23 12 2012

'Türkiye'nin Yılmaz Güney'e vefa borcu var'

Türkiyenin Yılmaz Güneye vefa borcu var |  görsel 1

  'Türkiye'nin Yılmaz Güney'e vefa borcu var' 20 yıl önce kurduğu Güney Vakfı'nın destekalamadığı için kapandığını açıklayan Fatoş Güney, yine de umutsuzluğa kapılıp köşesine çekilmedi.Yeni projelerine destek olması için Başbakan Erdoğan'ı ziyaret edeceğini söyleyen Güney, "Türkiye'nin Yılmaz Güney'e vefa borcu var" dedi. Ayşegül Özbek Cumhuriyet / Kültür- 20yıl önce kurduğu Güney Vakfı’nın destek alamadığı için kapandığını açıklayanFatoş Güney, yine de umutsuzluğa kapılıp köşesine çekilmedi. Yeni projelerine destek olması için BaşbakanErdoğan’ı ziyaret edeceğini söyleyen Güney, “Türkiye’nin Yılmaz Güney’e vefa borcu var. Onun 35 yıl önce filmlerinde anlattığı Kürt meselesi, kadın sorunu, hapishaneler, özgürlükler ile ilgili sorunlar bugün hâlâ tazeliğini koruyor” diyor. - Yılmaz Güney öldükten yedi yıl sonra kurdunuz Güney Vakfı’nı. Vakfın kurulması nasıl bir döneme denk geldi? Yılmaz Güney’den kalan bir miras vardı muhakkak. O zamanki motivasyonunuz neydi? FATOŞ GÜNEY - 1984 yılında Yılmaz’ı toprağa verirken o anda, kendime ve ona bir söz verdim. Dedim ki, “Senin adına bir vakıf kuracağım, senin anlayışında, senin mücadeleni, duruşunu sanat anlayışını yansıtacak ve eserlerinle gelecek kuşaklara aktaracak bir vakıf.” - Siz ne zaman dönmeye karar verdiniz Türkiye’ye? Yılmaz’ın ölümünden sonra Fransa’daki o yedi buçuk yılımı“gönüllü sürgünlük” olarak tanımlıyorum. Çünkü hemen ... Devamı

23 12 2012

Edebiyatla sinemanın uzlaşmaz akrabalığı

Edebiyatla sinemanın uzlaşmaz akrabalığı |  görsel 1

  Edebiyatla sinemanın uzlaşmaz akrabalığı Sanırım, en iyisi, romanı roman olarak okumak, filmi de film olarak izlemek!.. Celal Üster Cumhuriyet Kitap - Edebiyat, kuşkusuz, sinemanın en gür pınarlarından biri, bitmek tükenmek bilmeyen bir kaynak yedinci sanat için. Ama bu pınarın sularını döke saça boşa harcayan yönetmenler de var, kana kana içen yönetmenler de. Gerçekten de, beyazperdedeki kimi edebiyat uyarlamaları, kaynak aldıkları roman ya da öyküleri har vurup harman savurarak heder etmiş; kimileri de, yazarların özgün yapıtlarından yola çıkarak, sinema sanatının özgün yapıtlarına dönüşmüştür. Birbirinden apayrı ortamlarda boy atan edebiyat ile sinemanın beyazperdedeki evliliğinden doğan bu akrabalıklar, çoğu kez tartışma konusu olmuş; kimileri seyrettikleri filmin romanın yerini asla tutamayacağını savunurken, kimilerinin de filmin kaynak aldığı romanı aştığını söyledikleri bile olmuştur. Pek çok sinema eleştirmeni, kendi beğenisine göre en iyi edebiyat uyarlamalarını sıralamaktan alamamıştır kendini. Geçenlerde, The Guardian'da böylesi bir seçkiye daha rastladım. The Observer'da on iki yıldır film eleştirileri yazan Jason Solomons, asılları kadar iyi, belki de daha iyi dediği on edebiyat uyarlamasını seçmiş.   Yeni-gerçekçiliğin babası    Solomons'ın, listesinin tepesine, Luchino Visconti'nin 1963'te Cannes'da Altın Palmiye alan 'Leopar'ını kondurmuş olması doğrusu hoşuma gitti. 1960'ların Sinematek günlerinden bu yana, gözde yönetmenlerim arasındaki yeri değişmemiştir Visconti'nin. Giuseppe Tomasi di Lampedusa'nın aynı adlı romanından uyarladığı 'Leopar' da, 'unutulmazlar'ım aras... Devamı

10 12 2012

Aytunc ALTINDAL ve ERGENEKON.

  Aytunc ALTINDAL ve ERGENEKON. « : Temmuz 09, 2008, 11:05:19 ÖÖ »   "TSK"NIN PKK"YA KARŞI OPERASYONLARIYLA İLGİLİ HESAPLAŞMA YAŞANIYOR!"   Ergenekon soruşturmasının yankıları, her gün çıkan yeni haberler ve onların getirdiği kafa karışıklığı ile tam anlamıyla bir bilgi kirliliği eşliğinde devam ediyor. Soruşturmanın yürütülme biçimi, bir türlü hazırlanamayan iddianamesi ve yapılan tutuklamaların nedenleri üzerindeki sis perdesi henüz aralanmış değil. Odatv.com olarak; Türkiye"nin gündemini sarsan Ergenekon soruşturması ve gözaltılarıyla ilgili Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal"ı aradık. İşte Aytunç Altındal"dan Ergenekon soruşturmasıyla ilgili ezber bozan ve çok tartışılacağa benzeyen açıklamalar"¦  "Birincisi bu iş; Sayın Baykal "Başbakan"ın şahsi meselesidir" diyor ama bu galiba, Başbakan"ı çoktan aştı bu olay. Dolayısıyladır ki, AKP"nin içerisindeki belirli gruplar anladığım kadarıyla, çok ısrarcı davranıyorlar. Ve Türkiye"de askerle, TSK ile bir hesaplaşma yapılması gerektiği kanısındalar. Şöyle bakıldığı zaman, burada da ortaya ilginç bir tablo çıkıyor.  Çünkü terör örgütü olmakla suçlanıyorlar ama ortada örgüt var mı yok mu belli değil, savcının iddianamesi yok, henüz bir örgütleşme nasıl yapıldığı şeklinde bir açıklama yok ama bir takım kişilerin gözaltına alınmaları ve kendilerine isnat edilen ne olduğu anlaşılmayan suçlamalar var. Örgüt mü kuruyorlar, darbe mi yapıyorlar, darbe kalkışması mı var, suikast mı planlamışlar? Nedir, ne yapacakları da pek belli değil, birçok iddia var ortada.&n... Devamı

10 12 2012

Neden Her Olayın Altından Fethullah Gülen Çıkıyor?

