'6 yıllık cumhuriyet', '79 yıllık cumhuriyet'e k

25/11/2009 · Kategori: Kose Yazisi


 '6 yıllık cumhuriyet', '79 yıllık cumhuriyet'e karşı

 

Mustafa MUTLU; Vatan; 13.03. 2009

 

Başbakan il il dolaşıp hep aynı metni okuyor; “79 yıllık cumhuriyet” tarihinde yapılmayanları yapmakla övünüyor... Duble yollardan, konutlardan, üniversitelerden söz ediyor...

***


Türkiye’de cumhuriyet 29 Ekim 1923’te ilan edilmedi mi?

En son 29 Ekim 2008’de cumhuriyetin 85’inci yılını kutlamadık mı?

O zaman nedir bu “79 yıllık cumhuriyet?”

Basit: 2002 yılında iktidara geldiler ya, kendilerinden önceki dönemi kastediyor...

Böylece, Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu yıllar da dahil, AKP’den önceki tüm iktidarlarla kendi dönemlerini kıyaslıyor.

***


“79 yıllık cumhuriyet”i bilmem ama Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk 79 yılında yapılanları bilirim...

Aslında sen de bilirsin Başbakan Erdoğan!

Çünkü o 79 yılda yapılanları “sata sata” yaptın, yapacaklarını... Tıpkı mirasyedi evlat gibi!

2002’yi geçelim; sonuna doğru iktidar oldunuz...

2003’te Taksan’ı, Gerkonsan’ı, Taşucu Tersanesi’ni, Merinos Halı’yı komple, Sümer Holding’i, Seka’yı, THY’nin, TEKEL’in varlıklarını parça parça 188 milyon dolara...

2004’te Esgaz’ı, Eti Bakır’ı, DİV-HAN’ı, Bursagaz’ı, Amasya Şeker’i, Eti Gümüş’ü, Eti Krom’u, Çayeli Bakır’ı, Kütahya Şeker’i, Eti Elektrometalürji’yi tamamen, TEKEL’i, THY’yi, Sümer Holding’i arsa arsa 1.3 milyar dolara...

2005’te Ataköy Turizm’i, Ataköy Otelcilik’i, Ataköy Marina’yı, Eti Alüminyum’u, Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı, Türk Telekom’u ve Adapazarı Şeker Fabrikası’nı 8.2 milyar dolara...

2006’da TÜPRAŞ’ı, ERDEMİR’i, Başak Sigorta’yı, Karadeniz Bakır’ı, TEKEL’in ve Sümerbank’ın taşınmazlarını, THY’nin hisselerinin önemli bir bölümünü 8.1 milyar dolara...

2007’de Halk Bankası’nın hisselerini, TEDAŞ’a, TEKEL’e, PETKİM’e ait taşınmazları 4.2 milyar dolara...

2008’de PETKİM’i, TEKEL SİGARA’yı, Türk Telekom’un elde kalan hisselerini, diğer kamu kuruluşlarının arsalarını, binalarını 6.2 milyar dolara...

2009’un ilk iki ayında Başkent ve Sakarya Elektrik’i 1.8 milyar dolara...

SİZ SATMADINIZ MI?

Yani 6 yıl 2 ayda tam 30 milyar dolarlıklık özelleştirmeyi, SİZ YAPMADINIZ MI?

Sattığınız bunca ağır sanayi, sanayi ve hizmet kuruluşlarının tamamı, sizden önceki “79 yıllık cumhuriyet” döneminde kurulmadı mı?

Hal böyleyken, “79 yılda ne yapıldı ki” demek, en hafif deyimiyle nankörlük olmuyor mu?

***


Peki; 79 yılda yapılanları 6 yılda satarak ne yaptınız?

Çukurlarla dolu duble yollar, üflesen uçacak toplu konutlar...

Bir de “lale” diktiniz!

Kendi deyiminizle işsizlik oranını 2 puancık artırarak, yüzde 12,3’e çıkardınız!

Bu ülkeyi, açlıkla, yoksulluk intiharlarıyla tanıştırdınız!

Eserinizle ne kadar övünseniz azdır!

*****


GÜNÜN SORUSU

Tarım Bakanı Mehdi Eker dün Bitlis’te kendisine soru sormak isteyen bir genci, “Artistlik yapma, sesini yükseltme” diyerek terslemiş...

Acaba Başbakan’ın koltuğuna mı göz dikti?

*****


Mustafa Mustafa Balbay!


Sevgili Mustafa; güzel adaşım... Bilmiyorum oralarda, iktidar yalakası gazeteler dışında kalan gazeteleri de okumanıza izin veriyorlar mı?

Eğer veriyorlarsa ve eğer bu yazıyı tesadüfen de olsa okursan; okurlarının selamı var...

Dün binlercesi Cumhuriyet’in kapısındaydı senin için...

