. Tosya Pirinç ve Kültür Festivaline hazırlanırken, 26 Ağustos Cuma günü sabah saatlerinde yapılacak olan en iyi pirinç pilavı yarışmasında da 2 bin kişi yarışmada pişen pilavları tadacak.

Tuğba Özay 1200 Yolcuya Pilav ve Et Dağıtacak :
Tosya Festival etkinlikleri arasında E- 80 ve D- 100 karayolu üzerinde bulunan ve ülkemizin en eski çeltik üretim merkezi olan Tosya İlçesinde geleneksel hale getirilen 8. Pirinç ve Kültür Festivalinin ikinci akşamı Podyumların ele avuca sığmayan mankeni ve sunucu Tuğba Özay, E-80 de yaklaşık bin 200 yolcuya etli pilav dağıtımı yapacak. Öte yandan Sünnet Şöleni kapsamında 27 Ağustos Cumartesi günü yaklaşık 120 çocuk sünnet ettirilirilecek. Üçoluklar Mesire yerinde çeşitli eğlence programları da yapılacak ve yaklaşık 5 bin kişiye piknik pilavı ve et dağıtılacak. Ayrıca yurdun dört bir yanından gelecek bin 400 aile Tosya Halkı tarafından ağırlanacak.
Her Şey Tosya İçin:
Tosya Festival Tertip Komitesinde yükü omuzlayan Tosya Belediye Başkanı Sait Gülabacı, Festival hakkındaki açıklamasında ülkemizin en iyi festivallerinden birisini yapmak istediklerini, bu yüzden de tertip komitesinin iki ayı aşkın bir zamandan beri yaptıkları çalışmalarla son aşamaya geldiklerini söyledi. Gülabacı " Yıllarca çeltik üretiminde sahipsizliğin acısın yaşayan Tosyalı üretici şimdi kendini kanıtlamak için uğraş veriyor, yıllardır üreticinin sesi olan festival yapılmamış, ilçe ciddi bir şekilde tanıtılamamıştır. Geçtiğimiz yıl 7. Pirinç ve Kültür Festivalinde beklenenin üzerinde olan ilgi bizleri cesaretlendirdi. 8. Pirinç ve Kültür Festivalinde ilçemizin tanıtımı en iyi bir şekilde yapılacak, Türkiye genelinde ilçemiz hakkında daha çok bilgi edinme imkânı sağlanacaktır. Pirinci iyi yetiştiren halkımızın iyi pilavı da pişirdiği kanıtlanmalıdır. Festival boyunca halkımıza pilav ziyafeti verilecek, Festival sunucusu Tuğba Özay'da E-80 ve D-100 Karayolundan geçen 1200 araç sürücüsü ve yolculara pilav ve et dağıtacak. Yaklaşık 30 kazan pilav kaynaması bekleniyor, 1500 kilo et pişecek olması da gerçekten sevindirici. Çünkü ülkemizin ve dünyanın en kaliteli pirinci Akçeltik ile Sarıkılçık pirinçleri sadece Tosya İlçemizde yetişiyor. Tosya Bıçkı Çakısı dünyada yine ilçemizdeki bıçakçı esnafı tarafından üretilirken, Tiftik Kuşak ve hamam kesesi üretimi yine ilçemiz el dokuma tezgahlarında üretilmektedir"dedi.
Nasrullah gazetesi

****************

DEVREKANİ'DE COŞKUN SABAH HEYECANI

Devrekani Belediyesi tarafından bu yıl 4'ncüsü düzenlenecek olan Uluslar arası Devrekani Kültür, Tarım ve Hayvancılık Şenlikleri için ilçede çalışmalar başladı. 27-28 Ağustos tarihleri arasında yapılacak ve ilk gün Kamil Sönmez, Gülten Kanlı, ile Ayşin Ökten'in konser vereceği şenliklerde son gün ise Fulden Uras, Niran Ünsal, Lerzan Mutlu ve Selami Şahin sahne alacak. Yarışmalardan sünnet şölenine, halk oyunlarından Tiyatro'ya kadar bir çok etkinliğe yer ve-rilecek olan Uluslar arası Devrekani Kültür, Tarım ve Hayvancılık Şenliğinde ayrıca Tarım ve Hayvancılık Fuarı açılacak. Fu-ar için ilçe stadında stand kurma çalışmalarına ise Belediye tarafından önceki gün başlandı. NASRULLAH GAZETESİ