  Neden Her Olayın Altından Fethullah Gülen Çıkıyor?   Vatan Gündem; 26.01.2009  Abdüllatif Şener, Yaşar Nuri Öztürk ve Aytunç Altındal herkesin dilindeki bu soruları masaya yatırdı Türkiye’nin en çok izlenen haber tartışma programlarından biri olan Ruhat Mengi’yle Her Açıdan’da bu hafta yine Türkiye gündemine ilişkin en önemli konular, ülkeye hizmet etmiş, bir numaralı bilirkişiler tarafından masaya yatırıldı. Türkiye’nin girdiği çıkmaz yollar ve çıkış arayışları, kadrolaşma, ekonomik kriz, yerel seçim, Akp’nin kurucu üyelerinden 58. ve 59. Hükümet Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Halkın Yükseliş Partisi Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk ve Uluslararası Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal’ın katıldığı programda tartışıldı. Ruhat Mengi’nin programda Yaşar Nuri Öztürk’e yönelttiği ilk soru, olaylara samimi şekilde eğilmek, diplomasi ve hukuku gözetmek ‘aklın yolu birdir’ demek yerine hep bir hesaplaşma içine girilmesinin, kutuplaşma yaratmak içine her fırsatın kullanılmasının, toplum içinde yarattığı korkunun temelinde yatan nedenlerden birinin de yerel seçimlerin olup olmayacağı yönündeydi. Yaşar Nuri Öztürk’ün bu soruya yanıtı ise hazır ve çok netti: ‘Akp oyun oynuyor’ AKP’NİN SEÇİMDEKİ BÜYÜK OYUNU AKP, YAHUDİLERLE İŞ BİRLİĞİ Mİ YAPIYOR? KELİME-İ ŞEHADET’İN İÇİNDEN MUHAMMED’İ ÇIKARTTILAR Yaşar Nuri Öztürk: ‘Tüm yaşanaların temelinde samimiyetsizlik yatıyor. Akp, oy toplamak için karşılıklı bir oyun oynuyor. Türk Musevi Cemaati Onursal Başkanı Bensiyon Pinto diyor ki’ Artık dışarı çık... Devamı

10 12 2012

AYTUNÇ ALTINDAL'IN RESMİ KİŞİSEL TARİHİ

  Aytunç  ALTINDAL kimdir ?                  PAPA VE VATİKAN DENDİĞİNDE AKLA İLK GELEN TÜRK AYTUNÇ ALTINDAL'IN RESMİ KİŞİSEL TARİHİ                       1945 yılında İstanbul’da doğdu. Bugüne kadar 16’i telif 11’içeviri 27 kitabı, 400’den fazla da makalesi yurtiçi ve yurtdışında yayınlandı. 1969-71 seneleri arası Gurnsey Writer’s School’da, 1977 senesinden itibaren ise Fransa Sorbon Üniversitesi Fransızca Eğitim bölümünde tahsil gördü. 1977’de Havass Yayınlarını, 1980 yılında ise Süreç Yayınlarını kurdu ve Süreç dergisini çıkardı. 1983’de İsviçre’de MODUS VİVENDİ Kültür Merkezi’ni kurarak 10 yıl yönetti. 1989 yılında Rusya’da Kültür Danışmanlığı görevini yaptı. 1992’de İngiltere Edinburg’taki INTERNATIONAL ACADEMY FOR EUROPEAN AND CHRISTIAN STUDIES akademisinde PROJECT ACADEMIC BOARD (Akademik Proje İdari Heyeti) üyeliğine seçildi. Aynı yıl İngitere’de yayınlanan THREE FACES OF JESUS (Üç İsa) adlı kitabı dünyada yankılar uyandırdı. Daha sonra (1993) Rusça’ya çevrildi. 1993’te INTERNATIONAL SOCIETY FOR THE STUDY OF EUROPEAN... Devamı

26 05 2012

23-24 Haziran 2012 Göl Çıkışlılar Cide Buluşma Programı

  23-24 Haziran 2012 Göl Çıkışlılar Cide Buluşma Programıdır   09.30                        Atatürk Anıtına Çelenk Konulması Saygı Duruşu İstiklal Marşı                         Köy Enstitüleri Marşı            Öğretmen Marşı 10.00                        Cide Halk Eğitim Müdürlüğü Salonu                         * Açış Konuşması                         * Göl Köylüler Vakfı Başkanının Konuşması                         * Konuşmalar (Cide Kaymakamı      Cide Belediye Başkanı      Cide İlçe Milli Eğitim Müdürü)                                                ve kendilerine Teşekkür Plaketlerinin sunulması ·        Katkıda bulunan Belediye Başkanlarına Teşekkür Plaketlerinin sunulması ·        15 dakika ara ·  ... Devamı

04 03 2012

ATAOL BEHRAMOĞLU- AHMET AZİZ NESİN TARTIŞMASI

ATAOL BEHRAMOĞLU- AHMET AZİZ NESİN TARTIŞMASI Şubat 29, 2012 28 ŞUBAT VE ATAOL BEHRAMOĞLU’YLA NAZLI ILICAK UYUMU… Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 2:03 am 28 ŞUBAT VE ATAOL BEHRAMOĞLU’YLA NAZLI ILICAK UYUMU… 28 Şubat darbesi denilince yine herkes yazmaya ve konuşmaya başladı. Kimileyin aydınlar ve yazarlar ne işe yarar diye düşünüyorum, sanırım Türkiye onlar için bulunmaz nimet dedikleri bir ülke, hemen hemen hergün yazacak ve tartışacak o kadar çok acımız var ki hiç komu sorunumuz yok. Sadece darbe ve darbe girişimlerini tartışıp yazsak bile hemen hemen hepimizin bikaç kitabı olur. Hangi grubu izlersek izleyelim hemen hemen herkes darbeleri kendisine göre yontuyor. 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinden çok çeken Ataol Behramoğlu’nu izledim dün gece CNN’de Cüneyt Özdemir’in programında, ne diyeceğimi şaşırdım, dondum kaldım TV’nin karşısında. Behramoğlu konuşmasında “Evet destekledim. Asla pişman değilim. 28 Şubat 1997′de askerler Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin o dönemdeki iktidarı tarafından başta eğitim olmak üzere yıkılmasına, bozulmasına engel oldular. Hayırlı olsun, mübarek olsun. Bakacağız, göreceğiz ülke nereye doğru gidiyor. Devam etsinler oy vermeye. Toplumun uyarılması lazım, aydınlatılması lazım. Her toplumun kendine özgü gerçekleri var. O dinamik yapı içinde algılamak düşünmek lazım. Ben darbe iyidir, demokrasi kötüdür demiyorum. Asla böyle bir şeyi savunmuyorum. Ama gerekirse olabilir. Biz bugün Türkiye’ye kötülük yapan kişileri bir kenara bırakıp, 28 Şubat’ı tukaka edelim, 27 Mayıs’a küfür edelim, Atatürk’e kadar uzatalım olayı. Böyle bir şey olmaz…” dedi.   Dem... Devamı

02 01 2012

2011 YILINDA YAŞADIKLARIMIZ

2011 YILINDA YAŞADIKLARIMIZ   Suay Karaman                Ülkemiz 2011 yılını da, diğer yıllarda olduğu gibi büyük sıkıntılarla bitirdi. Ekonomik krizin, yoksulluğun, açlığın, işsizliğin, yolsuzluğun, talanın, terörün ve en önemlisi hukuksuzluğun büyük boyutlara ulaştığı Türkiye’de, insanlar umutsuzluğa sürüklenmekte, geleceklerinden kaygı duymaktadırlar.   Siyasi iktidarın, ileri demokrasi söylemlerinin ardında, sadece büyük bir hukuksuzluk yatmaktadır. Kendileri için özel bir hukuk sistemi yaratan siyasi iktidar, kendilerine karşı olanları baskı altına alarak, zulüm yapmaktadır ve yurtsever insanları hapislere atmaktadır. Ülkeyi yöneten siyasi iktidar, kendi ülkesinin ordusuna düşman ise, yasama, yürütme ve yargıyı kendine bağlamış ise, her koşulda sürekli kendi istediğini yapmak için uğraşıyorsa, o ülkede sivil darbe yapılıyordur. Bir ülkede hukuk dışı yasalar çıkartılarak, tüm devlet kurumlarını ele geçirmek için sistemli bir şekilde kadrolaşmak ve kendilerine karşı olanları bir şekilde yargılayıp, susturmak, sivil darbe olarak adlandırılır.   2011 yılına kısaca bakınca meydana gelen siyasi ve toplumsal olaylar korkunç boyutlardadır. Yeni yılın ilk günlerinde Hizbullah sanıklarının tahliyesi, büyük öfke doğurdu. 23 Mart 2011 tarihinde emperyalist devletlere maşa olmak için savaş gemilerimiz, Libya’ya gönderildi. 8 Nisan 2011 tarihinde yapılan üniversite giriş sınavında, şifreleme yöntemiyle kopya çekildiği saptandı. 12 Haziran 2011 tarihinde yapılan genel seçimlerde AKP, oyunu arttırarak, üçüncü kez iktidara geldi. 1 Ağustos 2011 tarihinde Yüksek Askeri Şura öncesi &cced... Devamı