Saatlerce soğukta bekleşip, kitaplarını imzalattılar dostlarına, arkadaşlarına, meslektaşlarına...

***


Binlerce göz gördüm o bahçede, bir tekinde karamsarlık yoktu...

Rüzgârın sağa sola savurduğu, savuramadığı onlarca yazar; soyadlarımızdan vazgeçtik dün...

Hepimiz Mustafa Balbay olduk.

Senin kırmızı mürekkeple yazılmış ismini, onurla taktık göğsümüze; suçlu olabileceğine ilişkin en küçük bir kuşku bile duymadan!

Bu ülkedeki laik, sosyal, demokratik bir hukuk devletinden yana tavır koymasını bilenlerin yürekleri dün senin için attı.

Dinlen güzel kardeşim, bir de günlük tut!

O günlükler ki; zamanı gelince bu karanlık günleri daha iyi anlamamızı sağlayacak...

Yanaklarından öpüyorum.

Mustafa Mustafa Balbay!

Tayyip Erdoğan’ın Ulusal Kimlik Sorunu... ATAOL BEHRAMOĞLU

20/10/2009 · Kategori: Elestiri

Tayyip Erdoğan’ın Ulusal Kimlik Sorunu... ATAOL BEHRAMOĞLU



CUMARTESİ YAZILARI/Cumhuriyet 10 Ekim 2009

ATAOL BEHRAMOĞLU
Tayyip Erdoğanın Ulusal Kimlik Sorunu
Günümüz Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın ulusal kimlik konusunda kişisel bir sorunu olduğu kanısındayım.
Buna Türklükle ilgili bir sorun da denebilir.
Yazıya başlamadan önce internete girip Tayyip Erdoğan ve Türklükyazdığımda karşıma çıkan malzeme bolluğu beni şaşırtı.
Demek ki insanlarımız uyumuyor diye düşündüm.
Ya da bu uyur gezerler toplumunda uyumayanlar da var.
Fakat şimdilik, internetteki malzeme bolluğunu meraklısına duyurmuş olmakla yetinerek, ben kendi düşüncelerimi açıklamaya çalışayım.
***
Şunu öncelikle saptayalım.
Bütün Cumhuriyet tarihimiz boyunca Türklükve alt kimlikkavramlarını bir arada telaffuz eden ilk ve tek kişi Tayyip Erdoğandır.
Benim kuşağım, bizden önce Cumhuriyetin ilk kuşakları ve bizden sonrakiler, Türklüğü bir alt kimlik (etnik aidiyet) olarak değil, bir ulusa, bir tarihe, bir kültüre aidiyet olarak öğrenmiştik.
Bu toplumu oluşturan bütün etnik aidiyetleri (etno-kültürel özellikleri koruyarak) ulusal bütünlük içinde birleştiren bir kavramdı bu.
Şimdi eğer Tayyip Erdoğanın tezi kabul görür ve anayasadan başlayarak bütün ulusal belgelere işlenecek olursa, ortaya yeni bir ulus tanımı çıkmış olacak.
Ulusal eğitim felsefesi de buna göre biçimlenecek.
Böylece Türkiye Cumhuriyeti (adının başında Türkiye sözü hâlâ kalacaksa) ortak bir ulusal aidiyetin değil, tıpkı eski Yugoslavya gibi, farklı ulusal aidiyetlerin gevşek dokulu birlikteliği olacak.
Gevşek dokulu, çünkü (Türklük de içinde olmak üzere) etnik aidiyetler bu anlayışa göre tanımlandığında, bu etnik topluluklardan (yeni adlarıyla uluslardan) herhangi birinin, şu ya da bu nedenle bu federasyondan istediği anda ayrılmaması için bir neden kalmayacak...
Dikkat edilecek olursa, bunun Osmanlıya bir dönüş özlemini içerdiği de açıkça görülecektir.
***
Tayyip Erdoğan Türklüğü alt kimlik kategorisine indirmekle ne yapmak istiyor?
Bence onun sorunu şu ya da bu etnisiteyle değil, laik Cumhuriyetledir.
Türklük kavramı birleştirici kimlik olmaktan çıkarılıp alt kimliğe indirgendiğinde; yerine anayasal yurttaşlıkgibi (ulusal-kültürel aidiyetle ilgisi bulunmayan) hukuksal bir yurttaşlık kavramı konulduğunda, Cumhuriyet Türkiyesi gerçekten de (tasada ve kıvançta değil, ancak ve sadece çıkar amaçlı olarak bir arada bulunan ve böylece de her an bozulabilecek) bir şirketler topluluğuna dönüşecek; modern anlamda ulus olmaktan çıkan bu toplulukların yönlendirici (ve belki bu anlamda birleştirici!) ideolojisi ise, büyük çoğunluğun dini olan İslam başta gelmek üzere, dinsel inançlar olacaktır...
***
Tayyip Erdoğanın Türklükle ilgili olarak ortaya attığı bu alt kimlik kavramı belli ki çok tartışılacak.
Benim kendisine ve yandaşlarına ve bu konuda zihni karışık olanlara şimdilik söyleyebileceklerim şunlar olabilir:
Türkiye Cumhuriyetini modern, laik bir devlet olarak kuran ve farklı etnisitelerden bir ulus yaratan düşünce, Türkdilinde oluşturuldu...
Bugün bir Türk edebiyatı, Türk felsefesi, Türk bilimi, en çetrefil yazınsal ve bilimsel metinlerin çevrilmesine yetenekli bir Türk dili varsa, bütün bunlar, hangi etnik kökenden gelirlerse gelsinler, ortak iletişim ve kültür dilleri Türkçe olan bu insanlarca oluşturuldu.
Başka türlü bu topraklarda bir ulusal devlet, laik bir Cumhuriyet kurulamaz, belki en çok Osmanlının küçük ve komik bir taklidi yaratılır, o da uzun ömürlü olamazdı...
Şimdi asıl sorun, yeni ulusal devletler ve devletçikler kurma hırsı ve hevesiyle, bu büyük birkimin feda edilip edilemeyeceği noktasında düğümleniyor...
Modern-laik Türkiye Cumhuriyetinin kuramını ulusal-kültürel bir kavram olarak oluşturan ve pratikte gerçekleştiren Türkiye Türklüğü olgusunu sadece ve dar bir etnik aidiyet ve bir alt kimlik düzeyine indirgemek isteyen eğilim, bu Cumhuriyetin temellerine konulmuş tahrip gücü en yüksek bir bombadan farksızdır.
Ahlaki, insani, entelektüel sorumluluğunun altından kalkmaya, başta Tayyip Erdoğanın kendisi olmak üzere, hiç kimsenin gücü yetmez.