CHP Taşköprü İlçe Başkanlığı 13.08.2005 Cumartesi günü


olağan kongresini gerçekleştirdi ve başkanlığa yeniden Mehmet Ünal'ı seçti. Taşköprü Belediyesi Sosyal Tesislerinde yapılan kongreye Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım, Kastamonu CHP İl Başkanı İbrahim Urgancı'nın yanı sıra Kastamonu CHP Kadın Kolları üyeleri ve çok sayıda partili katıldı. Şeker Fabrikası ve özelleştirilen Taşköprü SEKA Kağıt Fabrikasının, buna bağlı olarak ta kendir ve pancar üretiminin tartışıldığı kongrede tek aday olan Mehmet Ünal'ın listesi göreve getirildi. Kongrede yaptığı konuşmasında SEKA'nın elden gittiğini, sıranın Şeker fabrikasında olduğunu belirten Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım Şeker Fabrikasının satılmaması için bütünleşmek zorunda olduklarını ifade etti. "SEKA satılmadan önce 450 çiftçimiz kendir üretimi için izin almıştı. Şimdi 45 çiftçimize kendir üretimi için izin verildi. AKP'li vekiller Taşköprü'ye geldiklerinde işçi sayısı artacak, üretim kapasitesi artacak diyordu. Mehmet Ali Molay Taşköprü'de ki siyasetçilerin her dediğini yapacak deniyordu. Soruyorum hani nerde. Çiftçiden 1.5 ton kendir alan MOPAK 14 ton üretim yaptığını söylüyor. Geri kalan hammadde nerde peki. Tabi ki ithal edildi. MOPAK, yabancı çevrelerin tarladaki kendiri bitirmek, fabrikadaki üretimi sıfırlamak, Türkiye'ye hammadde ihraç ederek çıkar elde etmek için bastıkları bir düğme görevi yapıyor. Fabrikada teknisyen olarak çalışan vatandaşlarmız şimdi okullarda hademelik yapıyor. Hademelik küçümsenecek bir meslek değil tabi ama bu Türkiye'nin yabancı sermayeye peşkeş çekildiğini gösteriyor. Şimdi de Şeker Fabrikası üzerinde aynı oyunlar oynanıyor. Yani azığımız gitti, sıra katığımızda. Ama katığımızı vermeyeceğiz. Çiftçimizin elinden azığını alan namertlerle mücadele etmeye devam edeceğim. Size namus söz veriyorum" dedi. CHP Taşköprü İlçe Başkanlığına seçilen Mehmet Ünal'ın listesi ise şu isimlerden oluştu; Kubilay Genç, Tayfur Mumcu, Yaşar Özdemir, Lütfi Yüksel, Ahmet Mütevelli, Ahmet Öz, Arif Yıldırım, Yusuf Yıldırım, Kenan Alay ve Ruhi Ünal. (Nasrullah gazetesinden aktaran Kastamonu Postası)


CHP İNEBOLU'DA NELER OLUYOR ?
Cumhuriyet Halk Partisi İnebolu İlçe

Başkanlığındaki istifalar devam ediyor. İlçe Kongresinin ardından 17 istifa ile başlayan istifalar rüzgarı dün de dev am etti ve 4 üye daha partilerinden istifa ettiklerini açıkladılar. Son istifalarla birlikte partiden istifa edenlerin sayısı da 21'e yükselmiş oldu. İstifa eden dört kişinin isimleri şöyle; "Satı Mehmet Demirci, Hüseyin Aydoğan, RemziYüceünlü ve Zülal Soydan Yüceünlü.
NASRULLAH, 23.08.2005