02 01 2012

Yaşar Kemalle Edebiyat ve Politika

Yaşar Kemalle Edebiyat ve Politika Aydınlık, 1-2 Mayıs 1993 Fethi Naci Yaşar Kemalin ünlü Fransız şairi ve yazarı Alain Bosquet ile konuşmalarının Gallimard Yayınevince yapılan birinci baskısı biterken Türkçe ilk baskısı Toros Yayınları tarafından yayımlandı. Yaşar Kemalle içki içmek ve sohbet etmek için yıllardır buluştuğumuz Kalyonda, bu defa Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor dolayısıyla “ciddi bir konuşma” için buluşuyoruz. Bu “ciddi” konuşmanın, önceki buluşmalardaki sohbetlerden tek farkı var: İçki içmiyoruz. Yaşar Kemale, “Konuşmaya başlamadan bir ön-soru sormak istiyorum,” diye başlıyorum. Yaşar Kemal, “Yani şimdi ciddi ciddi konuşacağız öyle mi?” diyor, “Bunca yıldan sonra!” diye ekliyor ardından. Konuşma başlıyor. Sonrası mı? Ben sordum, o söyledi: — Bir iki yıl öncesine kadar günlük basın da, edebiyat çevreleri de pek anmıyordu adınızı. Yabancı ülkelerde kazandığınız başarılar bile ya hiç ya da gereğince duyurulmuyordu. Şu son bir yılda bu durum birden bire değişti: Basını, televizyonu, siyasal iktidarı “Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü”, birden bağrına bastı sizi... Olumlu bir gelişme... Siz nasıl açıklıyorsunuz bu değişmeyi? (Aslında ben de, Yaşar Kemal de “sen“ diye konuştuk, ama okurlara saygımızdan, sonradan “sen”leri “siz”yaptım.) — Böyle bir soruyu çoktandır bekliyordum. Şimdiye kadar kimsecikler akıl edip de sormadı. Bir zamanlar basında adım, ister istemez, geçerdi. Buna dayanarak kimi arkadaşlar da adımı reklamcıya çıkardılar. Kendi reklamımı öylesine usturuplu yapıyormuşum ki, böylesi bir kurnazlığa akıl sır ermezmiş. Oysa bu işlerin hemen hemen hiçbirinde sayım suyum yoktu. Beni yakından tanıyan arkadaşlarım, bu iş... Devamı

02 01 2012

Demokrasi, Roman, Dil, Eğitim, Sanat, Politika Üzerine

Demokrasi, Roman, Dil, Eğitim, Sanat, Politika Üzerine Haftaya Bakış, 22-28 Mart 1987 Ahmet Taner Kışlalı — Kaç dilde, kaç kitabınız yayımlandı? — 36 dilde, zannediyorum 183 kitap oldu. İnce Memed dünyada 3 milyondan fazla basıldı. Yalnız Almanyadaki son baskısı 150 bin. Norveçte, Danimarkada, Fransada okul kitaplarına aldılar. Avrupa Konseyinin girişimiyle, bütün konsey üyesi ülkelerde ders kitaplarına alınacakmış. — Ya Türkiye’de? — Sizin zamanınızda okul kitaplarına girmişti, şimdi devam ediyor. — İnce Memed’in uluslararası düzeyde, bu ölçüde ilgi görmesini neye bağlıyorsunuz? — Bunu ben de merak ediyorum. Örneğin Fransadaki başarıyı anlıyorum da, İskandinavyadakini anlayamıyorum. İskandinavya, kitaplarımın en çok satıldığı, en çok sevildiğim yer. Bizde 40 derece sıcak, onlarda 40 derece soğuk. Ayrı bir insan kültürü, ayrı bir insan tipi olması lazım... Ama biz 2 bin yıl önceki klasikleri de anlıyor ve seviyoruz. Shakespeare’i düşünelim. Boyuna aristokratları, kralları yazmış. Bugün götürün Othelloyu Anadoluya, yıllarca oynar. Nasıl oluyor? İnsanoğlunun bütün insanlarda ortak olan bir yanı var. Onu bulduğun zaman, herkese hitap edebiliyorsun. — Nasıl doğdu İnce Memed? — Benim çocukluğum eşkıyalığın içinde geçti. Dayım en büyük eşkıyalardan biriydi. 1936’lara kadar, 500 dolayında eşkıya vardı o çevrede. Bunlardan biri de, Karamüftüoğlu ailesinden ünlü Remzi Beydi. Kurtuluş Savaşında Kadirliyi ilk örgütleyenlerden... İlk İnce Memed hikayesinde çakırdikeni diye bir diken var. Onu bana Remzi Bey anlattı. Remzi Beyle eşkıyalığın felsefesini yaptık. Amcamın oğlu Rıza da eşkıya oldu, dağda vuruldu. İlk romanımın İnce Memed olmasının neden... Devamı

02 01 2012

Tekin Sönmez’in Yaşar Kemal’le Uzun Bir Söyleşisi

Tekin Sönmez’in Yaşar Kemal’le Uzun Bir Söyleşisi 29.5.1978 — Sanat çalışmalarına Çukurova yöresinde folklor derleme ve araştırmalarıyla başladığın biliniyor Yaşar Kemal. Bunun öncesi ve sonrasıyla ilgili bilgiler vermeni isteyeceğim ilkin. — Daha okur yazar olmadan işe şiirle başladım, Karacaoğlan gibi olma niyetiyle olacak. Sonra okula gittim, ilkokulda yaşlı halk şairleriyle çakıştığımı anımsıyorum. Daha Kadirlide bu günleri anımsayanlar var. Gene benim ilkokul arkadaşım Aşık Mecit vardı, ikimiz ilkokulun son sınıfındaydık. O çok güzel saz çalardı, bense berbat. Benim saz çalamamamın sebebi var, anam aşık olacağım da diyar diyar dolaşacağım diye saza, aşıklığa düşman olmuştu. Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni. Okulda, düğünlerde bayramlarda beni hep Aşık Mecitle çakıştırırlardı. Aşık Mecitle Kadirlide bir kahvede bir gece sabaha kadar çakıştığımı şimdi iyice anımsıyorum. — Bu konuda biraz daha söyleşelim. — Kadirlideydim, beni bir eve çağırdılar. Elbistanlı Aşık Rahmi gelmiş, diye... Eve gittim, ev kalabalıktı. Ocağın yanında uzun boylu, kırçıl sakallı yakışıklı bir adam saz çalıyordu. Ben içeriye girince adam sazı, türküyü kesti. “İşte bu, bizim aşığımız da,” dediler beni eve getirenler. Aşık Rahmi ayağa kalkıp elimden tuttu, beni yanına oturttu, “hoş geldin aşığım, hoş geldin ustam,” dedi. Ben çok sıkılıyordum. On bir yaşında olacağım. Bunu anlamış Aşık Rahmi, beni okşar gibi sözler ediyordu. Bir de benim üstüme çok güzel bir türkü söyledi. Sonra sazını bana uzattı. “İstemem,” dedim. “Ben sazsız söylerim, anam saz çalmamı istemiyor,” dedim. Sonra geceyarısına kadar Aşık Rahmi ile atıştık. Benim sazımı da o çalıyordu. Ge... Devamı