Sarmısaklı Osmanlı Yahnisi

18/5/2009 · Kategori: Haber

Sarmısaklı Osmanlı yahnisi

Faruk Tabak yüzünden saatlerce sarmısak ayıklamış kişilerden biri de benim. Bir zamanlar üşenmeyip arada sırada yaptığım sarmısaklı yahniyi artık hiç yapmadığımı fark ettim. Bu tarif Faruk’un bulduğu tarif miydi bilemiyorum, çünkü yemeği onun anlattığı gibi ezberden yapıyordum. Kimyon yerine tarçın koyduğumu hatırlıyorum. Bu reçeteyi ise tarihçi Özge Samancı 1844 tarihli “Ahçıların Sığınağı” kitabından uyarlamış. Tarifin özgün hali ise en sonda.

2 orta boy soğan, halka halka doğranmış, 1 tepeleme çorba kaşığı tereyağı, 800 gr. kuzu eti (2-3 cm büyüklüğünde küp şeklinde doğranmış), 40 diş sarmısak (Faruk’a göre çok daha fazla), 2 çorba kaşığı üzüm sirkesi, ½ çay kaşığı karabiber, ½ çay kaşığı kimyon, tuz

Soğanları pembeleşinceye kadar yağda kavurun. Tencerenin dibine kuzu etlerinin yarısını döşeyip üzerine bir kat sarmısak dizin ve geri kalan etleri üzerine kapatın. Tencereye kavrulmuş soğanı, kimyon, karabiber ve sirkeyi ekleyin ve üzerini geçecek şekilde su koyun.

Ateşe oturtun ve tencere kaynamaya başladıktan sonra altını iyice kısın. Etler yumuşayıncaya kadar en az bir saat pişirin.

Pişmeye yakın en son tuzunu ilave edin.

“Bir miktar et doğrayıp badet-tathir bir miktarını tencereye dizip ve sarmısağın kökünü kesip ve üst kabuğunu soyup bir kat sarmısak ve bir kat et dizip tamam oldukta bir kaç baş soğanı miktar-ı vafi yağda kızartıp lahmın üzerine dökeler ve üzerine birkaç fincan sirke ve biraz su koyup tuz ve biber ve kimyon dahi ihmal olunmaya. Badehu kızarınca pişirip sahanlara taksim birle tenavül buyuralar.”

Melceü’t-Tabbahin (1844),

s.30, no.6 Dergi 15.03.2009

YİTİK ŞİİR

17/5/2009 · Kategori: Siir

YİTİK ŞİİR

 

şiiri yitik ozan

gezecek gün boyu çarşı pazar

tokları geçip açları görecek

sigarası sönmüşse bir hamalın

ortak olacak efkarına

bir gülücüğe karşılık

yüreğini verecek

 

sevgi omzumuzda yük

özlemler gölgesini yitirmiş dağ

ufacık köpük dalgalar

yanılgı mı ihanet mi ne sayarsan

güzelliğini yarınların

çocuklara çok gördük

 

Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 33)

« Önceki ::