CHP İNEBOLU İLÇE'DE SİNİRLER GERGİN

CHP İNEBOLU İlçe Kongresi sonrasında
partimize üye bir grup
arkadaşımızın üyelikten ayrılmalarını üzüntüyle öğrenmiş
bulunmaktayız.Yeniden CHP Hareketi içinde de aktif görev yapmış
olduğum bazı istifacı arkadaşlarımızın bu davranışlarını
onaylamıyoruz.Partimizin iyi yönetilmediğini hepimiz biliyoruz.Fakat
istifa etmek CHP için çözüm değil,şuan ülkemizin başındaki iktidar
halkımızı her geçen gün biraz daha batağa sürüklerken ilerici sosyal
demokrat mücadelemize birilerine kızarak son vermek ve
partililerimizi etki altında bırakmak, ülke olarak çok zor günler
geçirdiğimiz bu dönemde Ülkemize ihanet olur.Tüm halkımızı AKP
iktidarına karşı CHP çatısında birleşmeye davet ediyoruz.Şimdi CHP
Zamanı.
METİN ILGAZ
YENİDEN CHP HAREKETİ
KASTAMONU KOORDİNATÖRÜ
Eski CHP İlçe Gençlik Kolu Başkanı


SARIGÜL İNEBOLU'YA GELİYOR
İnebolu Belediye Başkanı İdris Güleç, Şapka
Devrimi Kutlamalarına, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün de katılacağını açıkladı.Güleç, geçtiğimiz günlerde kendisiyle görüştüğünü belirttiği Sarıgül'ün 24 Ağustos Çarşamba günü İnebolu'ya geleceğini ve Şapka ve Kıyafet Devrimi yıldönümünün etkinliklerine katılacağını belirtti.Güleç, Sarıgül'ün etkinliklerin yapılmasında katkıda bulunduğunuda belirtti.
otuzyedi, 23.08.2005

CHP İlçe kongresi Araç Elik otel salonunda
yapıldı. Kongreye CHP Kastamonu milletvekili Mehmet Yıldırım, İl Başkanı ve İl yönetiminden yöneticiler katıldı.
Aylar evvel CHP İlçe Başkanlığına birkaç aday olduğu konuşulurken kongre günü il yönetimi ve bazı tecrübeli ;; siyasiler Araç’ta ikilik olmasın tek listeyle girsin şeklindeki teklife itibar edildi ve tek listeyle seçimler yapıldı.
Kongre Kastamonu Milletvekili ve bazı CHP delegelerinin konuşma yaptı. Tek liste olması nedeniyle heyecansız geçen kongrede eski başkan Nazım Özbek yeniden ilçe başkanlığına seçildi.
Yönetim kurulu ve delegeler şöyle:
Başkan: Nazım ÖZBEK
Yönetim Kurulu 1-Ahmet YETGİNOĞLU ;; Emekli öğretmen
2-Ali GÖKÇE ;; Emekli Öğretmen
3-Nihat KONUK İğdir
4-Habibe SEVİMLİOĞLU Emekli Memur
5-Hüseyin KÜTÜKOĞLU ;; İğdir Esnaf
6-Veysel KAPUCU
7- Hilmi ACAR Emekli Esnaf
8- Hakkı ÖZDEMİR Tüccar
9- Dursun BÜYÜKBAYRAM Emekli İşçi
İl Delegeleri:
1- Bahtiyar YAŞAR Belediye Başkanı
2- Niyazi ACAR Emekli Öğretmen
3- Kadir AVİLOĞLU ;;
4- Serdar ÖNAL Esnaf
5- Enver UYANIK
6- Mehmet ULUDAĞ
7- Nazım ÖZBEK ;;
Ayhan ÇİFTÇİ / UFUK ÖTESİ GAZETESİ
UFUK ÖTESİ, 23.08.2005


CHP MERKEZ İLÇE'DE NÖBET DEĞİŞİMİ

CHP Merkez İlçe Başkanlığını bugün yapılacak
olan olağan genel kurulunda nöbet değişimi yaşanacak. Halen Hamdi Holtacıoğlu’nun başkanlığını yürüttüğü merkez ilçede Holtacıoğlu’nun tekrar aday olmayacağı ifade edilirken, eski CHP Merkez İlçe Başkanlarından Günal Genç’in bugün yapılacak olan genel kurulda tek aday olarak yeniden ilçe başkanlığına aday olması bekleniyor. Bugün saat 10.00’da parti binasında yapılacak olan genel kurula CHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım ile çok sayıda partilinin de katılacağı bildirildi SÖZCÜ, 23.08.2005


SHP MERKEZ İLÇE KONGRESİ YAPILDI

SHP'nin Merkez İlçe Kongresi hafta sonu parti
il binasında yapıldı. Yapılan kongre sonunda Merkez İlçe Başkanlığına Makine Mühendisi M. Hakan Oral seçilirken, Yönetim Kurulu Üyeliklerine ise, Abdullah Aydın, Hüseyin Yalçın, Yılmaz Güleroğlu, Celal Kebecioğlu, Hakan Güldamlası, Hasan Tığlı, Levent Bal, Asuman Özkan ve Talat Tutan seçildi. Öte yandan SHP, İl Kongresini Mayıs ayı içersinde yapacağını duyurdu.
Sözcü, 23.08.2005

Atatürk'ün Kastamonu Söylevi
(30 Ağustos 1925)

Efendiler!