02 01 2012

Edebiyat ve Politika

Edebiyat ve Politika 19.04.1971 [Milliyet gazetesi Genel Yayın Müdürü Sayın Abdi İpekçi’nin “Her Hafta Bir Sohbet” köşesinde yer alan konuşma] İPEKÇİ — Yaşar, bugüne kadar edebiyatta ne yapmak istedin, bundan sonra ne yapmak istiyorsun? YAŞAR KEMAL — Ta çocukluğumdan bu yana, kendimi bildim bileli, okur-yazar değilken bile şiir söylerdim. Sonra folklor çalışmaları yaptım. Röportajlar yazdım. Hikayeler, romanlar yazdım. Çalışma tarzım gösteriyor ki, halktan yana, halkla birlikte işini gören bir sanatçıyım. Benim kişiliğimi ve sanatımı halktan ayırmak mümkün değil. Yirmi yedi yaşıma kadar halk içinde, halkla birlikte çalıştım. Yani bir kol emekçisiydim. 1951’de İstanbula geldiğimde, elimde bir kitaplık hikaye vardı. Örneğin, benim dünyaya çıkmış ilk eserim İnce Memed değildir, “Bebek” hikayesidir. Önce Fransızcaya çevrildi, sonra İngilizceye, İtalyancaya, Rusçaya, Romenceye, birçok dillere. Son yirmi yılın dünyada çıkmış birçok hikaye antolojisinde “Bebek” hikayesini de buluruz. 17-18 yaşlarımda bende sol düşünce belirmeye başlamıştı. Sanatım onunla tay gitti, yani paralel. Ben iki şeye inanırım. İki şeyin sonsuz gücüne, sonsuz yaratıcılığına, sonsuz değişimine; halk ve doğa. Sanatımı halkımla birlikte, onun büyük yaratıcılığı ile birlik olarak, onun için yaparım. Politikam da sanatımdan ayrılmaz. Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım. Benim sanatım, içinden çıktığım sınıfın yani proletaryanın çıkarlarının emrindedir. Ben etle kemik... Devamı

02 01 2012

Yaşanan Anlar / Yazılan Romanlar Hâle Seval

Yaşanan Anlar / Yazılan Romanlar Hâle Seval   Yaşanan Anlar / Yazılan Romanlar Şavkar Altınel ve Elif Batuman’ın yazarlarla yolculuğu, yazıya ve hayata bakışları İnsan ne söylerse söylesin Ve ne yaparsa yapsın, öyle değil mi? Bütün bunlar bir bir kalacaktır yaşamın içinde Şavkar Altınel’in Tepedeki Yabancı adlı eseri Britanya’da yapmış olduğu yolculuklarına, kendini duygusal anlamda yakın hissettiği yazarları da katmasıyla zenginleştirdiği edebi birlikteliği içerir. Üzerinde tür olarak “anı” yazsa da, kitap gerçekten anı mıdır? Bu o kadar önemli midir? Türlerin metnin içeriğinin saptanmasında bir anlamda yol gösterici olduğu kesindir ama bu kitapta yazar anlatıcıyı bir roman kahramanı olarak düşündüğümüzde, topoğrafik mekânlardaki kişilerle kurduğu ilişkiler ağı, içsel yolculukları, gittiği yerlerde (ki burada yapılan yolculuklar Kuzeyde Bir Adadan içinde) yazarlarla olan duygusal bağı bütünsel bir kurgu içine oturmakta, romansal bir tad vermektedir. Jale Parla, Don Kişot’tan Bugüne Roman adlı kitabında türler konusuna detaylı bir açıklama getirerek şunları yazar: “Her metin bir göndermeler mozaiğinden oluşur. Yazarın önemsediği yazın geleneği bu mozaiğin çerçevesini oluşturur. Bizim için bu saptamaların önemi şudur: herhangi bir yazın türüyle, o tür içinde yazılmış yapıt arasındaki ilişkinin karmaşık dinamizminin vurgulanmasıdır. Yazın türleri asla durağan kalıplar değildir. Sürekli değişim içindedirler. (…) Bir romancı, daha romanına başladığı anda roman türünü değiştiriyor demektir.” Semih Gümüş de “Gerçek Bir Yalnız” başlıklı yazısında “Tepedeki Y... Devamı

02 01 2012

Cumhuriyet’in Simgesi: Konur Sokak Uğur Kökden

  Cumhuriyet’in Simgesi: Konur Sokak   Uğur Kökden     Konur Sokak’ın biraz öncülü olan yıllar: 1968, 1969, 1970 ve 1971! İlk göz ağrım Bade Sokak, Büyük Ankara Oteli’nin hemen arkasında, ana caddeye –yani, Atatürk Bulvarı’na– dik bir sokak. Ne uzun ne de kısa! Oturduğum geniş cepheli, beş katlı yapının adı da, sokaktan alınmış: Bade Apartmanı. İçeri çekilmiş bir teras katı. Bu bölge, ilk harfi ‘B’ ile başlayan sokaklardan oluşur: Bilezik Sokak, Başak Sokak, Büklüm Sokak, Bestekâr Sokak, Bardacık Sokak, Bağış Sokak, Beykoz Sokak, Binektaş Sokak vb. O sırada, çatı katında oturuyordum. Evlenmeden önce de buradaydım. Sonra, eşim de buraya geldi. Birinci çocuğumuz (Umut) da burada doğdu. Öte yandan, ilk tutuklanışım da, yine bu evde otururken gerçekleşti. Yan tarafta oturan komşum, rahmetli Özer Esmer’in birinci eşiydi. O sıralarda, bir tür “bilmece sözlüğü” hazırlamış, onu yayınlatma uğraşı içindeydi. Tuhaf rastlantı, daha sonra da onun kocası Özer’le Çankaya’da, Oran’da birlikte olduk. Ancak o solda, öbür taraftaydı. SSK kredisiyle inşa edilen yüz metrekarelik dairelerin (Sigorta Blokları) bulunduğu bölümde değil. Özer ve ağabeyi Levent, dış siyasa yorumcusu ve Ulus gazetesi yazarı Prof. Ahmet Şükrü Esmer’in yeğenleriydiler. Ahmet Şükrü Esmer’in çocuğu olmadığı için, bu iki yeğenine o bakmıştı denilir. Öte yandan, Bade Sokağı’na göre çapraz karşımızdaki bir binanın –bizim gibi– yine çatı katında da ‘Ecevit’ler oturuyordu. Sonunda, onlar gibi biz de, belirli bir zaman farkıyla Oran’a taşındık. Gecikmiş askerliğimin sona erişinin ardından ... Devamı

20 06 2011

'Gidiş otokratik rejimdir'

'Gidiş otokratik rejimdir' CHP'nin 'Etik ve Saydamlık' başlıklı 52 sayfalık raporda, AKP iktidarını denetleyecek kurumların etkisizleştirildiği vurgulandı. Kıvanç El Cumhuriyet- CHP tarafından hazırlanan “Etik ve Saydamlık” başlıklı raporda, AKP iktidarını denetleyecek kurumların etkisizleştirildiği vurgulanarak “AKP’nin kontrol edilemez bir sivil dikta halini aldığı” ifade edildi. CHP tarafından hazırlanan “Etik ve Saydamlık” başlıklı 52 sayfalık raporda “etik” ve “saydamlık” kavramları işlenerek bu kavramlara ilişkin Türkiye’de yaşanan bazı ters örneklere yer verildi. AKP iktidarının denetim mekanizmalarının hepsini etkisiz hale getirdiği vurgulanan raporda, toplumların refah düzeyinin o ülkenin yönetimlerinin “etik değerlerine bağlı” olduğu ifade edildi. Etik değerlerin en etkin kontrol mekanizmasının sivil denetim olduğuna dikkat çekilen raporda, bu konuda medyanın çok büyük önemi olduğu kaydedildi. Raporda, “Yolsuzluklarla ilgili haber yapan, program hazırlayan veya köşe yazısı yazan gazeteciler siyasal iktidarın gazabına uğramıştır. Siyasal iktidarı eleştiren gazeteciler AKP’nin medya patronlarına yaptığı baskılar sonucu işlerinden atılmıştır. Deniz Feneri e.V yolsuzluğu ile ilgili haber yapan medya grubuna yaklaşık 4.5 milyar dolar vergi cezası kesilmiş, Başbakan, halkı bu medya grubunu boykota çağırmıştır. AKP’nin medya üzerinde uyguladığı baskı ve karartma sonucunda yolsuzlukla mücadelede medya etkisiz hale getirilmiştir” denildi. ‘Sivil dikta yolu açıldı’ Yolsuzluklar ve kötü yönetimi engelleme konusunda etkin olması gereken önemli bir grubun sivil toplum örgütleri olduğu ifade edilen raporda, siyasal iktidarın sivil toplum örgütleri ü... Devamı