Meşhudatımın en kıymetli kısmı bu güzel mıntıkanın samimi halkının çok münevver ve çok geniş ve yüksek bir zihniyet sahibi olmalarıdır. İtiraf etmeliyim ki bu seyahatimden evvelki malümatım , meşhudatımın hasıl ettiği kanaatlerden çok başka idi. Muhterem mebuslarınız Ali Rıza Bey, Mehmet Fuat Bey gibi zevat bulunmasaydılar, sizi mümkün olduğu kadar olduğunuzun aksine tanımak için çalışanlar ezhanı teşvişte kim bilir ne kadar ileri gitmeğe muvaffak olacaklardı. Asarı fi'liyesini memnuniyetle görmekte olduğum ali telakkiyatınız bittabi bir anda, bir günde tekevvün edemezdi. (....)

***************

Atatürk'ün İnebolu Söylevi
(27 Ağustos 1925)

Hanım ve Bey Arkadaşlarım ;

Bana huzuru nezihanenizde söz söylemek fırsatını bahşettiğinizden çok bahtiyarım. Bunun izin size sureti mahsusa da teşekkür ederim. Derekap ilave etmeliyim ki, İnebolu'nun muhterem halkı beni çok samimi kabul etti; hakkımda kalbi tezehüratta bulundu. Bunun bende tevlit ettiği memnuniyet hislerini Belediye Dairesinde ve Hükümet Konağında bilvesiyle söylemiştim.Fakat burada huzurunuzda bir defa daha bu memnuniyetimi ve samimi teşekküratımı ifade etmek benim için çok zevkli bir vazifedir.Müsaadenizle onu ifa edeyim :(....)
Devamları İçin TIKLATINIZ

Bahri KARADUMAN
( 1947 - - )



YAŞAMI:

1947 yılında Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde doğdu. Muzafferettin Gazi İlkokulu , Taşköprü Ortaokulu, Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi ve A.Ü.Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Taşköprü Lisesi, İzmir Eşrefpaşa Lisesi, Buca Eğitim Fakültesi, Özel Fatih Lisesi, Özel Çamlaraltı Lisesi ve Özel İzmir Amerikan Lisesi'nde Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği yaptı.
Evli, iki çocuk babası.
Ilgazların Ötesi Kastamonu Dergisi'nin yazı işleri müdürlüğünü yaptı.
Şiirleri ve kitap eleştirileri Kıyı Dergisi, E Sanat ve Kültür Dergisi, Çağdaş Türk Dili Dergisi,Anadili Dergisi, İzmir İzmir Kent Kültürü Dergisi'nde yayımlandı.

YAPITLARI:

Taşköprü'de Tarım Terimleri, Mezuniyet Tezi (Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi), (İnceleme-araştırma, 1969)
Sevdanın Rengi Ne? (Şiirler, 2000)

ŞİİRLERİ'nden ÖRNEKLER:

İçin TIKLAYINIZ

Taşköprülü Bir Şair:

bahrikaraduman.gif

ZAFER BAYRAMI TAŞKÖPRÜ'DE COŞKUYLA KUTLANDI

30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları tüm yurt ve ilimiz genelinde olduğu gibi Taşköprü’ de de büyük bir coşkuyla kutlandı. İlçe protokolünün eksiksiz olarak katıldığı kutlamalar Cumhuriyet Meydanı’nda ki Atatürk Heykeli önüne çelenk konularak başladı. Bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile devam eden törende günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Taşköprü Garnizon Komutanı Personel Üst Teğmen Ferhat Bektaş yaptı. Cumhuriyet Meydanı’ndaki kutlamaların ardından Garnizon Komutanı Ferhat Bektaş ilçe protokolüne Garnizon Komutanlığı’nda bir resepsiyon verdi.
http://www.kastamonupostasi.com

« Önceki ::