11 06 2011

Taşköprü`de partiler son mitinglerini yaptı

  CHP Kastamonu İl Başkanı M.Salih Karasalioğlu, CHP`nin bazı siyasi partilerle işbirliğine gittiği iddialarına tepki gösterdi. Örgütümüzün bugüne kadar yapmış olduğu seçim çalışmalarının, tek başına iktidara gelmek hedefi olduğundan, bunu halkımızdan alacağımız destek ile başaracağımıza inancımız sonsuzdur. Son günlerde bazı Siyasi Partilerin, Cumhuriyet Halk Partisi ile işbirliği içinde olduklarını söyleyerek, destek aldıklarına dair yanıltıcı beyanlarda bulunduklarını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu tip söylentileri şiddetle kınıyoruz.   Çok değerli Vatandaşlarımızın, yüksek bir katılım ile sandıklarda oy kullanmasını bekler, alınacak seçim sonuçlarının Ülkemiz ve Kastamonu’muz için aydınlık günler getirmesini diler,   10.06.2011  CHP Kastamonu İl Başkanı M.Salih Karasalihoğlu yaptığı yazılı açıklamada, AK Parti`nin Kastamonu`dan göçü durduramadığını kaydetti.   CHP İl Başkanlığından yapılan yazılı açıklama şöyle:   12 Haziran 2011 Milletvekili Genel Seçimine girerken Kastamonu’daki milletvekili sayısı 4’ten 3’e gerilemiş durumdadır.Bunun nedeni Kastamonu’da yıllardır devam eden göç dalgasıdır.AKP iktidarı göçü durdurmayı ve hatta tersine çevirmeyi söz verdiği halde 9 yıllık icraatı sonucunda yine başarısız kaldı.Verilen vaatlerinin hemen hepsinin aksi gerçekleşmiştir.Ne dediyse tersi ortaya çıktı.          Köy ve kentlerimiz boşalm... Devamı

11 06 2011

Taşköprü`de partiler son mitinglerini yaptı

  Taşköprü`de partiler son mitinglerini yaptı Taşköprü ilçesinde siyasi partiler son mitinglerini yaptı.   aa / Taşköprü Cumhuriyet Meydanı`nda gerçekleşen mitinglerin ilkini Halkın Sesi (HAS) Partisi Kastamonu 1. sıra milletvekili adayı Mücahit Dağdelenoğlu yaptı. Daha sonra ise sırasıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kastamonu 1. sıra milletvekili adayı Prof. Dr. Bahri Gökçebay ve 22. dönem Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım konuştu.   Gökçebay ve Yıldırım konuşmalarında hükümetin 9 yıldır yürüttüğü politikaları eleştirerek, CHP`nin iktidar olması durumunda bir çok sorunun çözüme kavuşturulacağını söylediler.      Daha sonra ise Taşköprülülere seslenen Demokrat Parti Kastamonu 1. sıra milletvekili adayı Ahmet Rugancı, 12 Haziran genel seçimlerinde Taşköprülülere güvendiklerini belirterek, kendilerini yalnız bırakmamalarını istedi.      MHP Kastamonu 1. sıra milletvekili adayı Emin Çınar ise hükümetin 9 yıldır ülkeye kan kaybettirdiğini, kendi iktidarları döneminde bütün kanayan yaraları saracaklarını, ülkenin daha rahat ve huzurlu bir şekilde ilerlemesi için ekip olarak çalışacaklarını belirtti.      AK Parti Kastamonu Mille... Devamı

11 06 2011

Zeybek kükredi

Zeybek kükredi 08 Haziran 2011 Yazan nasrullah gazetesi   Kategori Manşet, Siyaset Yorum yok Pazar günü gerçekleştirilecek seçim öncesi Kastamonu son parti Liderini ağırladı. Demokrat Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek partisinin açık hava mitingi için geldiği ilimizde Kadıdağında partililer tarafından karşılandı. Devlet eski Bakanı Nurhan Tekinel de karşılayanlar içersinde yer alırken Zeybek partililerin konvoyu ile birlikte Nasrullah Meydanında geçti. Aşırı sıcak altında bir saatten fazla konuşan Zeybek Ak Parti hükümetine yüklendi. Başbakan Recep Tayip Erdoğan ağır eleştirilerde bulunan Namık Kemal Zeybek Erdoğan’ın Kaddafi gibi olmaya çalıştığını söyledi. Yıllar öncesinde Kaymakam iken Mehmet Feyzi Efendi’yi ziyareti medeniyle sabahladığı Nasrullah Şadırvanında yaşadığı geceyi anlatarak konuşmasına başlayan Zeybek şunları söyledi; “Mehmet Akif’in Kastamonu’da yapığı konuşma basılıp dağıtıldı.Biz hakka tapan silsileden gelenler insanlardanız. Türkiye’nin başına bela gelmiştir. Bu da AKP belasıdır. Başına da Tayip Erdoğan diye bir zat getirilmiştir. Mehmet Akif’e Türk değildir diyen Başbakanı destekleyeceksiniz aklınıza şaşarım. Aklı perişanınıza şaşarım.Türkiye’yi bölmek değil parçalamak ve dağıtmak istiyorlar. Erdoğan ırkçı ve kafatasçıdır.  Onun gibi kafatasçılar zamanında Mehmet Akif Ersoy’a Türk değilsin deyince Akif çok üzülmüştü.Başbakan Türkiye’de 37 etnik grup var biride bunlar Türkler diyor. Ardından da Kürtler Türkiye 37 eyalete ayrılmalıdır diyor. PKK bu ülkeyi bölemez bölemediler de ama AKP bu ülkeyi bölecek. Güneydoğu’yu terör örgütüne teslim ettiler. Aşiretler... Devamı

11 06 2011

Genç Avukat hayatını kaybetti

Genç Avukat hayatını kaybetti Genç Avukat hayatını kaybetti 06 Haziran 2011 Yazan nasrullah gazetesi   Kategori Manşet, Merkez Yorum yapın Kastamonu Barosu avukatlarından Murat Günay Araç-Kastamonu arası 15. km’de geçirdiği trafik kazası sonrası hayatını kaybetti. Edinilen bilgilere göre Avukat Murat Günay’ın kullandığı otomobil Araç-Kastamonu karayolu 15.km’de  bariyerlere çarptı. Yol yapım çalışmasının sürdüğü kısımda meydana gelen trafik kazasında otomobil’in camından fırlayan Avukat Murat Günay yol kenarında bulunan Araç Çayı’nın içersine uçtu. Günay olay yerinde hayatını kaybederken cesedi Sivil Savunma ekipleri tarafından su’dan çıkarıldı. Kaza sırasında otomobilde bulunan Neslihan K. İsimli bayan ise yaralı olarak kaldırıldığı Dr.Münif İslamoğlu Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı. Neslihan K.’nın durumunun iyi olduğu öğrenildi.  ... Devamı

07 06 2011

Yazarların cinsiyetini tahmin edebilir misiniz?

Yazarların cinsiyetini tahmin edebilir misiniz?  BURCU AKTAŞArşivi  Nobel ödüllü  V. S. Naipaul, geçen günlerde edebiyat dünyasında tartışma yaratan bir açıklama yaptı. Bugüne kadar hiçbir kadın yazarın onun edebi seviyesine ulaşamadığını söyleyen yazar “Bir yazıda bir ya da iki paragraf okuduğumda, yazarının kadın mı erkek mi olduğunu anlarım. Kadınların yazdıkları, benim yazdıklarımla aynı seviyede değil” diye açıklama yaptı. Naipaul, kadınların dünyaya duygusal ve at gözlükleriyle baktıklarını iddia etti. Bunun üzerine İngiliz The Guardian gazetesi kitaplardan bölümler seçerek, bu bölümlerin bir kadın yazar mı yoksa bir erkek yazar tarafından mı yazıldığını soran bir test hazırladı. Gündem bu mevzuyla kaynarken biz de bu testi Türk edebiyatına uyarladık. Amacımız cinsiyetçilik değil, Naipaul’u bahane ederek edebiyattan dem vurmak. Buyrun testimize… 1“Topluca sıkılırız. Kimse kimseyle konuşmak, göz göze gelmek istemez. Erkek, böyle gecelerde ortalıkta görünmez. Çünkü o, bir şeyleri hepimizden daha güçlü bir biçimde sezmiştir ve acıklı ortamlara asla dayanamaz Ne içkinin tadı olur öyle gecelerde ne de Ender’in radyosundan yayılan Türk sanat müziğinin. Aslında neden sıkıldığımızı, nasıl bir haber alacağımızı biliriz de bunu dışa vurlaya korkarız. O zaman Faruk’un sözü gelir aklıma: Ölüm istasyonu! Birinin sırası gelmiş, bizden habersiz trene binmiştir.” a) Erkek b) Kadın 2“Gitmek başlı başına dokunaklı bir şey. Hele arkada kalıp gidişini izliyorsan birisinin, onunla ilgili son görüntü yalnızca belirgin sırt çizgileri oluyor. Her adımda açığa çıkan tabanlar, bundan böyle yo... Devamı

07 06 2011

'Senden büyük Allah var'

'Senden büyük Allah var' |  görsel 1

CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın 9 yıllık iktidarın sonunda şımardığını savundu.  EMRE BAYLAN ANTALYA- Baykal, "Eskiden yeniçeriler ve halk selamlığa dolar 'Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var' diye uyarırlardı. Kimi? Padişahı uyarırlardı. Şimdi Türkiye'de böyle bir uyarıya ihtiyaç var" dedi. CHP eski Genel Başkanı Baykal, 12 Haziran'a 6 gün kala eleştirilerin dozunu yükseltti. Baykal, seçim çalışmalarını memleketi ve seçim bölgesi Antalya'nın Gündoğmuş ve Akseki ilçeleri ve beldelerinde sürdürdü. 2 bin nüfuslu Gündoğmuş'ta 20 araçlık bir konvoyla karşılanan Baykal'ı parti minibüsü 'Efsanevi Genel Başkan' diye anons etti. Baykal, burada yaptığı konuşmada demokrasilerde değişim ve yenilenmenin esas olduğunu söyledi. AK Parti iktidarının 9 yıldır işbaşında olduğunu hatırlatan Baykal, "Al bir 4 yıl daha sana veriyoruz demek çok yanlış olur. 9 yıldan beri ne yapacaklarsa yaptılar. Yani bugüne kadar ne yaptılarsa yine onu yapacaklar" diye konuştu. Bu süre boyunca iktidarın 'millet ekonomik sıkıntı, gençler işsizlik çekerken önce kendi yakınlarına, çoluk çocuğuna iş, kazanç imkanları, avantaj sağladığını' savunan Deniz Baykal, şunları söyledi: "Bu çok yakışıksız bir olaydır. Devlet adamı önce halkı düşünecek, önce milletin çocuklarını düşünecek. Önce toplumu düşünecek. Önce kendini düşünürsen olmaz. Bu iktidarın önce milleti, halkı düşünmeden kendisini düşündüğü ortada. Maşallah iktidar büyüklerinin çocuklarının hiçbir sorunu yok. Bir eller yağda bir elleri balda. ... Devamı

06 06 2011

CHP kendini aşıyor Vatan yazarı Ruşen Çakır yazdı

CHP kendini aşıyor Vatan yazarı Ruşen Çakır yazdı |  görsel 1

Vatan yazarı Ruşen Çakır yazdı 2009 yerel seçimlerinde CHP, İstanbul mitingini Çağlayan Meydanı’nda yapmış, Genel Başkan Deniz Baykal, partisinin büyükşehir belediye başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşma yapmasına izin bile vermemişti. Aradan iki yıldan biraz uzun zaman geçti, Kılıçdaroğlu bu kez Baykal’ın yerine genel başkan, miting alanı bu sefer Kazlıçeşme ve bu meydanda, Çağlayan’dakinden kat kat fazla ve daha coşkulu bir kalabalık var. Her iki mitingi de yerinde görmüş biri olarak aradaki farkın son derece çarpıcı olduğunu söyleyebilirim. Buradan hareketle Kılıçdaroğlu’nun “yeni CHP” iddiasının hiç de abartılı olmadığını ileri sürebiliriz. Diğer bir deyişle, iki yılda CHP sahiden “kendini aşmış”. Gençler, kadınlar ve solcular Bu yenilenmenin ipuçlarını miting alanında aradığımızda öncelikle gençlerin ve kadınların gözle görünür hakimiyetinin altını çizmek gerekir. Kurulduğu andan itibaren AKP’ye dinamizmini esas olarak kadınlar ve gençlerin verdiğini gözleyen biri olarak CHP’nin gecikmeli de olsa iktidar partisini bu konuda yakalama noktasına gelmekte olduğunu görüyorum. Kuşkusuz daha fazla sayıda genç ve kadını CHP’de siyasete yönelten esas unsurun Kılıçdaroğlu’nun liderliğidir. Onun lider olarak iyice öne çıkması, “siyaset esnafı” diye tanımlayabileceğimiz unsurların CHP’de yıllardır süren egemenliğinin aşınmasına yol açıyor ve böylelikle parti tabanı ile tavanı arasındaki uçurum adım adım kapanıyor. Kazlıçeşme resti CHP’de yenilenmenin ana motivasyonlarından birinin “solculuk”a dönmek olduğunu düşünüyorum. Merkez sağdan ve Ergenekon sanıklarından göst... Devamı

06 06 2011

Taşköprü`ye 3. Büyük Baraj

Taşköprü`ye 3. Büyük Baraj  Taşköprü ve Hanönü ilçelerini kapsayacak Taşköprü Barajı`nın proje yapım işi 2011 yatırım programına alındı.  aa / Obrucak ve Karadere Barajları`nın ardından ilçenin ve bölgenin 3. büyük barajı konumunda olacak olan Taşköprü Barajı, Hanönü ve Taşköprü ilçelerinden çok sayıda köyü ve araziyi de sular altında bırakacak.     1940`lı yıllarda Gökırmak Vadisi üzerinde ölçümüne başlanan ve 1998 yılında ise planlanması yapılan ve ilk yıllarda Hanönü Barajı olarak anılmasına rağmen daha sonra Taşköprü Barajı ismini alan barajın, bu yılın sonunda projesinin ihaleye çıkartılacağı açıklandı.      Kastamonu Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü yetkilileri ise Hanönü`de Küreçayı, Sirke, Akçasu, Taşköprü`de ise Kuyluş köylerini kapsayan Taşköprü Barajı`nın, yaklaşık 6 bin 200 hektar alanın sulamasında kullanılacağını belirtti.      Aynı zamanda barajdan sulamanın yanı sıra 14 megawat (MW) kurulu gücün de Hidroelektrik Santrali`nde (HES) kurulacağı, sulama ve enerji amaçlı olan Taşköprü Barajı sulamasından 5 bin 300 hektarı Sinop`a bağlı Boyabat ve Durağan ilçelerinde, 900 hektarının ise Kastamonu`nun Hanönü ilçesinde kullanılacağı kaydedildi.      Proje ihalesinin tamamlanmasının ardından, proje ihalesinin 2013 yılında yapılmasının hedeflendiğini belirten DSİ yetkilileri, baraj ve sulama kanallarının tamamlanmasının normal şartlarda 10 yıl sürmesinin beklendiği ve yerleri kamulaştırılacak olan köylülerin asla mağdur edilmeyeceğini bildirdi.      Taşköprü Kuyluş Kö... Devamı

23 05 2011

Soner Yalçın yazdı

Soner Yalçın yazdı 12 HAZİRAN 2011 SEÇİM SONUCU HANGİ SEÇİM SONUCUNA BENZEYECEK Ayakları yere basan bir siyasi değerlendirme mi; yoksa temenni mi; ürkekçe de olsa deniliyor ki: “12 Haziran 2011 seçim sonucu, Mart 1989 yerel seçimlerine benzeyebilir” Kamuoyu yoklamaları, genel kanı seçimi yine ANAP’ın alacağı şeklindeydi. Hele istanbul’u Bedrettin Dalan’ın kaybetmesi düşünülmüyordu bile. 1987 genel seçiminde yüzde 35 alan ANAP; 1989 yerel seçiminde (ki yerel seçimlerde mevcut iktidarların oylarını genelde yünde 10 kadar artırdığı bilinir.) 21.7 aldı. Turgut Özal’ın aile fertlerinin ticari ilişkileri, “hanedan” görüntüsü seçmenden tepki almıştı. SHP’nin “Bir limon gibi sıktılar sizi” temalı seçim propagandası başarılı olmuştu. Evet, 12 Haziran 2011 seçim sürecinde benzer olgular var. Ancak… 12 Haziran seçimini; 1989’dan daha çok, 6 Kasım 1983 genel seçimine benzediğini düşünüyorum. ANAP’ın yüzde 45.5 oyla hükümet olduğu bu seçimin, 12 Haziran 2011 seçimine benzediğini analiz etmenin daha doğru olacağı görüşündeyim. O seçimin favori partisi, 12 Eylül darbesinin desteklediği Turgut Sunalp Paşanın MDP’si idi. Hatta darbenin lideri Kenan Evren seçimden iki gün önce TRT’ye çıkıp açık açık MDP’ye oy istemişti. Necdet Calp’ın HP’sine ikinci olacağına kesin gözüyle bakanlar, ANAP’a üçüncü parti gözüyle bakıyordu. Peki, ne oldu… ANAP oyların neredeyse yarısını aldı. Üstelik bir yıl önce 12 Eylül Anayasası yüzde 92 ile kabul görmüştür! İşte burada bir gerçeği... Devamı

23 05 2011

Gazetecilik zor zanaatmış!

ANKARA Milliyet  Erdoğan, “işi gücü zaten o kişinin bu. Sürekli mensubu olduğu yayın organının televizyonunda, köşesinde bu işi tahrik etti” dedi. Önceki akşam Habertürk televizyonundaki “Sansürsüz Özel” programına katılan Erdoğan’a yöneltilen sorular ve verdiği yanıtlar şöyle: -  “YGS’de sonuna kadar beklediniz. Hiç konuşmadınız. Başkanına sahip çıktınız, Milli Eğitim Bakanına sahip çıktınız.” “İnandım ve inandığım gibi de çıktı. ‘Bir tane yavrumuzun hakkının zayi olmasına müsaade etmeyiz’ dedim. ‘Sonuna kadar takipçisiyiz’ dedim. Ne oldu? Yargı lehte karar verdi. Öbür taraftan kendileri açıklamalarını yaptı. Ben diyorum ki ikinci imtihana ha gayret. Burada da yine medya var. Medyada da bunu kimlerin sürüklediğini biliyorsunuz. Bana isim verdirtmeyin. İşi gücü zaten o kişinin bu.”     -  “Bir kişi tarafından mı yapıldı bu? Medya mensubu mu?” “Etrafında bir grubu daha var. Yazılı medya mensubu. Ondan sonra dalga dalga bu illegal örgütlere kadar uzandı. Yürüyenlerin kaç kişi olduğunu görüyorsunuz, biliyorsunuz. Öğrenci tabi ne bilir. Başına böyle bir şey gelmiş. Önüne sürüyorlar. Hala bunun istismarını yapıyorlar.” ‘Görevlendirilmiş medya’ -  “Bir medya mensubu bunu niye yapar?” “Diyorum ya görevlendirme var. Görevlendirenler de belli. Şimdi bir bağımsız kurul ÖSYM. YGS onun bir işlevi. Bunun partiyle ne alakası var? Doğru cevaplara baktığınızda bir önceki yıla göre çok daha farklı, daha düşük ve aynı aileden aynı kişiler böyle bir şey söz konusu değil. KPSS’ye bakıyorsunuz bir önceki yılın o... Devamı

23 05 2011

GÜRSEL TEKİN’LE TALAS EXPRESS HABER’E ÖZEL

GÜRSEL TEKİN’LE TALAS EXPRESS HABER’E ÖZEL 02 March, 2011 11:27:00 TalasExpress Haber Yazı Boyutu:   Foto:teh Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ile Röportajımız... TEH-Genel Seçim’de oy oranınız yüzde kaç olacaktır? Öngördüğünüz oranı alırsanız buna göre partinizi başarılı görür müsünüz? Gürsel Tekin-Sayın Genel Başkan’ın koyduğu bir hedef var önümüzde. Bu oran yüzde 40’tır. Ben daha temkinli yaklaşıp İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için verdiğimiz mücadelede aldığımız oyu telaffuz edeceğim. Yüzde 37-38. Bütün anket şirketleri, biri hariç, o zaman da bunu beklemiyordu. Ben o zaman da emindim, şimdi de eminim. Tevazu göstermeyeceğim Türkiye seçmenini çok iyi tanırım. Ve onlara çok güveniyorum. TEH-Medyanın olumsuz dile getirdiği CHP’de çok seslilik eleştirileri için ne diyorsunuz? Gürsel Tekin-CHP bir Sosyal Demokrat partidir ve eskimeyen ilkelerimiz, yepyeni bir söylemle halkın karşısındayız. Partimizin kurumsal kimliğini Sayın Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları belirler. Onun sözleri çizgimizi yansıtır. Bir grup medyanın bizim içişlerimizi sürekli “CHP’de fikir ayrılığı, kriz” gibi yansıtmasının hiçbir manası yok. Seçmende karşılığı da yok. Halkımız bizim çözümlerimizi önemsiyor. Bakın bütün Anadolu’yu geziyoruz.. Halkımız bizimle ilgili dedikodulara itibar etmiyor, “benim çocuğumun işsizlik derdine CHP nasıl çözüm olacak?” diye soruyor. O ne demiş, bu ne demiş? Bunlara takılmıyor. TEH-CHP’nin siyasi çizgisinde değişim olacak mı? Büt&... Devamı

13 05 2011

Köşk danışmanından inciler

Köşk danışmanından inciler |  görsel 1

Köşk danışmanından inciler Cumhurbaşkanlığı danışmanı Yusuf Müftüoğlu’nun Twitter üzerinden yaptığı yorumların çoğunun hakaret içerikli olması tepki topluyor. Köşk’ün tarafsızlığına gölge düşürmekle suçlanan Müftüoğlu’na göre ise bunlar kişisel görüşleri.  İlişkili fotoğrafları göster   Cumhurbaşkanlığı'nın internet sitesindeki “teşkilat” şemasına göre “başdanışmanlar” ve “danışmanlar” doğrudan Cumhurbaşkanı'na bağlı olarak çalışıyor. O danışmanlar arasında yer alan Yusuf. S. Müftüoğlu'nun Twitter'da, Maze Cezaevi'ndeki açlık grevi direnişinde 25 yaşındayken hayatını kaybeden IRA üyesi “Kieran Doherty”nin adını taşıyan bir hesabı bulunuyor. Ancak Müftüoğlu kimliğini saklamıyor, T24.com.tr’nin haberine göre Twitter'daki hesabında kendi fotoğrafını ve zaman zaman gerçek ismini kullanıyor.  İşte T24.com.tr'nin Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın'ın kaleminden Köşk'ün sayılı danışmanlarından birinin Twitter macerası: Müftüoğlu liberal  bir dünya görüşüne sahip. Kendisini anlatırken,  “Kendimi bir 'dünya vatandaşı' olarak görüyorum, ulus-devleti ve mirasını ahlaken de, rasyonel-pragmatik zeminde de reddediyorum, milliyetçilikle  uzaktan yakından alakam yok, üçüncü dünyalı olmanın erdemli olmak demek olmadığını gayet iyi biliyorum ve hayatım batı kültürünün unsurlarıyla dolu. Hiçbir zaman milliyetçi olmadım, olmayacağım. Ama yaşadığım ülkeyi ABD ve müttefiklerinin 'özgürleştirmesine&... Devamı

12 05 2011

Sevim Kılıçdaroğlu, SÖZCÜ'ye anlattı

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, mitingler için Türkiye'yi hiç durmadan karış karış gezerken, Sevim Kılıçdaroğlu da bazı illerde kendisine eşlik ediyor. Gayet sade giyinen Sevim Hanım, spor ayakkabıları, tişörtü Ve makyajsız haliyle dikkat çekiyor. Eşi halkı selamlarken, o bir köşede oturmayı tercih ediyor. Davet edildiğinde ise itiraz etmiyor. Sevim Hanım, gecekondu mahallesinde geçen çocukluğundan söylem tartışmasına, kırgınlıklarını, umutlarını SÖZCÜ'ye anlattı. İşte o röportaj: "KEMALİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUM" Bu dönemde gazetecilik yapmak ister miydiniz? ■ Gazetecilik eğitimimi yarıda bıraktım. Çok güzel bir meslek. Köşe başlarmda büyükler var ama asıl habercilik yapanlar muhabirler... Sizleri görünce mutlu oluyorum. Gündemi sıkı takip ediyorum. Kemal'i yakından takip ediyorum. Ailece öyleyiz zaten. Olumsuz yazılar olduğunda ne düşünüyorsunuz? ■ Eleştiri olabilir. Yeter ki hakaret, yalan olmasın. Eleştirilmek güzel, eleştirilmemek kötüdür. Sizi kıran yorum oldu mu? ■ Vallahi 'Bu da söylenir mi?' dediğim çok şey var ama karalar bağladığım bir şey de yok. Üslubuna karışıyor musunuz? Kritik yapıyor musunuz? ■ Her gün kritik yapmaya fırsatımız olmuyor açıkçası. Çok geç geliyor. Yorgun oluyor. Tabii zaman zaman da eleştirdiğim oluyor. Mitinglerden hangilerine katılmak istiyorsunuz? Diyarbakır ve Hakkari'yi mutlaka görmek istiyorum. İlgiyi nasıl buluyorsunuz? ■ 'Bizim Kemal' diyor olmaları güzel bir şey. Genel başkanlığıyla birlikte bir heyecan oldu ve bu da onun yansıması. Bir umut, daha güzel şeyler olacak umudu. TEK ARZUM AKP'NİN MECLİSE GELMEMESİ! Sizce nasıl bir Meclis olur? ... Devamı

12 05 2011

Kehanet değil gerçek! Bahçeli hükümet ortağı olacak...

Levent Kırca Aydınlık gazetesinde yazdı  Kehanet değil gerçek! Bahçeli hükümet ortağı olacak...    Sabah kapı çaldı.Ben popomu kaldırıncaya kadar oğluma açıvermiş. Elinde bir zarfla geldi, "Bu sana" dedi. Mektup ÖSYM'den geliyor. Heyecanla açtım bir baktın imtihan sonuçları. Yüksek bir puan tutturmuşum. Yani istediğim üniversiteye girebilirim. Tıp istiyordum, "Allah gönlüme göre verdi" dedim. Oğlum da "Saçmalama baba, sen imtihana falan girmedin. Ayrıca bu iş için yaşın da geç. Rüya görüyorsun" dedi. Kulak asmadım. "Zafı getirene bahşiş verdin mi ?" dedim. "Hâlâ kapıda. İstersen sen ver" diye yanıtladı beni. Banyonun küçük penceresinden ön kapıya baktım adam bekliyor.Bir 20'lik çekip cüzdandan, yüksek puan tutturmanın heyecamnı ile ikişer üçer atlayarak basamakları, vardım adamın yanma. Yahu ben bu mektubu getiren adamı bir yerden tanıyor gibiyim. Evet, evet hatırladım. Kars'taki heykel bu. "Ama nasıl olur?" dedim. Heykel de bana "Sen bu ülkede mantık mı arıyorsun?" dedi. "Peki Erdoğan seni yıkmadı mı?" dedim. "Sadece yıksa iyi" dedi. "Önce dilim dilim doğradı, sonra yıktı." Gözlerini dikmiş bakıyor bana. "Hayrola, niye baktın?" dedim. "Hepinize kırgınım. Yeterince sahip çıkmadınız bana" dedi. "Birkaç toplantı yapmıştık" diyebildim. "Yeterlimiydi sence?" dedi. Başımı önüme eğdim, haklıydı çünkü. "Peki sen, yıkıldın da hâlâ nasıl geziyorsun?" "Yıkıldım ama ölmedim!" dedi. "Seçim sonuçlartnı bekliyorum. Olumsuz çıkarsa, işte o zaman tamamen yıkılacağım. Buyur, bu da senin kaseti... Devamı

12 05 2011

12 Haziran 2011'de yapılacak 24. dönem milletvekili seçimler

12 Haziran 2011'de yapılacak 24. dönem milletvekili seçimlerine 1 aylık süre kaldı.   12 Haziran seçimleri aynı zamanda şeffaf oy sandığı, oy kaşesi, renkli oy pusulası gibi ilklere de sahne olacak. Seçimlere ilişkin rakamalar ise dikkat çekiyor. Seçime 15 siyasi parti katılacak. Seçimde 7 bin 492'si siyasi partilerden, 203'ü de bağımsız olmak üzere toplam 7 bin 695 aday yarışacak. Seçimde, 50 milyon 189 bin 930 seçmen, 85 seçim çevresinde 199 bin 207 sandıkta oy kullanacak. Seçim takvimine göre yarın siyasi partilerin seçim çevreleri itibariyle milletvekili kesin aday listeleri Resmi Gazete'de yayımlanacak. Yurtdışı Seçmen Kütüğü'ne kayıtlı 2 milyon 568 bin 977 seçmen, 10 Mayıs Salı günü itibariyle 25 gümrük kapısında kurulan sandıklarda oy vermeye başladı. Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) seçim takvimine göre bundan sonraki süreç şöyle işleyecek: 31 Mayıs Salı: Radyo ve televizyonda yayın için başvuran siyasi partilerin radyo ve televizyonda yapacakları propaganda konuşmalarının yayın ve zaman sıralarının belirlenmesi için Yüksek Seçim Kurulunca ad çekilecek. 2 Haziran Perşembe: Seçim propagandası ve yasakları başlayacak. 5 Haziran Pazar: Radyo ve televizyon propaganda konuşmaları başlayacak. 6 Haziran Pazartesi: Görevlilerle ilgili eğitim çalışmaları tamamlanacak, ilçe seçim kurullarınca sandık kurulları başkanlarına, seçim araç ve gereçlerini ihtiva edecek şekilde teslim edilmesi gereken malzeme torbalarının hazırlanmasının bitirilecek. Seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı tamamlanacak ve dağıtılamayanların ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına teslimi yapılacak. 9 H... Devamı